İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/610 E. 2026/761 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/610
- Karar No
- 2026/761
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/610 Esas - 2026/761 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/610 KARAR NO: 2026/761
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 19/07/2025 KARAR TARİHİ : 29/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; 15.11.2024 tarihinde davalı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı bulunan ...... plakalı aracın sebebiyet verdiği trafik kazasında araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin .....’un yaralandığı, kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremez hale geldiği ve bakıcı ihtiyaçı doğduğu, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının ...... soruşturma sayılı dosyasında alınan 21.03.2025 tarihli Adli Kusur Bilirkişi Raporuna göre sürücü ....’un kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, .... plakalı aracın ..... Sigorta A.Ş.’ye ait ..... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde kaza tarihi itibarıyla kişi başına sakatlık teminatının 1.800.000,00-TL ve kişi başına tedavi gideri teminatının 1.800.000,00-TL olmak üzere toplam 3.600.000,00-TL teminat bulunduğu, müvekkilinin yaşı, mesleği, geliri ve diğer tüm faktörlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde zararın tamamından sorumlu olacağı, müvekkilinin gelirinin hesaplamada asgari ücret olarak kabul edilmesine muvafakat edildiği, müvekkilinin kaza nedeniyle sürekli iş göremez hale gelmesi sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL sürekli iş göremezlik zararının, geçici olarak iş göremez halde kalması nedeniyle şimdilik 100,00-TL geçici iş göremezlik zararının ve ağır şekilde yaralanarak geçici iş göremezlik süresince bakıma muhtaç hale gelmesi nedeniyle şimdilik 100,00-TL bakıcı gideri zararının davalı ZMSS sigortacısı ..... Sigorta A.Ş.’den tahsilinin talep edildiği, müvekkilinin en azından %100 iş göremez olduğu geçici iş göremezlik süresince kendi işlerini göremeyeceği ve yaşamını tek başına sürdüremeyeceği, bu nedenle başkasının bakımına ihtiyaç duyacağı, bakıcı gideri hesabında brüt asgari ücretin esas alınması gerektiği, bu hususta Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11.02.2013 tarihli ve 2012/1882 E., 2013/2095 K. sayılı kararı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.05.2014 tarihli ve 2013/5693 E., 2014/7588 K. sayılı kararlarına dayanıldığı, müvekkilinin sürekli olarak bakıma muhtaç olup olmadığının Mahkemece alınacak raporla belirlenmesinin gerektiği, davalı ZMSS sigortacısı .... Sigorta A.Ş.’ye ait .... numaralı poliçe kapsamında ödeme yapılması için ihtarname gönderildiği ve sigorta şirketine 10.06.2025 tarihinde tebliğ edildiği, Karayolları Trafik Kanununun 99. maddesi uyarınca sigorta şirketinin gerekli belgelerin iletilmesinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödeme yapmakla yükümlü olduğu, sigorta şirketinin süresinde ödeme yapmaması nedeniyle 23.06.2025 tarihinde temerrüde düştüğü, 2918 sayılı KTK’nın 97. maddesi uyarınca dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmasının gerektiği, davalı sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen 15 gün içerisinde nihai cevap verilmemesi nedeniyle dava açma zorunluluğunun doğduğu, dava açılmadan önce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğu ve 20.06.2025 tarihli son tutanakla anlaşmaya varılamadığının tespit edildiği, talep hesaplamasında tüm denkleştirme nedenlerinin dikkate alındığı ve davalı sigortalısının tam kusuruna dayanılmadığı, kazanın ......’da meydana gelmesi nedeniyle Ankara Batı Mahkemelerinin yetkili olduğu, müvekkilinin sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının davalı sigorta şirketinden tazmininin gerektiği, bu kapsamda Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının ..... sayılı dosyasının, ...... Sigorta A.Ş. nezdindeki ...... numaralı ZMSS poliçesine ilişkin hasar dosyası ile poliçe örneğinin, müvekkilinin ...... Şehir Hastanesi ve ..... Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki tedavi evraklarının, SGK kayıtlarının ve 15.11.2024 tarihli kaza nedeniyle müvekkiline aylık veya geçici ve sürekli iş göremezlik kapsamında ödeme yapılp yapılmadığına ilişkin belgelerin celbinin talep edildiği, müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının, geçici iş göremezlik süresinin, %100 iş göremez halde olduğu dönemde bakıma muhtaç olup olmadığının ve sürekli bakıma muhtaçlık durumunun ...... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınacak raporla tespit edilmesinin istendiği ve aktüerya bilirkişi incelemesine başvurulmasının talep edildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma haklarının saklı kalmak kaydıyla maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebileceği aşamada artırılmak üzere müvekkili..... için sürekli iş göremezlik zararı 100,00-TL, geçici iş göremezlik zararı 100,00-TL ve bakıcı gideri zararı 100,00-TL olmak üzere toplam şimdilik 300,00-TL maddi tazminatın belirsiz alacak davasında geçici talep olarak davalı ZMSS sigortacısı ...... Sigorta A.