Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2211 E. 2026/5140 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2211
Karar No
2026/5140
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/934 E., 2025/3193 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2024/63 E., 2025/78 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin asıl işveren olan ... Belediye Başkanlığına ait işyerinde 13.01.2012-04.07.2023 tarihleri arasında değişen alt işverenlere bağlı olarak grafiker olarak çalıştığını, diğer davalı ... Gıda Temizlik Sosyal Tesisler Hizmetler Sanayi ... Limited Şirketinin (... Gıda Ltd. Şti.) son alt işveren konumunda olduğunu, işyerinde fazla çalışma yaptığı, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği hâlde karşılığı olan ücretlerin ödenmemesi, yıllık izinlerinin kullandırılmaması üzerine iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 24. maddesi gereğince haklı nedene dayalı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatları ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı işçinin 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (375 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçiş yaptığını, bu aşamada imzaladığı sulh sözleşmesi uyarınca, daha önce alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin olarak tüm işçilik alacaklarından feragat ettiğini, ilgili feragat ve sulh beyanlarına hukuki değer atfedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin davalı işyerinde 13.01.2012-04.07.2023 tarihleri arasında 11... ay 21 gün süre ile çalıştığı, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve işçilik alacaklarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, işçinin, sürekli işçi kadrosuna geçişi sırasındaki feragat ve sulh beyanının doğmamış haktan feragat edilemeyeceği ilkesi gereğince feshe bağlı alacaklardan olan kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı bakımından sonuç doğurmayacağı, tanık anlatımları ile işçinin fazla çalışma yaptığının, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğinin ispatlanmış olduğu, buna göre fesih tarihi itibarıyla işçinin ödenmeyen ücret alacakları bulunduğundan iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedene dayalı feshedildiği, bakiye 163 gün yıllık izninin kullandırıldığı veya ücretinin ödendiği davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle talep edilen alacaklar bakımından davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının haftada 6 gün 08.00-17.00 saatleri arasında çalışarak haftalık 3,5 saat fazla çalışma yaptığı ve ayda 4 hafta tatilinde de çalışmasını sürdürdüğü kabulü ile hesaplama yapılmış ise de; bu tespitin dosya tanık beyanları ile örtüşmediği, zira davacı tanıkları M.C. ve N.B’nin beyanları birlikte değerlendirildiğinde ve davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmaması nedeni ile davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında; davacı işçinin ayda 2 hafta, haftada 5 gün 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığı, ayın diğer 2 haftasında ise haftada 7 gün 08.00-17.00 saatleri arasında çalışmasını sürdürdüğü, buna göre işçinin 5 gün çalıştığı haftalarda haftada 40 saat çalıştığı ve fazla çalışma yapmadığı, 7 gün çalıştığı haftalarda ise haftada 3,5 saat fazla çalışma yaptığı, buna karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda; tanık H.Ö’nün görgüye dayalı olmayan, salt davacıdan olan duyumuna dayalı ifadesine değer verilerek, ayda 4 hafta tatilinde de çalışmasını sürdürdüğü ve tüm haftalarda 3.5 saat fazla çalışma gerçekleştirdiği kabulü ile sonuca ulaşılmasının isabetsiz olduğu, bu nedenle davacının hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacaklarının yarısına hak kazandığı, davacının 01.04.2018 tarihinde kadroya geçiş sırasında imzaladığı sulh ve feragat sözleşmesine değer verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de Anayasa Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararı ile 375 sayılı KHK'nın sulh ve feragat sözleşmesine ilişkin düzenlemesinin iptal edilmiş olduğu, davacının kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarına esas hizmet süresinin, 13.01.2012-04.07.2023 tarihleri arasında 11... ay 21 gün olarak belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, davalı işveren tarafından davacı işçinin bakiye 163 gün yıllık izninin kullandırıldığını veya karşılığı ücretlerin ödendiğini göster nitelikte düzenlenmiş imzalı izin defteri veya ödeme belgesini dosyaya sunmamış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının fesih nedeni olarak ileri sürdüğü işçilik ücretlerinin ödenmemesi ve yıllık izinlerinin kullandırılmaması iddiasının gerçeği yansıtmadığı, b. Davacının taleplerine konu olan çalışma saatlerinin Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğu üzere hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, c. Davacının davalı Kurum nezdinde 01.04.2018 tarihinde işe başlamış olduğunu ve 04.07.2023 tarihinde iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, önceki dönemlerde çalıştığı şirketler ile davalının hiçbir bağlantısı bulunmadığını, d. Davacı ile davalı ... arasında imzalanan sulh sözleşmesi uyarınca davacının 375 sayılı KHK ile tanınan haklar karşılığında; daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin olarak iş sözleşmelerinden dolayı herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklardan feragat ettiğini kabul eden nitelikte sulh sözleşmesi imzalamış olduğunu, dolayısıyla feragat ve sulh beyanlarına hukuki değer atfedilmesi gerektiğini, e. Tek bir tanık beyanı doğrultusunda ilâma konu edilen hafta tatili alacağı kalemine itiraz ettiklerini, f. Davacının yıllık izin kullandığının gerek özlük dosyası gerek tanık beyanları ile sabit olduğunu, g. Davacının fazla çalışma alacağı bulunmadığını, yapmış olduğu tüm ulusal bayram ve genel tatil ücreti çalışmalarının karşılığının ödenmiş olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Gıda Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; a. Ücret bordroları ile sabit olduğu üzere davacının tüm alacaklarının zamanında ve eksiksiz olarak ödemiş olduğunu, davacının gerçekleştirdiği fesih işleminin haksız bulunduğunu, davacının dava konusu hiçbir alacağa hak kazanamadığını, b. Davalı Şirketin, davacının hizmet süresi olarak gösterilen 11... ay 21 günden sorumlu tutulamayacağını, davacının davalı Şirkette 01.04.2018 tarihinde işe başladığını, öncesi döneme ilişkin sorumluluk yüklenemeyeceğini, c. Davacı ile asıl işveren olan ... arasında imzalanan 31.03.2018 tarihli sulh sözleşmesinin fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden geçerli kabul edildiği hâlde kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı yönünden geçersiz kabul edilmesinin hatalı olduğunu, d. Hiçbir somut delile dayanmayan, tamamen soyut bir şekilde tek bir tanık beyanına dayanarak hafta tatili ücreti alacağı hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacının hafta tatili alacağı bulunmadığını, e. Davacının yıllık izin kullandığının gerek özlük dosyası gerek tanık beyanları ile sabit olduğunu, davacının yapmış olduğu tüm ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığının ödendiğini, davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığının tanık beyanları ile sabit olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının dava konusu ücret alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı, ispat ve hesaplama yöntemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, grafiker olan davacının 13.01.2012-01.04.2018 tarihleri arasında davalı ... Belediyesinin hizmet alımı yapmış olduğu dava dışı alt işverenler nezdinde, 02.04.2018 tarihinden itibaren ise 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiği davalı ... Belediyesinin iştiraki ve alt işvereni olan diğer davalı ... Gıda Temizlik Şirketi nezdinde olmak üzere aynı işyerinde çalışmasını kesintisiz şekilde sürdürmek suretiyle toplam 11... ay 21 gün hizmetinin bulunduğu belirlenmiştir. Mahkemece; davacının, 11 tam yıl hizmeti nedeniyle 190 gün yıllık ücretli izne hak kazandığı, 2018-2023 yılları arasına ilişkin dosyaya sunulan 27 günlük yıllık ücretli izin kullanıldığına dair belgeler dikkate alındığında bakiye 163 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu kabulüyle yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki hesaplamaya konu izin kullanma belgelerinin 01.04.2018 olan sürekli işçi kadrosuna geçiş tarihinden sonrasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Sürekli işçi kadrosuna geçiş öncesine ilişkin 6 tam yıl çalışma süresi boyunca davacının hiç yıllık ücretli izin kullanmadan çalışmış olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Buna göre Mahkemece; 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, davacı asıl duruşmaya davet edilerek özellikle sürekli işçi kadrosuna geçmeden önce herhangi bir zamanda yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı hususunda beyanı alınmalı, mahsup edilen günler dışında kullandığı başka yıllık ücretli izin olup olmadığı da sorularak netleştirilmeli, bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2211, K. 2026/5140, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2211-e-2026-5140-k-d93d05741e4a