İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/382 E. 2026/757 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/382
- Karar No
- 2026/757
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/382 Esas - 2026/757 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/382 KARAR NO: 2026/757
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 19/07/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 15.11.2024 tarihinde davalı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı bulunan ..... plakalı aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin .....’un yaralandığını, kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremez hale geldiğini ve bakıcı ihtiyacının doğduğunu, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının ..... soruşturma sayılı dosyasında alınan 21.03.2025 tarihli Adli Kusur Bilirkişi Raporunda araç sürücüsü ......’un kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ..... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş. nezdinde bulunan .... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde kaza tarihi itibarıyla kişi başına 1.800.000,00-TL sakatlık ve 1.800.000,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 3.600.000,00-TL teminat bulunduğunu, müvekkilinin yaşı, mesleği, gelirinin asgari ücret olarak kabul edilmesine muvafakat edildiği ve diğer tüm faktörler dikkate alındığında davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde müvekkilinin zararlarından sorumlu olacağını aktüerya incelemesi sonucunda belirleneceğini, müvekkilinin sürekli iş göremezlik zararı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL, geçici iş göremezlik zararı nedeniyle şimdilik 100,00-TL ve bakıcı gideri zararı nedeniyle şimdilik 100,00-TL olmak üzere toplam 300,00-TL maddi tazminat talep edildiğini, müvekkilinin kaza sonucunda geçici olarak iş göremez hale geldiğini ve en az %100 iş göremez olduğu dönem boyunca bakıma muhtaç durumda bulunduğunu, bu süreçte başkasının bakımına ihtiyaç duyduğunu, bakıcı giderinin hesaplanmasında brüt asgari ücretin esas alınması gerektiğine ilişkin Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.02.2013 tarih ve 2012/1882 E., 2013/2095 K. sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2014 tarih ve 2013/5693 E., 2014/7588 K. sayılı kararlarının bulunduğunu, müvekkilinin sürekli olarak bakıma muhtaç olup olmadığının Mahkemece alınacak raporla tespit edilmesi gerektiğini, davalı ZMSS sigortacısı ..... Sigorta A.Ş.’ye ......numaralı poliçe kapsamında teminat limitleri dahilinde ödeme yapılması için ihtarname gönderildiğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve başvurunun nihai olarak karşılanmaması nedeniyle temerrüt oluştuğunu, 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine dava öncesinde başvuru şartının yerine getirildiğini, 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve 20.06.2025 tarihli son tutanakla anlaşmaya varılamadığının tespit edildiğini, kazanın Ayaş/Ankara’da meydana gelmesi nedeniyle Ankara Batı Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının belirlenerek davalı sigorta şirketinden tahsil edilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma haklarının saklı kalmak kaydıyla maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere sürekli iş göremezlik zararı için 100,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL ve bakıcı gideri zararı için 100,00-TL olmak üzere toplam 300,00-TL maddi tazminatın belirsiz alacak davasında geçici talep olarak istendiğini, söz konusu 300,00-TL maddi tazminatın davalı ZMSS sigortacısı ...... Sigorta A.Ş.’den temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ve diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 163. maddeleri ile 2918 sayılı KTK’nın 85 ve 88. maddeleri uyarınca teselsül hükümleri kapsamında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketi vekilinin, başvuran tarafından dava şartının yerine getirilmediğini ve eksik evrakla başvuru yapıldığını, trafik kazasından kaynaklanan çalışma gücü kaybına ilişkin maddi tazminat talebinde bulunulması halinde maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesinin zorunlu olduğunu, 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesi ile Trafik Sigortası Genel Şartları’nın A.5.c, B.2 ve Ek:6 hükümleri uyarınca sigorta şirketine yapılacak başvuruda gerekli belgelerin eksiksiz şekilde sunulması gerektiğini, sürekli sakatlık talepleri bakımından sağlık kurulu raporu, T.C. kimlik numarası, kaza raporu, son üç aylık ücret belgesi ve banka hesap bilgilerinin izbrazının zorunlu olduğunu, başvuranın maluliyetinin net olarak tespit edilebilmesi için gerekli belgeleri sunmadığını, bu nedenle eksik evrakla yapılan başvurunun geçerli bir başvuru olarak kabul edilemeyeceğini ve dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2016/52 E., 2016/62 K. sayılı ilamında sigorta şirketine dava açılmadan önce başvuru yapılmasının dava açılmadan önce tamamlanması gereken özel dava şartı olduğunun