İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/325 E. 2026/559 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/325
- Karar No
- 2026/559
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/325 KARAR NO : 2026/559
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/04/2025 KARAR TARİHİ : 09/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.08.2024 tarihinde, ---- ait ve --- sevk ve idaresindeki --- plakalı araç ile müvekkiline ait ----- plakalı yabancı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, davalı şirket nezdinde sigortalı --- plakalı aracın sürücüsünün --- ili, --- ilçesinde ----. Sokaktan----. Sokak kavşağına doğru seyir halinde iken, ---. Sokaktan gelip ---. Sokak kavşağına gelen ---- plakalı müvekkile ait araç ile çarpıştığını, kolluk kuvvetlerince tanzim edilen kaza tespit tutanağında, --- plakalı araç sürücüsü ------, olay yeri kavşağa seyir hızıyla tedbirsiz giriş yaparak neden olduğu kazada aynı kanunun 52/1A maddesi kural ihlali görüleceği kanaatine varıldığını, olay yeri fotoğraflarına göre davalı şirket nezdinde sigortalı ---- plakalı araç sürücüsünün, müvekkiline ait araçta maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, davanın kusurlu sürücü ve kusursuz sorumlu araç maliki ile ----- karşı açıldığını, davalı şirket ile kusurlu araç arasında kaza tarihi itibarıyla geçerli ZMMS poliçesi bulunduğunu, iş bu sebeple davalı şirketin de, bu kazadan dolayı teminatlar dahilinde sorumlu olduğunu, hasar miktarının, KDV dahil 24.329,78 Euro belirlendiğini, ancak aracın piyasa değeri 17.250,00 Euro olduğundan aracın pert olarak değerlendirildiğini ve sovtaj değerinin 1.800,00 Euro tespit edildiğini, bu durumda talep edilebilir hasar miktarının 15.450,00 Euro olduğunu, aracın günlük kullanım kaybının 65,00 Euro olup, aracın onarım veya yeni araç alma süresi 10 gün olarak belirlendiğini, neticede 650,00 Euro tutarında ikame araç bedeli söz konusu olduğunu, ekspertiz raporu için 1.887,82 Euro ücret ödendiğini, belirlenen ekspertiz rapor ücretinin, 2022 yılı için oluşturulmuş ---- Serbest ve Motorlu Taşıtlar için Bağımsız Eksperler Birliği (BVSK) ücret listesine göre olup, ilgili listenin tercümesiyle beraber sunulduğunu, davalı sigorta şirketine, 03.02.2025 tarihinde, şirketin '----- mail adresine bildirim yapıldığını, kanun gereği 8 iş günü içinde ödeme zorunluluğu olduğundan sigorta şirketinin 14.02.2025 tarihinde temerrüde düştüğünü, yapılan bildirim evraklarının ekte olduğunu, davalı sigorta şirketine, kaza tarihi itibarıyla ZMMS teminat limiti 200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, şirket, yönünden taleplerini, 200.000,00 TL'yi aşmamak üzere sınırladıklarını belirterek davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin her türlü talep, dava ve netice-i talepleri artırım ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, her ne kadar ekte sunulu raporlarla belirlenmiş ise de, bilirkişi marifetiyle sonuca ulaşılacağından ve dolayısıyla yargılama gerektirdiğinden; belirsiz alacak olarak şimdilik 40,00 Euro hasar tazminatının; davalı sürücü ve araç malikinden kaza tarihi olan 22.08.2024 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketinden ise, teminat limitleri ( 200.000,00 TL) ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan (03.02.2025 + 8 iş günü) 14.02.2025 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki ---- Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, belirsiz alacak olarak şimdilik, 10,00 Euro ikame araç bedelinin sadece davalı sürücü ve davalı araç malikinden, kaza tarihi olan 22.08.2024 tarihinden itibaren, müşterek ve müteselsilen, yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki --- Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak tahsiline, ----- listesine göre orantılı olarak belirlenmiş, TTK 1426 gereği ve davacı tarafından ödenmiş olan 1.887,82 Euro ekspertiz rapor ücretinin, tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen karar tarihindeki ---- Bankası EURO Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerinden sayılmasına, diğer yargılama giderleri ile yasal avukatlık vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı ----- ve --- vekili cevap dilekçesinde özetle; dilekçe ekinde ekli 19.11.2024 tarihli Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ----- İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma belgesi ile, 22.08.2024 tarihinde meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sonucu davacı --- ile müvekkilleri arasında imzalanan belge ile tarafların birbirlerini karşılıklı ibra ettiklerini, --- 12.10.2017 tarihinde 7036 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağının düzenlendiğini, 6325 sayılı HUAK’ın 18./5. Maddesindeki 7036 sayılı Kanunla “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” şeklinde yeni bir düzenleme getirilmiş ve gerekçesinde de “dava açma yasağı” olarak nitelendirildiğini, böylelikle Anlaşma Belgesinin kanunen bağlayıcı olan bir belge halini aldığını, böyle olunca da dilekçe ekinde sunulu arabuluculuk belgesi ile tarafların davaya konu talepler konusunda karşılıklı anlaşmaya vardıklarını, taleplerin dava konusu yapılmasının kanunen mümkün olmadığını. Bu nedenle davanın dava şartı yokluğunda usulden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkili ----- kazada kusuru olmadığını belirtmiş ve davanın reddini talep etmiştir.Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle ; dava konusu ---- plaka sayılı araç, müvekkili ----. Nezdinde 26.11.2023/2024 tarihleri arasında ------- numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davayı ve sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tarihi itibariyle poliçe araç başı maddi hasar teminatın 200.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davanın reddi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı araçta oluşan hasar bedeli ile ikame araç bedelinin tazmini istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır ve belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; davacıya ait --- plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortası ile sigortalı, davalı ----- maliki, diğer davalı --- sürücüsü olduğu ----- plaka sayılı aracın 22/08/2024 tarihinde trafik kazasına karıştıkları ve davacıya ait aracın hasara uğradığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın taraf sürücülerin kusur oranları, davacının aracında meydana gelen hasar miktarı ile aracın hasardan kaynaklı makul tamir süresi ve bu nedenle kullanılamamasından dolayı davacının kullanım kaybı bulunup bulunmadığı, varsa süresi ve talep edebileceği ikame araç bedeli, davalıların bu miktarlardan sorumlulukları bulunup bulunmadığı, davanın kabulü halinde faiz başlangıç tarihi ile faiz türü noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Davalılar ----- vekili cevap dilekçesi ile 19.11.2024 tarihli Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ----- İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma belgesi ile, 22.08.2024 tarihinde meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası sonucu davacı ----- ile müvekkilleri arasında imzalanan belge ile tarafların birbirlerini karşılıklı ibra ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekilince sunulan 19.11.2024 tarihli Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ---- İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma belgesi incelendiğinde; tarafların ---- (T.C.:----), (T.C.:----) ile --- (T.C.: ----) --- (T.C.:---) ve --- (T.C.:----) adına velayeten --- olduğu, tarafların 22.08.2024 tarihinde ----- plakalı araç ile ----- plakalı araç arasında gerçekleşen trafik kazası nedeniyle oluşan zararlarına ilişkin maddi tazminat, manevi tazminat, tedavi giderleri, araç mahrumiyet bedeli, otopark ücreti, eksik hasar ödemesi, menfi zarar, ekonomik geleceğin tehlikeye girmesinden kaynaklı zararlar, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve vekalet ücreti yönünden anlaşmaya vardıkları, bu doğrultuda, yukarıda sayılan tüm zarar kalemleri yönünden 73.000 TL, vekalet ücreti olarak 15.000 TL olmak üzere toplamda 88.000 TL (Seksensekizbin Türk Lirası) tutarın; 22.11.2024 tarihinde tarafların anlaşmaları üzerine taraf 2 vekilinin --- İban numaralı banka hesabına yatırılacağını, işbu anlaşmayla tarafların birbirlerini bahse konu kaza ile ilgili tümüyle ibra etmiş olup karşılıklı olarak başkaca bir hak ve alacakları kalmadığını kabul ettiklerini, işbu anlaşma belgesinden kaynaklanan arabuluculuk ücretinin tamamı olan 5.280 TL'nin Taraf 1 tarafından ödenmesine karar verildiğini, arabuluculuk asgari ücret tarifesine göre 5.280 TL olan arabuluculuk ücretinin arabulucunun -----) IBAN numarasına en geç 25.11.2024 tarihinde Taraf 1 tarafından ödenmesi hususunda tarafların anlaştığını belirttikleri görülmüştür. Yukarıda bahsedilen arabuluculuk anlaşma belgesi ile dava konusu kaza nedeniyle tarafların birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettikleri, karşılıklı olarak başkaca bir hak ve alacakları kalmadığını kabul ettikleri anlaşıldığından davalılar ----- yönünden davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Yine davalılardan sigorta şirketi her ne kadar arabuluculukta taraf değil ise de sigorta şirketi davalılar ile borçtan müteselsil sorumludur. Müteselsil borçluluk bir irade beyanı veya kanun hükmü dolayısıyla bir edimin birden ziyade borçlulardan her birinin tamamını ifa etmekle yükümlü bulunduğu, alacaklının ise tamamını ancak bir defa ifa etmek üzere edimi borçlulardan dilediği birinden talep etmeye yetkili olduğu ve borçlulardan birinin ifası veya ifa yerini tutan fiiliyle diğerlerinin bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtulacakları bir birlikte borçluluk hâlidir.6098 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi “Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.” hükmünü içermektedir.Görüldüğü üzere müteselsil borçluluğu doğuran iki kaynak kabul edilmiştir. Bunlardan ilki birinci fıkra uyarınca irade beyanı ile meydana gelen, “iradeden” kaynaklanan müteselsil borçluluk, diğeri ise ikinci fıkrada belirtildiği üzere kanunun öngördüğü hâllerde ortaya çıkan “kanundan” kaynaklanan müteselsil borçluluktur.Kanundan kaynaklanan teselsül, müteselsil borçluluğun doğrudan doğruya bir kanundan kaynaklanması hâlidir. Diğer bir ifadeyle bizzat kanun koyucu tarafından öngörülen müteselsil borçluluk durumudur. Kanundan kaynaklanan müteselsil borçluluk hâllerinden biri de 6098 sayılı Kanun’un 61 ve 62 nci maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk hâlidir. Kanun koyucu birden fazla kimselerin müşterek kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermeleri hâlinde, bu kimselerin zarara uğrayana karşı müteselsilen sorumlu olmalarını öngörmüştür. Birden çok kişi aynı zarar nedeniyle aynı sebepten veya çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabilir. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında, sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğünün şartlarının gerçekleşmesi hâlinde söz konusu olur. Buna göre birden çok kişi aynı zarara birlikte sebep olabilecekleri gibi, çeşitli nedenlerle de sebep olabilirler. İkinci hâlde sorumlulardan yalnız biri söz konusu zarara sebebiyet verirken, diğeri sebebiyet vermediği böyle bir zararı başka bir nedenle tazmin zorunda kalabilir ---Tazminat yükümlülerinden biri zararı tazmin ettiği oranda diğerleri de sorumluluktan kurtulmaktadır. Zararın tamamı tazmin edilirse, sorumluluğun tamamı, bir kısmı tazmin edilirse, o kısmı sona erer. Bu bakımdan, taleplerin yarışması ilkesi borcu sona erdirici bir niteliğe sahiptir. Burada zarar gören uğramış olduğu zarardan daha fazla tazminat alamaz, zarar bir defa tazmin edilir. Bu niteliği itibariyle de taleplerin yarışması, zarar görenin sebepsiz zenginleşmesini önler. Zira burada zenginleşme yasağı geçerlidir. Sorumlulukların (taleplerin) yarışmasına müteselsil sorumluluk da denir --- Alacaklının ifayı, borçluların birinden istemesi ya da yalnız onu dava etmesi veya ifaya mahkûm ettirmesi, diğer borçluları borçtan kurtarmaya yetmez. Alacaklı, borçlulardan birini takip veya dava ettikten, hatta onu mahkûm ettirdikten sonra bile ifayı tamamen elde etmedikçe diğer borçlulara başvurma hakkını muhafaza eder.6098 sayılı Kanun’un “Borçluların sorumluluğu” başlıklı 163 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre; “…Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.” Bu maddede zarar görenin zarar karşılığı isteyeceği tazminatın nasıl ve ne miktarda talep edebileceği belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 163 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre ise; “…Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.” şeklindeki düzenleme ile borcun ancak tamamen ödenmesi ile son bulacağına vurgu yapılmıştır. Aynı Kanun'un 166 ncı maddesine göre de “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler." şeklinde düzenleme yapılarak borcun nasıl sona ereceği kalem altına alınmıştır.6098 sayılı Kanun’un "Borçluların savunmaları" başlıklı 164 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur. " düzenlemesi vardır. Bu düzenlemeye göre borçlulardan birisi diğer tüm borçluları ilgilendiren ortak def'i veya itirazı alacaklıya karşı ileri sürmeden ödeme yaparsa iç ilişkide diğer borçlulara rücu etme imkânı ortadan kalkar. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. 6098 sayılı Kanun’un 165 inci maddesine göre müteselsil sorumlulardan birisi kendi davranışı ile diğer müteselsil sorumluların durumunu ağırlaştıramaz. Kanun koyucu bir borçlunun, diğerlerinin durumunu ağırlaştırmaması gerekliliğinin özel bir uygulaması olarak, durumu birlikte sorumlu olduğu diğer kişilere bildirme yükümlülüğü öngörmüştür.Bununla birlikte 6098 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile de borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise "Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." düzenlemesi mevcuttur.Eldeki dosyada davalı sigorta şirketi sigorta teminat limiti oranınca diğer davalılarla birlikte borçtan müteselsil sorumlu olduğundan ve diğer davalılar davacı tarafından tamamen ibra edildiğinden bu davalı yönünden de davanın reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar harcı 732,00-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 2.097,57-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin davalı ---- ve ---- vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.