İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/102 E. 2026/563 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/102
Karar No
2026/563
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/102 Esas KARAR NO : 2026/563

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/05/2025 KARAR TARİHİ : 26/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; ... mevkinde ve 10.05.2025 tarihinde 1 No'lu davalıya ait, 2 No'lu davalının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın müvekkiline ait ... plaka sayılı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, tanzim edilen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre davalı aracın, tam ve asli kusurlu olarak tespit edilmiş olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin ... plakalı aracının sağ yan tarafı tamamen hasarlanmış olduğunu, orijinal parça zorunlu olup hasar bedelinin orjinal parça olma zorunluluğu göz önünde bulundurulması gerektiğini, iskonto yapılmaması gerektiğini, kaza sonucunda müvekkilinin aracı hasara uğramış, söz konusu hasar bedeli, hasar sonucunda ortaya çıkan reel değer kaybı bedeli ve müvekkilinin işbu kaza sebebiyle aracını kullanamadığı gün sayısınca uğramış olduğu hak mahrumiyet bedeli ortaya çıktığını, plastik aksanların da değer kaybına dahil edilmesi gerektiğini, gerçek zararın tespiti ilkelerine uygun bir şekilde piyasa rayiç değer göre hesaplanan değer kaybının göz önünde bulundurulması gerektiğini, örnek verecek olursak kaza öncesi aracını 100 bin TL ‘ye satabilen bir kişi, kaza sonrası aracını 90 bin TL’ye satabiliyorsa piyasa rayicine göre belirlenen bu aradaki 10 bin TL farkın mağdur araç sahibine ödenmesi gerektiğini, arabanın kazasız hali ile kazalı hali arasında ki fiyat farkının değer kaybı olduğunu, bu sebeple kazadan önce ki rayici ile kazalı halinde ki rayicinin tespit edilerek aradaki farkın bulunmasını gerektiğini, müvekkilinin aracın onarımda kaldığı gün sayısınca aracını kullanamamış hak mahrumiyeti kaybına uğramış olduğunu, bilirkişice onarım gün sayısı ve aracın rayiç piyasa değerinin tespiti ile müvekkilinin davalının haksız fiili sebebiyle ortaya çıkan hak mahrumiyet bedelinin tespiti ve davalıdan tanzimi gerektiğini, kaza neticesinde müvekkilinin aracındaki hasarın onarımı için eksper atamasını beklemek, eksper ataması sonra onarım onayı, onaydan sonrada, parça temini vs. iş ve işlemlere başlanılmakta olduğunu, bu işlemlerin ise en kısa 3 gün sürmekte ve bu bekleme süresinde dahi kişiler araçlarını kullanamamakta olduğunu, araç mahrumiyet bedeli hesaplanırken bu günlerin da hesaba katılması gerektiğini, kaza olmasaydı müvekkilinin bu beklemesine sebebiyet veren işlemlere maruz kalmayacağını, ayrıca eksper atamasının beklenmesi sigorta şirketlerince zorunlu tutulmuş olup, hasar gören kişilerin bağımsız ekspertiz raporuna dayanarak işlemlere başlanılması da sigorta şirketleri tarafından kabul edilmediğini, ihtiyati haciz kararı, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borçlunun varlığı durumunda ve alacağın ve haciz sebeplerinin varlığı ispata yarar delillerin sunulması koşulu ile verilebileceğini, ihtiyati haciz kararı verilmesinde amaç yargılamadan farklı olarak, uyuşmazlığı esastan sonuçlandırır şeklinde bir karar vermek olmadığını, bu nedenle de tam ve kesin ispat gerekmeyip, yaklaşık ispat ve buna ilişkin delil sunulmasının yeterli olduğunu, hukuki bir işlemin var olduğu durumlarda alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belge ile ispatı gerektiğini, TBK m.117'de belirtildiği şekilde, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.'' ayrıca alacağı muaccel hale gelmiş olan müvekkilinin alacağı teminat altına alınmamış olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın tazmin edilmesi ve alacağımızın semeresiz kalmaması için trafik kazasına sebebiyet veren davalılar adına bulunan taşınır, taşınmaz ve 3. kişilerde ki hak ve alacakları üzerine İİK 257 vd. maddeleri gereğince ihtiyati haciz konulmasını gerektiğini belirterek yapılacak yargılamada müvekkilinin alacağının semeresiz kalmaması ve alacağının güvence altına alınması için trafik kazasına sebebiyet veren davalılar adına taşınır, taşınmaz ve 3. Kişilerde ki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz şerhi konulmasına, davacı müvekkilinin aracında meydana gelen hasardan kaynaklı olarak talep edilebilir tazminat bedelinin yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin aracında meydana gelen hasara ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL alacaklarının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, talep edilebilir tazminat bedelinin yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği baz alınarak, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkiline ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda şimdilik 100,00 TL araç değer kaybı tazminatının haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkiline ait aracın geçirmiş olduğu maddi hasarlı trafik kazası sonucu meydana gelen hasardan kaynaklı olarak müvekkilin araç mahrumiyet tazminatı için HMK m.107 gereğince şimdilik, 3.000,00 TL'nin haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın kayıt altına alınması için ekspere ödenen eksper ücretinin yargılama giderinden sayılarak davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, davalının dava açılmasına sebebiyet vermesinden dolayı HMK gereğince disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekillerinin dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE Davacının davası, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan hasar , değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinden oluşan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dava dosyası ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gönderilmiştir. HMK'nın 1. Maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindedir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Ayrı Yasa'nın 115/1.maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir. 6335 sayılı Kanun'un 2. Maddesi ile değişik 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK'nın 4/1.maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 11/1.maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK'nın 12/1.maddesinde tacir tanımına yer verilerek " Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmaktadır. TTK'nın 15/..maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyet sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giden 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu'nun 3.maddesinde yer ise esnaf ve sanatkar, "ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimler" olarak açıklanmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi ... Esas...Karar) Davacının davası, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle taksi olarak kullanılan davacıya ait ... plakalı aracın, hasar bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedelinin tahsiline ilişkin tazminat davasıdır. Taraflar arasında 10.05.2025 tarihinde davacıya ait ... plakalı numaralı taksi ile davalı şirket adına tescilli ... plaka sayılı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasında uyuşmazlık, taksi olarak kullanılan davacı aracının tamir süreci içinde davacının kar kaybına uğrayıp uğramadığı, davacının aracında değer kaybı oluşup oluşmadığı, davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin ne kadar olduğu, varsa davacının davalıdan talep edebileceği hasar bedeli, değer kaybı, araç mahrumiyet bedelinden oluşan madde tazminatın ne kadar olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır. Dosyaya celp edilen kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davacının basit usul ticari kazanç olarak mükellefiyetini yürüttüğü, gelir vergisi kanun 46,47 ve 48 maddeleri uyarınca basit usul ticari kazanç elde ettiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı adına kayıtlı ... plakalı ticari taksiye, davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın çarpması nedeniyle davacıya ait araçta oluşan hasar ve değer kaybı ile, ikame araç bedelinin talep edildiği, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmadığı, davacı tarafın dosyadaki belgelere göre tacir olmadığı ve olayın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir. (Emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tacir olmadığı, basit usulde vergi mükellefi olduğu, ticari taksi işletmiş olmasının somut olayı ticari dava niteliği kapsamına sokmayacağı, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmadığı ve olayın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla, davacının davasının Mahkememizde görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİYLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE, Kararın kesinleşmesinden sonra HMK 22/2 maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde dosyasının görevli İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesi için Mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/06/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/102, K. 2026/563, T. 26.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-102-e-2026-563-k-4b345970ed52