Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2637 E. 2026/5281 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2637
- Karar No
- 2026/5281
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2027 E., 2025/2200 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/265 E., 2023/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.2011-04.02.2021 tarihleri arasında davalı ... Belediyesi (Belediye) bünyesinde alt iş verenler nezdinde çalıştığını, son olarak davalı ... Şirketi nezdinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, müvekkilinin sendika üyesi olduğunu, iş sözleşmesinin 04.02.2021 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, davalılar aleyhine açılan işe iade davasının kabulüne karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin ihtarname ile davalı ... Şirketine işe iade başvurusunda bulunduğunu, davalı ... Şirketinin gönderdiği cevap yazısı ile işe başlatılmayacağının bildirildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davalı ... Şirketine çalıştığını, müvekkilinin işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, tüm ücretlerinin ödendiğini, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesi hükmü uyarınca asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının 01.10.2011-04.02.2021 tarihleri arasında değişen alt iş verenler nezdinde ardından sürekli işçi kadrosunda davalı ... Şirketi nezdinde kayıtlı olarak davalı ... işinde çalıştığı, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan işe iade davasında feshin geçersizliğine, davacının davalı ... Şirketine işe iadesine, iş güvencesi tazminatı ile 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının davalılardan müteselsilen tahsiline hükmedildiği, istinaf sürecinde, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına karar verilerek aynı yönde kesin olarak karar verildiği, davacı tarafından işe iade başvurusunda bulunulduğu, davalının işe başlatmadığı, davacının işe başlatılmaması fesih niteliğinde olmakla davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı, davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücretinin, bu tarihte yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesine göre belirlenebilmesi, geçersiz fesih tarihi olan 04.02.2021 tarihinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinden davacının yararlanma hakkı bulunmasına bağlı olduğu, davacı geçersiz fesih tarihinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya üye olduğundan toplu iş sözleşmesi hükümleri nazara alınarak davacının işe iade talebinin kabul edilmediği tarih itibarıyla ücretin tespit edilmesinin yerinde olduğu, dava ve ıslah tarihi itibarıyla alacakların zamanaşımına uğramadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, 2. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, 3. Tanıkların işverene karşı davası bulunduğunu, beyanlarının esas alınamayacağını, 4. Davacının sürekli işçi kadrosuna geçerken sulh sözleşmesi imzaladığını ve daha önceki haklarından feragat ettiğini, sulh sözleşmesinin yok sayılması veya kapsamı daraltılarak geçmiş dönem alacaklarına hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu, 5. Davacının kullanmadığı belirtilen 114 gün izin ücreti kabulünün hatalı olduğunu, bu kadar süre izin kullanmadan çalışılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
6. Davacının sendika üyeliğinden çekildiği ve fesih tarihinde sendikal haklardan yararlanma imkânı bulunmadığının dosyadaki belgelerle sabit olduğunu, buna rağmen bilirkişi raporunda toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanarak giydirilmiş ücretin fahiş hesaplandığını, ücret tespiti yapılırken emsal ücret araştırması yapılması ve davacının gerçek statüsünün dikkate alınması gerektiğini, Mahkemece sendika üyeliğinin düştüğü tarih ve fesih tarihi arasındaki ilişki yanlış kurularak hatalı ücrete göre tazminat hesabı yapıldığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücret miktarı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, davacının kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Şirketi vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir. Davacı dava dilekçesinde, yıllık izinlerinin öngörülen koşullarda kullandırılmadığını ileri sürerek yıllık ücretli izin alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının hizmet süresine göre 4857 sayılı Kanun ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre hak kazandığı yıllık izin gün sayısından, sunulan yıllık ücretli izin kullanım belgelerine göre izin kullanılan günler düşülerek bakiye süre için yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmıştır. Davacının çalışma süresi içerisinde 2018, 20 19... yıllarına ilişkin kullandığı yıllık izinleri gösteren belgeler dışında diğer çalışma dönemlerine dair yıllık ücretli izin belgesi sunulmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının davalı işyerinde çalışmaya başladığı 2011 yılından 2018 yılına kadar hiç izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, davacı asıl duruşmaya davet edilerek özellikle belirtilen tarihler arasında herhangi bir zamanda yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı hususunda beyanı alınmalı, 2018-2020 yılları arasında mahsup edilen günler dışında kullandığı başka yıllık ücretli izin olup olmadığı da sorularak netleştirilmeli, bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.