Ş.’den 23.06.2025 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk da dahil olmak üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 61 ve 163. maddeleri ile 2918 sayılı KTK’nın 85 ve 88. maddeleri uyarınca müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Trafik kazalarına bağlı bedeni zararların tazmininde sorumluluğun belirlenmesinde en önemli kriterin kusur olduğu, kaza tespit tutanaklarının bilirkişi raporu niteliğinde bulunmadığı ve kaza tespit tutanağında yer alan kusur oranlarının hükme esas alınamayacağı, kusur ve kusur derecesinin ancak uzman bilirkişiler aracılığıyla belirlenebileceği, somut olayda kusur oranlarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiği, kaza tespit tutanaklarının yalnızca kazanın meydana geliş biçimi, yol ve hava koşulları ile araçların teknik durumları gibi hususlarda değerlendirme içerebileceği, kusur tespiti ve kusur dağılımı yönünden mahkemece hükme esas alınamayacağı, somut olayın niteliği gereğince Adli Tıp Kurumu raporunun mahkeme ve tarafları tatmin etmemesi halinde Teknik Üniversite veya Karayolları Genel Müdürlüğü görevlilerinden yeniden rapor alınması gerektiği, bu kapsamda dosyanın kusur bilirkişisi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu bakımından hatır taşıması kapsamında hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiği, zarar gören açısından kask takılmaması nedeniyle maluliyet ile illiyet bağı bulunan müterafik kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiği, üçüncü kişi veya kurumların kusurunun kazaya etkisinin, yol yapım ve benzeri eksikliklerin ve trafik levha ve ışıklarındaki eksikliklerin kazanın meydana gelmesine etkisinin araştırılması gerektiği, bu hususların illiyet bağını kesecek nitelikte olması halinde işleten açısından sorumluluk doğmayacağından sigorta şirketi yönünden davanın esastan reddedilmesi gerektiği, talep edilen tedavi giderlerinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinin b bendi kapsamında sağlık gideri teminatı içerisinde bulunduğu, trafik kazası nedeniyle tedavi süresince ortaya çıkan geçici bakıcı giderleri ile çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderlerin de sağlık gideri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda bulunduğu, 2918 sayılı KTK’nın 98. maddesi gereğince bu giderler bakımından sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiği, 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmasının düzenlendiği, somut kazanın 01.06.2015 tarihinden sonra gerçekleşmesi nedeniyle başvuranın geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin muhatabının müvekkil sigorta şirketi olmadığı ve bu nedenle söz konusu taleplerin reddedilmesi gerektiği, kanuna aykırı tespitler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerektiği, başvuran tarafından sunulan sakatlık raporunun kabul edilmediği ve sakatlık oranının Hakem Kurulu tarafından alınacak yeni raporla belirlenmesi gerektiği, somut olayda ceza soruşturması kapsamında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının araştırılmasının gerektiği, CMK’nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağından veya açılmış davadan feragat edilmiş sayılacağından ceza dosyasındaki uzlaşma durumunun belirlenmesinin zorunlu olduğu, 09.10.2020 tarihli Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının bu tarihten önce gerçekleşen ve tamamlanan olaylara geriye yürümeyeceği, olay tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, kaza tarihinde geçerli olan genel şart kapsamında %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği, aksi kanaatte olunması halinde 04.12.2021 tarihinde yayımlanan genel şart kapsamında %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiği, müvekkil sigorta şirketinin yalnızca başvuranın gerçek zararından sorumlu olduğu, TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılması halinde teknik faiz kullanılmadan progresif rant yönteminin uygulanmasının gerçek zararı aşarak sebepsiz zenginleşmeye yol açabileceği ve bu nedenle aktüerya hesabında %1,8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiği, KTK’nın 90/c maddesi uyarınca sürekli sakatlık tazminatının hayat tablosu, iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak genel kabul görmüş aktüerya kurallarına göre hesaplanması gerektiği, Adli Tıp rapor ücretinin müvekkil sigorta şirketine yükletilemeyeceği, sigorta şirketinin ancak belgelenmiş harcamalardan sorumlu olduğu ve Adli Tıp rapor ücretinin belgeden yoksun olması nedeniyle teminat kapsamında bulunmadığı, başvuran vekilinin avans faizi talebinin de haksız olduğu, kazaya karışan aracın ticari olmaması halinde haksız fiilden kaynaklanan yasal faizin uygulanması gerektiği, Yargıtay kararlarında da ticari olmayan araçların karıştığı kazalarda sigorta şirketi yönünden yasal faize hükmedilmesi gerektiğinin kabul edildiği, bu nedenle müvekkil sigorta şirketi aleyhine avans faizi işletilerek hüküm kurulmasının hukuka ve içtihatlara aykırı olduğunu belirterek, davanın öncelikle usulden reddine, Mahkemenin usuli itirazı kabul etmemesi halinde davacının yolcu konumunda bulunduğu aracın davaya konu kazanın oluşumunda tam asli kusurlu olması nedeniyle tazminat taleplerinin teminat dışında kaldığının kabulü ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER: -Kazaya katılan araç ile ilgili ruhsat örnekleri ile poliçeyi de içeren hasar dosyası, -Arabulucu anlaşmazlık tutanağı, -Davadan önce davalıya yapılan başvuru ile ilgili belgeler, -SGK nın yazı cevapları, -Davacı ile ilgili tedavi evrakı, -Geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı ile ilgili raporlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davadaki talep, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı ..... plakalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralanması nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin evrak kapsamı dikkate alındığında, özel dava şartı ile birlikte zorunlu arabulucuya başvurulup, anlaşmazlık tutanağının dosyaya sunulduğu kabul edilmiştir. Davalı tarafından düzenlenen poliçenin 07/12/2023 - 07/12/2024 tarihleri arasında geçerli olduğu ve kaza tarihini kapsadığı anlaşılmaktadır. 15.11.2024 günü saat 21.30 sıralarında sürücü ......, içerisinde yolcu olarak ...... ile ....., ..., ....,..... .,... ve.. isimli şahısların bulunduğu, yönetimindeki ...... plaka sayılı otomobil ile Sincan yönünden ...... yönüne seyri sırasında olay yerine geldiğinde, direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüje çarpması, sonucunda takla atarak devrilmesi neticesi. Ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, bu kazanın oluşumunda...... plakalı araç sürücüsü ......'un 2918 Sayılı KTK'nın 52/1-b maddesindeki kuralı ihlal ettiği tespit edilmiştir. Mahkememizce Adli Trafik Uzmanlığı Bulunan Makina Mühendisi Bilirkişiden alınan 28/01/2026 tarihli kusur raporunda; "...... Plaka Sayılı araç (otomobil) sürücüsü ......; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52/a-b, 84/g maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu," yönünde kanaat bildirilmiştir. Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile kusur bilirkişi raporunun birbiri ile uyumlu olduğu görülmekle dosyada alınan rapordaki kusur oranlarına itibar edilmiştir. SGK ya yazılan yazı cevabında davacının geçirdiği kaza neticesinde herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmiştir. Davacıdaki yaralanmalar ve bu yaralanmalara bağlı olarak oluşan beden gücü kayıp oranı ve süresinin belirlenmesi için ..... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan 11/06/2026 tarihli rapor alınmıştır. Raporun davacıdaki yaralanmalar ile uyumlu olup, yürürlükteki yönetmeliğe uygun hazırlandığı, bu nedenle rapora itibar edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu rapor dikkate alındığında davacının yaralanmalarına bağlı olmak üzere olay nedeni ile % 30 oranında sürekli çalışma gücü kaybı oluştuğu, yaralanmaların 9 ay geçici iş göremezlik hali oluşturduğu ve 3 ay bir başkasının bakımına muhtaç hale geldiği kabul edilmiştir. Davacının talep edebileceği alacağının belirlenmesi amacı ile Aktüer bilirkişiden 14/08/2026 tarihli rapor alınmıştır. Gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun olup, denetime açık olması nedeni ile hükme esas alınan rapora göre; davacının kusursuz oluşu da dikkate alınarak talep edebileceği tazminat tutarlarının 2.701.505,89-TL sürekli iş göremezlik zararı, 191.288,21-TL geçici iş göremezlik zararı yanında 69.012,00-TL bakıcı gideri zararı olarak hesaplandığı görülmüştür. Davalı tarafından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği iddia edilmiştir. Kaza tespit tutanağında davacının olay anında emniyet kemeri takılı olup olmadığı yönünde tespit yapılamamış ve dosya kapsamında davacının kemerinin takılı olmadığına yönelik başkaca bir delil bulunmadığı gibi yaralanması, yaralandığı bölge (Sağ Tibia Fraktürü) dikkate alındığında emniyet kemerinin meydana gelen zararı arttırdığı usulünce ispat edilememiş, emniyet kemerinin takılı olup olmaması ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Davalı tarafından her ne kadar hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği belirtilmiş ise de dosyaya alınan nüfus kayıtlarının incelenmesinde; davacı ......'un sürücü ....'un annesi olduğu anlaşılmakla; Yargıtay'ın yakın akrabalar arasındaki ücretsiz taşımayı ahlaki bir ödevin ifası olarak değerlendirmesi dikkate alınarak, zarar görenin araç sürücüsünün annesi olması nedeniyle söz konusu taşımanın hatır taşıması olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmış, bu nedenle hatır taşımasına ilişkin indirim de yapılmamıştır. Davalı sigorta şirketi vekili, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden, tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde savunma ve itirazda bulunmuş ise de; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı, bakıcı gideri ise yaralanma halinde sürekli veya iyileşinceye kadar başkasının yardımına ihtiyaç duyulmasından kaynaklanan zarar olup 2918 sayılı KTK.nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Kaza tarihinde sakatlanma ve tedavi için ki ayrı teminat limitinin bulunduğu, kaza tarihi itibariyle ZMMS limitlerine göre sağlık gideri limitinin kişi başına 1.800.000,00-TL olduğu, sakatlanma ve ölüm için kişi başına 1.800.000,00 TL teminat bulunduğu anlaşılmakla geçici bakıcı gideri tazminatının tedavi teminatı kapsamında olup, tedavi gideri teminatı kapsamında teminat limiti aşılmaksızın hüküm kurulmuştur. Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bakıcı giderinden müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı belirtilmiştir. Bakıcı ücretine ilişkin olarak ise, bakıcı ücretinin hesaplanmasında kaza tarihindeki asgari ücretin brüt tutarının (tamamının) esas alınması gerektiği Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereğidir(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14/10/2019 tarih ve 2016/17847 Esas, 2019/9307 Karar sayılı ilamı). Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararın olduğu gözetilerek hüküm verilmesi gerekmekte olup, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağına ve bakıcı tutulmasa dahi bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiği açıktır. Yargıtay 17. HD'nin yerleşik uygulamaları ile, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının makul kabul edilmediğine yönelik Yargıtay 17. HD'nin 10/06/2019 gün ve 2016/4273 E.-2019/7158 K. sayılı kararında; "...davalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleşen kaza(haksız fiil) nedeniyle zarara uğrayan davacının bu zararının giderilmesi gerektiği; zararın artmasında hiçbir müterafik kusuru bulunmayan ve dava konusu olay nedeniyle oluşan zarara katlanmak zorunda kalan davacının tazminat alacağından hakkaniyet düşüncesi ile indirim yapılamayacağı için, aile içi bakım düşüncesi ile bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması, Dairemiz yerleşik uygulamaları ile makul kabul edilmemektedir. Bu itibarla, hesaplanan bakıcı giderinden aile içi bakım indirimi yapan rapor, bu yönden hatalıdır..." denilmiştir(Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 03/04/2019 gün ve 2016/10911 E.-2019/4041 K.; 27/03/2019 gün ve 2016/8190 E.-2019/3646 K. Vb.). (Ankara BAM 35. HD. 2025/591 E 2026/578 K sayılı ilamı) Davacı vekili tarafından 26/08/2026 tarihli bedel artırım dilekçesi verilmiş ve taleplerini davalı sigorta şirketinin poliçe limiti dikkate alınarak yükseltmiş, harcı tamamlanan dilekçe davalıya tebliğ edilip yargılamaya devam edilmiştir. Davacının davalıya başvuru dilekçesinde faiz başlangıç talebi sigorta şirketine başvurusundan 15 gün sonra şeklindedir. Davacının talebi doğrultusunda mahkememizce faiz başlangıcı taleple bağlı olarak belirlenmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10.04.2023 tarih ve 2021/26999 Esas - 2023/5188 Karar sayılı ilamı). Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün kusurlu davranışı nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğrayan davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri zararı bulunduğunun tespit edilmiş olduğu, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri zararı bakımından ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğu, ticari faize hükmedilmesi için aracın fiilen ticari nitelikte kullanılması gerektiği ancak dosya kapsamında kazaya sebebiyet veren aracın niteliğinin hususi kullanım olduğu göz önünde bulundurularak yasal faize hükmedilmiş, davacının maddi tazminat taleplerinin sübut bulduğu anlaşılmakla; davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Maddi tazminat talepli davanın KABULÜNE, 1.799.900 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 69.012,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 1.869.012,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 23/06/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatları yönünden sakatlık teminatı olan 1.800.000,00 TL, bakıcı gideri tazminatı yönünden sağlık teminatı olan 1.800.000,00 TL tutarındaki poliçe limitleriyle sınırlı tutulmasına, 2-Alınması gereken 127.672,21-TL harçtan dava açılırken peşin 615,40-TL harç ve ıslah ile alınan 6.382,59-TL harç olmak üzere toplam 6.997,99-TL harcın mahsubu ile bakiye 120.674,22-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 6.997,99-TL harç ve başvurma harcı olan 615,40-TL olmak üzere toplam 7.613,39-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 279.661,68-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan 14.518,50-TL yargılama gideri ve 17.483,00-TL adli tıp gideri olmak üzere toplam 32.001,50-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, 7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/09/2026
Katip .... E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır