Diğer ·
2024/153 E. 2026/35 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2024/153
- Karar No
- 2026/35
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/153 Esas KARAR NO : 2026/35
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/09/2024 KARAR TARİHİ : 27/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...’nin (“davacı Şirket/ ...”) tarafından ikame edilen dava ile davalı tarafından davacının ... sayılı SMK ve sair mevzuattan kaynaklanan marka haklarına yönelik ... (“Davalı”) haksız rekabet ve tecavüz teşkil eden eylemlerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve bu suretle haksız tecavüzün giderilmesi ile “...” ibaresinin davalı yanın ticaret unvanından terkinine karar verilmesi, davacı şirkete ait “...” ibareli seri markaların aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan ürünleri haksız ve hukuka aykırı surette kullanımına dair tespit edilmiş ve yargılama süreci içerisinde tespit edilecek her türlü davalı yana ait web sitesi, sosyal medya hesapları, davalı yana ait ürün, katalog, broşür, tanıtım materyali, etiket, ambalaj, tabela vb’e ve bu emtialara ..., ... ve tespit edilecek diğer adreslerinde el konulması, toplanması ve bunların imhası amacıyla öncelikle teminatsız olarak işbu talebin kabul edilmediği takdirde mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde el konulmasına dair işin müstaceliyetine binaen dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmeksizin dosya üzerinde ve/veya bilirkişi marifetiyle yapılacak inceleme neticesinde teminatsız ya da mahkemece uygun bulunacak olan teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemece verilecek karar kesinleşinceye kadar devamına, ... , ... ve tespit edilecek diğer linklere erişimin engellenmesi amacıyla öncelikle teminatsız olarak işbu talebimiz kabul edilmediği takdirde mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Gerek WIPO Ortak tavsiye metninde gerekse TPE tarafından yayınlanan kriterler kapsamında ... vekilini belirttiği gibi " ... " esas ibaresi ile " ... " ibaresinin GÖRSEL, İŞİTSEL VE KAVRAMSAL açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, İlgili markaların aynı mal ve hizmetler için faaliyet göstermesi, markakın itiraz eden markanın tanınır ve güvenirliğinden fayda sağlamak isteği, markamın, itiraz eden markanın markanın seri/alt marka imajı oluşturması, iddilararı tamamen mesnetsiz olduğunu, fiili olarak kullanmadıkları marka tesciline dayanarak, benzerlik bulunduğu iddası ile tedbir kararı verilmemesi gerekmektiğini, Bu sebeple davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle ; davalı yanın iddialarının aksine mahkemeyi yanıltma kastıyla hareket eden yan davacı şirket değil davalı yanın kendisi olup, davacı “...” esas unsurlu seri markaları davacı şirket ve işbirliği içerisinde bulunduğu, lisans verdiği dava dışı üçüncü firmalar tarafından usul ve yasaya uygun surette kullanılmakta olduğunu, Kaldı ki, davacı şirketin kullanılmadığı iddia edilen “...” ibareli markası tescil tarihi itibariyle 5 yılı aşkın süredir tescilli olmadığından kullanmama define tabi de olmadığın, Öte yandan, davacı şirketin uzun yıllardır sürdürdüğü kullanımlar ile ayırt edicilik kazandırdığı “...” esas unsurlu markaları sektorel anlamda da tanınmakta olduğunu, aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı da izahtan vareste olduğunu, Hal böyleyken, Mahkemece davalı yanın usul ve yasaya aykırı surette sunduğu cevap dilekçesinin nazarı itibara alınmamasını, neticeten davalarının kabulüne karar verilmesini davalı yan tarafından usul ve yasaya aykırı surette sunulan 28.01.2025 tarihli cevap dilekçesine karşı cevap ve itirazlarını sunar, Dilekçe kapsamında izah edildiği üzere, usul ve yasaya aykırı surette sunulan cevap dilekçesi ve eklerinin mahkemece nazarı itibara alınmamasını, Neticeten davanın kabulüne, Yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyetinin 30/10/2024 tarihli raporunda ; Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler ile Mahkemece bilirkişi heyetine verilen görevlendirme ile sınırlı olmak üzere; 09.10.2024 tarihli tespit icrasında Mahkeme görevlendirmesinde belirtilen ..." ve ... adreslerinin aynı iki adres olduğu birinin caddeye göre diğerinin sokak ismine göre nitelendirildiği hususunun tespit edildiği yapılan incelemede işletmenin diş tedavi hizmetleri