Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/519 E. 2026/1183 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/519
Karar No
2026/1183
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2025/519

KARAR NO : 2026/1183

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 04/09/2024

NUMARASI : 2015/587 Esas - 2024/573 Karar

DAVA: (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ: 14/05/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ABD'de işletme İdaresi alanında yüksek lisansını tamamladıktan sonra işe girdiğini, şirket kurduğunu, ortağı olduğu bu firmada 7 yıl çalıştıktan sonra ayrıldığını ve kazanın gerçekleşmesinden önce bu firmaya ücretle danışmanlık hizmeti vermeye başladığını, ardından yine yaşamış olduğu ABD'de eğlence ve taşıma sektorunde ikinci şirketini kurduğunu ve bugüne kadar da devam ettirdiğini, müvekkilinin yaşamış olduğu ve aynı zamanda vatandaşlığını kazandığı otomobillere ve başka değerlere sahip olduğunu, Eylül ayının ortaları gibi annesinin rahasızlığından dolayı Türkiye'ye geldiğini 11.10.2014 tarihinde saat 00.55 sularında davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracıyla ... Caddesinden Beşiktaş istikametinde seyir halindeyken No:... önüne geldiği esnada aracının komple ön kısımlarıyla yine aynı istikamette, seyir halinde olan sürücü müvekkilim ...'ın, sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın komple arka kısımlarına çarpmasıyla müvekkili ...'ın ağır şekilde yaralandığını, ayrıca maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... bütün trafik kurallarını ihlal ederek ve tüm yayaların ve o an trafikte olan kişilerin hayatını riske atarak diğer bir arkadaşıyla birlikte rally yaptığını, aşırı süratle araç kullandığını, İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/1500 Esas sayılı davası açıldığını, müvekilinin .... A.Ş. Yönetimindeki hastanede tedaviye başlanması için kendisine dayatılan seneti imzalamak zorunda kaldığını, senedin imzalanmasından sonra tedaviye başlandığını, müvekkilinin senedin iptali için İstanbul 8.Tüketici Mahkemesi'nin 2015/230 Esas sayılı dava açtığını ancak senedin İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'de takibe koyulduğunu, müvekkilinin icra tehdidi altında senet bedelini ferileriyle birlikte ödemek zorunda kaldığını, davalılardan ... hiçbir şekil ve surette müvekkilini ziyaret etmediğini birlikte destek de olmadığını, müvekkilinin kendi çabalarıyla tedavi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 80.000-TL maddi ve 100.000-TL manevi tazminatın tüm davalılardan kaza tarihi olan 11.10.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak avans işlemlerine uygulanacak reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... A.Ş.'nin (poliçe limitiyle sınırlı olmak ve maddi zarardan sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihi olan 11.10.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak avans işlemlerine uygulanacak reeskont faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ... ve ... ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, davacının dava dilekçesinde kendisini çok varlıklı biri olarak tanımladığını, ancak şu an yaptığı iş ve kazancı konusunda bir açıklama getirmediğini, davacıya kaza sonrasında her türlü yardımın gösterildiğini, araca ait sigortaların verildiğini, uzlaşmak için çaba gösterildiğini, ne var ki davacının katı ve anlaşılmak bir biçimde bu talepleri geri çevirdiğini ve sürekli tutarını dahi belirtmediği bir paranın kendisine ödenmesini talep edip durduğunu, mahkemece davacıya ödenecek manevi tazminat tutarı belirlenirken dikkate alınacağını ve zaten zengin olan davacının daha da zenginleşmesinin önüne geçileceğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, aracın ... bulunduğunu, sigorta şirket tarafından davacıya yapılan yada ileride yapılacak olan her türlü ödemenin maddi tazminat tutarından tenzili gerektiğini, aynı araca ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından ayrıca ... A.Ş Genişletilmiş Kasko Sigortası yaptırıldığını, bu nedenle davanın sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini, işbu poliçe kapsamında bedeni ve maddi zararlar için 75.000 TL, manevi tazminat için 15.000 TL ve hukuksal koruma için de 15.000 TL teminat bulunduğunu, tedavi giderlerinden ... sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti olan 268.000-TL ile ile sınırlı sorumluluk olduğunu, dava konusu kaza sonrasında müvekkili şirkete başvuru neticesinde 8249636 numaralı hasar dosyası açıldığını, kusur durumunun ve maluliyet derecesinin tespit edilmesi ve kaza tarihindeki bilinen ücret üzerinden aktüerya raporu alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat içinde olmadığını, davacının aile birliği içinde bakım görüp görmediği ve bakıma ilişkin yapılan masrafların değerlendirilmesi açısından Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2012/13536 E.- 2013/9310 K. sayılı kararına göre bakıcı giderinin % 50'sinin mahsubu gerektiğini, ... tarafından yapılan ödeme varsa tazminattan düşülmesi gerektiğini, tazminata hükmedilmesi halinde davacının olay tarihinden itibaren reeskont faizi talebinin reddi ile dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talebi yönünden talebin kısmen kabulüne;

Araç hasar bedeli için 14.507,53-TL, araç değer kaybı bedeli için 5.000,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 90.192,26-TL, bakıcı gideri zararı için 1.134,00-TL, tedavi gideri zararları için 31.575,00-TL, yol gideri için 500,00-TL, gıda ve temizlik giderleri için 400,00-TL olmak üzere toplam 143.308,79-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren, davalılar ... ve ... AŞ yönünden kaza tarihi olan 11/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,

Sürekli maluliyet ve çalışma gücü kaybına ilişkin tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat talebi yönünden talebin kısmen kabulüne,

100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

davalı ... AŞ yönünden manevi tazminat talebinin reddine " karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekili, Davalı .... A.Ş. ve ... vekili, Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hakkaniyetten yoksun olarak dosyadaki dilekçeleri, yazılı sözlü beyanları, emsal Yargıtay kararları dikkate alınmadan, bilirkişilere ve bilirkişi raporlarına itirazları, Adli Tıp raporuna itirazları dikkate alınmadan eksik ve hatalı inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davanın tüm talepleri açısından kabulü gerektiğini, müvekkili çalışmasının neticesinde elde ettiği gelir ile sahibi olduğu taşınmazlar ve bankadaki kaza öncesi mevduatları müvekkil kaza öncesi gelirinin ne denli yüksek olduğunu ve müvekkili davadan doğan zararının ne kadar büyük olduğunu kesin olarak gösterdiğini, davalının kazada tam kusurlu olduğunu, davalı kasten müvekkilin hayatını tehlikeye soktuğunu, maddi manevi çok büyük zarar görmesine neden olduğunu, bilirkişi raporlarında müvekkilin bu zararı dahi tam ve gereği gibi hesaplanmadığını, zararın tazmini de ancak ödeme tarihi veya bu tarihe en yakın kur üzerinden hesaplaması gerektiğini, müvekkilin kazadan dolayı uğradığı zararların hesabında dikkate alınmasını talep edilmesine rağmen mahkemece bu talebin kabul görmediğini,

Adli Tıp Raporunu düzenleyen heyette kulak burun boğaz uzmanı olmadığının görüldüğünü, yine ortopedi konusunda da sadece bir uzman olduğunu, bu nedenlerle raporun hukuka uygun ve karara dayanak olabilecek vasıfta bir rapor olarak kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı .... A.Ş. ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme hükmüne esas alınan 28.08.2019 tarihli kusur raporunun eksik incelemeye dayalı olup hatalı tespitler içerdiğini, davacının tazminat, tedavi ve bakıcı giderleri talepleri yönünden düzenlenen 29.12.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunun yerel mahkeme hükmüne esas alınması hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafın araç değer kaybı ve hasar bedeli taleplerine ilişkin 12.04.2023 tarihli bilirkişi raporu da hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, dava belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava şeklinde ikame edildiğinden davacının talep arttırım dilekçesi sunabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sunulan dilekçe ancak ıslah dilekçesi olarak yorumlanabileceğini, ıslah tarihi itibariyle davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, manevi tazminatın takdirindeki kriterler gözetildiğinde, mahkeme hükmünün kabul edilebilmesi hukuken mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün ağır kusuru araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, tedavi giderleri ...'nın sorumluluğunda olduğundan davanın bu yönden reddi gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik zararının hesaplanmasında çelişkiler mevcut olduğunu, davacının bakıma muhtaç olduğuna yönelik bir rapor mevcut olmadığını,

araç hasar bedeli davacıya ödenmiş olup kararın bu yönden düzeltilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat araçta oluşan hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından 11.10.2014 tarihinde saat 00:55 sıralarında davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracıyla ... caddesinden Beşiktaş yönüne seyir halindeyken yine aynı yönde seyir halinde olan davacı sürücü ... yönetimindeki ...plakalı araca çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.

Davalı ... A.Ş., ... plakalı aracın ... poliçesini düzenleyen şirket olup, davalı ....A.Ş. ise ... plakalı aracın işletenidir.

ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28/08/2019 tarihli kusur raporuna göre;Davalı sürücü ... yönetimindeki araç ile yola gereken dikkati vermediği, önünde seyreden aracı emniyetli mesafeden takip etmeyip mevcut hızı ile önlemsiz vaziyette yaklaştığı davacı idaresindeki araca arkadan çarparak olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olmakla olayda %100 asli kusurludur. Davacı sürücü ... 'ın olayın meydana gelmesinde hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından bahisle sonuca atfı kabil kusuru yoktur." yönünde görüş bildirilmiştir.

Mahkemece alınan kusur raporu ile İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/150 Esas ceza yargılaması sırasında ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 10/07/2015 kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalıların kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına ve davacının yaralanma bölgesine göre bilirkişi heyetinin alanında yetkin uzmanlardan oluşmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.

İlk Derece Mahkemesince hasar ve değer kaybı için hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasar dosyası, hasarlı olan sigortalı aracın fotoğrafları ve ekspertiz rapor içeriği ile sigortalı aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak hasar bedelinin; aracın modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi, hasarının nitelik ve niceliği, hasar bölgeleri vs. gibi hususlara göre, kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasında fark üzerinden değer kaybının belirlendiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf talepleri de yerinde değildir.

TBK'nın 54. Maddesiyle KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileştirme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçeyle üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. (Yargıtay 4. Hukuk dairesinin 2023/12431 Esas - 2025/23675 karar sayılı kararı)

Sosyal Güvenlik Kurumu, tüm tedavi giderlerinden değil, 6111 Sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 Sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan ve belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten, sürücü ve sigortacının sorumluluğu devam etmektedir. Somut olayda davacının Özel ... Hastanesinde tedavi gördüğü ve buna ilişkin belge sunulduğu anlaşılmakla belgeli tedavi giderlerinden ... nın sorumlu olduğu düşünülmeden yanılgılı değerlendirme ile davalıların sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırıdır.

HMK'nun 109/3.maddesi "Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmının açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” hükmünü ihtiva etmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/77 E. ve 2021/1206 K. sayılı kararında açıklandığı üzere ek dava ile asıl davada talep edilmeyen bakiye tazminatın zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmesi her zaman mümkündür.

HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde ”(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.02.2005 tarih ve 2004/7-754 E. 2005/36 K. sayılı kararında; “Uyuşmazlık, ıslah ( değer artma ) dilekçesi erken verilmişse, sonradan ortaya çıkan değişiklikler (örneğin bilirkişi hesap raporunun yeniden düzenlenmesi) karşısında ne yapılacağı noktasında toplanmaktadır. Islah dilekçesi, her davada bir kez verilir, ikinci kez ıslah yoluna başvurulamaz. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. Yine kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması mümkündür. O halde, somut olayda, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının ıslah talebinden sonra, ek davalar yoluyla fark alacağını isteyebileceği sonucuna varılmaktadır.”.

Somut uyuşmazlıkta, davacı vekilinin dava dilekçesi anlatımına göre kısmi dava açtığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince 17/03/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekiline HMK'nın 107/2. maddesine göre talebini belirlemek üzere süre verilmesi doğru olmamıştır.

Dava kısmi dava olarak açıldığından davalılar .... A.Ş. ve ... vekilinin ıslah zamanaşımı defi konusunda da değerlendirme yapılarak karar verilmelidir. (Davalı sigorta şirketinin süresinde ıslah zamanaşımı definde bulunmadığı anlaşılmıştır.)

Davacı vekili dava dilekçesinde taleplerini Türk Lirası olarak talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince taleple bağlı kalınarak TL üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak dava dilekçesinde davacının Amerika Birleşik Devletlerinde yaşadığı ve çalıştığı, buradan gelir elde ettiği iddia edildiğinden kaza tarihindeki ABD çalışma kayıtları ile geliri araştırılmadan karar verilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur.

Dava dilekçesinden sigorta şirketine yönelik manevi tazminat talebi bulunup bulunmadığı anlaşılamadığından davacı vekiline manevi tazminata ilişkin taleplerini kime yönelttiği konusu açıklattırılmadan hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu durumda Mahkemece davacı vekiline manevi tazminata ilişkin taleplerini HMK'nın 31. maddesi kapsamında açıklattırdıktan ve davacının gelirinin resmi kayıtlarla belirlendikten sonra manevi tazminat talebi yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden bu yöndeki istinaf talebi de yerindedir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekili, Davalı .... A.Ş. ve ... vekili, Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :

1- Davacı vekili, Davalı .... A.Ş. ve ... vekili, Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-Davacı vekili, Davalı .... A.Ş. ve ... vekili, Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/519, K. 2026/1183, T. 04.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-519-e-2026-1183-k-c8c9e36ef700