İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/621 E. 2026/736 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/621
- Karar No
- 2026/736
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/621 Esas KARAR NO : 2026/736
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/11/2020 KARAR TARİHİ : 23/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Yönetim Kurulunda ... olarak görev aldığını, müvekkilinin danışmanlık hizmeti sunduğunu, davalının ... 3.600,00 Avro, 1.700,00 Avro tutarında nakdi ve 500.000,00 TL ile 3.300,00 TL tutarında krediler kullandığını, bu kredilerin vadelerinde öteleme yapılması için müvekkilinden danışmanlık hizmeti için destek olunmasını istediğini, bu yüzden taraflar arasında 06/12/2018 tarihinde danışmanlık hizmeti sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme sonrasında kredilerin uzatılmasının sağlandığını, ancak davalı tarafından danışmanlık hizmeti bedelinin ödenmediğini, bu yüzden davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, bu yüzden takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, davacı tarafından sunulan komisyon içerikli metinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, geçerli olmadığını, davacının hiçbir hizmet vermediğini, davacının iddia ettiği hususların hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete kesilmiş olan serbest meslek makbuzunun bulunmadığını, davacının icra takibine konu ettiği tutarın gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce taraf delillerinin celbi için ilgili yerlere müzekkere yazılmış, müzekkere cevapları celbedilmiş bilirkişi raporu ve ek rapor aldırılmıştır. Mahkememiz dosyasının 19/11/2020 tarihli tensip zaptının 9/D maddesi uyarınca ilgili vergi dairesine müzekkere yazılarak davacının hangi usulde defter tuttuğu, hangi usulde vergilendirildiği hususlarının araştırılması için müzekkere yazılmasına karar verildiği, ... Vergi Dairesinin 25/11/2020 tarihli yazı cevabında ... faaliyet kodu ile işletme ve idari danışmanlık faaliyetlerine devam ettiğinin, son dönem serbest meslek kazancı dolayasıyla 2019 yılı gelir vergisi beyannamesinin yazıları ekinde gönderildiğinin bildirildiği görüldü. Mahkememiz dosyasının 10/01/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca davacı adına kayıtlı ticari işletme yahut esnaf kaydının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına karar verildiği, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 19/01/2024 tarihli yazı cevabında ...'nin gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; Finansal Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden ve dava şartlarının ve dava şartlarından olan mahkemenin görevli olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında re'sen incelenmesi gerektiğinden mahkememizce görev hususu irdelenmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Mahkememizin iş bu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2025/1567 E., 2025/3348 K. Sayılı ilamında " Davacı taraf dava dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşme konusunu " ...Davacı müvekkil ile davalı şirket arasında 01.09.2021 tarihinde "Ticaret Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, ...ve ... kurumları nezdinde belirli tüm destek programlara ilişkin başvuru ve uygulama işlemlerinin gerçekleştirilmesi, danışmanın müşteriye ait projeleri için hizmet içeriklerine yönelik gerekli danışmanlık hizmetlerinin verilmesi..." şeklinde açıklamıştır. Davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı, serbest meslek defteri tuttuğu, finansal ve idari danışmanlık hizmetlerine dair serbest meslek ile iştigal ettiği, karşı görevsizlik kararında atıf yapılan yazı cevabında, kanuni temsilcisi olduğu şirketin bilanço esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, her ne kadar davacının kazancı bilanço esasına göre defter tutma hadlerinin üstünde ise de, bilanço usulüne tabi olmadığı, zira mükellefiyet kaydına göre gelirinin serbest meslek kazancı olarak kabul edildiği, dolayısıyla tacir konumunda olmadığı, serbest meslek erbabı olarak mesleki faaliyette bulunan davacının bu işi gerçekte bir ticari işletme faaliyeti kapsamında yaptığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı nazara alındığında, davaya bakmak görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 15/12/2025 gününde oy birliğiyle karar verildi." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi 2025/1058 E., 2025/1534 K. Sayılı kararında " Somut olayda, davanın niteliğine göre mutlak ticari dava olmadığı tespit edilmekle beraber, mahkemece davanın nispi dava niteliğinde olup olmadığının tespiti için davalı Mehmet ... hakkında ... Vergi Dairesine ve...icaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevaplarına göre davacının tacir olmadığı, ayrıca davalının serbest meslek kazancı elde ettiği ve serbest meslek kazanç defteri tutmuş olmasının tacir sayılması için yeterli olmadığı da anlaşılmakla davanın genel görevli asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bu yönde verilen karar yerindedir." şeklinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/2132 E., 2021/1654 K. Sayılı kararında " Mahkemece yapılan araştırmada davalının ticari işletmesi bulunduğuna ilişkin herhangi bir kayda ulaşılamadığı gibi, Pendik Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında davalının özel muayenehanelerde sağlanan diş hekimliği faaliyetine ilişkin olarak serbest meslek kazancı olarak vergiye tabi olduğu bildirilmiştir. Davacı taraf, davalının ticari işletmesi bulunduğunu ileri sürmüş ise de dosyaya bu yönde bir delili sunmamıştır. Bunun yanı sıra asliye ticaret Mahkemesinin görevinin tayininde uyuşmazlığa konu mal ve/veya hizmetin türü ve ticari iş karinesi etkili değildir. Zira Türk Ticaret Kanunu ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir(Hukuk Genel Kurulunun 16/09/2015 tarih, 2014/1026 Esas ve 2015/1765 Karar). Somut olaya konu dava, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesi ile ilgili olması halinde dahi davanın ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bunun yanı sıra eldeki dava, TTK'nın 4/1. maddesinin alt bentlerinde sayılan dava türlerinden de değildir. Bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesi görevli değildir. Taraflar arasında her hangi bir tüketici işlemi bulunmadığı da nazara alındığında HMK'nın 2. maddesi uyarınca eldeki davaya konu uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2022/160 E., 2022/2456 K. Sayılı kararında da benzer şekilde değerlendirmelere yer verildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; uyuşmazlığın Finansal Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacının tacir araştırmasına ilişkin olarak yazılan müzekkerelere verilen cevaplar incelendiğinde ticaret sicil müdürlüğü yazı cevabında davacının ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, vergi dairesi müzekkere cevabında davacının ... faaliyet kodu ile işletme ve idari danışmanlık faaliyetine devam ettiğinin ve serbest meslek kazancı dolayısı ile gelir vergisi beyannamesinin yazı ekinde gönderildiğinin bildirildiği, vergi dairesi yazı cevabı ve ekleri incelendiğinde davacının serbest meslek kazancı olarak vergiye tabi olduğunun anlaşıldığı, dosyamız ile emsal mahiyette olan ve görev uyuşmazlıklarını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2025/1567 E., 2025/3348 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere mükellefiyet kaydına göre gelirinin serbest meslek kazancı olarak kabul edilen davacının kazancı bilanço esasına göre defter tutma hadlerinin üstünde olsa dahi bilanço usulüne tabi olmadığı ve tacir konumunda olmadığı değerlendirildiğinden emsal yüksek mahkeme içtihatları da değerlendirilerek huzurdaki davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu kanaatine varılmakla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3- Görevsizlik kararı kesinleştiğinde (2 hafta içersinde istinaf edilmediğinde yahut istinaf başvurusu reddedildiği takdirde) ve süresinde (kararın istinaf edilmeyerek kesinleşmesinden yahut istinaf ret kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde) talep edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK 20.maddesi uyarınca süresi halinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının Görevli yada Yetkili Mahkemeye gönderilmesi taraflar tarafından talep edilmediği taktirde Davanın Açılmamış Sayılmasına karar verileceğinin taraflara ihtarına , 5-HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, davacı ve davalı vekillerinin (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2026
Katip ... (e-imzalıdır)
Hakim ... (e-imzalıdır)