verilen klinik olduğu işletmenin giriş vitrin bölümünün üstünde, giriş danışma duvarında, kartvizitte, muayehane girişlerinde ... yazı unsurunun kullanıldığı sair evraklarda ... kullanımlarının olduğu Davalı işletmenin ticari Unvanının ... olduğu şirket kurucularının ... ve ... olduğu, .. İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde mesul müdürün ... olduğu, Ticaret Odasında kayıtlı adresinin ...olduğu, işletmenin ... Vergi Dairesine ... vergi numarasıyla kayıtlı olduğu görüldüğü yönünde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyetinin 02/12/2024 tarihli raporunda ; Bilişim incelemesi neticesinde; Davacı Yönüyle İnceleme; Dosyada davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 15.05.2014 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı kayıt şirketinin ... olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine ... firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, Name Servers bilgilerinde ... yazdığı, web sitesinde ... şeklinde kullanım olduğu, Tedaviler menüsünde Hair ...bilgilerinin olduğu, ... linkinde Instagram ikonu üzerine gelindiğinde ... bağlantı verildiği, linkte ... hesabının olduğu, hesabın Mayıs 2017 tarihinde oluşturulduğu, hesap oluşturulduğu tarihten bu yana 6 kez kullanıcı adının değiştirildiği, mevcut durumda hesapta 813 gönderi – 142 Bin takipçi – 297 takip olduğu, hesap açıklamasında... bilgilerinin olduğu, profil resminde ... şeklinde kullanım olduğu,- Dosyada davacı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 28.09.2021 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerinde... ŞTİ. yazdığı, web sitesinde ... şeklinde kullanım olduğu, web sitesinde Medikal Estetik – Plastik ve Estetik Cerrahi – Saç Ekimi – Ağız & Diş Estetiği – Tıbbi Birimler menülerinin olduğu, - ... linkinde Instagram ikonu üzerine gelindiğinde ... linkine bağlantı verildiği, linkte ...hesabının olduğu, hesabın Ağustos 2022 tarihinde oluşturulduğu, hesap oluşturulduğu tarihten bu yana 2 kez kullanıcı adının değiştirildiği, mevcut durumda hesapta 563 gönderi – 7.267 takipçi – 11 takip olduğu, hesap açıklamasında ... 100.000 Kişinin Tercihi... bilgilerinin olduğu, profil resminde ... şeklinde kullanım olduğu, Davalı Yönüyle İnceleme; Dosyada davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 22.05.2021 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, alan adı kayıt şirketinin ... LTD olduğu, alan adı sahibi/yetkilisi bilgilerine ... LTD firmasından talep edilerek ulaşılabileceği, Name Servers bilgilerinde ... yazdığı, web sitesinde ...şeklinde kullanım olduğu, web sitesinde bulunan Hizmetlerimiz menüsünde Kanal Tedavisi (Endodonti) – Protez Tedavi – Ortodonti – Genel Diş Hekimliği Uygulamaları – Gülüş Tasarımı ve Diş Estetiği – İmplant Tedavisi – Çocuk Diş Hekimliği Pedodonti – Diş Beyazlatma – Ağız ve Çene Cerrahisi – Diş Eti ve Hastalıkları bilgilerinin olduğu, web sitesi iletişim bilgilerinde ... -... yazdığı,- ... ikonu üzerine gelindiğinde ...linkine bağlantı verildiği, linkte mevcut durumda sayfaya ulaşılamadığı, B- Marka incelemesi neticesinde ; Davacı ...1 tescil nolu “...” ibareli markası ile davalı “...”, “...”, “...” ibareli kullanımları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, sonuç ve kanaati ile rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyetinin 19/06/2025 tarihli raporlarında özetle ; Davacı yan adına tescilli ... sayılı markalar haricinde davacı yanın davaya dayanak sunduğu markaların tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmediği ve bu nedenle kullanmama defi kapsamında inceleme yapılamadığı, 2- ... sayılı markanın asli unsurunun ... ibaresi olduğu, davacı yanın .... asli unsurlu ayırt edici karakteri değiştirmeden “tıbbı hizmetler ve güzellik hizmetleri” hizmetlerinde kullanım yaptığının anlaşıldığı, bu nedenle ilgili markanın marka tecavüzü iddiaları bakımından değerlendirmeye alındığı, 3- Davalı yanın bilişim incelemesi ve yerinde inceleme ile tespit edilen kullanımlarının davacı yan adına tescilli ve kullanmama def’i kapsamında olmadığı tespit edilen ... sayılı markalar ile benzer olduğu, davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait markaların tescilli olduğu hizmetler ile benzer sınıflarda kullanıma edildiği, nihai tüketici nezdinde davalı kullanımlarının davacı yanın seri markası veya şubesi