İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/205 E. 2024/483 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/205
- Karar No
- 2024/483
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/205 Esas - 2024/483 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/205 KARAR NO : 2024/483
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 06/06/2022 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacının 1984 yılında kurulan ve 1994 yılında ... tarafından devralınıldığını, günümüzde yurt içinde ve uluslararası alanda 25 şirketten oluşan global bir şirketler ağı haline geldiğini, Türkiye’nin lider elektronik eşya üreticisi olduğunu, yurt dışında ve yurt içinde geniş bir pazar payı olduğunu, ... nezdinde tescilli pek çok markaya sahip olduğunu, uluslararası alanda da pek çok marka, patent, tasarım ve faydalı model tescilleri bulunduğunu, ... ibareli markası çatısında pek çok seri markaları bulunduğunu, ... harfinin müvekkilin kurumsal kimliği niteliğinde olduğunu, müvekkili markalarının yurt içinde ve yurt dışında tanınmış olduğunu, “...” ibaresinin ... Tanınmış Marka Sicili’nde ... sayıları ile tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, "..." harfini temel unsur olarak koruma amacıyla markalaşma sürecine giriştiğini, "..." harfinin yanına kelimeler ekleyerek markalar oluşturduğunu, itiraza konu başvuru ile davacı markalarının benzer olduğunu, davacının “...” esas unsurlu birçok markasının bulunduğunu, bu markaların “...” harfli seri markalar niteliğinde olduğunu, davacının “...” harfi ile bilinir hâle geldiğini, dava konusu markada ... harfinin temel unsur olarak yer almakta olduğu gibi ... harfinin konumlandırılış şekli ve kompozisyonunun, müvekkili şirketin seri markalarıyla birebir aynı olduğunu, markada yer alan ... unsurunun ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davalı yana ait markanın müvekkili markalarının bir serisi olarak algılanacağını, davaya konu marka ile müvekkili şirketin itiraza konu ettiği markaları ile aynı/benzer sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin çok eski tarihli markalarında dahi “...” ibaresini esas unsur şeklinde kullandığını, ... başvuru numaralı “...-...” ibareli markası ile ... başvuru numaralı “...-... ...” ibareli markasından da açıkça anlaşılacağı üzere; müvekkilinin en azından 34 senedir “...” harfi ile marka yarattığını ve kullandığını, müvekkiline ait markaların esas unsurunun hem de davaya konu markanın esas unsurunu tek harften (...) oluştuğunu, müvekkilin ... harfi ile seri marka oluşturduğunu, müvekkile ait markalarda yer alan ... ibaresinin ... markası konumunda olduğunu, ... markanın değerlendirme dışı bırakılması genel Marka Hukuku ilkelerinden olduğunu, ... marka değerlendirme dışı bırakıldığında, müvekkili firmaya ait “...” esas unsurlu markalar ile davalıya ait “...” ibaresinin görsel olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davaya konusu marka kapsamında, ayırt ediciliğe hizmet eden başka hiçbir unsur bulunmadığını, davacıya ait “...” ibareli seri markaların, tanınmış marka olduğunu, davacının bu markaları tanınmış hâle getirirken ciddi reklam ve tanıtım harcaması yaptığını, müvekkilinin tanınmış ... ve kurumsal kimlik niteliği haiz ... unsurlu markaları ile iltibas oluşturacak davalı marka başvurusunun tescil edilmesi durumundan davacıya ait “...” ibareli markaların tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağını, bu markaların ayırt edici gücünün istismar edileceğini, marka itibarının zarar göreceğini markaların bu nedenle başvurunun kapsamında yer alan tüm hizmetler yönünden SMK m.6/5 hükmü kapsamında reddinin gerektiğini, davalının tanınmış markayı bilmesi gerektiğini, bunun basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün gereği olduğunu, davalının seçenek özgürlüğü varken başvuruya konu işareti oluşturmasının tesadüf olmadığını, davacı markalarında yer alan “...” esas unsurunu içerecek başvurunun, SMK m.6/9 hükmünde kötü niyetli olduğunu, ... sayılı ... kararının iptaline ... başvuru numaralı ... marka başvurusunun hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacının ... kararı sırasında markanın yayımına itiraz dilekçesinde ... sayılı markalara yer verdiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi gereği açtığı davada markalarını çoğaltamayacağını, davacı yanın iddiasını değiştirmesine /genişletmesine muvafakatlerinin olmadığını, davacı yan dava dilekçesinde; ... sayılı markaları yayımına itiraz sürecinde markanın yayımına itiraza mesnet alınan markaları olduğunu, davacı yanın davaya mesnet aldığını iddia ettiği aşağıdaki markalar, markanın yayımına itiraz aşamasında ileri sürülmediğinden ... kararının iptali yönünden dikkate alınamayacağını, ... sayılı markaların ise müvekkili şirketin 23.10.2020 başvuru tarihinden sonraki tarihli olduğunu, belirtilen markaların başvuru tarihinin 30.12.2020 olduğundan markanın hükümsüzlüğü için dikkate alınamayacaklarını, davacının ... ve dilekçelerinde yer alan diğer tescil tarihleri beş yıldan eski olan markaların tescilli oldukları tüm ürün ve hizmetlerde kullanıldıklarının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkil şirketin markası ile üretim yaptığını 108 ülkeden fazla ülkeye ihraç ettiğini, 108'den fazla ülke ve bölgede uçan marka satış ağı kurduğunu, dünyanın en büyük 500 şirketinden 10’una ürün ve hizmet sunduklarını, müvekkili şirketin markasının ... nezdinde 21.04.2009 tarih ve ... sayı ile tescilli olduğunu, davaya konu markasının ... başvurusu olup, markasının 23.10.2020 tarih ve ... Uluslararası Tescil No ile ...ülkelerinde tescilli olduğunu-tescil işlemleri devam ettiğini, “...” harfinin davacı yanın markası “...” markasını işaret etmediğini, davacı yanın 29 harften oluşan alfabenin bir harfi üzerinde tekel hakkı oluşturma çabasının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yana ait marka görselleri ile çok çeşitli ve birbirinden farklı “...” işaretleri ihtiva eder markaların bulunduğunu ve bu durumun da davacı yana hak vermenin aksine markanın kaynak gösterme fonksiyonunu zayıflattığını, ... ... nezdinde “...” ibaresi “ile eşit olan” şeklinde araştırıldığında aşağıdaki şekilde 138 adet markanın yer aldığını, “...” arama motorunda “... serisi” şeklinde arama yapıldığında dahi yine davacı yana ait hiçbir sonuç çıkmadığını, ... markada yer alan ikincil ... unsurunun ayırt edici niteliği düşükse markaların benzer olarak değerlendirilmeyeceğini, ... markasının tek harften oluşan kısa marka ile tescil edilmesi halinde de markaların benzer olarak kabul edilmeyeceğini, davacı yanın, kullanım ispatı zorunda olmadığı sadece “...” ibaresinden oluşan markasının bulunmadığını, markalar biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak genel izlenimde dikkat seviyesi yüksek tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik taşımadıklarını, müvekkil şirketin markasının davacının seri markaları arasına girmesi, markalar arasında idari, ekonomik bağlantı olmayacağını, markalar arasında görsel farklılıkların çok fazla olduğunu ve markaların farklı genel izlenim verdiğini, markaların emtialarının da benzer olmadığını, davacı yanın “...” markası tanınmış marka olmadığını, müvekkili markasının davacının markasından haksız yarar sağlaması, itibarına zarar vermesi ve ayırt edici karakterini zedelemesinin söz konusu olmadığını, Müvekkili şirketin kötü niyetle hareket etmesi, haksız rekabet yaratma amacında olmadığını, hiçbir somut belgeye dayanmayan kötü niyet iddialarının da yerinde olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ’nun 12.04.2022 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... sayısı ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden “...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ''...'' ibaresinin 07 / 08 / 09 / 11. Sınıflarda bir kısım mallarda tescili amacıyla 23.10.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.05.2021 tarih ve 373 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın itirazda bulunduğu, ...’nın kararı neticesinde itirazları haklı görmeyerek reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek başvurunun reddinin bir kez daha talep edildiği, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 12.04.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "...", "...", "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam, genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın benzerlik ve tanınmışlık da dahil olmak üzere tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha ve nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1.Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan 07., 08., 09., 11.sınıfta yer alan Mal ve hizmetler bakımından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları, 2.Taraf markalarını oluşturan işaretler arasında ilgili tüketici kitleleri ve taraf markaları arasındaki somut farklılıkların bütünü olan etkileri nedeniyle karıştırılma ihtimaline yol açacak hiçbir benzerliğin bulunmadığı, 3.Somut uyuşmazlıkta 6/4 ve 6/5 maddesi kapsamında aranılan şartların oluşmadığı, 4.Dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiği iddiasının ispatlanamadığı, 5.Değerlendirmelerin ...’nin 12.04.