Diğer ·
2022/143 E. 2026/43 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2022/143
- Karar No
- 2026/43
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/143 Esas KARAR NO : 2026/43
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 26/08/2022 KARAR TARİHİ : 27/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava neticeleninceye kadar ... Tescil Tarihli ... Tescil Numaralı ve ... Tescil tarihli ... Tescil Numaralı "..." markasının üçüncü kişilere devir ve temliğinin önlenmesi amacıyla üzerine ihtiyati tedbir konmasına, davalı yanın eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun önlenmesi ve durdurulması için dava konusu "..." markalı her türlü tanıtım aracı, tabela ve basılı evrak ve benzeri materyalin toplatılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davanın kabulü ile; Davacı müvekkilin "..." markasına iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olan ... Tescil Tarihli... Tescil Numaralı ve ...Tescil tarihli ...Tescil Numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne, fiili tecavüzün sağlandığı “...” isminin kullanılmasının MEN’İNE, "..." markalı her türlü tanıtım aracı, tabela ve basılı evrak ve benzeri materyalin toplatılmasına, Davalı şirketin ünvanında yer alan “...” ibaresinin ticaret sicil kaydından terkinine, Marka hakkı tecavüzüne ilişkin olarak fazlaya ilişkin talep hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla ve H.M.K. 107. Madde gereği belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın tecavüzün başladığı tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, Davalı yanın marka tecavüzünün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, Davalı aleyhine verilecek mahkeme kararının masrafı davalıya ait olmak üzere kamuya duyurulması için ülke çapındaki tirajı yüksek olan gazetelerden birinde yayınlanmasına, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu "..." markası, davalı şirket ortağı ...'in şahıs işletmesi kurduğu 24.01.2012 tarihinden beri fiili olarak ve 05.04.2013 tarihinden beri de tescilli olarak kullanılmakta olduğunu, markanın evveliyatı olduğunu, Huzurdaki dava ise 26/08/2022 tarihinde açıldığını, İyiniyetle tescil edilmiş markaya karşı hükümsüzlük davası açma süresi; eski tarihli marka sahibinin, markayı kullanımından haberdar olmasından itibaren 5 yıl olduğunu, Kötüniyetle tescil edilmiş markaya karşı hükümsüzlük davası açılması herhangi bir süreye bağlanmadığını, Davalı şirket, "..." markasını eşarp ve benzeri mamullerde kullanmakta olduğunu, Davacı şirket benzer marka olduğunu iddia ettiği kendisine ait "İsmira" markasını eşarp ve benzeri mamullerde asla kullanmadığını, Bu durum davalı şirketin iyiniyetli olduğunu çok açık ve kesin bir biçimde göstermekte olduğunu, Yani, markalar arasında gerçekten ayniyet olsaydı bile, davalı davalı şirketin bu iyiniyeti sebebiyle davacının dava hakkı hak düşürücü süre ile sakıt olduğunu, Huzurdaki davada "iltibas - karışıklık - ilişkilendirilme" konusunda "..." markası ile "..." markasının aynı olduğunu iddia eden davacı şirket, ... 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında bunun tam tersini ve her iki markanın farklı olduğunu savunmakta olduğunu, Davanın reddine, dava masrafı ile vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle ; Tescil tarihli ... Tescil Numaralı "..." markasının üçüncü kişilere devir ve temliğinin önlenmesi amacıyla üzerine konan ihtiyati tedbirin devamını, Davalı yanın eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunun önlenmesi ve durdurulması için dava konusu "..." markalı her türlü tanıtım aracı, tabela ve basılı evrak ve benzeri materyalin toplatılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davanın kabulü ile; Davacının "..." markasına iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olan... Tescil Tarihli ... Tescil Numaralı ve ...Tescil tarihli ... Tescil Numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne, fiili tecavüzün sağlandığı “...” isminin kullanılmasının men’ine, "..." markalı her türlü tanıtım aracı, tabela ve basılı evrak ve benzeri materyalin toplatılmasına, Davalı şirketin ünvanında yer alan “...” ibaresinin ticaret sicil kaydından terkinine, Marka hakkı tecavüzüne ilişkin olarak fazlaya ilişkin alacakları saklı kalmak kaydıyla ve H.M.K. 107. Madde gereği belirsiz alacak davası olarak 5.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın tecavüzün başladığı tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, Davalı yanın marka tecavüzünün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, Davalı aleyhine verilecek mahkeme kararının masrafı davalıya ait olmak üzere kamuya duyurulması için ülke çapındaki tirajı yüksek olan gazetelerden birinde yayınlanmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf davalının markasını önemsiz ve tanınmamış bir marka gibi göstermeye çalışmakta olduğunu, davacının markası tanınmayan bir marka olduğunu, Hiçbir satış platformunda yer almadığını, sadece mağaza ile facebook ve instagram sayfalarından satış yapmakta olduğunu, Bu husus davacının dilekçesinden de anlaşılmakta olduğunu, davalının her durumda tamamen iyiniyetli olduğunun açık olduğunu, Davalı, davacının markasını kısmen iktibas etmek bir yana, birebir aynen kullansa bile satış yapma