izlenimi verebileceği, bu nedenle davacı yanın ... asli unsurlu kullanımlarının davacı yan markalarına tecavüz teşkil ettiğinin değerlendirilebileceği, nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 4- Davacı adına tescilli ... ibareli markalar ile aynı asli unsuru ihtiva eden ve davacı adına tescilli markaların tescilli olduğu sınıflar ile benzer sınıflarda unvan tesciline konu edilen ...LTD. ŞTİ’nin ticaret unvanından ... ibaresinin SMK 7/3-e kapsamında kullanılmasının engellenebileceği, nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu 5- Dosyada yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı tarafın markalarının tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği değerlendirildiğinden davacı yanın tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı nihai takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 6- İçtihat değişikliği göz önüne alınarak davalı yanın davacı yanın marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin, TTK 54. Ve 55 Maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde rapor düzenlenmiştir. KANAAT VE GEREKÇE Uyuşmazlık davacı tarafa ait “...” ibareli markası ile davalı “...”, “...”, “...” ibareli kullanımları arasında haksız rekabete ve marka tecavüzüne sebebiyet verecek şekilde kullanıldığı iddiası ile kullanımdan men edilmesi marka hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ve ilgili web sitelerine erişimin engellemesi talebine ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ). SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller; Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır. a-) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b- Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c-) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555). Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir. Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir. Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir. Davacı Yanın Markalarının Tanınmışlığı İddiaları Bakımından Yapılan İnceleme TÜRKPATENT tarafından tutulan tanınmış markalar sicili tanınmışlığın tespiti bakımından mahkemeler nezdinde takdiri delil olarak değerlendirilebilir. Ancak bu listelerin tek başına tanınmışlık göstergesi olarak kabul edilmeleri mümkün değildir (Nitekim tanınmışlığın mutlak red nedeni olmaktan çıkarılması dolayısıyla TÜRKPATENT'in tanınmış marka listesini de hazırlamasına gerek olmadığı yönünde bkz. Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Bası, s. 353). Tanınmış markalara ilişkin mevzuatımızda ve uluslararası düzenlemelerde tanım yapılmamıştır. Bunun temel sebebi ise tanınmışlığın her somut olayda farklılık gösterebilmesi ve zamanla değişebilmesidir. Tanınmışlığın tespiti hususunda WIPO Ortak Kararı'nda ve ulusal olarak da TÜRKPATENT nezdinde çeşitli kriterler belirlenmiştir. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde oluşturulan Uzmanlar Komitesi tarafından hazırlanan tanınmış markaların korunması ile ilgili metnin 2. maddesi ile somut olayın özellikleri çerçevesinde tanınmış markaların tespitine yönelik bazı kriterler oluşturulmuştur. Buna göre, markanın ilgili toplumsal çevrede tanınmış olup olmadığının belirlenmesinde, - İlgili toplum sektöründe markanın tanınma derecesi: Markanın tanınma oranı tüketici nezdinde yapılan anketler ve sondajlar ile tespit edilir. Tanınmış markalarda, malın veya hizmetin yöneldiği çevrede yapılacak anket ve sondajlarda, markanın bilinmesi oranının yaklaşık 96 80 civarında olması gerektiği belirtilmektedir. - Markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafik alanın genişliği: Bir malın yaygın olarak kullanılması ve satış cirosunun yüksek olması markanın yayılmasına ve bilinirliğinin artmasına hizmet eder. - Fuar ve sergilerde ürünlerin sergilenmesi, reklam ve diğer tanıtım faaliyetlerinin süresi kapsamı ve coğrafi genişliği: Tanınmışlığın yaygınlaştırılması ve zihinlerde yer etmesi için reklamların çok önemli bir rolü vardır. Özellikle görsel medyada yapılan reklamlar ile bir marka kısa sürede tanıtılabilmektedir. -Markanın ekonomik değeri; Markayı taşıyan ürünün piyasadaki yeri, cirosu, işletmenin önemi, Müşteri çevresi, gibi unsurların değerlendirilmesi yolu ile markanın değeri hesaplanabilir. Ortaya çıkan değer yüksek ise, markanın tanınmışlığı sağlanmış demektir. - Süre ve coğrafi