kabul edildiğini, HMK’nın 115. maddesi gereğince dava şartlarının mahkemece her aşamada re’sen gözetilmesi gerektiğini, somut olayda davacının Trafik Sigortası Genel Şartlarında belirtilen belge ve bilgileri ibraz etmemesi nedeniyle geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceğini, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca kanunda öngörülen bir yıllık iyileşme süresi dolmadan davanın açıldığını, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca devamlı özürlülük raporu verilmeden önce iyileşmenin durmuş ve son bir yıl içerisinde herhangi bir düzelmenin meydana gelmemiş olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle maluliyet oranını gösterir raporun bir yıllık iyileşme sürecinin sonunda alınması gerektiğini, davanın bu yönüyle de usulden reddedilmesi gerektiğini, aksi kanaate varılması halinde ise dosyanın bilirkişiye gönderilerek usulüne uygun maluliyet raporu alınması gerektiğini, kusur oranlarının uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi gerektiğini, kaza tespit tutanaklarının bilirkişi raporu niteliğinde olmadığını ve kolluk görevlilerinin kusur dağılımı yapma yetkisinin bulunmadığını, kusurun özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle uzman bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, gerektiğinde Adli Tıp Kurumu raporunun yetersiz olması halinde Teknik Üniversite veya Karayolları Genel Müdürlüğü görevlilerinden yeniden rapor alınması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması kapsamında hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiğini, zarar görenin emniyet kemeri takmamasının maluliyet ile illiyet bağı bulunması halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, üçüncü kişi veya kurumların kusurunun, yol yapımındaki eksikliklerin ve trafik levha veya ışıklarındaki eksikliklerin kazaya etkisinin araştırılması gerektiğini, bu hususların illiyet bağını kesmesi halinde işletenin ve dolayısıyla sigorta kuruluşunun sorumluluğunun doğmayacağını, talep edilen tedavi giderlerinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5.b maddesi uyarınca sağlık gideri teminatı kapsamında bulunduğunu ve bu giderlerden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik giderleri ile tedavi giderleri ve geçici bakıcı giderlerinin de sağlık gideri teminatı kapsamında bulunması nedeniyle sigorta şirketinin bu kalemlerden sorumlu olmadığını, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler doğrultusunda trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, bu nedenle 01.06.2015 tarihinden sonra meydana gelen kazalarda geçici iş göremezlik ve ilgili sağlık giderleri bakımından sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını ve bu taleplerin reddedilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan sakatlık raporunun kabul edilmediğini ve Hakem Kurulu tarafından yeni bir sakatlık oranı raporu alınması gerektiğini, ceza soruşturması dosyasındaki evrakların eksik olduğunu ve kazaya ilişkin suçun uzlaşmaya tabi olması nedeniyle taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, CMK’nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde aynı suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağını ve açılmış davadan feragat edilmiş sayılacağını, Anayasa Mahkemesinin KTK’nın 90 ve 92. maddelerine ilişkin 09.10.2020 tarihli iptal kararının bu tarihten önce gerçekleşen olaylara geriye yürütülemeyeceğini, kaza tarihinde yürürlükte bulunan hükümlerin uygulanması gerektiğini, aktüerya hesabında kaza tarihinde geçerli genel şartlar kapsamında %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde 04.12.2021 tarihinde yayımlanan genel şartlar kapsamında %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmış olsa dahi progresif rant yönteminin ve teknik faiz kullanılmamasının gerçek zararı aşan sonuçlara yol açacağını ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, KTK’nın 90/c maddesi uyarınca sürekli sakatlık tazminatının hayat tablosu ve belirlenen iskonto oranı kullanılarak genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun şekilde hesaplanması gerektiğini, Adli Tıp rapor ücretinin sigorta şirketine yükletilemeyeceğini, ZMMS Genel Şartları A.6.k maddesi kapsamında dolaylı zararların teminat dışında bulunduğunu ve Adli Tıp rapor ücretinin belgelendirilmiş bir harcama niteliğinde olmadığını, başvuran vekilinin avans faizi talebinin de haksız olduğunu, kazaya karışan aracın ticari olmaması halinde haksız fiilden kaynaklanan sorumluluk nedeniyle yasal faiz uygulanması gerektiğini, Yargıtay kararlarında da ticari olmayan araçlar bakımından yasal faize hükmedilmesi gerektiğini kabul edildiğini, bu nedenle müvekkil sigorta şirketi aleyhine avans faizi işletilmesinin hukuka ve içtihatlara aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın usulden reddine, usuli itirazların kabul edilmemesi halinde ise davacının yolcu konumunda bulunduğu aracın kazanın oluşumunda tam ve asli kusurlu olması nedeniyle tazminat taleplerinin teminat dışında kaldığının kabulü ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER: -Kazaya katılan araç ile ilgili ruhsat örnekleri ile poliçeyi de içeren hasar dosyası, -Arabulucu anlaşmazlık tutanağı, -Davadan önce davalıya yapılan başvuru ile ilgili belgeler, -SGK nın yazı cevapları, -Davacı ile ilgili tedavi evrakı, -Geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı ile ilgili raporlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki talep, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı ...... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralanması nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin evrak kapsamı dikkate alındığında, özel dava şartı ile birlikte zorunlu arabulucuya başvurulup, anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen poliçenin 07/12/2023 - 07/12/2024 tarihleri arasında geçerli olduğu ve kaza tarihini kapsadığı anlaşılmaktadır. 15.11.2024 günü saat 21.30 sıralarında sürücü ......, içerisinde yolcu olarak ...... ile .., ...., ...,...,..,....ve ..... isimli şahısların bulunduğu, yönetimindeki .... plaka sayılı otomobil ile Sincan yönünden Ayaş yönüne seyri sırasında olay yerine geldiğinde, direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüje çarpması, sonucunda takla atarak devrilmesi neticesi. Ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, bu kazanın oluşumunda .... plakalı araç sürücüsü ......'un 2918 Sayılı KTK'nın 52/1-b maddesindeki kuralı ihlal ettiği tespit edilmiştir. Mahkememizce Adli Trafik Uzmanlığı Bulunan Makina Mühendisi Bilirkişiden alınan 27/01/2026 tarihli kusur raporunda; "..... Plaka Sayılı araç (otomobil) sürücüsü ......; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a-b, 894/g maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, yolcu Kader ERKUŞ; Bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığı," yönünde kanaat bildirilmiştir. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile kusur bilirkişi raporunun birbiri ile uyumlu olduğu görülmekle dosyada alınan rapordaki kusur oranlarına itibar edilmiştir. SGK ya yazılan yazı cevabında davacının geçirdiği kaza neticesinde herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmiştir. Davacıdaki yaralanmalar ve bu yaralanmalara bağlı olarak oluşan beden gücü kayıp oranı ve süresinin belirlenmesi için ..... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan 05/06/2026 tarihli rapor alınmıştır. Raporun davacıdaki yaralanmalar ile uyumlu olup, yürürlükteki yönetmeliğe uygun hazırlandığı, bu nedenle rapora itibar edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu rapor dikkate alındığında davacının yaralanmalarına bağlı olmak üzere olay nedeni ile % 6 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluştuğu, yaralanmaların 6 ay geçici iş göremezlik hali oluşturduğu ve 2 ay bir başkasının bakımına muhtaç hale geldiği kabul edilmiştir. Davacının talep edebileceği alacağının belirlenmesi amacı ile Aktüer bilirkişiden 14/08/2026 tarihli rapor alınmıştır. Gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun olup, denetime açık olması nedeni ile hükme esas alınan rapora göre; davacının kusursuz oluşu da dikkate alınarak talep edebileceği tazminat tutarlarının 1.117.187,67-TL sürekli iş göremezlik zararı, 124.974,20-TL geçici iş göremezlik zararı yanında 43.006,50-TL bakıcı gideri zararı olarak hesaplandığı görülmüştür. Davalı tarafından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği iddia edilmiştir. Kaza tespit tutanağında davacının olay anında emniyet kemeri takılı olup olmadığı yönünde tespit yapılamamış ve dosya kapsamında davacının kemerinin takılı olmadığına yönelik başkaca bir delil bulunmadığı gibi yaralanması, yaralandığı bölge (Sağ Tibia Fraktürü) dikkate alındığında emniyet kemerinin meydana gelen zararı arttırdığı usulünce ispat edilememiş, emniyet kemerinin takılı olup olmaması ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Davalı tarafından her ne kadar hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği belirtilmiş ise de dosyaya alınan nüfus kayıtlarının incelenmesinde; davacı .....'un sürücü.....'un kardeşinin eşi olduğu anlaşılmakla; Yargıtay'ın yakın akrabalar arasındaki ücretsiz taşımayı ahlaki bir ödevin ifası olarak değerlendirmesi ve emsal mahiyetteki Yargıtay 17. H.D.'nin 2018/3231 E. 2018/12869 K. Sayılı ilamında da zarar gören ile şoför arasındaki kayın hısımlığının hatır taşıması olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiş, bu nedenle hatır taşımasına ilişkin indirim de yapılmamıştır. Her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından 1 yıllık iyileşme süresinin geçmediğinden bahsedilmiş ise de kazanın meydana geldiği tarih ve rapor tarihi birlikte değerlendirildiğinde, davacının kazanın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra muayenesinin yapılmış olduğu anlaşılmış, davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden, tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde savunma ve itirazda bulunmuş ise de; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı, bakıcı gideri ise yaralanma halinde sürekli veya iyileşinceye kadar başkasının yardımına ihtiyaç duyulmasından kaynaklanan zarar olup 2918 sayılı KTK.nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Kaza tarihinde sakatlanma ve tedavi için ki ayrı teminat limitinin bulunduğu, kaza tarihi itibariyle ZMMS limitlerine göre sağlık gideri limitinin kişi başına 1.800.000,00-TL olduğu, sakatlanma ve ölüm için kişi başına 1.800.000,00 TL teminat bulunduğu anlaşılmakla geçici bakıcı gideri tazminatının tedavi teminatı kapsamında olup, tedavi gideri teminatı kapsamında teminat limiti aşılmaksızın hüküm kurulmuştur. Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bakıcı giderinden müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı, belirtilmiştir. Bakıcı ücretine ilişkin olarak ise, bakıcı ücretinin hesaplanmasında kaza tarihindeki asgari ücretin brüt tutarının (tamamının) esas alınması gerektiği Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereğidir(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/10/2019 tarih ve 2016/17847 Esas, 2019/9307 Karar sayılı ilamı). Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararın olduğu gözetilerek hüküm verilmesi gerekmekte olup, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağına ve bakıcı tutulmasa dahi bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiği açıktır. Yargıtay 17. HD'nin yerleşik uygulamaları ile, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının makul kabul edilmediğine yönelik Yargıtay 17. HD'nin 10/06/2019 gün ve 2016/4273 E.-2019/7158 K. sayılı kararında; "...davalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleşen kaza(haksız fiil) nedeniyle zarara uğrayan davacının bu zararının giderilmesi gerektiği; zararın artmasında hiçbir müterafik kusuru bulunmayan ve dava konusu olay nedeniyle oluşan zarara katlanmak zorunda kalan davacının tazminat alacağından hakkaniyet düşüncesi ile indirim yapılamayacağı için, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması, Dairemiz yerleşik uygulamaları ile makul kabul edilmemektedir. Bu itibarla, hesaplanan bakıcı giderinden aile içi bakım indirimi yapan rapor, bu yönden hatalıdır..." denilmiştir(Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 03/04/2019 gün ve 2016/10911 E.-2019/4041 K.; 27/03/2019 gün ve 2016/8190 E.-2019/3646 K. Vb.). (Ankara BAM 35. HD. 2025/591 E 2026/578 K sayılı ilamı) Davacı vekili tarafından 26/08/2026 tarihli bedel artırım dilekçesi verilmiş ve taleplerini davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dikkate alınarak yükseltmiş, harcı tamamlanan dilekçe davalıya tebliğ edilip yargılamaya devam edilmiştir. Davacının davalıya başvuru dilekçesinde faiz başlangıç talebi sigorta şirketine başvurusundan 15 gün sonra şeklindedir. Davacının talebi doğrultusunda mahkememizce faiz başlangıcı taleple bağlı olarak belirlenmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.04.2023 tarih ve 2021/26999 Esas - 2023/5188 Karar sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kusurlu davranışı nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğrayan davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri zararı bulunduğunun tespit edilmiş olduğu, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri zararı bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğu, ticari faize hükmedilmesi için aracın fiilen ticari nitelikte kullanılması gerektiği ancak dosya kapsamında kazaya sebebiyet veren aracın niteliğinin hususi kullanım olduğu göz önünde bulundurularak yasal faize hükmedilmiş, davacının maddi tazminat taleplerinin sübut bulduğu anlaşılmakla; davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Maddi tazminat talepli davanın KABULÜNE, 1.117.187,67 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 124.974,20 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 43.006,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.285.168,37 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 28/01/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatları yönünden sakatlık teminatı olan 1.800.000,00 TL, bakıcı gideri tazminatı yönünden sağlık teminatı olan 1.800.000,00 TL tutarındaki poliçe limitleriyle sınırlı TUTULMASINA, 2-Alınması gereken 87.789,85-TL harçtan dava açılırken peşin 615,40-TL harç ve ıslah ile alınan 4.388,47-TL harç olmak üzere toplam 5.003,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 82.785,98-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 5.003,87-TL harç ve başvurma harcı olan 615,40-TL olmak üzere toplam 5.619,27-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 197.923,57-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan 14.422,50-TL yargılama gideri ve 17.483,00-TL adli tıp gideri olmak üzere toplam 31.905,50-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.29/09/2026
Katip ...... E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır