Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1655 E. 2026/1331 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1655
Karar No
2026/1331
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO : 2023/1655

KARAR NO : 2026/1331

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 04/04/2023

NUMARASI : 2021/672 Esas - 2023/238 Karar

DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

DAVA TARİHİ: 23/11/2021

KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.07.2021 tarihinde ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın Aşkale ilçesi istikametinden Pasinler ilçesi istikametine seyri sırasında orta refüjdeki sulamadan dolayı yola akan suyun zemini ıslatması sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybetmesinden dolayı yaralamalı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin kazada yolcu konumunda olup kusursuz olduğunu, kazadan dolayı ağır yaralandığını, uzun süre tedavi görmek zorunda kaldığını, asli kusurlu olan ... plakalı araç ... şirketi ile ...’na kayıtlı olduğunu belirterek müvekkili için, HMK 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, şimdilik 50,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 50,00TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 50,00TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 150,00TL maddi tazminatın kaza tarihindeki poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla ve kaza tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; maddi zararın miktarı belirli olup, dava dilekçesinde şartları bulunmadığı halde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, usulüne uygun başvuru yapılmadığını, tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile ; geçici ve kalıcı maluliyet tazminatı olmak üzere toplamda 430.000,00 TL tazminatın 15/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta limitleri dahilinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının bakıcı giderleri yönünden talebinin kabulü ile, 6.081,75 TL'nin 15/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta limitleri dahilinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili, davalı ... A.Ş. ile ihbar olunan ... Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Mahkemece 13/06/2023 tarihli ek karar ile ihbar olunan ... vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın tebliğ edildiği ve ek karara karşı istinaf talebi bulunmadığı, ihbar olunanın hakkında hüküm kurulmadığı ve davanın tarafı olmadığından ... vekilinin istinaf başvurusu incelenmemiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin her ne kadar teminat limiti 430.000,00 TL ile sınırlı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de bu hatalı olup kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu limit 860.000,00 TL olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin ve Yargıtay'ın son içtihatları doğrultusunda; Sigorta Şirketinin 860.000,00 TL ile sorumlu olduğu kabul edilerek hükmün kaldırılmasını talep ettiklerini, davalı sigorta şirketi ile ihbar olunan ..., tazminat sorumluluğu bakımından müvekkile karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bu sebeple dosyada ihbar olunan taraflara atfedilen %15 kusur gereğince tazminattan mahsup yapılarak rapor tanzimi ve bu çerçevede hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu açıdan da davalı Sigorta Şirketinin tüm tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi ve kusuru olanlara rücu etmesi şeklinde hüküm kurulması gerektiğini, 23.02.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda yapılan kusur, maluliyet, bakiye ömür, ücret, aktif-pasif dönem gibi belirlemelere ilişkin aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, maluliyete ve kusura da itiraz ettiklerini, asgari ücret değişimi, maluliyet değişimi, pay değişimi, gelir durumu, kusur durumu gibi hususların değişmesi durumuna karşılık fazlaya ilişkin hakları ve ek dava açma haklarını saklı bıraktıklarını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece davacının maluliyet oranı 28.10.2022 tarihli Atatürk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca tanzim edilen rapor doğrultusunda hükme esas alınarak karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik “hükümlerinde teknik anlamda denetlenebilirliği sağlamak adına bir takım şartlar ön görüldüğünü, hükme esas alınan 28.10.2022 tarihli Atatürk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporu ilgili kriterlere uygun olmadığını, maluliyet oranının ATK tarafından tespiti hukuki bir zorunluluk olduğunu, mahkemece maluliyete dair itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının görme kaybı ile davaya konu kazanın illiyet bağı bulunmadığını, mahkemece aktüer hesaplamaya dair itirazlarının da dikkate alınmadığını, geçici iş görmezlik ve geçici bakıcı giderlerinden sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, bakıcı tutulduğuna dair dosya içerisinde belge bulunmadığı ve bu nedenle hesaplamanın net asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği mahkemece dikkate alınmadığını, hükme esas alınan aktüer hesaplamada davacının hastanede kaldığı 10 günlük süre hesap dışı bırakılmadığını, aktüer bilirkişi raporunda, başvurucunun doğum tarihi 28.03.1975 kabul edilerek kaza tarihindeki yaşı ve bakiye ömrü belirlenmiş olup bu doğrultuda tazminat hesaplaması yapıldığını oysa doğum tarihinin 01.02.1978 olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından, 22.07.2021 günü saat 16:10 sıralarında sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile Aşkale istikametinden Pasinler istikametine doğru seyir halindeyken ... Köprülü kavşağını geçtikten sonra orta refüj sulamasından yola akan su nedeniyle yolun ıslak olduğu yol bölümünde araç hakimiyetini kaybederek yol dışı kalması sonucu meydana gelen kazada yolcu olan davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.

Davacı kaza sırasında ... plakalı araçta yolcu olduğundan hükme esas alınan ATK kusur raporunda da zaten davacıya kusur verilmediği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %85, orta refüj sulamasından sorumlu kurumun %15 kusurlu olduğu tespit edildiği, kaza nedeniyle yapılan ceza soruşturma dosyasında alınan kusur bilirkişi raporu da aynı doğrultuda olup kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.

TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici iş göremezlik tazminatından ve belgesiz tedavi giderinden sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).

Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da "... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı kişinin %15 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu" yönünde karar verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren iki tarafın sürücü ve trafik sigortacısı ile işleteni zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Davacının yolcu olup sürüşe ve kazaya ilişkin kusuru bulunmadığı nedenle zarar gören davacı TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalının hükmedilen maddi tazminat için %100 kusur üzerinden tamamından sorumlu tutulmasında ayrıca geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden teminat limiti kadar karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma( gözdeki yaralanma için de ayrıca ve açıkça illiyet bağı olduğu belirtilerek) arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.

Atatürk Ün. Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Bilim Dalı tarafından düzenlenen raporda davacının iyileşme döneminde 60 gün (2 ay) süre ile bakıma ihtiyaç duyacağı belirlenmiş olmakla bu konudaki Yargıtay kararlarına göre brüt asgari ücretlere göre 2 aylık süre için bakıcı gideri zararı hesaplanmasında ayrıca davacının hastanede kaldığı günlerde de bakıcı ihtiyacı olacağından bu günlerin hesaplanan tazminattan indirilmemiş olmasında ve bu rapora itibar edilerek talep arttırım dilekçesinde bakıcı gideri 6.081,75 TL olarak arttırıldığından taleple bağlı kalınarak 6.081,75 TL üzerinden bakıcı gideri talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yine hükme esas aktüerya raporunda davacının doğum tarihi yanlış yazılmış ise de yazılan yaşa göre bakiye ömür belirlenmediği, gerçek yaşına göre 01/02/1978 d.lu kaza tarihinde 43 yaş, 5 ay ve 20 gün olmalı ancak raporda 44 yaş 2 ay 10 günlük şeklinde belirtilip 44 yaş esas alındığı ve 35 yıl bakiye ömüre göre yapılan hesaplama 43 yaşa göre daha lehine olduğundan bu yönden istinaf talebi de yerinde değildir.

Bu nedenlerle; davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,20 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 29.788,74 TL harçtan peşin alınan 7.748,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.040,74 TL harcın davalı ... A.Ş. 'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1655, K. 2026/1331, T. 04.04.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1655-e-2026-1331-k-8472c011445a