Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/945 E. 2026/1489 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/945
- Karar No
- 2026/1489
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/945 KARAR NO : 2026/1489
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2025 NUMARASI : 2024/906 Esas - 2025/1288 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/06/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı, istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/06/2023 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı çekici ve buna bağlı .... plakalı yarı römorkun İstanbul-İzmir otoyolunda seyir halinde iken yarı römorkun sol lastiğinin patlaması üzerine asfalt kaplama üzerine düştüğünü, arkadan gelen müvekkilinin, önüne aniden düşen patlamış lastiğe çarptığını ve aracında maddi hasar oluştuğunu, müvekkiline ait .... plakalı araç ile .... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı araç malikinin davalı ..... Şti., ZMMS sigortacısının ise .... AŞ olduğunu, kaza tespit tutanağından da görüleceği üzere davalı ...'ın KTK'nun 30/1-a ya göre kusurlu bulunduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, HMK 107. madde uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davada mahkemece toplanacak deliller ışığında dava değerinde artırım yapılacak olup, trafik kazasında davacının aracında oluşan şimdilik araç mahrumiyet bedelinden (harca esas değer olarak 10,00 TL gösterilmiştir) davalılar ..... Şti. ve ... sorumlu olup kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsil olarak, hasar bedelinden (harca esas değer olarak KDV dahil 10,00 TL gösterilmiştir) tüm davalılarım müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, davalılar .... Şti. ve ... için kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta için ise hasarı ret tarihinden (temerrüt tarihi) itibaren işletilecek avans faizi ile, değer kaybından (harca esas değer olarak 10,00 TLgösterilmiştir) tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olup davalılar ......Şti. ve ... İçin kaza tarihinden itibaren, Davalı sigorta için ise hasarı ret tarihinden (temerrüt tarihi) itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 03/11/2025 tarihli dilekçesi ile, hasar onarım bedelini 66.706,79 TL'ye, değer kaybı bedeli talebini 120.000,00 TL'ye, ikame araç bedeli talebini 5.950,00 TL'ye arttırmış, değer kaybı bedelinin tamamından davalı şahısların kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile, davalı ....'nın 11.060,22 TL'sinden sorumlu olarak hasarın ret tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte sorumlu olmasına karar verilmesini istemiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı ..... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı incelendiğinde, müvekkili şirketin arabuluculuk görüşmesine davet edilmediğini, müvekkili yönünden zorunlu dava şartı gerçekleşmediğini, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini davacı tarafın, aynı konuda daha önce de dava açtığını, davanın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/766 Esas - 2024/596 Karar ve 29/07/2024 tarihli karar ile açılmamış sayılmasına karar verilmek sureti ile kesinleştiğini, huzurdaki davanın, belirsiz alacak talepli kabul edilemeyeceğini, davacının davasını belirsiz alacak talepli olarak açamayacağı için bu yönü ile de davanın reddi gerektiğini, davacının, huzurdaki davayı açmadan önce müvekkili şirketin, sigorta şirketi olan davalı ..... AŞ'ye başvurmadığını, hasar dosyası oluşmadığını, davacının talep ve iddialarını kabul etmemek ile birlikte, davacının sigorta şirketine başvurmuş olsaydı sigorta şirketi tarafından yapılacak inceleme neticesinde zararının karşılanabilir olacağını, kaza tutanağındaki kusur durumunu kabul etmemek ile birlikte, kazanın meydana gelmesinde kopan lastiğin etkisinin olup olmadığının net olmadığını, davacının sattığı araç için hasar ve onarım bedeli, değer kaybını isteyemeyeceğini, yine araçtan mahrumiyet bedeli de talep edilemeyeceğini, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; ..... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 100000118887855 poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 29/12/2022 - 29/12/2023 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibari ile araç başına 120.000,00 TL olduğunu, müvekkil sigorta şirketi tarafından davacıya ..... plakalı aracın onarımı için 15/10/2024 tarihinde davacıya 42.232,99 TL hasar onarım bedeli ödemesi yapıldığını ve davacının tüm zararının giderildiğini, tazminata hükmedilmesi halinde ödenen tutarların poliçe limitinden tenzili gerektiğini, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davada yetkili mahkemenin müvekkil şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olan istanbul anadolu asliye ticaret mahkemesi olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartının sağlanmadığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kusura yönelik olarak ise kaza tespit tutanağı ve ceza dosyalarından alınan raporların hukuk hakimi açısından bağlayıcı olmadığını, bu nedenle kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınmasını, müvekkil sigorta şirketi tarafından, maddi hasar bedelinin ödenmiş olup; davacıya karşı bakiye tazminat ödeme borcunun kalmadığını, müvekkil şirket tarafından dava konusu aracın onarımı için ekspertiz raporu doğrultusunda; 15/10/2024 tarihinde davacıya 42.232,99 TL maddi hasar bedelinin ödenmiş olup dava konusu kaza kapsamında zararın karşılanmış olması sebebiyle davanın reddini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, hasar bedeli hesaplamasının sigortacılık teamülüne ve mevzuata uygun şekilde yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun, kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer kaybı hesaplamasının maddi olaya uygun olarak yapılması gerektiğini, araç kilometresi yüksek ise veya daha önce benzer hasarlara maruz kaldı ise değer kaybından söz edilemeyeceğini, itirazları baki kalmak kaydıyla; değer kaybı bedelinin genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının talep etmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. DELİLLER : ZMMS poliçesi, hasar dosyası, kaza tespit tutanağı, hasar fotoğrafları, eksper raporu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları, trafik tescil ve ruhsat bilgileri, bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacı sürücü ..., idaresindeki .... plakalı otomobil ile İstanbul-İzmir oto yolu üzerinde seyir halinde iken 359. Km 800 metreye geldiğinde, önünde seyir halinde olan davalı sürücü ... idaresindeki..... plakalı çekiciye bağlı yarı römorkun patlayan sol arka lastik parçasının orta şerit üzerinde kalması ile bu lastik parçasına aracının ön ve alt kısımları ile çarpmış olduğunu, kopan lastik parçasının zemin ile aynı renkte olması nedeniyle sürücüler tarafından fark edilmesi güç bir durum olduğunu, davacı sürücünün mevcut şartlarda alabileceği her hangi bir önlem bulunmadığı gibi, davalı sürücü ...'ın 2918 sayılı KTK’nun 30/a maddesini ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, davacı aracında kaza nedeni ile hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca 108.939,78 TL hasara uğradığı, davacı aracının piyasa rayicinin kazadan önce 1.800.000,00 TL olduğu, kaza sonrasında da 1.680.000,00 TL olduğu, bu haliyle araçta 120.000,00 TL değer kaybının meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin 15/10/2024 tarihinde hasara yönelik 42.232,99 TL ödeme yaptığı, bu durumda 66.706,79 TL daha davacının hasara yönelik ödeme alabileceği, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti nazara alındığında bakiye hasarın tümü ile 11.060,22 TL değer kaybından sorumlu olacağı, geri kalan kısma ilişkin poliçe limiti tükendiğinden sorumlu olmayacağı, araçta meydana gelen hasar nedeni ile onarım süresinin 7 gün olacağı, günlüğü 850,00 TL'den 5.950,00 TL ikame araç bedeli oluşacağı değerlendirilerek, davalı sigorta şirketi yönünden başvurunun ulaştığı 8 iş günü geçmekle temerrüt koşulları oluştuğu nazara alınarak davanın kabulü ile, hasar bedeli tazminatı talebinin kabulüne, 66.706,79 TL maddi tazminatın, davalı .... Şirketi ve davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden, davalı ... Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olarak takdir edilen 25/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, değer kaybı bedeli tazminatına ilişkin talebin kabulüne; 120.000,00 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden yalnızca 11.060,22 TL'den sorumlu olmak kaydıyla temerrüt tarihi olarak takdir edilen 25/09/2024 tarihinden itibaren, davalı ..... Şirketi ve davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, ikame araç bedeli tazminatı talebinin kabulüne, 5.950,00 TL maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birliktedavalı .... Şirketi ve davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediği halde davanın kabul edildiğini, davacının alacak miktarını bildiği halde davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, kusur raporunda kopan lastiğin kazaya etkisinin lastiğin kime ait olduğu ve davacının olası kusurunun yeterince araştırılmadığını, müvekkili şirkete kusur yüklenmesini gerektiren herhangi bir bakım veya ihmal eksikliği ispatlanmadığını, bilirkişi raporlarının somut ve denetlenebilir verilere değil, varsayımlara ve galerici beyanlarına dayandırıldığını, araç rayiç değeri ve değer kaybı hesaplamalarının objektif piyasa verileriyle desteklenmediğini, davacı aracını tamir ettirmeden sattığı halde hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin talep edildiğini, sigorta ödemesi ve aracın hasarlı satılması karşısında hükmedilen tazminatların hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi incelemesine dayanılarak karar verildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; kusur oranı ve sorumluluk belirlenirken kaza tespit tutanağı, olay yeri verileri, araç hasar izleri değerlendirilmeksizin hatalı ve eksik inceleme yapıldığını, maddi tazminat miktarının hesap hataları içerdiğini ve denetime elverişsiz olduğunu, sorumluluk yönünden sorumluluğunun kapsamı ve hangi kalemlerden sorumlu olduğunun açıkça belirtilmediğini, faizin başlangıcı ve faizin türü yönünden hatalı karar verildiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını, bu nedenle kararın kaldırılmasını istemiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini istemiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararına ilişkin maddi tazminat isteğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı işleten şirket vekili ile davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı ve sorumluluk sigortacısına karşı dava açabilir. İşleten ve sürücü zarar görenlere karşı müteselsilen sorumludur. 