alanı kapsayan her türlü tescil veya tescil başvurusu: Her zaman belirleyici olmamakla birlikte, bir markanın tescilinin çok eski olması ve markanın uzun müddetten beri kullanılması, tanınırlık ve bilinirlik konusunda önemli bir unsurdur. - Marka hakkının etkili bir biçimde korunduğunu gösteren belgeler ile markanın herkes tarafından bilindiğini kabul eden mahkeme veya yetkili diğer makamların kararlarının dikkate alınması gerekmektedir. Ancak burada sayılan kriterlerin zorunlu olarak bulunması gerekmeyip, somut olayın özelliklerine göre markanın tanınmışlığının tespit edilebilmesi için birkaç kıstasın yeterli olabileceği gibi, bazen bu kriterlerin tamamının bulunması gerekebilir. Bu kriterlerle ilgili açıklamalarda, tanınmış markadan söz edebilmek için, ilgili toplumsal çevrede marka konusunda genel bir bilginin bulunması gerekli olup; markanın, ülkede yaşayan herkes tarafından bilinme zorunluluğu olmadığı; bu açıdan bakıldığında, ilgili toplumsal çevrenin, markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerin güncel veya potansiyel alıcıları, dağıtım ağını oluşturan kişiler, markanın konulduğu mal veya hizmetlerle ilgili ticari çevreyi ifade ettiği; markanın bir üye devlette en az bir ilgili toplumsal çevrede bilinmesi durumunda markanın tanınmış sayılacağı ve markanın tanınmışlığının tespitinde, markanın ilgili ülkede tescilli olması veya başvurusunun yapılmış olması yeterli olup kullanılmasının zorunlu olmayacağı belirtilmiştir (Tanınmış Markanın Korunması, 2003 Ankara, s. 55, dn. 161). Tekinalp, dünya çapında maruf olmasa bile Paris sözleşmesine üye ülkelerde, hatta üye ülkelerin bazılarında bilinen markanın tanınmış marka kategorisinde sayılacağını belirtmiştir (Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 1999, s. 379). Arkan da, aynı şekilde, markanın koruma istenilen ülkede 0 mal veya hizmetle ilgili çevrenin büyük bir kesimince bilinmesinin Paris Anlaşması” nın 6. Maddesinin uygulanması için yeterli olacağını belirtmektedir (Arkan, Sabih; Marka Hukuku, C I, Ankara 1997, s. 93). Dirikkan'a göre, markanın tanınmışlığından söz edebilmek için, bir ülkede yaşayanların tamamının söz konusu markayı bilmesi zorunlu olmayıp; marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerekir. Bir ülkede yaşayan herkes, her türlü mal veya hizmetle ilgilenmediğinden, ilgisiz grupların tanınmışlık kavramının belirlenmesinde dikkate alınması uygun değildir (Dirikkan, Tanınmış Markanın Korunması, s. 46). Yasaman ise Paris Sözleşmesi anlamında “umumen malum marka” ile “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markanın hemen hemen aynı hatta özdeş olduğunu, bu sebeple de umumen malum markaya tanınan korumayı “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markalara da tanımak gerektiğini belirtmektedir (Yasaman, Marka Hukuku Şerhi, s. 263). Yargıtay 11. HD.'nin 3.3.2021 tarihli kararı şu şekildedir: “Tanınmış marka, gerek tüketici kitlesi, gerekse dağıtım kanalları itibariyle toplumun zihnine yerleşmiş olan, o markaya konu ibare veya işaret zikredildiğinde veya görüldüğünde her hangi bir zihinsel faaliyet gerektirmeden derhal çağrışım yaparak akla gelen yüksek ayırt edicilik düzeyi olan işaretlerdir. Her markanın belirli düzeyde ayırt edicilik ve reklam işlevi bulunmakla birlikte bu düzey tanınmış markalarda daha yüksektir. Her bir tanınmış markanın tanınmışlık düzeyi diğerinden farklı olabilir. Markanın tanınmışlığı, belirli bir sektörel çevre ile sınırlı olabileceği gibi, tüm sektörleri, hatta bir ülkeyi veya dünyayı kapsayacak düzeyde de olabilir. Markanın tanınmışlık düzeyinin tespitinde, markanın reklam yoluyla tanıtımına yapılan masraf, emek, yoğunluk, zaman, aldığı kalite ödülleri, sağlanan başarı, markanın tescilli olduğu süre, tanınmışlık ileri sürülen ürünün ne kadar süredir üretildiği, sağlam ve amaca uygunluğu, sunulduğu ortam ve sunuluş şekli, satış adedi ve hitap ettiği müşteri kitlesinin boyutu, markaya konu işaretin özelliği, marka koruma bilinci gibi nedenlere göre değişiklik gösterebilir. Markanın tanınmışlığı sabit ve statik bir olgu olmayıp, uzun yıllardır tescilli olan bir marka hiç tanınmamış olabileceği gibi, yeni tescil edilmiş bir marka ise kuvvetli tanıtım ve “yoğun reklamlar sayesinde kısa süre içerisinde tanınmış hale getirilebilir. Öte yandan bir dönem tanınmış marka olan bir işaret, üretim ve tanıtımın devamına ve yoğunluğuna bağlı olarak zaman içerisinde tanınmışlığını da yitirebilir. Bir markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlık düzeyi, sonraki tarihli markanın başvuru tarihi esas alınarak, her bir dosyada bunu ileri süren tarafça ve dosyaya sunulacak delillerle ispat edilmelidir. Bir veya birkaç ülkede tanınmış olan markanın, diğer tüm ülkeler yönünden de tanınmış olduğu kabul edilemez. Bu anlamda, markanın bir çok başka ülkede tescil edilmiş olması da tek başına yeterli değildir. Markaların ülkeselliği ilkesi itibariyle, hangi ülkede markanın tanınmışlığına dayanılmış ise o ülkedeki ilgili çevre yönünden tanınmışlık ispat edilmelidir (Y.11. HD., ...E., ..., ). Bir markanın tanınmış sayılabilmesi için markanın konulduğu malın veya hizmetin hedef aldığı tüketici çevresinde ve ilgili sektörde tanınması yeterlidir. Burada ilgili çevreden anlaşılması gereken; hâlihazır veya potansiyel tüketiciler, ilgili malın veya hizmetin dağıtım kanalları ve pazarlanmasıyla uğraşan kimseler ile ilgili mal ve hizmetlerle ilişkili diğer çevrelerdir. Bir markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Olayın mahiyetine göre, bazen belirtilen unsurlardan birinin ya da birkaçının tanınmışlığın tespitinde yeterli olabilmektedir. Yukarıda verilen kriterler doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı markasının tanınmışlığına ilişkin sunulan delillerin, davacı markanın tanınmış olduğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığından davacı markası tanınmış marka olarak kabul edilmemiştir. Davacının haksız rekabet talepleri yönünden yapılan değerlendirmeYüksek Mahkeme, 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55’ince maddlerinde yer alan haksız rekabet düzenlemesinde, mülga Ticaret Kanunun’dan farklı olarak marka,unvan, ticari ad gibi sinai mülkiyet konularının zikredilmemiş oluşu, haklarının özel yasalarda düzenlenmiş oluşunu ve uygulamada tereddiütlere yol açılmasını gerekçe göstererek, marka hakkına tecavüz eylemlerinin ayrıca haksız trekabet olarak kabul edilemeyebileceği yönünde içtihat değişikliğine gitmiştir. Yargıtay 11. Hukuk dairesi 14.03.2022 tarih, ... e. Ve ...k. Sayılı kararı ile, Markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı SMK hükümleriyle korunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55/1-a-4 bendinin “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” fiillerini haksız rekabet olarak kabul ettiği ancak “ad, unvan ve marka” kavramlarına bilinçli bir şekilde yeni düzenlemede yer verilmediği, markaların SMK kapsamında korunması sebebiyle bunların bir kez de yeni TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağı gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Ancak malumunuz olduğunuz üzere Yüksek Mahkeme, 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55’ince maddlerinde yer alan haksız rekabet düzenlemesinde, mülga Ticaret Kanunun’dan farklı olarak marka,unvan, ticari ad gibi sinai mülkiyet konularının zikredilmemiş oluşu, haklarının özel yasalarda düzenlenmiş oluşunu ve uygulamada tereddiütlere yol açılmasını gerekçe göstererek, marka hakkına tecavüz eylemlerinin ayrıca haksız rekabet olarak kabul edilemeyebileceği yönünde içtihat değişikliğine gitmiştir. Yargıtay 11. Hukuk dairesi 14.03.2022 tarih,... e. Ve... k. Sayılı kararı ile, Markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı SMK hükümleriyle korunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55/1-a-4 bendinin “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” fiillerini haksız rekabet olarak kabul ettiği ancak “ad, unvan ve marka” kavramlarına bilinçli bir şekilde yeni düzenlemede yer verilmediği, markaların SMK kapsamında korunması sebebiyle bunların bir kez de yeni TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağı gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda davacının haksız rekabet yönünden talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı tarafa ait ...