Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/257 E. 2026/508 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/257
Karar No
2026/508
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/257

KARAR NO: 2026/508

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAH.

TARİHİ: 20/03/2025

NUMARASI: 2024/42 Esas - 2025/225 Karar

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 08/04/2026

KARAR YAZIM TARİHİ: 08/04/2026

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, ... Mahallesi ...Caddesi No. ...İstanbul adresinde ..... işlettiğini, 28.09.2014 günü sabahın erken saatlerinde işyerinin kapalı olduğu sırada yangın çıktığını, yangın sonucu müvekkilin kiralık olan dükkânı içindeki tüm malzemelerin yanarak kullanılamaz hale geldiğini, aynı gün ... A.Ş.'ye haber verildiğini, davacının işyerinin ...A.Ş. ... Şubesi (Acente) tarafından ... A.Ş. adına ... Sigorta Poliçesi ile 29.11.2011 tarihinde ... no.lu poliçe ile 60.000,00 TL sigortalandığını, 29.12.2012 tarihinde ... no.lu poliçe ile yenilendiği ancak davalı acentenin 29.11.2013 tarihinde bu poliçeyi yenilemediğini, davalı taraf, 29.11.2012 -29.11.2013 vadeli ... no.lu poliçe henüz devam ederken, 31.07.2013 - 31.07.2014 vadeli ... no.lu ve 20.000,00 TL bedelli poliçeyi düzenleyerek yürürlüğe koyduğunu, prim ödemelerini de banka hesabından otomatik kestiği ve bunun yanı sıra 25.11.2014 başlangıç tarihli ... no.lu poliçeyi düzenleyerek primlerini yine banka hesabından otomatik çekmeye devam ettiğini, davalı acentenin davacıya hiç haber vermeden kendiliğinden süreleri dolmadan mevcut poliçeleri iptal edip, yeni poliçeler hazırladığını, yakın zamanda davacıya bankadan mesaj geldiği ve ... no.lu poliçenizin yenilemesi ile ilgili detayları ..... ... ile iletişime geçerek öğrenebilirsiniz dendiğini, davacı tarafından verilen numara arandığında 20.000,00 TL'lik sigorta poliçesinin devam ettiğini öğrendiğini, ancak 60.000,00 TL'lik poliçenin neden 20.000,00 TL'ye indiğini öğrenemediğini, davalı bankanın davacının ......... no.lu iban hesabına eksi kredi tanımladığı, ödeme konusunda bir sıkıntı olmadığını, yangından sonra 5.000,00 TL ve 2.250,00 TL olmak üzere tazminat ödemesi altında kendisine dava açılmaması şartı ile ödeme yaptığını, sigorta poliçelerinden ve davacının uğradığı zararlar sebebiyle fazlaya dair talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile 12.500,00 TL tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Islah Dilekçesi: 08.03.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 38.041,50 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

CEVAP

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket nezdinde mevcut en son geçerli poliçesinin 31.07.2013-31.07.2014 vadeli 20.000,00 TL limitli işyerim paket sigorta poliçesi olduğunu, bu poliçenin vade bitiminden sonra davacının poliçe yenileme talebi ve veya ödenmiş primi olmadığını, sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için de TTK'nin 1282 ve l295 maddeleri uyarınca primin tamamının veya taksitle ödemenin kararlaştırıldığını, aynı yasanın 1264/4. maddesi sigorta ettiren yararına aksi düzenleme yapmanın da mümkün olduğu kaydedildiğini, davacı sigortalı ile davalı sigortacı ve acentesinin arasındaki poliçede takside bağlanan primin ne peşinatının ne de takip eden taksitlerinin rizikonun gerçekleştiği tarihten 3 ay önce davalı sigorta şirketine ya da acentesine ödendiğinin kanıtlanamadığını, davacı yanın talep ettiği 12.500,00 TL'yi neye göre istediğinin belli olmadığını, bu talebin bu bina ve demirbaşa mı yoksa emtiaya mı ait olduğu hususunun açıklanması gerektiğini, eğer emtiaya ait ise envanter defterinin, demirbaşa ait ise bunların teminlerine ilişkin faturaların sunulması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesini özetle; ... no.lu poliçe kapsamında karşılıklı anlaşma üzerine sigortalı primleri, Davacının ... no.lu hesabından tahsil edildiği, 29.11.2012 tarihinde ... poliçe numarası ile yenilendiği ancak müvekkil banka tarafından düzenli yapılabilen prim tahsilatlarının 2013 yılı Haziran ayında hesapta mevcut bakiye bulunmaması sebebiyle sekteye uğradığını, kredili mevduat hesabı kullanımına ilişkin davacının imzasını taşıyan Ticari Hesap Sözleşmesi gereğince 26.07.2013 tarihinde kredili mevduat hesabının vadesinin dolduğunu, davacının maddi sıkıntıları nedeniyle kredili mevduat hesabının revizesi yapılamamış sigorta poliçesine ilişkin prim tahsilatları da Kredili Mevduat Hesabından gerçekleştirilemediğini, taraflar arasında imzalanmış Ticari Hesap Sözleşmesi'nin Kredili Mevduat Hesabıyla ilgili davacı yanın prim tahsilatlarının yapıldığı hesabın akıbetini belirleme yetkisini müvekkil bankaya verdiğini, davacının ödeme güçlüğüne düşmesi sebebi ile müvekkil bankanın davacıya 31.07.2013-31.07.2014 vadeli ... no.lu yeni bir poliçe tanzim edilmesi hususunda anlaştığını, davacının dilekçesinin aksine poliçelerin tanzimi, yenilenmesi ve tahsilatsızlık durumları hakkında davacının gereğince bilgilendirildiği ve bu bilgilendirmeler sonucu olan işlemlerin davacının onayı ile yapıldığını,31.01.2013-31.07.2014 vadeli ve ... no.lu ..... Sigorta Poliçesi'nin vade bitiminde davacının nakit sıkıntısı içerisinde olduğunu belirterek bu poliçenin yenilenmemesini talep ettiği ve bu hususun bankanın sigorta poliçeleriyle ilgili sistemlerine işlendiğini, poliçenin sona ermesinin akabinde 28.09.2014 tarihinde davacının işyerinde yangın çıkması nedeniyle sigorta tazminatını talep etmesini, işyerinin mevcut bir poliçeyle sigorta güvencesi altında olmaması gerekçesiyle reddedildiği ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"Sigorta sözleşmesine istinaden düzenlenen poliçede, ilgili sigorta sözleşmesinin vade bitiminde aksi belirtilmedikçe yenileneceği hususunun not edildiği, bu anlamda sözleşmenin yenilenme sorumluluğu aksi belirtilmedikçe, poliçeyi düzenleyen sigortacıda olduğu, diğer bir deyişle poliçede bu türden bir klozun eklenmiş olması sigortalıyı yenilemeyi unutma, atlama vb. risklere karşı da güvence sağladığı, bu anlamda sözleşmenin herhangi bir nedenle yenilenmemesi açısından bilgilendirme yükümlülüğünün davalı sigortacı ve temsilcisi davalı bankada olduğu,

