Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1725 E. 2026/5039 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1725
Karar No
2026/5039
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2577 E., 2025/4675 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/150 E., 2025/264 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.05.2004 tarihinden, 03.10.2022 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından müvekkilinin sendikaya üye olması sebebiyle haksız olarak feshedildiğini, işverenin önce gözdağı vermek amacıyla sendikaya üye olan birkaç işçiyi sonrasında sendikaya üye olan işçilerin tamamını işten çıkardığını, müvekkilinin işten ayrılma tarihindeki net ücretinin 6.750,00 TL olduğunu, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca mesaisi 08.00-18.00 arası olmakla birlikte duruma göre uzadığı zamanların da olduğunu, cumartesi günleri ise 08.00-13.00 saatleri arasında çalıştığını, müvekkilinin fazla çalışma yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, müvekkilinin maaşının asgari ücretten fazla olmasına rağmen sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığını, ücretin asgari ücreti aşan kısmının elden verildiğini, buna ek olarak resmî tatillerde çalışma yapılmasına rağmen müvekkiline bu çalışmaların karşılığında bir ödeme yapılmadığını, işyerinde yıllık izin kullanılması konusunda işçinin fikri hiç sorulmadan kış aylarında zorla yıllık iznin tamamının kullandırılmasının söz konusu olduğunu, işçinin yasal hakkının bu şekilde kullandırılmasının işçileri zor duruma soktuğunu ve bu şekilde işçilere mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, sendikal tazminat ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin müvekkili Şirket tarafından devamsızlık nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacının mobilya imalat işçisi görevinde çalışmakta iken diğer işçiler ile birlikte 03.10.2022 tarihinde işyerine gelerek müvekkili bünyesinde çalışan R.S. ile kısa bir süre konuştuktan sonra işçilerin işe başlamadığını ve işyerini mazeretsiz olarak terk ettiğinin kamera kayıtları ve tutanaklarda tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin feshedilmesinde herhangi bir sendikal faaliyeti bulunmadığını, davacının fazla çalışma iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının ücretinin asgari ücretten fazla olmasına rağmen sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığı iddialarının da ispattan uzak ve gerçeği yansıtmayan iddialar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödemeyecek şekilde sona erdiğinin işverenlik tarafından ispat edilemediği, davalı işverenlik bünyesinde sendika üyesi olup iş sözleşmesi feshedilen işçilerin olduğu, davacı tanığı V.B. beyanında işveren vekili Ö.S. tarafından sendika üyeliğinden istifa edilmesinin istenildiğini, bunun üzerine işveren tarafından kendisinin ve kardeşinin işten çıkışının verildiğini beyan ettiği, işyerinde sendika üyesi olan işçilerin idari binaya giderek işveren ile görüşmek istedikleri, işverenin işyerinde olmaması nedeniyle müdür R.S. ile görüşme yaptıkları, sendikalı çalışan işçilerin çıkışlarının neden verildiğinin sorulduğu ve müdür R.S. tarafından "çalışmak istiyorsanız böyle çalışın, istemiyorsanız kapı orada" ve "çalışan çalışsın çalışmayan kapı orada" şeklinde söylemlerde bulunulduğu, bu hususun davacı tanık ifadeleri ile de sabit olduğu, müdür R.S. ile görüşmenin ardından davacı dâhil olmak üzere diğer işçilerin işyerini terk etmiş olduğu, buna ilişkin işverenlikçe devamsızlık tutanağı tutulduğu ve ardından davalı yanca ihtarname gönderilerek iş sözleşmesinin fesih iradesi işverenlik tarafından yapıldığı, işyeri müdürü R.S. tarafından işçilere karşı yapılan söylemler sonucunda davacının işyerini terk etmiş olduğu, bu olaya ilişkin davacıdan savunma istenilmediği ve savunmasının alınmadığı, davacının sendika üyesi olması nedeniyle sendikalı çalışan işçilerin işyerinde çalışma huzurunun mümkün kılınmadığı, sendika üyesi olmaları nedeniyle iş sözleşmelerinin son bulabileceği endişesi içerisinde çalışma hayatına devam edilemeyeceği, davacı tanığı olarak dinlenilen V.B. ve kardeşinin sendikalı işçiler olmaları nedeniyle iş sözleşmelerine son verilmesi hususları da gözönüne alındığında ve Mahkemenin diğer emsal seri dava dosyalarında oluşan vicdani kanı nedeniyle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanına göre haftalık 0,5 saat fazla çalışma yaptığı, 2016 yılı ve sonrasında 94 gün yıllık izin kullandığı bakiye 228 gün yıllık izin hakkının bulunduğu, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ve feshin sendikal nedenle yapıldığının ispat edilemediği, ... Kurumu kaydı bulunan işçilere kayıtlı ücretinin içerisinde asgari geçim indiriminin de ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilmemiş olmasına, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesinin isabetli olmasına, davacının sendika üyesi olması nedeniyle sendikalı çalışan işçilerin işyerinde çalışma huzurunun mümkün kılınmadığı, sendika üyesi olmaları nedeniyle iş sözleşmelerinin son bulabileceği endişesi içerisinde çalışma hayatına devam edilemeyeceği, davacı tanığı olarak dinlenilen V.B. ve kardeşinin sendikalı işçiler olmaları nedeniyle iş sözleşmelerine son verilmesi hususları da dikkate alındığında davalı işverenin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, davacı işçinin iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiği ayrıca davacı işçiye ihbar öneli kullandırılmadığının anlaşılmış olmasına göre Mahkemece davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmış olması ve kabul ve reddedilen diğer kısımlar yönünden yerinde bulunmayan davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesi işverence haklı nedenle feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığını, 2. Günlük 1,5 saat ara dinlenme düşülmesiyle fazla çalışma alacağının bulunmadığını, 3. Yıllık izinlerinin tamamını kullandığını, 4. Davacının sendikal tazminat talebi reddedildiği hâlde lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin işverence sendikal nedenle veya haklı nedenle feshedilip feshedilmediği sonucuna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamadığı, fazla çalışma, yıllık izin ücreti alacaklarının ispatı ve hesabı ile vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . 2. Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi, sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli, tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir. İş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hak bu kişi tarafından kullanılmış sayılacağından, feshe bağlanan hukuki sonuçlar kullanan kişiye göre belirlenecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-3097 Esas, 2018/1339 Karar sayılı kararı). İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi kendisinin ve diğer sendika üyesi işçilerin iş sözleşmesinin işverence sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürmüş, işveren ise davacı ve arkadaşlarının iş sözleşmesi feshedilen arkadaşlarının iş sözleşmesinin neden feshedildiğini ve yeniden işe alınmasını istemek için işverene müracaat ettiklerini, işveren 03.10.2022 tarihinde şehirdışında olduğundan fabrika müdürü R.S. ile görüştüklerini, görüşmenin ardından işyerini terk ettiklerini, bunun üzerine tüm işçilere whatsapp üzerinden mesaj gönderildiğini, işe başlamalarının istenilmesine rağmen işe gelmemekte ısrar ettiklerini, izinsiz ve mazeretsiz devamsızlık yapmaları nedeniyle iş sözleşmelerinin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Davacı tanıkları R.S., U.