Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/741 E. 2026/497 K.

Konu: Ecrimisil İhbarnamesinin İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/741
Karar No
2026/497
Karar Tarihi
Konu
Ecrimisil İhbarnamesinin İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/239 E., 2025/406 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2023/5441 Esas, 2024/4469 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki ecrimisil ihbarnamesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yargı yolunun caiz olmaması ve dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince miktar itibarıyla kesin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ...Mahallesi 6 09... parsel sayılı taşınmaz için davalı İstanbul Defterdarlığı tarafından 4.418,00 TL ecrimisilin müvekkili belediyeden tahsili talebiyle ecrimisil ihbarnamesi gönderildiğini, dava konusu taşınmazın semt sakinleri tarafından fiili olarak açılıp kullanılan yol olduğunu, belediyenin asfaltlamak suretiyle yolu ihya ettiğini, bu eylemi nedeniyle belediyenin şagil olarak değerlendirilemeyeceğini, Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 84, 85... . maddelerinde belirtilen hükümlere uyulmaksızın tahakkuk ettirilen ecrimisilin hangi tarihteki komisyon kararı ile yapıldığının dahi belli olmadığını belirterek; bila tarihli ecrimisil ihbarnamesinin öncelikle yürütülmesinin durdurulmasını ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 3192/5760 payına İstanbul Defterdarının "kayyım" tayin edildiğini, taşınmazın 11,27 m²'sinin 2014 yılından itibaren Sarıyer Belediye Başkanlığınca merdivenli yol alanı olarak kullanıldığının tespit edilmesi üzerine ilgili komisyon kararı ile kayyım atanan hisseye düşen 6,24 m² için ... aleyhine 4.418,00 TL işgal tazminatı takdir edilip kararın onaylandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 31.Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.2023 tarihli ve 2022/735 Esas, 2023/231 Karar sayılı kararı ile; idari bir işlemin iptali talebinin idari yargıda ileri sürülebileceği gerekçesiyle; yargı yolunun caiz olmaması ve dava şartı noksanlığı nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.10.2023 tarihli ve 2023/2394 Esas, 2023/1672 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince 09.05.2023 tarihinde karar verildiği, hüküm tarihi itibarıyla miktar veya değeri 17.830,00 TL'yi geçmeyen kararların kesin olduğu, bu durumda 4.418,00 TL ecrimisil talebine ilişkin karar davacı yönünden kesin olduğundan, ayrıca aslı istinaf edilemeyen hükmün fer'ileri de istinaf edilemeyeceğinden vekâlet ücretine ilişkin hükmün de kesin olduğu gerekçesiyle HMK'nın 352/(1).b maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2023/5441 Esas, 2024/4469 Karar sayılı kararı ile; ''... Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince yargı yolunun caiz olmadığı (görevsizlik) gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi sonrasında, hükmün davacı tarafça istinafa taşınması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dava değerine bakılmaksızın münhasıran yargı yolu ile ilgili istinaf incelemesi yapılması gerekirken, yargı yolunun caiz olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılıp bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin, doğrudan adli yargı yoluna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesindeki "miktar yönünden istinaf kesinlik sınırını düzenleyen" hükümlerin uygulanarak, uyuşmazlık değeri üzerinden yazılı şekilde, "miktar itibariyle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine" karar verilmiş olması kamu düzenini ilgilendiren usul hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir…'' gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karardaki gerekçesi tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; görevli yargı yerinin adli yargı olduğunu, taşınmazın kullanımının engellenmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ecrimisil ihbarnamesinin yürütmesinin durdurulması ile iptali istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi sonrasında hükmün davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dava değerine bakılmaksızın münhasıran yargı yolu ile ilgili istinaf incelemesi yapılmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114, 115, 341, 352. maddeleri. 2. Değerlendirme

1. Uyuşmazlığın çözümünde, konu ile ilgili yasal düzenleme ve kavramlara ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. 2. Hukuki nitelikleri bakımından bir bütün teşkil eden yargısal işler bir yargı kolunda toplanır ve bunlar hakkında o yargı çeşidine özgü yargılama usulü uygulanır (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt I, İstanbul, 2001, s. 4). Türk yargı sistemi Anayasa yargısı, İdarî yargı, Adlî yargı olmak üzere üç kola ayrılır (Baki Kuru, Burak Aydın, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, 2025, s. 38). Adlî yargı da kendi arasında Medenî yargı ve Ceza yargısı olarak ikiye ayrılır. Medenî yargının konusu, hukuk mahkemelerinin özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetleridir. Bu yargı ile meşgul olan hukuk koluna, hukuk muhakemeleri usulü hukuku denir. İdarî yargı, idarî makamların idare hukuku alanındaki faaliyetinden doğan idarî uyuşmazlıkların çözümlenmesi ile meşgul olur, idarî davalarda uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak yargılama usulü 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununda (İYUK) düzenlenmiştir. 3. Medenî yargıda hukuk mahkemesi ile idarî yargıdaki idare mahkemesi arasındaki ilişki bir yargı yolu ilişkisidir. Bir davaya hukuk mahkemesinde mi yoksa idare mahkemesinde mi bakılacağı yargı yolu sorunudur. Yargı yolu kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme yargılamanın her aşamasında yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetir. Mahkemenin ilk önce yargı yolu sorununu inceleyip karara bağlaması gerekir; çünkü yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır. Yargıtay temyiz, Bölge Adliye Mahkemeleri ise istinaf incelemesi kapsamında hukuk mahkemelerinin yargı yolunun caiz olup olmadığını resen incelemekle yükümlüdür. 4. Yargı yolunu değiştiren görevsizlik kararına karşı istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurulduğunda öncelikle dava konusu uyuşmazlığın (hangi yargı kolunda) hukuk mahkemesinde mi idare mahkemesinde mi çözüleceğine karar verilmelidir. Yargı koluna özgü yargılama usulünün belirlenebilmesi için öncelikle davanın hangi yargı kolunun faaliyet alanında olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Örneğin, adli yargının faaliyet alanında olan bir davada uygulanacak yargılama usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) düzenlenmiştir. 5. Somut olayda mahkemece yargı yolunun caiz olmaması ve dava şartı noksanlığı nedeniyle 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yargı yoluna ilişkin bir denetim yapılmaksızın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanarak miktar itibarıyla kesin olan İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bir kararın HMK'nın 352/(1). b maddesi gereğince, miktar itibarıyla kesin olup olmadığını inceleyebilmek için öncelikle davanın hangi yargı kolundaki mahkemede görüleceğine ilişkin uyuşmazlık çözülmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince yargı yoluna ilişkin inceleme yapılmadan adli yargı yerinin uyguladığı usul kurallarına göre kesinlik sınırının belirlenmesi hukuka aykırıdır. 6. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; dava şartları bakımından değere bakılmaksızın inceleme yapılabileceğinin usul kanunumuzda düzenlenmediği bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir. 7. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/741, K. 2026/497, T. 09.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-741-e-2026-497-k-40500b2329d0