şansı olmadığını, davacının markası tanınmış bir marka olmadığı gibi, davalının hitap ettiği kesim açısından da hiçbir değeri olmadığını, zira tarafların hitap ettikleri kesimler taban tabana farklı olduğunu, biribirlerinin markalarını kullanarak gelir elde etme imkanları olmadığını, Davanın reddine, dava masrafı ile vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi heyetinin sunduğu 13/11/2023 tarihli raporda özetle ; "TEKNİK İNCELEME SONUCUNDA ; Davacının ve Davalının internet siteleri, sosyal medya hesapları üzerinde yapılan incelemeye göre, davacının “...” adıyla kadın tekstil ürünlerinin tanıtım ve satışını yaptığı, davalının ise “... ” adıyla sadece eşarp ürünlerinin tanıtım ve satışını yaptığı, HÜKÜMSÜZLÜK AÇISINDAN; Davalıya ait ...ve ... tescil no.lu “...” markaları açısından SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlüğe ilişkin şartların mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla, nihai hukuki değerlendirme ve Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Bu aşamada Davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunması göz önüne alındığında; Sayın Mahkemenizce, Davacının Davalı markalarından haberdar olunmasına ilişkin beyanının kabul görmemesi durumunda, SMK m.25/6 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında ve Davalı markalarının tescil tarihleri nazara alındığında; Davalı markalarından ... tescil no.lu “...” markası yönünden 26/08/2022 dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olacağı, Davalı markalarından... tescil no.lu “...” markası yönünden ise 26/08/2022 dava tarihi itibariyle hükümsüzlük davası açılması için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğunun, tespit edildiği, işbu tespit neticesi değerlendirme ve Nihai hukuki Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Tanınmış markaya ilişkin değerlendirme yapılabilmesi için dosyada yeterli belge olmadığından, SMK m.6/5 kapsamında Davacı markasının tanınmışlığına dair bir değerlendirme yapılamadığı, mevcut duruma göre takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, MARKAYA TECAVÜZ AÇISINDAN; Davalı tarafın kullanımı açısından, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüze ilişkin şartların mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla, nihai hukuki değerlendirme ve Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu MARKA HAKKINA DAYALI OLARAK UNVAN TERKİNİ TALEBİ AÇISINDAN; Tarafların faaliyet alanlarının aynı ya da benzer olduğu, Davalının “...” ibaresi kullanımının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım olarak değerlendirilebileceği ve benzerlik nedeniyle iltibas riski doğurabileceği tespit edilmiş olmakla, SMK m.7/2 ve m.7/3-e uyarınca terkin şartlarının mevcut olup olmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyetinin sunduğu 23/09/2024 tarihli raporda özetle ; "“Taraf marka işaretlerinin karıştırılmaya neden olacak düzeyde benzer olduğu, davalı markasının tanınmış marka özelliği göstermediği ve davacının ... 1. FSHHM E.... sayılı davada işbu davadaki iddialarının aksini ileri sürmesinin, işbu davadaki haklarını ortadan kaldırmadığı” yönündeki heyet görüşüne katılmakla birlikte, davacının, davalının ... Sınıfın 1. alt sınıfı kapsamında bulunan “eşarp, şal, şifon ve bandana” emtiaları ile ... Sınıfın ... alt sınıfı kapsamında bulunan “...” emtiasındaki kullanımlarına uzun süre sessiz kaldığı, takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere somut olayda ...sayılı markanın tescilli olduğu .... Sınıfın ....Alt sınıfındaki “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar” ve .... alt sınıfındaki “Baş giysileri” bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı ve yine belirtilen alt sınıflar kapsamında kalan davalı kullanımlarının davacı marka hakkına tecavüz oluşturmadığı, davalının ... sayılı markasının tescilli olduğu .... Sınıfın .... alt sınıfında yer alan “Ayak giysileri” açısından karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının...sayılı önceki tescili kapsamında kalan ve davacının uzun süre sessiz kalması nedeniyle taraflar arasında çekişme konusu olmaktan çıkmış “...” emtialarının tekabül ettiği .... Sınıfın ... ve .... Alt sınıfları bakımından kazanılmış hak sahibi olduğu, davalının kazanılmış hak kapsamında bulunmayan ve davacı markası ile benzer olan ...sayılı markanın tescilli olduğu ... Sınıftaki “Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler” ve ... Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). çantalar, cüzdanlar, Bebekler için kundak örtüleri. Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” açısından karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı şirket ticaret unvanının 18.10.2017 tarihinde tescil edildiği, ticaret unvanının terkininin unvanın tescilinin üzerinden 5 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra talep edildiği, işbu husus ile ilgili değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi heyetinin sunduğu 02/05/2025 tarihli raporda özetle ; "Heyetimize verilen görev doğrultusunda yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda ve yukarıda açıklanan sebeplerle; kök raporda yer alan tespitlerimiz aynı şekilde muhafaza edilerek, bu tespitlere ek olarak; Davacının ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere defterlerin sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, Davalının mahkemece belirlenen inceleme günü ticari defterlerini ibraz etmediği, yerinde inceleme talebinin de olmadığı, bu nedenlerle davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı, Davacının yıllar itibariyle Gelir Tablosu incelendiğinde; Brüt satış karlılığının artarak devam ettiği, Davacının ... Ticaret Odası kayıtlarına göre Nace kodunun ‘Ev Tekstili Ürünleri’ olarak kayıtlı olduğu, davalının ise ‘Dış Giyim Ürünleri’ olarak kayıtlı olduğu, iki tarafın da Nace kodunun dava konusu olarak gerçekleştirdikleri üretim- satış faaliyetinden farklı olarak kayıtlı olduğu, Tarafların üretim-satış konularının farklı olmasından dolayı SMK 151/2-a maddesi uyarınca yoksun kalınan kazanç hesabı yapılamayacağı, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. " şeklinde rapor düzenlenmiştir. KANAAT VE GEREKÇE Marka Hükümsüzlüğü Yönünden Yapılan Değerlendirme 6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." 6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir. Davacıya Ait Olan ve Hükümsüzlük ile Tecavüze Dayanak Marka: ... tescil no.lu “...” markası...sınıfta tescil edilmiştir. Marka tescil başvurusu 20/04/2005 tarihinde yapılmış olup 15/07/2006 tarihinde markanın tesciline karar verilmiştir. 08/04/2015 tarihinden markanın yenilemesi yapılmıştır. Sahip bilgisinde ...TİC. LTD. ŞTİ yer almaktadır. Markanın halen SMK kapsamında tescil korumasında olduğu sicil kayıtlarında tespit edilmektedir. Davalıya Ait Tecavüz ve Hükümsüzlük İddiasına Konu Markalar: ... tescil no.lu "..." markası ... tescil no.lu “..."” markası için ... sınıfta tescil başvurusu yapılmış olup aşağıda detayları belirtilen listedeki sınıflarda tescil edilmiştir. Marka sahibi olarak ... gözükmektedir. Marka tescil başvurusu 10/02/2012 tarihinde yapılmış olup 05/04/2013 tarihinde markanın tesciline karar verilmiştir. Yenileme işlemi 08/08/2022 tarihinde yapılmıştır. Markanın halen SMK kapsamında tescil korumasında olduğu sicil kayıtlarında tespit edilmektedir. SMK 6/1 Yönünden Yapılan Değerlendirme SMK 6/1 hükmüne göre “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir”. Bu hüküm çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olabilmesi için; a.Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, b.Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, c.Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Görüldüğü üzere burada hem markalar arası aynılık/benzerlik hem de mal ve hizmet sınıfları arasında aynılık/benzerlik karşılaştırmasının yapılması ve iltibasın yani karıştırılmanın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. İltibas değerlendirmesinin önce işaretlerin, sonra mal ve hizmetlerin benzerliği şeklinde bir sıralama yerine, her ikisinin bir arada ve birbirine nitelik olarak etkisi de gözetilerek birlikte yapılması gerekir. a.Markalar arası karşılaştırma; Bilindiği üzere Karıştırılma (iltibas) terimi, ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir . İltibas doğrudan iltibas ve dolaylı iltibas olarak ikiye ayrılabilir; buna göre, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir işaret, bu işaretin hitap ettiği çevrede, söz konusu markanın kullanıldığı mal veya hizmetin, iltibasa maruz bırakılan mal ve hizmetle özdeşleştirilmesine yol açıyorsa doğrudan iltibas söz konusu iken, karışıklığı yaratan aynı veya benzeri bir marka, bu markanın hitap ettiği çevrede, işaretler arasındaki farklılığı anlasalar bile benzerliğe dayalı olarak mal veya hizmetler arasında yanlış bağlantılar kurmasına yol açıyorsa dolaylı iltibas söz konusu olur . İltibas ihtimalinin tespitinde, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markanın sahip olduğu ayırım gücü, telaffuz, biçim ya da anlam itibariyle bıraktığı etki, markaların kullanılacağı mal/hizmet türlerinin birbirine yakın olup olmadığı , markaların benzer alıcı çevrelerine hitap edip etmedikleri hususları dikkate alınmalıdır. Ayrıca söz konusu markanın orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir markanın yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığı göz önünde tutulur. Yine iki marka arasında arasında biçim ve anlam bakımından bir benzerlik bulunmasa bile, özellikle ses uyumu ve telaffuz bakımından benzerlikleri belirgin ise markalar arasında iltibas tehlikesinin varlığı söz konusu olur. Yine bir marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Sırf sözcükler tasviri işaret mahiyetinde oldu diye bu işaretin tescilinin engellenmesi yoluna gidilmemelidir. Örneğin bir işarette iki sözcükten oluşan yazı unsuru, işaretteki şekil unsuru nazara alınmadan değerlendirilmemelidir . İki marka arasında iltibasın varlığı tespit edilirken eğer bu markalarda şekil unsuru da yer alıyorsa görsel, biçimsel, yazılış, okunuş, tasarım, anlamsal, ses uyumu, çağrıştırma, genel intiba kıstasları itibariyle karşılaştırılma yapılmalı ve sonucuna göre iltibasın var olup olmadığı tespit olunmalıdır. Piyasada daha önceden aynı veya benzeri mal veya hizmetler için korunan ne kadar çok marka bulunuyorsa, yeni bir işaretin marka olarak tescili de o kadar zorlaşır. Marka olarak bir işaretin tescili için, o işaretin başka bir mal veya hizmeti ifade eden marka ile bir bağlantının mevcut olduğunu halkın zihninde uyandıracak derecede çağrıştırmaması gerekir. Aslında karıştırma ihtimalinin uç noktası, çağrıştırma ihtimalidir. Bir işaret, görsel, fonetik veya diğer bir açıdan farklı olsa bile, "bütünsel" bir açıdan kendisine yaklaşıldığında herhangi bir sebeple müşteri gözünde başka bir marka ile bağlantısı varmış intibaı yaratarak onu çağrıştırıyorsa ve bu yüzden müşterinin mal veya hizmet tercihinde etkili oluyorsa, marka olarak tescili engellenebilir veyahut hükümsüz kılınabilir. Markaların esas itibariyle bir mal veya hizmeti diğer bir mal veya hizmetten ayırt etmek maksadıyla kullanılmaları esas ise de, bazen müşteriler, bir markayı sadece mal veya hizmet ile değil, o mal veya hizmeti sağlayan işletme ile de irtibatlandırabilirler. Müşteriler, markalı mal veya hizmeti, sırf onu arz eden işletmeye duydukları güven ve beğeni sebebiyle tercih etmiş olabilirler. İşletmelerin birbirinden farklı olduğu bilinse dahi, kullanılan işaretlerin benzerliği müşterinin bu işletmeler arasında ekonomik veya organik bir bağ olduğunu düşünmesine yol açıyorsa sonuç yine değişmeyecek ve markalar arasında benzerlik olduğu kabul olunacaktır. SMK 6/1 maddesinde de belirtildiği üzere bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığının tespitinde "halk" tarafından karıştırılma ihtimali dikkate alınır. Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulmasıdır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir”. Başka bir deyişle, karıştırma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Benzerlik değerlendirmesinde markalar bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı ve benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Çünkü markalar arasında benzerlik ve/veya iltibasın bulunup bulunmadığı hedef tüketici kitlesi dikkate alınarak tespit edilir. Yargıtay 11. HD.... E., ... K. No.lu kararında “....markalar arasındaki benzerliğin markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki, alıcıların satın almayı düşündükleri yerine bir başka mal alacak durumda kalmaları halinde söz konusu olabileceği, markalar farklı unsurlardan oluşsalar dahi bütünü bakımından bıraktıkları etkinin diğer bir markayı çağrıştırmaması gerektiği, markalar esas unsurlarının benzer olması halinde, markanın genelinde etkisi az olan diğer hususlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabileceği..." şeklinde karar verilmiştir. b.Mal ve hizmet sınıfları yönünden karşılaştırma Yargıtay’a göre, birden ziyade kişiler adına tescilli ya da tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE tarafından yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum marka tescil ve sınıflandırmada belirlilik ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında da birlik ve istikrarın koşuludur . Ancak sınıflandırma ürünlerin benzerliğinin tespiti noktasında bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır., ürün benzerliği değerlendirmesinde halk nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir . Nitekim Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 11/4 hükmüne göre; “ mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez” demektedir. Yargıtay, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında şu kriterleri göz önüne almakta ve her somut olay için araştırılması gerektiğini ifade etmektedir ; a. Piyasanın anlayışı, b. Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği , c. Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği , d. Mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı, e. Birinin diğerini tamamlama imkanı olup olmadığı , f. Mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, kullanım yöntemleri amaçları hedeflenen halk kesiminin aynı olup olmadığı hususları dikkate alınır. Yine aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin benzerlik araştırmasında: piyasanın bu konudaki anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirlerinin yerine ikame edilebilme ve vekalet etme olanaklarının ve birinin diğerini tamamlama imkanının bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının, kullanım yöntemlerinin ve amaçlarının ortak olup olmadığı ölçütlerinin, hedeflenen halk kesimleri dikkate alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir . Somut olaya dönüldüğünde, davalıya ait olan ... tescil no.lu "..." markası için...sınıfta tescil başvurusu yapılmış olup aşağıda detayları belirtilen listedeki sınıflarda tescil edilmiştir. Marka sahibi olarak ... gözükmektedir. Marka tescil başvurusu 27/03/2019 tarihinde yapılmış olup 13/05/2020 tarihinde markanın tesciline karar verilmiştir. Markanın halen SMK kapsamında tescil korumasında olduğu sicil kayıtlarında tespit edilmektedir. Davacıya ait şirketin iş konusu ve faaliyet alanları ile Davalı şirketin iş konusu ve faaliyet alanlarının “aynı ya da benzer olduğu” keza Davalı şirketin iş konusu ve faaliyet alanlarının Davacının markasal kullanımına konu olan tescilli mallar/hizmetler açısından (.... Sınıf içinde yer alan) “aynı ya da benzer olduğu” görülmektedir. Huzurdaki uyuşmazlıkta, davacı şirketin “...” ibaresini 04/07/2005 tarihinde, davalı şirketin ise “...” ibaresini 18/10/2017 tarihinde tescil ettirdiği sicil kayıtlarından tespit edilmektedir. Markalar karşılaştırıldığında; iki taraf markasının da şekil unsuru içermeyip salt kelime markası olduğu, iki taraf markasının da renk içermediği, beyaz zemin üzerine siyah ile yazılmış olduğu, İki taraf markalarının da birbirine çok benzer harf fontlarıyla yazılmış olduğu, Davacı markasındaki “İSMİRA” kelimesinin davalı kullanımındaki “...” kelimesi ile işitsel ve görsel benzeştiği baş harfin farklı olmasının, bütünsel görüntüde bir ayırt edici unsur içermemesi sebebiyle kelimelerin benzerliğinin önem kazandığı, - Markaların işitsel benzerlik doğurduğu,Dolayısıyla markalar arası benzerliğin bulunduğuna yönelik bilirkişi heyet raporuna itibar edilmesi gerekmiştir. Karıştırılma ihtimali kavramı, markanın kendi başına ayırt edicilik sağlamaması veya Kanunun ifadesiyle halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin tüketicide oluşmasını ifade etmektedir. Zira tüketim alışkanlıkları içinde tüketiciler ürün satın alırken (fiziki veya elektronik ortamda) markaların güvenilirliğinden hareket eder ve benzer ürünlerdeki markaları aynı markanın ürünü olarak algılar. Bu da, marka sahiplerini olumsuz etkileyen ve marka amacını oradan kaldıran bir sonuç yaratabilmektedir. Ancak bu ihtimalin doğması da yine yukarıda sayılan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde mümkündür. Yukarıda incelendiği üzere; markaların görsel, işitsel benzerlikleri ve sınıfsal çakışmaları mevcuttur. Özellikle de kadın giysisi olarak kullanıcılarının çoğunlukla aynı tüketici kitlesi olduğu kabul edilebilir. İlgili alıcı kitlesinin, satın alma/faydalanma süresi içerisinde davalı “...” markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "İSMİRA" ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası, idari ve ekonomik açıdan birbirleriyle bağlantılı işletmenin markaları olarak algılanabileceği, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, somut olayda SMK 6/1. maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davacı Yanın Markalarının Tanınmışlığı İddiaları ve Bu Çerçevede Dava Konusu Markanın SMK 6/4 ve 6/5 Hükümleri Bakımından Hükümsüzlüğü Koşullarının Oluşup Oluşmadığı Hususunda Yapılan İnceleme TÜRKPATENT tarafından tutulan tanınmış markalar sicili tanınmışlığın tespiti bakımından mahkemeler nezdinde takdiri delil olarak değerlendirilebilir. Ancak bu listelerin tek başına tanınmışlık göstergesi olarak kabul edilmeleri mümkün değildir (Nitekim tanınmışlığın mutlak red nedeni olmaktan çıkarılması dolayısıyla TÜRKPATENT'in tanınmış marka listesini de hazırlamasına gerek olmadığı yönünde bkz. Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Bası, s. 353). Tanınmış markalara ilişkin mevzuatımızda ve uluslararası düzenlemelerde tanım yapılmamıştır. Bunun temel sebebi ise tanınmışlığın her somut olayda farklılık gösterebilmesi ve zamanla değişebilmesidir. Tanınmışlığın tespiti hususunda WIPO Ortak Kararı'nda ve ulusal olarak da TÜRKPATENT nezdinde çeşitli kriterler belirlenmiştir. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde oluşturulan Uzmanlar Komitesi tarafından hazırlanan tanınmış markaların korunması ile ilgili metnin 2. maddesi ile somut olayın özellikleri çerçevesinde tanınmış markaların tespitine yönelik bazı kriterler oluşturulmuştur. Buna göre, markanın ilgili toplumsal çevrede tanınmış olup olmadığının belirlenmesinde, - İlgili toplum sektöründe markanın tanınma derecesi: Markanın tanınma oranı tüketici nezdinde yapılan anketler ve sondajlar ile tespit edilir. Tanınmış markalarda, malın veya hizmetin yöneldiği çevrede yapılacak anket ve sondajlarda, markanın bilinmesi oranının yaklaşık 96 80 civarında olması gerektiği belirtilmektedir. - Markanın kullanım süresi, kapsamı ve coğrafik alanın genişliği: Bir malın yaygın olarak kullanılması ve satış cirosunun yüksek olması markanın yayılmasına ve bilinirliğinin artmasına hizmet eder. - Fuar ve sergilerde ürünlerin sergilenmesi, reklam ve diğer tanıtım faaliyetlerinin süresi kapsamı ve coğrafi genişliği: Tanınmışlığın yaygınlaştırılması ve zihinlerde yer etmesi için reklamların çok önemli bir rolü vardır. Özellikle görsel medyada yapılan reklamlar ile bir marka kısa sürede tanıtılabilmektedir. -Markanın ekonomik değeri; Markayı taşıyan ürünün piyasadaki yeri, cirosu, işletmenin önemi, Müşteri çevresi, gibi unsurların değerlendirilmesi yolu ile markanın değeri hesaplanabilir. Ortaya çıkan değer yüksek ise, markanın tanınmışlığı sağlanmış demektir. - Süre ve coğrafi alanı kapsayan her türlü tescil veya tescil başvurusu: Her zaman belirleyici olmamakla birlikte, bir markanın tescilinin çok eski olması ve markanın uzun müddetten beri kullanılması, tanınırlık ve bilinirlik konusunda önemli bir unsurdur. - Marka hakkının etkili bir biçimde korunduğunu gösteren belgeler ile markanın herkes tarafından bilindiğini kabul eden mahkeme veya yetkili diğer makamların kararlarının dikkate alınması gerekmektedir. Ancak burada sayılan kriterlerin zorunlu olarak bulunması gerekmeyip, somut olayın özelliklerine göre markanın tanınmışlığının tespit edilebilmesi için birkaç kıstasın yeterli olabileceği gibi, bazen bu kriterlerin tamamının bulunması gerekebilir. Bu kriterlerle ilgili açıklamalarda, tanınmış markadan söz edebilmek için, ilgili toplumsal çevrede marka konusunda genel bir bilginin bulunması gerekli