Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1309 E. 2026/2263 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1309
- Karar No
- 2026/2263
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1309
KARAR NO: 2026/2263
KARAR TARİHİ: 08/10/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : (KAPATILAN)BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/01/2026
NUMARASI: 2026/60 2026/68
DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
Taraflar arasındaki davada mahkemelerce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkiline satılan ''... (B) blok .... Kat ... (Tapu .... Kat ...) numaralı ... İstanbul'' tapu kaydındaki bağımsız bölümün tapusunun iptali ve her türlü yükümlülükten ari olarak müvekkili adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde gayrimenkulün rayiç değerinin faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine, rayiç değerin müvekkil tarafından davalıya ödenen toplam 399.000-USD'den düşük olması durumunda müvekkili tarafından davalıya ödenen toplam 399.000-USD'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenerek faiziyle birlikte müvekkile ödenmesi yargılama giderleri ve vekalet ücreti karşı taraf üzerinde bırakılarak karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya bakan Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesince, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/917 Esas 2021/311 Karar sayılı kararı ile davalı müflis ... Anonim Şirketi'nin 30/03/2021 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, iflas kararının 28/07/2022 tarihinde kesinleştiği, işbu davanın ise iflas kararından sonra açılmış olduğu, bu kapsamda dava sıra cetveline kayıt kabul davası olarak değerlendirileceğinden görevli mahkeme İİK'nın 235/1 maddesine göre iflas kararını veren ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemelerince bakılması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiştir.
Davaya bakan Bakırköy1. Asliye Ticaret Mahkemesince ise, dava konusu bağımsız bölümün satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın dava edildiğinin anlaşıldığı, davacının tacir olduğuna dair dosyada da delil bulunmadığı, davalı şirketin iflasına karar verilmiş ise de; davacının öncelikli talebinin tapu iptal talebi olduğu ve kayıt kabul davasına konu olmayacağı, bu haliyle davacının dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı kanun kapsamında tüketici konumunda olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle karşı görevsizlik kararı vermiştir.
Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal veya hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır.
Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu temlik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. m.198)
İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir. Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir.
Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir.
Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II). Somut olayda; davacı vekili öncelikli olarak tapunun iptal ve adına tescilini olmadığı takdirde taşınmaz için ödenen bedelin iadesini talep etmiştir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur.
Dava konusu uyuşmazlığın konut satımından kaynaklı tapu iptal ve tescili ile ipotek ve hacizlerin kaldırılmasına ilişkin olduğu, her ne kadar dava öncesinde davalı hakkında iflas kararı verilmiş ise de; davada, davalı/müflis şirketin iflas masasına giren mal ve haklara ilişkin alacak iddiasının söz konusu olmadığı, diğer bir deyişle davanın kayıt kabul davası niteliğinde bir alacağa ilişkin bulunmadığı ve davacının tapu iptali ve tescil istemi ile ipotek ve hacizlerin kaldırılması talebi yönünden İİK'nın 235. maddesinin uygulama alanının bulunmadığı, davacı ile davalı müflis şirket arasında 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi bulunduğu, davacının satıcı ve yüklenici olan davalı muflis şirket karşısında tüketici konumunda olduğu, dolayısıyla özel görevli mahkeme olan tüketici mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmakla; husumet iflas masasına yaygınlaştırılmak suretiyle uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. (Dairemizin: 2022/3129 E.2023/1531; İstanbul BAM 7 HD 2022/3051 E.2022/2260 K. sayılı kararı)
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... .... TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 08/10/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.08/10/2026