Ü. ve V.B. işverenin biri sendikalı olmak üzere 2 arkadaşlarını işten çıkardığını duyduklarını, 03.10.2022 tarihinde Pazartesi günü bu konuyu konuşmak üzere sendika üyesi arkadaşlarıyla patronun bulunduğu idare binasına gittiklerini ancak işyeri sahibi o gün işyerinde olmadığından müdür R.S. ile görüştüklerinin ve arkadaşlarının neden işten çıkartıldığını sorduklarını, müdür beyin de kendilerine öyle gerektiğini ve "çalışan çalışsın çalışmayana kapı orada" şeklinde söylemde bulunduğunu, bunun üzerine toplu şekilde işyerinden ayrıldıkları yönünde beyanda bulunmuşlar, ifadelerinde müdür R.S'nin işçi alıp çıkartma yetkisi olmadığını bildiklerini, işverence kendilerine iş sözleşmelerinin feshedilmediğini, işe başlamalarına yönelik mesaj gönderildiğini doğrulamışlar ancak işe dönmediklerini belirtmişlerdir. Davalı tanığı müdür R.S. ise; servisten inen yaklaşık 10 işçinin fabrikaya daha önceden gelmiş olan V.B. ve S.B. isimli işçilerin yanına gittiklerini, üretim alınana gitmek yerine idari binaya gittiklerini, işçilerin arasında davacının da olduğunu, bunun üzerine kendisininde idari binaya geçtiğini, bu işçilerin hepsinin idari binaya girdiğinde odada oturmakta olduğunu, S.Ç. isimli işçinin kendisine V.B. ve S.B'nin neden işten çıkartıldığını sorduğunu, kendisinin bilgisinin bulunmadığını söylediğini, bunun üzerine S.Ç'nin V.B. ve S.B'nin yeniden işe alınmasını talep ettiğini, işe alınmadıkları takdirde işi bırakacaklarını söylediğini, kendisinin bu konuda yetkisi olmadığını söylediğini, S.Ç'nin bu sefer odada bulunan tüm işçilerin çıkışının verilmesini istediğini, kendisinin tekrar yetkisi olmadığını beyan etttiğini, bunun üzerine işçilerden U.Ü'nün diğer işçilere seslenerek "haydi kalkın arkadaşlar gidiyoruz, bu kişi zaten bizim muhatabımız değildir", dediğini ve tüm işçilerin fabrikayı terk ettiğini, kendisinin yinede en son olarak bu kişilere çalışmak isteyenler üretim alınana geçebilir dediğini ancak işçilerin çıktıklarını beyan etmiştir. Kamera kayıtlarının çözümü yaptırılan bilirkişi raporunda olayların anlatıldığı gibi geliştiği tespit edilmiştir. Mahkemece davacının sendika üyesi olması nedeniyle sendikalı çalışan işçilerin işyerinde çalışma huzurunun mümkün kılınmadığı sendika üyesi olmaları nedeniyle iş sözleşmelerinin son bulabileceği endişesi içerisinde çalışma hayatına devam edilemeyeceği, davacı tanığı olarak dinlenilen V.B. ve kardeşinin sendikalı işçiler olmaları nedeniyle iş sözleşmelerine son verilmesi hususları da gözönüne alındığında ve diğer emsal seri dava dosyalarında oluşan vicdani kanı nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hükmedildiği hâlde feshin sendikal nedene dayanmadığı gerekçesiyle sendikal tazminat talebinin reddi çelişkili olmuştur. Emsal dosyalarda da feshin sendikal nedene dayanmadığı kabul edilmiştir. Dosya içeriğine göre davacının da aralarında bulunduğu toplam 10 işçinin daha önce iş sözleşmesi feshedilen kardeş işçilerden S.B. ve V.B'nin iş sözleşmesinin feshinin sebebini öğrenmek ve işe geri alınmasını sağlamak amacıyla topluca hareket ettikleri ve iş sözleşmesi feshedilen işçiler tekrar işe alınmadığı takdirde kendilerinin de iş sözleşmesinin feshedilmesini talep ettikleri, bunun mümkün olmamasının ve çalışmaya devam etmelerinin söylenmesi üzerine karar alarak topluca işyerinden ayrıldıkları, işverenin işe dönün çağrısına rağmen işe dönmedikleri ve devamsızlık yaptıkları, devamsızlığın haklı ve geçerli bir mazereti bulunmaması nedeniyle iş sözleşmelerinin işverence haklı nedenle feshedildiği anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulü isabetsiz olmuştur.

3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. İşçinin uzun süre yıllık izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde öngörülen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıllık veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde 17 yılı aşkın çalışması olduğu tespit edilen davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 322 gün olduğu ve 2016 yılı ve sonrasında 94 gün yıllık izin kullandığı bakiye 302 gün yıllık izin ücretine hak kazandığı belirlenerek yapılan hesaplaya itibar edilerek alacağın kabulüne karar verilmiştir. Davacının uzun yıllar (2004-2016 yılları arasında) yıllık ücretli izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına da aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı konusundaki beyanının almasından sonra bu beyanın sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar vermesi gerekmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1725, K. 2026/5039, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1725-e-2026-5039-k-a5b525cd10d3