olup; markanın, ülkede yaşayan herkes tarafından bilinme zorunluluğu olmadığı; bu açıdan bakıldığında, ilgili toplumsal çevrenin, markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerin güncel veya potansiyel alıcıları, dağıtım ağını oluşturan kişiler, markanın konulduğu mal veya hizmetlerle ilgili ticari çevreyi ifade ettiği; markanın bir üye devlette en az bir ilgili toplumsal çevrede bilinmesi durumunda markanın tanınmış sayılacağı ve markanın tanınmışlığının tespitinde, markanın ilgili ülkede tescilli olması veya başvurusunun yapılmış olması yeterli olup kullanılmasının zorunlu olmayacağı belirtilmiştir (Tanınmış Markanın Korunması, 2003 Ankara, s. 55, dn. 161). Tekinalp, dünya çapında maruf olmasa bile Paris sözleşmesine üye ülkelerde, hatta üye ülkelerin bazılarında bilinen markanın tanınmış marka kategorisinde sayılacağını belirtmiştir (Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 1999, s. 379). Arkan da, aynı şekilde, markanın koruma istenilen ülkede 0 mal veya hizmetle ilgili çevrenin büyük bir kesimince bilinmesinin Paris Anlaşması” nın 6. Maddesinin uygulanması için yeterli olacağını belirtmektedir (Arkan, Sabih; Marka Hukuku, C I, Ankara 1997, s. 93). Dirikkan'a göre, markanın tanınmışlığından söz edebilmek için, bir ülkede yaşayanların tamamının söz konusu markayı bilmesi zorunlu olmayıp; marka sahibinin hedef kitlesinin esas alınması gerekir. Bir ülkede yaşayan herkes, her türlü mal veya hizmetle ilgilenmediğinden, ilgisiz grupların tanınmışlık kavramının belirlenmesinde dikkate alınması uygun değildir (Dirikkan, Tanınmış Markanın Korunması, s. 46). Yasaman ise Paris Sözleşmesi anlamında “umumen malum marka” ile “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markanın hemen hemen aynı hatta özdeş olduğunu, bu sebeple de umumen malum markaya tanınan korumayı “toplumda tanınmışlık düzeyine” ulaşmış markalara da tanımak gerektiğini belirtmektedir (Yasaman, Marka Hukuku Şerhi, s. 263). Yargıtay 11. HD.'nin 3.3.2021 tarihli kararı şu şekildedir: “Tanınmış marka, gerek tüketici kitlesi, gerekse dağıtım kanalları itibariyle toplumun zihnine yerleşmiş olan, o markaya konu ibare veya işaret zikredildiğinde veya görüldüğünde her hangi bir zihinsel faaliyet gerektirmeden derhal çağrışım yaparak akla gelen yüksek ayırt edicilik düzeyi olan işaretlerdir. Her markanın belirli düzeyde ayırt edicilik ve reklam işlevi bulunmakla birlikte bu düzey tanınmış markalarda daha yüksektir. Her bir tanınmış markanın tanınmışlık düzeyi diğerinden farklı olabilir. Markanın tanınmışlığı, belirli bir sektörel çevre ile sınırlı olabileceği gibi, tüm sektörleri, hatta bir ülkeyi veya dünyayı kapsayacak düzeyde de olabilir. Markanın tanınmışlık düzeyinin tespitinde, markanın reklam yoluyla tanıtımına yapılan masraf, emek, yoğunluk, zaman, aldığı kalite ödülleri, sağlanan başarı, markanın tescilli olduğu süre, tanınmışlık ileri sürülen ürünün ne kadar süredir üretildiği, sağlam ve amaca uygunluğu, sunulduğu ortam ve sunuluş şekli, satış adedi ve hitap ettiği müşteri kitlesinin boyutu, markaya konu işaretin özelliği, marka koruma bilinci gibi nedenlere göre değişiklik gösterebilir. Markanın tanınmışlığı sabit ve statik bir olgu olmayıp, uzun yıllardır tescilli olan bir marka hiç tanınmamış olabileceği gibi, yeni tescil edilmiş bir marka ise kuvvetli tanıtım ve “yoğun reklamlar sayesinde kısa süre içerisinde tanınmış hale getirilebilir. Öte yandan bir dönem tanınmış marka olan bir işaret, üretim ve tanıtımın devamına ve yoğunluğuna bağlı olarak zaman içerisinde tanınmışlığını da yitirebilir. Bir markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlık düzeyi, sonraki tarihli markanın başvuru tarihi esas alınarak, her bir dosyada bunu ileri süren tarafça ve dosyaya sunulacak delillerle ispat edilmelidir. Bir veya birkaç ülkede tanınmış olan markanın, diğer tüm ülkeler yönünden de tanınmış olduğu kabul edilemez. Bu anlamda, markanın bir çok başka ülkede tescil edilmiş olması da tek başına yeterli değildir. Markaların ülkeselliği ilkesi itibariyle, hangi ülkede markanın tanınmışlığına dayanılmış ise o ülkedeki ilgili çevre yönünden tanınmışlık ispat edilmelidir (Y.11. HD.,...E., ..., ). Bir markanın tanınmış sayılabilmesi için markanın konulduğu malın veya hizmetin hedef aldığı tüketici çevresinde ve ilgili sektörde tanınması yeterlidir. Burada ilgili çevreden anlaşılması gereken; hâlihazır veya potansiyel tüketiciler, ilgili malın veya hizmetin dağıtım kanalları ve pazarlanmasıyla uğraşan kimseler ile ilgili mal ve hizmetlerle ilişkili diğer çevrelerdir. Bir markanın tanınmış olup olmadığının tespitinde yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen unsurların dikkate alınması gerekmektedir. Olayın mahiyetine göre, bazen belirtilen unsurlardan birinin ya da birkaçının tanınmışlığın tespitinde yeterli olabilmektedir. Yukarıda verilen kriterler doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davacı markasının tanınmışlığına ilişkin sunulan delillerin, davacı markanın tanınmış olduğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığından davacı markası tanınmış marka olarak kabul edilmemiştir. Marka hakkına tecavüz yönünden yapılan inceleme; Marka hakkına tecavüz sayılan haller, SMK'nın 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. Maddede düzenlenmektedir. 7. maddede “marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı altında marka sahibinin yasaklayabileceği fiiller sıralanmakta, 29. maddede ise “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” düzenlenmektedir. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller incelenirken, 7. Madde ile 29. Maddenin birlikte dikkate alınması gereklidir. Tecavüz, bir haksız fiildir. Tecavüzün varlığı için SMK'da belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması ve somut olayda hukuka uygunluk sebeplerinden birinin mevcut bulunmaması gereklidir. Tescilli bir markanın, sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin, tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılması, tecavüz olarak tanımlanmıştır ( Tekinalp, Ü.: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 491 ). SMK'nın 29. maddesi ise, hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıklamıştır. Buna göre; “Marka hakkına tecavüz sayılan fiille; Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır. a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. d) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, üçüncü /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. Kanunun 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. SMK m. 29/1-a atfıyla uygulanacak olan SMK m, 7/2- b'ye göre tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tesdili markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, marka hakkına tecavüz niteliği taşıyacaktır. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir. Madde 54- "(1)Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2)Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1)Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a)Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;.... 4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a)Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b)Haksız rekabetin men'ini, c)Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d)Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e)Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. TTK m. 54'e göre, “rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. Haksız rekabete dair hükümlerin temel amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Dürüst rekabetten anlaşılması gereken rekabet kapsamındaki davranışların dürüst ve ahlaklı olması gerekliliğidir. Rekabet ortamında gerçekleşen herhangi bir davranış veya uygulamanın rekabete etki etmese dahi, dürüstlük kurallarına veya ahlaka aykırı olması haksız rekabetin varlığı bakımından yeterli kabul edilmektedir (Hüseyin Ulgeıı/MeIıme( Helvacı/Arslan Kaya/N. Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 2019, s. 555). Genel ilke çerçevesinde haksız rekabet belirlenirken taraflar arasında rekabet olması, failin yarar sağlaması, failin kusurlu olması veya haksız rekabete uğrayan kimsenin zarar görmüş olması şart değildir. Haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için, ticari nitelikte bir davranış veya uygulamanın bulunması, söz konusu davranış veya uygulamanın aldatıcı veya başka bir şekilde dürüstlük kurallarına aykırı olması ve rakipler arasında veya tedarik eden kimselerle müşteriler arasındaki ilişkinin etkilenmesi gerekmektedir. Marka hakkı, tescil şekil koşuluna bağlıdır. Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile meydana gelir ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayınından itibaren hüküm ifade eder. SMK 7/(1) maddeye göre: “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir”. SMK 7/(4) maddeye göre: “Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibariyle hüküm ifade eder.” şeklindedir. Tescilli bir marka, sahibine tescil kapsamındaki mal ve/veya hizmetler üzerinde kullanılması şartıyla hukuki koruma sağlamaktadır. Buna karşılık, marka eğer tescilli olduğu gibi kullanılmıyor ve tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ise, bu takdirde artık tescil herhangi bir koruma sağlamayacaktır. Bu durum 2 şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, “markanın tescilli olduğundan farklı kullanımı”, diğeri ise "tescilin kapsadığı mal veya hizmetler bakımından aşkın kullanımdır. Tescilli bir marka, ancak tescilli olduğu haliyle kullanılması durumunda sahibine bir hukuki koruma sağlar. Eğer tescilli olduğundan farklı bir biçimde kullanılıyor ve böyle bir kullanım, bir başkasının tescilli markasına tecavüz teşkil ediyorsa, artık marka tescilinin, sahibine bir hukuki koruma sağlaması söz konusu değildir. Bir markanın tescilli olduğundan farklı kullanılması, o markanın asli ve ayırt edici unsurlarının yer almadığı kullanımlardır. Markaya tecavüz açısından değerlendirme yapılırken, taraf markalarının öncelikle tescil tarihlerinin, daha sonrasında karıştırma ihtimali nedeniyle işaretsel ve sınıfsal benzerliğin dikkate alınması gereklidir. Karıştırılma ihtimali, hem bir tescil engeli hem de bir tecavüz h: Markaların benzer olmaları durumunda, bu kez markaların tescilli olduğu mal veya hizmet ile markanın kullanıldığı mal veya hizmetin benzer olup olmadığı ve ortaya çıkacak duruma göre karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde bulundurulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımının tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara, 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde tüketiciler tarafından karışıklığa sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, Huzurdaki uyuşmazlıkta, davacı şirketin “...” ibaresini 04/07/2005 tarihinde, davalı şirketin ise “...” ibaresini 18/10/2017 tarihinde tescil ettirdiği sicil kayıtlarından tespit edilmektedir. Marka hakkına dayalı olarak davalı unvanında yer alan “...” ibaresinin terkini hususunda; Davacının “...” esas unsurlu marka tescilinin 15/07/2006, davalının Ticaret Ünvanının Tescilinin 18/10/2017 tarihinde olduğu davacı marka tescilinin daha önceki tarihli olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, davacının marka tescili açısından, hem tescil hem de tarihsel önceliğinin olduğu görülmektedir. Davalının sesiz kalma nedeniyle hak kaybı savunmasına davacının daha önce haberdar olduğuna ilişkin somut bir delil tespit edilemediğinden bu yöndeki savunmaya itibar edilememiştir. Davacının, davalı markalarından haberdar olduğuna dair ispatlanabilir tarih, davalının davacı markasına itiraz tarihidir. Buna göre davalı, davacının ... başvuru no.lu markasına 26.08.2021 tarihinde itiraz etmiştir.Davalının ...sayılı markasında tescilli ... Sınıfın 2.alt sınıfındaki tescillerin ve ... sayılı markanın tescilli olduğu ...sınıftaki ve ...sınıftaki tesciller kapsamındaki markalar açısından SMK m.6/1 kapsamında hükümsüzlüğe ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır. Hükümsüzlük kararının geçmişe etkili olacak olması ve markanın tescilinden itibaren hükümsüz kılınacağı bu nedenle sonraki kullanımların tecavüz teşkil edeceği kanaatine varılmıştır. Davacının maddi tazminat talebinin bilirkişilerce hesaplanmasının mümkün olmadığı yönündeki rapor da dikkate alınarak TBK 50, maddesi uyarınca hüküm kurulmuştur. Yapıl yargılama sırasında alınan 2 heyet raporunun birbiri ile parallellik içerdiği 2. Raporda muhalefet şerhi nedeniyle bir bilirkişinin farklı bir görüş sunduğu ancak birbiri ile parallelik gösteren iki raporun karara esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşılmakla bu raporlarda dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, 1-Davanın kısmen KABULÜ ile, Davalının ... sayılı markasında tescilli ... Sınıfın 2.alt sınıfındaki kullanımlarının ve ... sayılı markanın tescilli olduğu 25.sınıftaki ve 35.sınıftaki kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, bu tecavüzün durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, 2- Davalının... sayılı markasında tescilli ... Sınıfın ....alt sınıfındaki tescillerin ve... sayılı markanın tescilli olduğu ....sınıftaki ve ...sınıftaki tescillerinin HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, 3-Davalı tarafın ticaret unvanı olarak kullandığı "..." ibaresinin ticaret Sicilden Terkinine, Men’ine, "..." markalı her türlü tanıtım aracı, tabela ve basılı evrak ve benzeri materyalin toplatılmasına, 4-Davacı tarafın manevi tazminat talebinin 15.000,00 TL olarak 26/08/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafın maddi tazminat talebinin TBK 50. md göndermesi ile 30.000,00 TL 26/08/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacının, Davalıya ait ... sayılı tescili kapsamında ... Sınıfın .1 alt sınıfı emtiası ile ... Sınıfın 3. Alt sınıfı kapsamında kalan emtialarına yönelik talebin reddine, 7-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 3.073,95-TL karar harcından peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan 768,55-TL'nin mahsubu ile kalan 2.305,40-TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 10-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen marka hakkına tecavüz talepleri yönünden davalı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 11-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen hükümsüzlük talepleri yönünden davacı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 12-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen hükümsüzlük talepleri yönünden davalı yararına hesap olunan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 13-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat yönünden davacı yararına hesap olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 14-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden davacı yararına hesap olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 15-Davacı tarafından yatırılan toplam 849,25-TL harcın (peşin+başvuru+tamamlama) davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 16-Davacı tarafından yapılan 18.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 756,00 TL posta gideri toplam 19.256,00-TL'den kabul ve ret oranına göre hesap olunan 16.050,00-TL olmak üzere yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 17-Davalı tarafından yapılan bilirkişi ücreti olan 12.000,00-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesap olunan 1.998,00-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 18-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk sarf ücretini kabul ve ret oranına göre hesap olunan 1.213,68 TL'sinin davalıdan, 346,32-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 19-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı 27/03/2026
Katip ... ¸
Hakim ... ¸