Davalı Bankanın aracılığı ile üretilen poliçelerin sigorta ücretinin ödenmesi açısından Davacının davalı banka nezdinde Kredili Mevduat Hesabının bulunduğu, davacının ... TR....... IBAN no.lu hesap bakiyesinin bazı dönemlerde eksi iki binlere kadar çıktığı görülmüş olup poliçeleri yenilemek için yeterli bakiyesinin bulunduğu ve eksi bakiyede olunan dönemlerde dahi hesaba tanımlanmış kredinin poliçe primlerini ödeyebilecek miktarda olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporlarında yer alan tespitlerden anlaşılacağı üzere, poliçe primlerinin ilk taksiti 31.07.2013 tarihinde, 2. taksitin ise 30.09.2013 tarihinde davacının banka hesaplarından otomatik olarak ödendiği, davacının poliçe prim tarihlerinin bazı dönemlerinde artı bakiye de bazı dönemlerinde ise eksi bakiyede olmakla birlikte, eksi bakiyede olunan dönemlerde dahi hesaba tanımlanmış kredinin 22,50 TL'lik poliçe primini ödeyebilecek miktarda olduğu tespit edildiğinden, bu halde yenilenmiş poliçenin ilk sigorta primi tahsilinde davalıların temerrüde düştüğü, iş bu poliçenin davalılar tarafından yenilememe hakkı kullanılmadığından otomatik olarak 31.07.2014 tarihinden sonraki dönem için yenilendiği

Davacı sigortalının da, rizikonun gerçekleştiği tarihe kadar primleri yatırmakla mükellef olduğu gözetildiğinde sigortalının sigortayı yeniletme ve primleri yatırma konusunda kendisine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmeyişi nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu

Birinci yenileme poliçesi olan ... sigorta poliçesinin tüm primlerinin davacı tarafından ödendiği, ... no.lu sigorta poliçesinin tüm primlerinin davacı tarafından ödendiği,

Bu durumda davacının, sigorta süresi sona eren poliçeler açısından prim borcu olmadığı, ikinci yenileme poliçesinin, yeni sigorta bedeli (64.392.-TL) ile düzenlenmiş olması durumunda sigorta ücretinin 375,62 TL olabileceği,

Bilirkişi tarafından yapılan hesapla, Poliçe operasyonel hata olmayıp otomatik yenilenmiş olsa idi, poliçenin sigorta bedeli 64.392.TL, davacının prim borcu 375,62 TL ve 28.09.2014 tarihli yangın riskinin gerçekleşmesi nedeni ile alacağı hasar tazminatı 45.291,50 TL olacak idi. Bu durumda ödenmemiş primin ve operasyonel hata nedeni ile ödenen hasar tazminatının tenzili ile davalı sigortacının kalan hasar tazminatı borcunun (45.291,50 TL – 5.000,00 TL – 2.224,75 TL – 375,62 TL) 37.691,13 TL olabileceği sonucuna ulaşıldığı,

Ancak Mahkememizce dava başlangıcında talep edilen 12.500.-TL’den poliçe priminin tenzili ile (12.500,00 TL - 375,62 TL) davalıların 12.124,38 TL hasar tazminatı borcu olduğu, Davacı tarafın sorumluluğunun % 20 olduğu kalan %80 sorumluluğun davalılarda olduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne'' dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı yönündeki değerlendirmenin yanlış olduğunu, sigorta sözleşmesi bulunmasına rağmen, poliçelerin geçerliliği, yenileme meseleleri, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği, ekspertiz raporuyla zararın tespiti, sadece bilirkişi raporuyla sonuçlanabilecek karmaşık hususların bulunduğunu, bu nedenle, dava açıldığı anda alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlenemediğini, bu durumun, HMK 107 ve Yargıtay içtihatlarıyla açıkça belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, sigortalının ayrıca “kontrol etme” yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini, davacıya kusur yükletilmesinin de haksız olduğunu, poliçelerin geçerli olduğu, otomatik yenileme klozu nedeniyle yenilememe riskinin sigortacı ve acenteye ait olduğu, davacı lehine 9.699,50 TL, davalılar lehine 28.342,50 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, fahiş bir vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2-Davalı ...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Banka açısından sigorta şirketi konumunda bulunan diğer davalı ... A.Ş.’ye husumet yöneltildiğinden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 105. Maddesine göre müvekkil bankaya husumet yöneltilemeyeceği, bu nedenle müvekkil bankanın pasif husumet ehliyeti olmadığı, kaldı ki; hasar tarihi (28.09.2014) itibari ile mevcut olmayan bir poliçeden kaynaklı zararın, şahsi kusuru olmadığı halde Banka’dan tahsil edilmesinin de mümkün olmadığını, davacının poliçelerinin, kendi istek ve talimatı doğrultusunda, 26.07.2013 tarihinde Kredili Mevduat Hesabı’nın vadesinin dolmuş olması ve yaşamış olduğu maddi sıkıntılar nedeniyle yenilenemediğini ve prim tahsilatlarının gerçekleştirilemediğini, müvekkilinin, davaya konu edilen poliçelerde de yer aldığı üzere, diğer davalı ... A.Ş.’nin acentesi konumunda olduğunu, şahsi bir kusurunun bulunmadığını, davacıdan kaynaklanan nedenlerle, hasar tarihi itibari ile var olmayan bir poliçe nedeni ile müvekkil Banka’nın şahsi kusuruna gidilemeyeceğini, davacıya somut hiçbir gerekçe sunulmaksızın %20 kusur izafe edildiğini, oysa ki poliçe yenileme sorumluluğunu yerine getirmeyerek ağır kusurlu hareket edenin davacı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

3-Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; yenilemelere ilişkin sigorta şirketinin bir yükümlülüğünün bulunmadığını, gerekçe doğru oluşturulmasına karşın şirket yönünden hatalı hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin kredi kuruluşu olmayıp yenileme veya bildirim yükümlülüğünün bulunmadığını, buna rağmen yeniden süre verildiğini, davacının müvekkil şirket nezdinde mevcut en son poliçesi 31.07.2013/2014 vadeli 20.000-TL limitli poliçe olup, bu poliçenin vade bitiminden sonra davacının poliçe yenileme talebi bulunmadığı gibi yeni bir poliçesine de rastlanılmadığını, mevcut en son geçerli poliçesinin 31.07.2014 bitiş tarihli poliçe olduğu, bitim tarihinden sonra yenilenmesi için müvekkil şirkete ne de acentesine herhangi bir talep yöneltilmediği veya prim ödemesi yapılmadığı, davalının sigortalı yerine geçerek onun adına poliçe düzenleme hak ve yetkisi bulunmadığı, bildirim yükümlülüğünden bahsedilmesinin bu nedenle yerinde olmadığı, davacının kredili mevduat hesabının yenilenmediği, bakiye bulunmadığından prim tahsilatının da yapılamadığı, sorumluluğun ilk taksitin ödenmesi ile başlayacağını, bilirkişilerin Sigorta Hukuku'na yönelik yetkinliklerinin de taraflarınca anlaşılamadığını, hesabını ve poliçesini kontrol yükümlülüğünün de davacı yanın sorumluluğunda olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, sigortalının iş yerinde 28.09.2014 tarihinde meydana gelen yangın nedeniyle oluştuğu iddia olunan maddi zararının sigorta sözleşmesine dayalı olarak davalılardan tahsili istemidir.

Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 2015/10 E. 2019/757 K. sayılı ilam ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda 2020/1819 E. 2023/1651 K. sayılı ilam ile;

''.... Her ne kadar istinaf dilekçesinde davacı vekili davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürmüş ise de; dava ve ıslah dilekçesinde bu yönde bir beyanda bulunmadığı, istisnai bir dava türü olan belirsiz alacak davasını açan kişinin bunu açıkça dile getirmesi gerektiği nazara alındığında, davacı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, davacının ıslah dilekçesi ile arttırdığı kısım yönünden zaman aşımı kesilmeyip devam ettiğinden, bu kısma ilişkin iki yıllık zaman aşımının gerçekleşmiş olması nedeniyle mahkemenin kararı doğru olmakla; davıcının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmesi gerekmiştir.

............

Düzenlenen her iki poliçenin mevcut/geçerli olduğu kabulü ile, poliçe düzenlenmeyen/yenilenmeyen yıllara ilişkin tarafların sorumluluklarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere poliçenin yenilenmesi hususunda esas sorumluluk sigortalıya aittir. Ancak davalı bankanın bildirim yükümlülüğü kapsamında müterafik kusuru bulunmakla tarafların kusur oranının belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca 178,75 TL prim bedelinin ve poliçe düzenlenmeyen sonraki yıllara ilişkin alınması gereken prim tutarı da belirlenerek hesaplanacak bedelden tenzil edilmelidir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan bu hususlar nazara alındığında, her iki davalı vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine'' dair karar verilmiştir.

1-Yukarıda belirtilen dairemiz kaldırma kararından önce yapılan tespitler:

Somut davada, davalı sigorta acentesi banka aracılığıyla 29.11.2011 tarihinde ... numaralı 60.000,00 TL teminatlı poliçe düzenlenmiş, iş bu poliçe süresinin sonunda 29.11.2012 tarihinde ... no'lu poliçe ile yenilenmiş ve yenileme klozu konulmuş olmasına rağmen 29.11.2013 tarihinde yenilenmeyen poliçe nedeniyle 28.09.2014 tarihinde meydana gelen yangın hadisesi nedeniyle oluşan zararın giderilmediğinden bahisle istinafa konu iş bu dava açılmıştır.

Ekspertiz raporunda özetle; kırtasiye mağazası olarak faaliyet gösteren işyerinde, 28.09.2014 tarihinde su sebilinin elektriksel kısa devre sonucunda çıkan yangının tüm işyerini sardığı, toplam hasar miktarının 45.291,50 TL olduğu ve poliçe özel şartı gereğince toplam ödenecek miktarın 20.000,00 TL olduğu belirtilmiştir.

Mali müşavir ..., Av. ... ve Av. Arb. ... Tarafından düzenlenen 25.02.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalılar arasındaki geçen süreç gereğince sigorta sözleşmesinin inikadından önce ve kurulmasından sonra, devamı müddetince muhatabın gerçekleşmesini da sağladığı sözleşmeden özel beklentilerinin olduğunu anlayan tarafın, diğerine gerçeği açıklamakla, durumun özelliklerini izah etmek ve gereken uyarıları yapmak ve muhatabın aldanmasına yol açabilecek tarzda ihmallerden kaçınmakla yükümlü olduğu, bunun sonucunda da sigortacının sigorta ettirenin amaçladığı sözleşme gerçekleşmiş olsaydı, ifa ile yükümlü olacağı edimi tazminat olarak ifa etmek zorunda olan davalıların, 31.07.2013 başlangıç ve 31.07.2014 bitiş tarihli ... numaralı 20.000,00 TL teminatı poliçenin tanziminden önceki ve sonraki süreç bakımından özellikle 5684 sayılı yasanın 11 ve 8. maddesi gereği Bilgilendirme Yönetmeliği çerçevesinde davacının özellikle bilgilendirildiğinin davalılar tarafından ispat edilemediğinden zarar hesabı çalışması çerçevesinde poliçe limitleri uyarınca tespit edilen zararın poliçe limiti olan 20.000,00 TL sinden mesul olduğu belirtilmiştir.

Bilirkişi heyeti düzenlenen 02.05.2016 tarihli ek raporda özetle; kök raporda belirtilen 20.000,00 TL tazminat bedelinden davalı tarafından yapılan 7.500,00 TL ödemenin tenzili ile kalan bakiye 12.500,00 TL yönünden davalıların sorumlu olduğu tespitinde bulunulmuştur.

Sigorta Tahkim Komisyonu Hakemi ... ve ... (ayrık rapor düzenlenmiştir) tarafından düzenlenen 06.02.2016 tarihli raporda özetle; davalı bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığı, taraflar arasındaki ... numaralı sigorta poliçesinin 31.07.2013 -2014 tarihleri arasında geçerli olup. vade bitiminde sonra erdiği, davalılardan sigorta şirketinin sigorta poliçesindeki özel şart gereğince poliçenin vade bitiminde aynı ödeme şekli ve ödeme planına göre poliçeyi yenilemesi gerekli olduğu, poliçenin yenilenmemesi durumunda bunun davacı sigortasını bildirmekle yükümlü olduğu ve sigorta şirketinin bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olması nedeniyle bilgilendirmeye ilişkin yönetmeliğin 7. maddesine göre uğranılan zararın tazminat olarak ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 08.02.2017 tarihli ayrık raporda özetle ... ve ... numaralı her iki poliçenin de geçerli olduğu, otomatik olarak 29.11.2013 ve 31.07.2014 tarihlerinde yenilendiği ve poliçe primlerinin davacının ... hesabından otomatik tahsil yöntemini benimsedikleri /uyguladıkları, her iki poliçe yönünden de 1. Prim taksitlerinin banka hesabından ödendiği, hasar tarihi 28.09.2014 günü poliçe olmadığı yönündeki savunmalara katılmanın mümkün olmadığı, ... ve ... numaralı poliçelerin geçerli olduğu, ekspertiz raporunda hasar miktarının 45.291, 50 TL olarak belirlendiği ve bu bedelin kadri maruf olduğu görüş ve tespitinde bulunulmuştur.

Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12.04.2018 tarihli raporda özetle; Dosyaya sunulan muhasebe kayıtlarına göre olay tarihinde işletmenin stokunda 18.271,81 TL tutarında emtia olduğunun tespit edildiği, ekspertiz raporunda dekorasyon hasarı 4.950,00 TL, demirbaş hasarı 4.942,50 TL olarak tespit edilmiş ise de kanaat oluşturacak herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı ve bu yüzden demirbaş ve dekorasyon hasarı tutarlı tespit edilemediği belirtilmiştir.

Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 20.01.2019 tarihli raporda özetle; sigortalının ilgili kanun ve yönetmelikler uyarınca bilgilendirildiğinin ispatlanması gerektiği, davalı ... in şahsi kusuru, davalı sigorta şirketinin ise bilgilendirme yükümlülüğü nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, hasar tarihinde davacının iş yerinin toplam 80.000,00 TL limitle teminatlandırıldığı, davacının toplam zararının 45.291,50 TL olarak hesaplandığı ve davacıya toplam 7.250,00 TL ödeme yapıldığı, bu nedenle ödenebilir tazminat tutarının 38.0541,50 TL olduğu, dava dilekçesinde faiz talep edilmediği için bu yönde inceleme yapılmadığı belirtilmiştir.

2-Yukarıda belirtilen dairemiz kaldırma kararından sonra yapılan tespitler:

Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; ".......1. Davalı Bankanın aracılığı ile üretilen poliçelerin sigorta ücretinin ödenmesi açısından Davacının davalı banka nezdinde Kredili Mevduat Hesabının bulunduğu, davacının ... ... IBAN no.lu hesap bakiyesinin bazı dönemlerde eksi iki binlere kadar çıktığı görülmüş olup poliçeleri yenilemek için yeterli bakiyesinin bulunduğu ve eksi bakiyede olunan dönemlerde dahi hesaba tanımlanmış kredinin poliçe primlerini ödeyebilecek miktarda olduğu tespit edilmiştir.

Sigorta ücretinin gerek kök poliçede ve 1. Yenilemede gerekse de yapılmayan 2. yenilemede sigortacı ve acente (banka) açısından herhangi tahsilat sorununa işaret edecek türden bir bulgu tespit edilmediği,

2. Taraflar arasında (Davalı sigorta ve davacı Sigortalı) kurulu sigorta sözleşmesine istinaden düzenlenen poliçede, ilgili sigorta sözleşmesinin vade bitiminde aksi belirtilmedikçe yenileneceği hususunun not edildiği, bu anlamda sözleşmenin yenilenme sorumluluğu aksi belirtilmedikçe, poliçeyi düzenleyen sigortacıda olduğu, diğer bir deyişle poliçede bu türden bir klozun eklenmiş olması sigortalıyı yenilemeyi unutma, atlama vb. risklere karşı da güvence sağladığı, bu anlamda sözleşmenin herhangi bir nedenle yenilenmemesi açısından bilgilendirme yükümlülüğünün davalı sigortacı ve temsilcisi davalı bankada olduğu, otomatik yenileme genel olarak yüksek hasar primi, piyasada ve reasürans anlaşmalarında meydana gelen yüksek zamlar, tahsilat sorunu vb. durumlarda sigortalıya bilgi vererek ya yenilememe/teklif vermeme ya da farklıca şartların sunulduğu tekliflerin sigortalı tarafından kabulü ile yapıldığı, böyle bir durumun olmadığı zamanlarda ise poliçe enflasyona uygun bir bedel artışı ile otomatik olarak yenilendiği,

3. Dava dosyasında, meydana gelen yangın hadisesi öncesindeki dönemlerde, işyerinde hasar olduğunu/yüksek bir hasar olduğunu gösterir türden bir bulguya rastlanmadığı, yine ilgili yıllarda (2011 ile 2014 yılları süresince) piyasada yangın poliçesi ana ve ek teminatlarda fiyat dalgalanması olmadığı, bu durumda hasar / prim durumu iyi ve otomatik yenilemesi olan bir poliçenin, sigorta bedellerinin enflasyon oranları ile revize edilerek yenilenmesinin beklendiği,

4. Birinci yenileme poliçesi olan ... sigorta poliçesinin tüm primlerinin davacı tarafından ödendiği, ... no.lu sigorta poliçesinin tüm primlerinin davacı tarafından ödendiği,

5. Bu durumda davacının, sigorta süresi sona eren poliçeler açısından prim borcu olmadığı, ikinci yenileme poliçesinin, yeni sigorta bedeli (64.392.-TL) ile düzenlenmiş olması durumunda sigorta ücretinin 375,62 TL olabileceği,

6. Zarar gören kıymetlerin, muhtelif kırtasiye malzemesi, muhtelif sayıda oyuncaklar, fotokopi makinası, su sebili, ahşap raflar, elektrik tesisatında kısmi yanma, tavan alçıpanda dökülme, işyerinin ıslanması sureti ile zarar gördüğünün Yangın Raporunda belirtildiği, Davacının ilgili işyerinde kiracı olduğu, işyerinin kırtasiye olduğu göz önüne alındığında sigorta poliçesinde bina teminatının dekorasyon açısından verildiği, muhteviyata da fotokopi makinası, su sebili, ahşap rafların dahil olduğu sonucuna varıldığı, zaten bir kırtasiyede, sergileme ve düzenleme açısından rafların bulunmasının, fotokopi makinasının bulunmasının, su sebilinin bulunmasının vb. hayatın olağan akışı ve faaliyet konusu ile uyumlu olduğu, sonuç olarak davacının yangın sigortası ana teminatı olan yangın riskinin gerçekleşmesi ile meydana gelen zararında bu türden makine, teçhizat ve sergileme bölümleri -kayıtlarında olsun olmasın - dahil olduğu sonucuna varıldığı, işbu sebeplerden dolayı daha önceden Sayın Mahkemeye sunulmuş olan 2 bilirkişi raporunda tespit edilen 45.291,50 TL zarar tutarına katılım gösterildiği,

7. Poliçe operasyonel hata olmayıp otomatik yenilenmiş olsa idi, poliçenin sigorta bedeli 64.392.-TL, davacının prim borcu 375,62 TL ve 28.09.2014 tarihli yangın riskinin gerçekleşmesi nedeni ile alacağı hasar tazminatı 45.291,50 TL olacak idi. Bu durumda ödenmemiş primin ve operasyonel hata nedeni ile ödenen hasar tazminatının tenzili ile davalı sigortacının kalan hasar tazminatı borcunun (45.291,50 TL – 5.000,00 TL – 2.224,75 TL – 375,62 TL) 37.691,13 TL olabileceği sonucuna ulaşıldığı,

8. Sayın Mahkeme farklıca bir görüşte ise (ıslah dilekçesinin kabul edilmemesi), dava başlangıcında talep edilen 12.500.-TL’den poliçe priminin tenzili ile (12.500,00 TL - 375,62 TL) davalı sigortanın 12.124,38 TL hasar tazminatı borcu olduğu,

9. Sayın Mahkemenin görüşü dava taraflarının kusuru açısından bir ayrıma gidilmesi yönünde ise, otomatik yenileme taahhüdü veren davalı sigortacının operasyonel hata nedeni ile %80 oranında birincil sorumluluğunun olduğu, poliçede otomatik yenileme taahhüdü bulunmasına rağmen poliçenin yenilenip yenilenemediğini kontrol etmeyen davacı tarafın ikincil sorumluluğunun ise % 20 olabileceği, bu durumda yukarıda bahsedilen tazminat tutarlarından davalı sigortacının kendi kusuru oranında sorumlu olabileceği,'' belirtilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve işbu karara yönelik taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:

1-Davacı tarafın sunduğu istinaf sebeplerinin incelenmesi.

Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı itirazı:

6100 sayılı Kanunun 107. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir”.6100 sayılı Kanunun 107. maddenin 2. fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de "karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin bilirkişi ya da keşif incelemesi sonucu)" belirlenebilme hali açıklanmıştır.

Ancak Yargıtay'ın yerleşik hale gelen emsal kararlarında dava dilekçesininde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça yazılı olması veya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesine dayanıldığının belirtilmesi gerekir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 18/02/2021 tarih 2019/4774 E. 2021/4322 K. Sayılı ilamında bu husus "alacağın belirsiz olduğunun dava dilekçesinde açıklanması bu noktada önemsizdir. Zira alacak belirsiz ise alacaklının kısmi dava veya belirsiz alacak davası açma hakkı vardır. Dava dilekçesinde "belirsiz alacak davası" açıldığı yazılı değilse veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesine dayanılmamışsa, dava konusu miktarların 50-100-1000 TL gibi gösterilmesi halinde davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilmelidir. Sonradan alacaklı tarafın davayı belirsiz alacak davası olarak nitelemesi sonuca etkili değildir." şeklinde ifade edilmiş olup Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 21/01/2021 tarih 2019/2997 E. 2021 331 K. sayılı kararında aynı görüştedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/485 E. 2021/971 K. sayılı ilamı da bu yöndedir

Bu genel açıklamalar ışığında bakıldığında; davacı vekili dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının açıkça yazılı olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesine de dayanmadığı, davanın kısmi dava olarak açıldığı, nitekim 15.04.2019 tarihli talep arttırım dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının belirtilmesinin sonucu değiştirmeyeceği anlaşılmaktadır.

İş bu nedenle, her ne kadar istinaf dilekçesinde davacı vekili davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürmüş ise de; dava ve ıslah dilekçesinde bu yönde bir beyanda bulunmadığı, istisnai bir dava türü olan belirsiz alacak davasını açan kişinin bunu açıkça dile getirmesi gerektiği nazara alındığında, davacı vekilinin davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında, davacının ıslah dilekçesi ile arttırdığı kısım yönünden zaman aşımı kesilmeyip devam ettiğinden, bu kısma ilişkin iki yıllık zaman aşımının gerçekleşmiştir.

Mahkemece istinafa konu iş bu davada '' Davanın KISMENKABULÜ ile,

1-9.699,50 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine'' dair hüküm tesis edilmiştir. Davacı vekili tarafından 08.03.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 38.041,50 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Bu durumda ıslah ile talep edilen kısım yönünden zaman aşımı nedeniyle davanın reddine dair hüküm tesis edilmemesi yerinde değildir. Aksi yöndeki istinaf sebebine itibar edilmemiştir.

- Vekalet ücreti yönünden inceleme:

Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde ''6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulanan AAÜT uyarınca 9.699,50 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulanan AAÜT uyarınca 28.342,50 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesi'' yer almaktadır.

Mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan 2025 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Tebliği’nin 13. maddesi:"(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." şeklindedir.

Somut davada, yasanın amir hükmü nazara alınarak davacı yönünden kabul edilen miktar 9.699,50 TL uyarınca hesaplama yapıldığında davacı yararına 9.699,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtildiği üzere, tarifenin 13/3 Maddesinde'' Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez'' şeklindeki düzenleme uyarınca, davalı vekili yararına da 9.699,50 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. İş bu nedenle, sunulan istinaf sebepleri yerindedir.

2- Davalılar tarafından sunulan istinaf sebebinin incelenmesi:

Davalı bankaya husumet yöneltilemeyeceği yönündeki itiraz:

Somut davada, davacı ile davalı banka acente sıfatıyla davalı sigorta şirketi adına sigorta poliçesi düzenlemiş olup, işyeri sigorta poliçesinin ihtiyari sigorta mahiyetinde olduğu açıktır.

İhtiyari nitelikteki işyeri sigortası poliçesinin ilk prim taksidinin riziko tarihinden önce ödenmediği, davalı banka nezdinde prim ödemesi için yeterli mevcudun bulunduğu sabittir.

TTK 1431/3 fıkrasının "sigorta priminin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı hallerde, riziko gerçekleşince, ödenecek tazminata veya bedele ilişkin primlerin tümü muaccel olur" son fıkrasının "sigortacı, prim alacağını, 1480'inci madde hükmü saklı kalmak üzere ödenecek tazminattan veya bedelden düşebilir" hükümleri uyarınca, ödenmeyen tüm primlerin, sigorta teminat bedelinden düşülmesi gerekir. İş bu nedenle her iki poliçeninde ayakta olduğu nazara alındığında, her bir poliçe yönünden ödenmeyen primlerin tespit edilmesi gerekmektedir.

Yukarıda anılan kaldırma kararımızda belirtildiği üzere, ... Numaralı 60.000,00 TL teminat bedelli poliçe yönünden işbu poliçe primlerinin ilk 7 taksitinin (43,75 TL) davacı hesabından otomatik olarak çekildiği, 8. taksit ödeme günü olan 29.06.2013 günü davacının ... hesabından bakiyesinin -1.593,96 TL olduğu ve sıhhatini koruyan bu poliçenin son taksitini ödendiğine dair herhangi bir tespitin yer almadığı, ... numaralı 20.000,00 TL teminat bedelli poliçe yönünden ise banka hesap kayıtlarına göre 31.07.2013 tarihinde 1. ve 30.09.2013 günü 2. taksiti banka hesaplarından otomatik ödeme yoluyla ödendiği, 3. taksit ile 8. taksit arasında toplam 6 taksitin (her biri 22,50 TL) priminin ödenmediği ve davalı bankanın, sigortalı davacıya Yönetmelik hükümleri gereği bilgi vermesi zorunlu olduğundan ve bu bilgilendirmenin yapıldığı da ispat edilmediğinden, husumet yöneltilebileceği ve davalı bankanın kusurlu olduğu açıktır.

Davalıların tazminat bedelinden sorumlu tutulamayacağı yönündeki itiraz:

TTK'nin 1434. maddesinde; "(1) 1431 inci maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur. (2) İlk taksidi veya tamamı bir defada ödenmesi gereken prim, zamanında ödenmemişse, sigortacı, ödeme yapılmadığı sürece, sözleşmeden üç ay içinde cayabilir. Bu süre, vadeden başlar. Prim alacağının, muacceliyet gününden itibaren üç ay içinde dava veya takip yoluyla istenmemiş olması hâlinde, sözleşmeden cayılmış olunur.'' belirtilmektedir.

-... numaralı ... Sigorta Poliçesi'nin; 29.11.2012-2013 dönemlerini kapsadığı, ... ... Şubesinin acente olarak belirtildiği, bina/muhteviyat yangın teminatının 60.000,00 TL olduğu ve iş bu poliçenin kanuni zorunluluk olmaması halinde vade bitiminde aynı ödeme şekli ve ödeme planına göre otomatik olarak yenileceği belirtilmiştir. İş bu poliçe kapsamına göre, poliçe primleri 29.12.2012 tarihinden başlayarak 8 taksitte ve her bir taksit tutarı 43,75 TL olarak ödenecektir.

Bilirkişi raporlarında yer alan tespitlerden anlaşılacağı üzere, poliçe primlerinin ilk 7 taksiti davacının ... hesabından otomatik olarak çekilmiş olup, 8. taksitin ödeme günü olan 29.06.2013 günü davacının ... hesabındaki bakiyenin (eksi) -1.593,96 TL olduğu anlaşılmaktadır.