+şekil, ... +şekil,... +şekil, ... +şekil, ... +şekil,... +şekil, ... +şekil, ... +şekil sayılı markalarının tescilli olduğu ... Sınıfta yer alan “Tıbbi hizmetler. Güzellik bakımı” hizmetleri ile benzer olduğu tespit edilmektedir. Bu minvalde davacı adına tescilli ... ibareli markalar ile aynı asli unsuru ihtiva eden ve davacı adına tescilli markaların tescilli olduğu sınıflar ile benzer sınıflarda unvan tesciline konu edilen ... Şti ticaret unvanından ... ibaresinin SMK 7/3-e kapsamında kullanılmasının engellenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı markaları ile davalı kullanımlarının asli unsurunun ... ibaresi olduğu, davalı tarafın davacı yanın ... asli unsurlu ayırt edici karakteri değiştirmeden “tıbbı hizmetler ve güzellik hizmetleri” hizmetlerinde kullanım yaptığının anlaşıldığı, bu nedenle ilgili markanın marka tecavüzü iddiaları bakımından değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar ... ibaresinin de ihtiva ettiği anlam bakımından ayırt edici niteliğinin çok yüksek olduğundan bahsedilemeyecekse de davalı markasal kullanımlarında ... ibaresine başka bir ek esas unsurun yer almadığı, davalı yanın kullanımlarının davacının seri markalarında uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, ilgili kullanımları gören tüketicinin kullanımları davacı yana ait seri markalardan birisi olarak algılayabileceği, bu halde markalar ya da markaların sahibi olan işletmeler arasında yanılgıya düşebileceği, hiç olmaz ise işletmeler arasında organik bağ olduğu yanılgısına kapılabileceği, bu halde karşılaştırmaya tabi kullanım ve markalar arasında iltibas riskinin var olduğu söz konusu kullanımlar ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin var olduğundan bahsedilebileceği değerlendirilmektedir. Her iki tarafın aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve aynı tüketici kitlesine hitap ettiği, davacıya ait marka ile davalı kullanımlarının görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzer olduğu ve aynı hizmet sınıfı kapsamında bulunduğu, davalı kullanımları ile karşılaşan tüketicinin aklına davacı markalarının geleceği, davalı markasının davacı markalarını çağrıştıracağı, bu halde her iki firma arasında organik ve/veya ekonomik bağ bulunduğu kanısının oluşacağı ve karıştırılma ihtimalinin doğacağı, tıbbi hizmetler açısından ilgili tüketicinin dikkat düzeyinin yüksek olmasının ve markaların zayıf ayırt edici unsurlardan oluşmasının markalar arasındaki mevcut karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere aynı/benzer marka işaretlerini içeren ve aynı hizmet sınıfı kapsamında tescilli olan/kullanılan taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kanatine varılmıştır. Hal böyle iken davacı markaları ve ilgili markasal kullanımları ve kapsadıkları mal ve hizmetleri ile dava konusu marka ve kullanımların arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili markasal kullanımların davacı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı yanın ticaret ünvanının 11.01.2021 tarihinde tescil edildiği, Davacı adına, davalı yanın ticaret unvanının tescil ettirdiği 11.01.2021 tarihi öncesinde adına tescil edilmiş markalara dayanarak davalı ticaret unvanının terkini yönünde karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. davacının alan adı kullanımına ilişkin talebi değerlendirildiğinde ise; dosyamız arasında bulunan 02.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirlendiği üzere ... , ...ınternet adreslerindeki davalı yanın “... alan adı kontrol edildiğinde alan adının 22.05.2021 tarihinde alındığı/kayıt edildiği, anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,1-Davanın kısmen kabulü ile, davalının eylemlerinin davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, 2-...İsimli internet adreslerine erişimin engellenmesine, 3-Haksız rekabet talebi yönünden reddine, 4-Davalının, “...” ibareli seri markalarını havi araç, mal, ambalaj ve her türlü emtianın toplatılmasına ve imhasına, 5-Davalı yanın, ... şeklindeki TİCARET UNVANINDAN “...” ibaresinin TERKİNİNE, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 732,00-TL karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen haksız rekabet talepleri yönünden davalı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafından yatırılan toplam 855,20-TL harcın (peşin+başvuru) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafından yapılan 48.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 675,00 TL posta gideri toplam 48.675,00-TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 24.337,50-TL olmak üzere yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 13-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