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi gereğince; bu Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davalılar arasında yer alan sigorta şirketinin sorumluluğu ZMMS sigortasından kaynaklanmakta olup zorunlu sigortalar 6102 Sayılı TTK'nun 1483 ve devamı maddelerinde düzenlendiğinden aynı kanunun 4/1-a uyarınca TTK'nda ön görülen hususlardan kaynaklanan davalılar mutlak ticari dava olup aynı kanunun 5/1 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olup görevli mahkemede Asliye Ticaret Mahkemesidir. Dava konusu olayda; Asliye Ticaret Mahkemesine dava açılmadan önce davalı sürücü ... ve davalı ZMMS sigorta şirketi .... AŞ yönünden arabuluculuk anlaşamama son tutanağının düzenlendiği, zorunlu arabuluculuğa başvurunun sadece ZMMS sigorta şirketi yönünden olacağı, davalı işleten şirket yönünden arabuluculuğa başvurunun zorunlu olmadığı anlaşılmıştır. Özetle; davalı tacir olmakla birlikte davacının bu sıfatı bulunmadığı gibi uyuşmazlığın 6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklandığı göz önüne alındığında, ortada davalı şirket bakımından ticari dava niteliği bulunmadığından davalı şirket yönünden arabuluculuğa başvurulmadan dava açılmış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı işleten şirket vekilinin arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili eldeki davayı kusur durumunun ve alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenememesi nedeni ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutarak, dolayısıyla dava belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Hangi davaların belirsiz alacak davası olarak açılabileceği konusunda kategorik bir düzenleme mevcut değildir. Eldeki davanın özellikle davacının aracının hasarlanması nedeniyle öncelikle tamirinin ekonomik olup olmadığının belirlenmesi giderek değer kaybı ve ikame araç bedelinin ancak ve ancak yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporu ile tespiti mümkün olduğundan belirsiz alacak davası açılmaya elverişli bir dava bulunduğu gibi tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu anlaşıldığından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Bu yöndeki davalı işleten şirket vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Somut olayda; 20/06/2023 tarihinde saat 23.00 sıralarında davalı işleten şirkete ait, diğer davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ..... plakalı çekici ve buna bağlı ..... plakalı yarı römork ile otoyolu takiben İstanbul istikametinden İzmir istikametine seyir halinde iken Manisa-Turgutlu .... Mahallesi mevkiine geldiğinde yarı römorkun sol lastiklerinden birinin patlayıp patlayan lastik parçasının asfalt kaplama üzerinde kalması sonucu arkasından aynı istikamette seyir halinde bulunan davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı otomobil ile kaplama üzerindeki lastik parçasına ön ve alt kısımları ile çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır. Kusur yönünden; İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan uzman bilirkişinin 02/06/2025 tarihli raporunda davalı sürücünün teknik şartlara uygun olmayan lastikle otoyola çıkarak lastiğin patlaması ile kaplamada bulunan lastik parçasına davacı aracının çarpması sonucu davacı aracının hasarlanması ile neticelenen kazada asli ve tam kusurlu olduğu, davacı sürücünün alabileceği bir önlem bulunmadığından kusursuz olduğunun rapor edildiği, raporun kazanın oluş şekline, trafik kazası tespit tutanağına ve toplanan delillere uygun olduğundan İlk Derece Mahkemesinin bu raporu hükme esas almasında ve davalıları maddi tazminattan sorumlu tutmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalıların kusura ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Maddi tazminat yönünden; Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Araçta oluşan hasarın ağırlığı, aracın tamirini ekonomik kılmaz ve araç pert/total işlemine tabi tutulursa zarara uğrayanın talep edebileceği tazminat miktarı, aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinden pert total değerinin mahsubu ile bulunacak gerçek zarar ile benzer nitelikteki bir aracı temin edebileceği makul bir süredeki ikame araç bedeli/kazanç kaybından ibarettir. Aracın onarımının ekonomik olmamasına rağmen zarar gören onarım yaparak kullanmış olsa bile pert-total uygulaması ile belirlenen zarardan fazlasını isteyemeyeceği gibi, böyle bir araç için değer kaybı da söz konusu olmayacağından sadece muadil bir aracın yeniden satın alınması için geçen süre bakımından ikame araç bedeli istenilebilir. Zarar gören oluşan zararın üstünde bir yarar sağlayamaz. Kural olarak, araçta meydana gelen "değer kaybı" (istikrar kazanan yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre); aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle önceki kazalar araştırılarak niteliği ve etkisi göz önüne alınarak, tartışılarak hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, modeli, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki tamir edilmiş halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmadan ibarettir. Daha somut bir ifade ile aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmalıdır. (Yargıtay 17. HD'nin 2016/16876 E - 2017/12161 K sayılı, 27/12/2017 tarihli ve 2015/5301 E - 2017/11098 K sayılı, 28/11/2017 tarihli kararları) Bir aracın onarılmış durumdaki değeri; ne kadar iyi onarılmış olursa olsun (kural olarak) aynı nitelikte hiç hasara uğramayan araç değerinden düşük olacağı bilinen bir gerçektir. Bu nedenle aracın motor, mekanik, yürümesini sağlayan aksam ve parçalarından herhangi bir hasar ve değişim meydana gelmemiş olması değer kaybı olmayacağı anlamına gelmeyecektir. İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan uzman bilirkişinin 02/06/2025 tarihli raporuna göre; davacı aracındaki hasarın 108.939,78 TL, sigorta şirketinin 42.232,99 TL ödemesi mahsup edildiğinde bakiye hasarın 66.706,79 TL olduğu, aracın kaza tarihi itibariyle değerinin 1.800.000,00 TL, tamir edilmiş değerinin 1.680.000,00 TL olacağı ve değer kaybının 120.000,00 TL olduğu, aracın onarımı için makul 7 gün günlük 850,00 TL'den 5.950,00 TL araç mahrumiyet zararının olduğunun rapor edildiği, raporun kaza tarihindeki rayiç değerlere, araçtaki hasarın niteliği ve miktarına, fark değere uygun olarak hazırlandığı, karar vermeye ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmasında usül ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalıların maddi tazminatın miktarına, maddi tazminat raporunun hatalı ve hükme esas alınamayacağına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesi gereğince birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları taktirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Davalılar zarar görene karşı TBK'nun 61 maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olup; davacı 6098 Sayılı TBK'nun 163 maddesi gereğince müteselsil sorumlulardan biri yada hepsine veya birkaçına başvurmakta serbesttir. Buna göre; davacı dava konusu trafik kazasından kaynaklanan davacının maddi tazminat talebi ile ilgili olarak müteselsil sorumlu davalılar aleyhine dava açmasında ve hükümde davalıların müteselsil sorumluluğuna karar vermesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bu yöne ilişkin davalı ...'ın kendisi hakkında müteselsil sorumluluğa hükmedilemeyeceği, sorumlu olacağı tutarın ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca, davalıların müteselsil sorumlu oldukları maddi tazminat miktarına göre İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan yargılama giderleri ve vekalet ücretinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından bu yöne ilişkin davalı ...'ın istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ...'ın faizin başlangıç tarihi ve faizin türüne ilişkin istinafına gelince; davacı temerrüt faizi ile birlikte tazminatın tahsilini istemiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 117/1. fıkrasına göre; muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. 2. fıkrasına göre ise; haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Kural olarak, haksız eylemlerde, zarar görenin mal varlığındaki eksilme olay tarihinde meydana gelmiş ve haksız eylemde bulunan da bu tarihte direnime düşmüş sayılır. O nedenle ve ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın eylem tarihinden itibaren faize hükmedilir. Haksız eylemden kaynaklanan alacak için davalı olay tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olduğuna göre; İDM'ce tazminata olay tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ancak davacının gerçek kişi olduğu, davanın haksız fiile dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, istinaf eden davalı ... yönünden davanın ticari niteliği bulunmadığından istinaf eden bu davalı yönünden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, hükmedilen faizin türüne ilişkin davalı ...'ın istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından davalı ...'ın faizin türüne ilişkin istinaf sebebi dışındaki istinaf sebepleri ile davalı işleten şirket vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davalı ...'ın faizin türüne ilişkin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kabul edilen istinaf nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle davanın kabulü ile hasar bedeli tazminatı talebinin kabulüne, 66.706,79-TL maddi tazminatın, davalı ..... Şirketi ve davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden (istinaf eden davalı ...'ın haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla), davalı ..... Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olarak takdir edilen 25/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, değer kaybı bedeli tazminatına ilişkin talebin kabulüne; 120.000,00 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden yalnızca 11.060,22 TL den sorumlu olmak kaydıyla temerrüt tarihi olarak takdir edilen 25/09/2024 tarihinden itibaren, davalı .... Şirketi ve davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren (istinaf eden davalı ...'ın haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla), işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, ikame araç bedeli tazminatı talebinin kabulüne, 5.950,00 TL maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren (istinaf eden davalı ...'ın haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla), işleyecek avans faizi ile birlikte davalı .... Şirketi ve davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine şeklinde karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...'ın faizin türüne ilişkin istinaf sebebi dışındaki istinaf sebepleri ile davalı işleten şirket vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ...'ın faizin türüne ilişkin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince KABULÜNE, 3-İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/906 Esas - 2025/1288 Karar sayılı, 23/12/2025 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 4-Düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; a-Davanın KABULÜ ile hasar bedeli tazminatı talebinin kabulüne, 66.706,79 TL maddi tazminatın, davalı .... Şirketi ve davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden (istinaf eden davalı ...'ın haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla), davalı ..... Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olarak takdir edilen 25/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b-Değer kaybı bedeli tazminatına ilişkin talebin KABULÜ ile, 120.000,00 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönünden yalnızca 11.060,22 TL den sorumlu olmak kaydıyla temerrüt tarihi olarak takdir edilen 25/09/2024 tarihinden itibaren, davalı ..... Şirketi ve davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren (istinaf eden davalı ...'ın haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla), işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, c-İkame araç bedeli tazminatı talebinin KABULÜ ile, 5.950,00 TL maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren (istinaf eden davalı ...'ın haksız fiil tarihi olan 20/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olmak kaydıyla), işleyecek avans faizi ile birlikte davalı .... Şirketi ve davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, ç-Karar ve ilam harcı olan 13.160,38 TL'den peşin alınan 427,60 TL harç ile tamamlama harcı olan 3.300,00 TL'nin mahsubuyla bakiye eksik kalan 9.432,78 TL harcın davalılardan (davalı sigorta şirketi 1.584,66 TL'sine kadar müteselsilen sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, d-Dava şartı arabuluculuk kapsamında Hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan (davalı sigorta şirketi 1.453,14 TL'sine kadar müteselsilen sorumlu olmak üzere) müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, e-Davacı taraf kendini bir vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi hükümleri gereğince hesap edilip takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı taraf vekili yararına verilmesine, f-Yapılan yargılama gideri olarak davanın ilk açılış gideri toplamı 855,20 TL, tamamlama harcı 3.300,00 TL, tebligat, posta ve bilirkişi ücreti giderinden ibaret 10.577,50 TL olmak üzere genel toplam 14.732,70 TL yargılama giderinin davalılardan (davalı sigorta şirketi 5.946,85 TL'sine kadar müteselsilen sorumlu olmak üzere) müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, g-Kullanılmayan gider avansının kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, 5-Davalı ... tarafından peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının mahsubuyla Hazineye gelir kaydına, 3.290,10 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde bu davalıya iadesine, 6-Davalı işleten şirket tarafından peşin yatırılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 3.290,10 TL karar ve ilam harcının alınması gereken 13.160,38 TL'den mahsubuyla, bakiye 9.870,28 TL karar ve ilam harcının adı geçen davalı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir istinaf yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 8-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 9-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans ve harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 23/06/2026 tarihinde, 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.