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile uyumlu olduğu, 6.... sayılı markanın SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, 7.SMK m.6/9 hükmü bağlamında ... kararı iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı konusu salt hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden anılan hüküm bağlamından değerlendirmede bulunulamayacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1. Davalı şirkete ait davaya konu marka başvurusu ile davacı şirkete ait davaya gerekçe tescilli markaların benzer olmadığı, aynı/aynı tür mal ve hizmetleri kapsıyor olmasına rağmen ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle taraf markaları arasında 6769 Sayılı Kanun m. 6/1 anlamında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 2. ... sayılı markanın SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri bağlamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, 3. SMK m.6/9 hükmü bağlamında ... kararı iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı konusu salt hukuki değerlendirmeyi gerektirdiğinden anılan hüküm bağlamında değerlendirmede bulunulamayacağı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir ... olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır: -Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır. - Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. SMK m.6/6 hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve ... sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir. Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalıya ait ... marka kapsamında bulunan 07/08/09 ve 11. sınıfında yer alan emtiaların davacı şirkete ait markaların ... markalarının 07/08/09 ve 11. Sınıfında yer alan mal ve hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu, ayrıca dava konusu markanın 07, 09, 11 Sınıfta tüm yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait ... sayılı markaların tescili kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetlerin 07/08/09 alt gruplarıyla da AYNI/AYNI TÜR olduğu, görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ...+... ibareli marka beyaz zemine siyah renkle ve özel bir font ile yazılmış, ve ... harfini ortasında beyaz renkte yazılmış ‘’O’’ ibaresinden oluştuğu, söz konusu marka, stilize edilmiş tek harften oluşan bir marka olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı taraf markaları genel itibari ile “...” ibaresinin yanında çeşitli ... ve ... unsurları da barındırdığı, bu açıdan davacı şirkete ait ... ibareli marka örneklerinde “...” harfini tek başına içerdiği görülmekle birlikte her bir markanın görsel olarak farklı öğelerden oluştuğu, her “...” harfinin birbirinden farklı şekilde stilize edilmiş olduğu; bu markalar dışında kalan davacı markalarının “...” harfinin yanında ... unsurları barındırdığı anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...+..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; davacının alfabedeki 29 harften biri olan ve kimsenin tekeline bırakılması mümkün olmayan “...” harfine ilişkin tüm kullanımlar üzerinde koşulsuz şartsız hakkı olduğunun kabulü doğal olarak mümkün olmadığı, taraf markaları arasında, işaretlerin tüketici nezdinde yakınlaşmalarına neden olacak ve tüketicinin yanılmasına sebep verebilecek hiçbir durumun söz konusu olmadığı, davaya konu olan ...+... ibareli markanın beyaz zemine siyah renkle ve özel bir font ile yazılmış, ve ... harfini ortasında beyaz renkte yazılmış ‘’O’’ ibaresinden oluştuğu, söz konusu marka, stilize edilmiş tek harften oluşan bir marka olduğu, ayırt edicilik nitelik kazandıran bir şekilde yazıldığı, taraf markaları ile karşı karşıya kalan ortalama bir tüketicinin markalar arasında bir şekilde ilişki kurmasına neden olabilecek düzeyde bir yakınlaşmanın mevcut olmadığı, harf markalarının bir kimsenin tekeline bırakılabilmesinin ancak ve ancak sahip olduğu görsel özellikleri ve bu görselin yoğun kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırılması halinde ve yine kullanım sonucu ayırt edicilik kazanan görsel özellikleri ile sınırlı olacağı, somut uyuşmazlıkta ise bu şartların bir bütün halinde sağlandığından bahsedilemeyeceği, tüm bu unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde somut uyuşmazlık konusu markalar arasında SMK m. 6/1 uyarınca karıştırılmaya neden olabilecek mahiyette bir benzerliğin mevcut olmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde “...”, “...+...” ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığından SMK 6/4 ve 6/5 şartlarının somut olayda uygulanamayacağı, Dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK m. 6/9 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Dava konusu markanın hükümsüzlük talebi SMK m.6/1, m.6/5 ve 6/9 hükümlerine dayandırdığı, ... kararının iptaline ilişkin yukarıda yapılan eğerlendirmelerin, SMK m.25/1 hükmünün yapmış olduğu atıfla, anılan hükümlere dayalı hükümsüzlük talebi bakımından da geçerli olduğu, bu bağlamda dava konusu ... sayılı markanın SMK SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri bakımından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının kötü niyetli olduğunun ispatlanamaması karşısında SMK m.6/9 hükmü bağlamında hükümsüzlük koşullarının bu madde yönünden de oluşmadığı, Öte yandan davalının davacının bir kısım markasının kullanımını ispat etmesi yönündeki talebinin ise dava konusu marka ile davacı markaları zaten benzer bulunmadığından bu hususta usul ekonomisi gereğince değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır