İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/177 E. 2024/525 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/177
- Karar No
- 2024/525
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/177 Esas - 2024/525 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/177 KARAR NO : 2024/525
DAVA : Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Kullanımın Durdurulması, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 16/05/2022 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Kullanımın Durdurulması, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacının dava dilekçesinde ve sair beyanlarıyla; müvekkili şirketin 1932 yılında kurulduğunu, ana faaliyet alanının alçı ve levha sistemleri olan ve sektöründe lider kuruluşlardan biri olduğunu, ...’dan sonra ... pazarına sunulan cam elyaf şilte kaplamalı ilk dış çephe levhası olan ... markalı ürününü piyasaya çıkardığını, tanınmış birçok markaya sahip olduğunu ve ... nezdinde tescilli 200 civarında markasının bulunduğunu, “...” markalı dış cephe kaplama levhası ürününün su ve neme karşı güçlendirilmiş çekirdeği ve özel turuncu renkli cam elyaf şilte kaplaması ile dış duvar imalatında kullanılan dış cephe kaplama levhası olduğunu, davalı şirketin 19.03.2018 tarihinde 17 ve 19.sınıflardaki mallar için ... ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, tamamen müvekkili şirkete ait ... markasıyla iltibas yaratmak ve müvekkili markasının tanınmışlığından haksız şekilde faydalanmak amacıyla yapılan bu başvurunun 6769 s. SMK’nın 6/1, 6/5 ve 6/9 maddelerine aykırı olarak tescil edildiğini, markaların sözcük ve stilize yazı karakterlerinin neredeyse aynı olmasına ilave olarak turuncu tonlarında kullanıma geçerek açıkça haksız rekabet yaratıldığını ve müvekkili markasından doğan hakların ihlal edildiğini, davalı şirketin tescil edildiği haliyle kullanmadığı markası ile;‘’...’’ ibaresini vurgulamak, aynı yazı karakteri ve tasarımı kullanmak, TURUNCU renk tonlarını kullanmak suretiyle müvekkilinin tanınmış markasından fayda sağlama amacı taşıdığını, bu durumun müvekkili şirkete ait “...” ibareli markaların ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve markanın itibarına zarar vereceğini, markaları doğrudan karşılaştırma imkanına sahip olmayan ortalama tüketicilerin “... ...” ibareli itiraza konu markayı görüntü ve okunuş olarak ... ibareli müvekkili marka/markaları ile karıştırabileceğini, bu malların müvekkiline ait olduğu düşüncesiyle satın alabileceğini veya başvuru sahibinin müvekkili ile arasında ticari bir bağlantı olduğu fikrine kapılabileceğini, davalı markasının müvekkili markalarının serisi olarak algılanabileceğini, TTK’nın 54.maddesi ile 55.maddesi ile devamı maddeleri itibariyle davalı şirketin müvekkili şirkete ait marka haklarına tecavüz ile birlikte haksız rekabet fiillerini de gerçekleştirdiğinin açık olduğunu belirterek, ''... ...'' markasının, müvekkiline ait “...”’ ibareli seri markalarla iltibas yaratması, tescil edilmiş olduğu şekilde kullanılmayarak, müvekkili şirketin turuncu rengiyle özdeşleşmiş ... ibareli seri markalar taklit edilerek, marka haklarına tecavüz edilmesi, haksız rekabet yaratılması nedeniyle imalatının, satışının, pazarlanmasının, tanıtımının ve kullanımının durdurulması, tabela, etiket, broşür ve her türlü belge ve doküman ile sair dijital, görsel, işitsel ve yazılı reklam-tanıtım materyallerinin kullanımının durdurulmasını, müvekkilinin “...” ibareli markalarının taklit edilmek suretiyle marka haklarına tecavüz edilmekte olunduğunun ve haksız rekabette bulunulduğunun 6102 sayılı TTK ve 6769 sayılı SMK uyarınca tespitine, marka hakkına tecavüz sayılan her türlü fiilin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, ... ... markasının 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5, 6/9 maddeleri ile 25/1 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; müvekkiline ait markanın ... ve ... olmak üzere iki kelimeden oluştuğunu, davacının markalarının tek kelimeden oluştuğunu, müvekkilinin markasının kırmızı ve siyah olmak üzere iki ayrı renk kullanıldığı halde davacı şirkete ait markada genellikle sadece siyah olmak üzere tek renk kullanıldığını, davacı markasının 7 harften müvekkilinin markasının 11 harften oluşan ve daha uzun bir marka niteliğinde olduğunu, Markaların yazı stili ve renginin farklı olduğu gibi markanın ilk kelimesi olan ...’in son harfi olan ... harfi kırmızı renkte ve farklı bir tasarıma olduğunu, ... kelimesinin de İngilizcede tahta, pano vb. anlamlara geldiğini markada kullanımının tek başına marka ihlal sebebi olması da mümkün olmadığını, Davacıya ait markanın “...” ibaresinden oluşmaktayken, müvekkil şirketin başvurusuna konu markada ise “...” ibaresi ile üzerinde özgün grafik ve figür unsurlarından oluştuğu nazara alındığında ve markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğuracak ölçüde bir benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait marka başvurusundaki şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği kattığını, müvekkilinin başvurusunun kötüniyetli olduğuna yönelik bir emare de bulunmadığını, markaların gerek telaffuz, gerek görünüş, gerek kavramsal anlamının birbirinden farklı olduğunu, markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, muhattap alıcı kitlesinin farklı bir marka ile karşı karşıya olduğunu kolaylıkla algılayabileceğini, müvekkilinin dava konusu markanın reklamını yapmak amacıyla, binlerce lira ödeyerek şehir içi otobüs giydirme, tır araçlarına branda giydirme, katalog basma, görsel yayınlar hazırlamak gibi birçok iş, işlem ve faaliyet yürütüldüğünü, müvekkilinin “...” ibareli markanın gerek kompozisyonu gerekse de görsel, sesçil ve anlamsal olarak bıraktığı bütünsel izlenim itibariyle davacı şirkete ait "..." ibareli markadan iltibas ihtimali bertaraf edecek şekilde farklılaştırıldığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından kullanılan "..." ibaresinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği yine davalı adına tescilli ... sayılı "..." markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPOR, 1. ve 2. EKRAPORDA özetle: 1. Dava konu ... sayılı ''...'' ibareli davalı markası ile ... ibareli davacı markaları arasında 6769 sayılı SMK m. 6/1 anlamında benzerlik, iltibas ihtimali bulunduğundan dava konusu edilen 35. Sınıfta yer alan Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 06. SINIF: Değerli olmayan maden cevherleri. MALLARIN bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)hizmetlerin davaya mesnet olan sadece davacının davaya mesnet gösterdiği ... sayılı ve ... sayılı ibareli markaların tescil kapsamında olması nedeniyle taraf markalar arasında 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin oluştuğu, 2. Taraf markalar arasında görsel ve işitsel anlamda benzerlik olsa da dava konusu edilen 35. sınıftaki 1. Madde haricindeki hizmetler bakımından 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin oluşmadığı 3. Davacının ... markasının tanınmış marka olduğu iddiasının dosya kapsamında ispatlanamadığı ve somut olayda 6769 sayılı SMK m. 6/5 madde koşullarının oluşmayacağı, 4. Davalı markasının kötüniyetle tescil edildiği iddiasının dosya kapsamında ispatlanamadığı, 5. İddia edilen davalı kullanımının, TTK m. 55 uyarınca davacı markasına ve ürünlerine yönelik haksız rekabet teşkil ettiği, 6. İddia edilen davalı kullanımının, davacının marka haklarını ihlal ettiği ve bu eylemlerin 6769 sayılı SMK’nın 7. ve 29. maddeleri uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre, (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Davacı Markaları Hükümsüzlüğü Talep Edilen Davalı Markası
...
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki kullanma hakkına (tekel hakkı) dayanarak, kendisinin izni alınmadan, tekel hakkı kapsamında yer alan işlemlerin yapılmasını önleyebilir. Tescil edilmemiş bir markanın sahibi de genel hükümlere göre tecavüzün önlenmesini isteyebilir. Tescil edilmiş markaya hangi hallerde tecavüz edilmiş sayılacağı 6769 s. SMK’nın 29. Maddesinde hükme bağlanmıştır. Taklit, bir markanın aynen ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması iken; tağyir, başkasının hak sahibi olduğu bir markanın aynen değil de, değiştirilerek kullanılmasıdır. Bu hallerde fiilin marka hakkına tecavüz sayılabilmesi için, muhataplarının zihninde karışıklık meydana getirebilecek nitelikte olması gerekir. SMK’ da, “marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek”, marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir. Zira tescilli bir markanın aynısının ya da benzerinin kullanılması zaten marka üzerindeki “tekel hakkı” na tecavüz oluşturmaktadır. Markadan doğan tekel hakkına tecavüzden söz edilebilmesi için öncelikle markanın üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerin benzer olması gerekmektedir. Tüm dosya kapsamına göre: Davaya konu olan markabaşvuru kapsamında yer alan 35. Sınıfta yer alan ''Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 06. SINIF: Değerli olmayan maden cevherleri. MALLARIN bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)hizmetler davacının davaya mesnet gösterdiği ... sayılı ve ... sayılı ibareli markaların tescil kapsamında birebir aynen yer aldığı, bu hizmetler bakımından taraf markalar arasında mal ve hizmet benzerliği durumunun oluştuğu, davaya konu edilen diğer hizmetler bakımından ise aynılık, benzerlik ve ilişiklilik durumunun oluşmadığı; dava konusu marka ile mesnet olan markanın bütünsel anlamda yapılan karşılaştırma sonucunda, markaların birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı niteliğinde olduğu, ... ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak yorumlama yoluna gidebileceği dava konusu markanın görsel mizanpajındaki farklılıkların benzerliği bertaraf edecek nitelikte olmadığı, başvuru konusu marka ile mesnet markanın genel izlenim yönünden benzer olduğu ve aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığı bulunduğu, başvuru markasının tescilinin ortalama tüketici kitlesinin bütüncül ve genel bakış açısı dikkate alındığında taraf markaların benzer olduğu, karşılaştırılan işaretlerin görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle dava konusu edilen Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 06. SINIF: Değerli olmayan maden cevherleri. MALLARIN bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diger yöntemler ile sağlanabilir). hizmetler bakımından taraf markalar arasında SMK 6/1 maddesi anlamında karıştırma ihtimali bulunduğu; davacının ... markasının tanınmışlığını ispata yönelik olarak sunduğu delillerden, bu delillerin ilgili tüketici kesimi nezdindeki bilinirliğini ispat edemediğinden davacının tanınmış marka iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, dosya kapsamında davalının yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı; ancak davalı kullanımına konu işaret ile davacı markalarının 6769 sayılı SMK kapsamında benzer olduğu, aynı veya benzer mal veya hizmetler üzerinde kullanılmaları halinde karıştırma ihtimali bulunduğu, ilgili tüketicilerin davacının davalıya marka kullanımı yönünde izin verdiği, lisans vb. bir hak tanıdığı yahut işletmeler arasında idari veya ekonomik bağ bulunduğu izlenimine kapılabileceği anlaşıldığından davalı kullanımının 6769 sayılı SMK m. 7 ve 29 hükümleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği; davalının, tescilli markasından uzaklaşıp, davacı markasına ve onun eylemli kullanımına yaklaşan kullanımının, yarattığı bütünsel algı itibariyle davacı markası ve ürünleriyle haksız rekabet teşkil ettiği, davalının teknik bir zorunluluk olmamasına ve piyasada onlarca renk seçeneği bulunmasına rağmen, rakibi firmanın marka zemin rengi ile sondaki vurgulu ... harfi yazımını birleştiren mezkur kullanımının davacının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alma kapsamında haksız rekabet oluşturduğu KABUL EDİLMİŞ, öte yadan SMK m.25/1 hükmüne göre; SMK m.5 ve m.6 hükmünde sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir hükmü amir ise de hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu ... sayılı ''...'' ibareli markanın kararın verildiği tarihte tescilli olmadığı görüldüğünden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Davacının ihtiyati tedbir talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davalının teknik bir zorunluluk olmamasına ve piyasada onlarca renk seçeneği bulunmasına rağmen, Rakibi davacı firmanın marka zemin rengi ile sondaki vurgulu ... harfi yazımını birleştiren mezkur kullanımılarının... söz konusu kullanımların imalatının, satışının, pazarlanmasının, tanıtımının ve kullanımının durdurulması, tabela, etiket, broşür ve her türlü belge ve doküman ile sair dijital, görsel, işitsel ve yazılı reklam-tanıtım materyallerinin kullanımının karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir suretiyle durdurulmasına karar vermek gerekmiş; öte yandan davalı tarafça 3.000.000,00 TL kesin şartsız teminat mektubu sunulması halinde ise ihtiyati tedbirin uygulamasının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-İhtiyati tedbir bakımından: Davalının teknik bir zorunluluk olmamasına ve piyasada onlarca renk seçeneği bulunmasına rağmen, Rakibi davacı firmanın marka zemin rengi ile sondaki vurgulu ... harfi yazımını birleştiren mezkur kullanımılarının... söz konusu kullanımların imalatının, satışının, pazarlanmasının, tanıtımının ve kullanımının durdurulması, tabela, etiket, broşür ve her türlü belge ve doküman ile sair dijital, görsel, işitsel ve yazılı reklam-tanıtım materyallerinin kullanımının karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir suretiyle durdurulmasına, Davalı tarafça 3.000.000,00 TL kesin şartsız teminat mektubu sunulması halinde ihtiyati tedbirin uygulamasının durdurulmasına, ... sayılı davalı markasının tescil edilmemiş olması nedeniyle hükümsüzlük talebine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, Davalının fiili kullanımları nedeniyle Davalının teknik bir zorunluluk olmamasına ve piyasada onlarca renk seçeneği bulunmasına rağmen, Rakibi davacı firmanın marka zemin rengi ile sondaki vurgulu ... harfi yazımını birleştiren mezkur kullanımılarının... davacının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alma kapsamında haksız rekabet ve marka hakkının ihlali oluşturduğunun TESPİTİNE söz konusu kullanımların imalatının, satışının, pazarlanmasının, tanıtımının ve kullanımının durdurulması, tabela, etiket, broşür ve her türlü belge ve doküman ile sair dijital, görsel, işitsel ve yazılı reklam-tanıtım materyallerinin kullanımının durdurulmasına, Fazlaya ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 15.133,90-TL yargılama giderinin takdiren 7.566,95-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/12/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 172,90-TL GİDER AVANSI : 14.961,00-TL
TOPLAM :15.133,90-TL