Yenilenmiş poliçenin ilk prim taksitinin 29.11.2013 tarihinde davacının banka hesabının 805,52 TL eksi bakiyede olduğu ve 43,75 TL lik poliçe primini ödeyebileceği anlaşılmaktadır. Nitekim, 02.02.2013 tarihinde davacının hesabının 1.783,46 TL eksi bakiye ulaşmış olup, hesabın 805,52 TL eksi bakiye halinde prim ödemesi yapabileceği açıktır. Aynı zamanda, oluşan hasardan sonra 5.000,00 TL ve 2.250,00 TL olmak üzere toplam 7.250,00 TL hasar ödemesi davacıya yapılmıştır. Bu haliyle, davacının ... hesabından otomatik olarak prim tahsilatı yapmayan davalı temerrüde düşmüştür.

-... numaralı ... Sigorta Poliçesi'nin; 31.07.2013-2014 dönemlerini kapsadığı, ... ... Şubesinin acente olarak belirtildiği, bina/muhteviyat yangın teminatının 20.000 TL olduğu ve iş bu poliçenin kanuni zorunluluk olmaması halinde vade bitiminde aynı ödeme şekli ve ödeme planına göre otomatik olarak yenileceği belirtilmiştir. İş bu poliçe kapsamına göre, poliçe primleri 31.07.2013 tarihinden başlayarak 8 taksitte ve her bir taksit tutarı 22,50 TL olarak ödenecektir.

Bilirkişi raporlarında yer alan tespitlerden anlaşılacağı üzere, poliçe primlerinin ilk taksiti 31.07.2013 tarihinde, 2. taksitin ise 30.09.2013 tarihinde davacının banka hesaplarından otomatik olarak ödendiği, davacının poliçe prim tarihlerinin bazı dönemlerinde artı bakiye de bazı dönemlerinde ise eksi bakiyede olmakla birlikte, eksi bakiyede olunan dönemlerde dahi hesaba tanımlanmış kredinin 22,50 TL'lik poliçe primini ödeyebilecek miktarda olduğu tespit edildiğinden, bu halde yenilenmiş poliçenin ilk sigorta primi tahsilinde davalıları temerrüde düştüğü, iş bu poliçenin davalılar tarafından yenilememe hakkı kullanılmadığından otomatik olarak 31.07.2014 tarihinden sonraki dönem için yenilendiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu edilen yangın hasarının 28.09.2014 tarihinde gerçekleştiği, davacının ilk olarak davalı sigorta acentası banka kanalıyla 29/11/2011 tarihinde ... numaralı ve 60.000,00 TL bedelli poliçenin süresi sonunda 29/11/2012 tarihinde yenilenerek ... numaralı poliçe ile devam ettiği ve yenileme klozu konulduğu ancak 29/11/2013 tarihinde yenilenmediği belirtilen poliçe nedeni ile uyuşmazlığa konu edilen 28/09/2014 tarihindeki zararın giderilmediği, ayrıca davacının 31/07/2013 başlangıç ve 31/07/2013 başlangıç, 31/07/2014 bitiş tarihli ... no lu 20.000,00 TL teminatlı poliçe yaptırdığı ve primlerinin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği üzere her iki poliçe primlerin davacı tarafından ödendiği, zarar gören emtiaların kırtasiye malzemeleri, fotokopi makinası gibi dava dışı sigortalının kullanımında olan eşyalar olduğu, yukarıda açıklanan gerekçelerle ıslah edilen kısmın zaman aşımına uğradığının kabulü ile davanın 12.500,00 TL miktar nazara alınarak tazminat bedelinin hesaplanmasının yerinde olduğu, poliçenin yenilenip yenilenmediğinin kontrol etmeyen davacı yönünden %20 oranında kusur atfedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmaktadır.

6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca kabulüne, davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

HMK'nin 353/(1)-b-2 maddesinde, "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ..." duruşma yapılmadan karar verileceği hükmü düzenlenmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,

1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/... Esas - 2025/... Karar sayılı .../03/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,

3-Davanın KISMEN KABULÜNE,

a-) Islah ile arttırılan 25.541,50 TL'nin Zaman Aşımı Nedeniyle REDDİNE,

b-)9.699,50 TL'nin 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

c-) Fazlaya dair istemin REDDİNE,

3-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden,

a-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 662,57 TL harçtan peşin alınan 213,47-TL harç ve ıslah harcı olarak yatırılan 436,20-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 12,90-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

b-Davacı tarafça yatırılan 213,47-TL peşin harç ve 436,20-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 649,67-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

c-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 13.124,00-TL yargılama giderinin davanın kabul - ret oranı dikkate alınarak 4.983,89-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerine bırakılmasına,

d-Davalılar tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta ve tebligat ücretinden oluşan toplam 310,50-TL yargılama giderinin davanın kabul - ret oranı dikkate alınarak 192,51 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara müştereken ve müteselsilen verilmesine, bakiye kısmın davalılar üzerine bırakılmasına,

e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.699,50-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

f-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3 maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 9.699,50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

g-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,

4-İstinaf yargılama giderleri yönünden,

a-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazine'ye gelir kaydına,

b-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

c-Davalı ...tarafından yatırılan 732,00 TL harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

ç-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin ilk derece mahkemesince işbu davalıdan tahsiline,

d-Davacı tarafın yapmış olduğu 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı, 732,00 TL istinaf karar harcı ve istinaf posta masrafı 520,00 TL olmak üzere toplam 3.254,00 TL istinaf yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

e-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,

f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/257, K. 2026/508, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-257-e-2026-508-k-06fc5b40e397