Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2917 E. 2026/5135 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2917
Karar No
2026/5135
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2413 E., 2025/2674 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/407 E., 2021/134 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 12.02.2004-17.06.2016 tarihleri arasında davalı ... Bakanlığına (Bakanlık) bağlı ... ... ve Araştırma Hastanesinde değişen alt işverenler nezdinde teknik serviste boya ve inşaat işçisi olarak çalıştığını, aylık ücretinin yaklaşık 1.828,00 TL olduğunu, ilave yol ve yemek yardımında da bulunulduğunu, davacının haftanın 6 günü 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını, ancak haftada 2-3 gün çalışmasının saat 20.00'ye kadar uzayabildiğini, davacının ilk 7 sene 5 gün, sonraki 3 sene 10'ar gün ve 2014 yılından itibaren de 14 gün yıllık izin kullanabildiğini, davacı işçi tarafından iş sözleşmesinin fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi, yıllık izinlerinin 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerine uygun olarak kullandırılmaması ve ücretlerin teknik ve idari şartnamelere uygun verilmemesi sebebiyle 17.06.2016 tarihinde hizmet sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ücret, yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ailevi sebepleri ileri sürmek suretiyle istifa ederek iş yerinde ayrılması nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanamadığını, istifa dilekçesinde aynı zamanda dava dışı alt işveren ... İnşaat Şirketi'nden fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücretine dair bütün hak ve alacaklarını aldığını beyan ettiğini, davacının fazla çalışma yaptığı ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, davacının şahsi sicil dosyası incelendiğinde izinlerini kullandığının veya karşılığı ücretleri aldığının anlaşılacağını, davalı Bakanlığın ihale makamı olduğunu davacının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 18.02.2004- 17.06.2016 tarihleri arasında davalı Bakanlığa bağlı ... Hastanesinde ihale yoluya hizmet alımı yapılan alt işverenler nezdinde yardımcı işlerde çalıştığı, davalı Bakanlık ile dava dışı yüklenici şirketler arasında usulüne uygun olarak asıl işveren alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu, bu nedenle davalı Bakanlığın davacı işçinin alacaklarından asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğu, 2016-2017 yılların periyodik bakım onarım hizmet alımına ait sözleşmede davacının yaptığı tespit edilen boya ve badana işlerinde çalışanlara, boyacı aylık brüt ücretinin %55,25 fazlasının ödeneceğinin belirlendiği davalı tarafından davacıya 2016 yılında teknik şartname gereği belirlenen ücretin tamamının ödendiğine dair somut delilin sunulmaması nedeniyle 2016 yılında fark ücret talebinin kabulü gerektiği, dosyaya davacı işçiye yıllık izinlerinin kullandırıldığına dair delil sunulmaması sebebiyle yıllık beyan edilenlerin mahsubuyla bakiye yıllık izin alacağının bulunduğunun belirlenmiş olduğu, dosya delil durumuna göre fazla çalışma yapıldığının ispat olunamaması nedeniyle fazla çalışma ücret alacağının reddi gerektiği, davacının ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia etmesine karşın davalı tarafça dosyaya davacının kendi el yazısı ile düzenlediği istifa dilekçesinin sunulmuş olduğunu, söz konusu 17.06.2016 tarihli istifa dilekçesinde; davacının 2010 yılından itibaren çalıştığı dava dışı şirketten ailevi nedenlerle ayrılmak istediğini, istifa sebebi ile ücret, yol, yıllık izin, fazla çalışma ve benzeri herhangi bir alacağının bulunmadığını beyan ettiğinin yazılı olduğunu, buna göre istifa dilekçesinde somut bir neden belirtilmemesi nedeniyle istifanın ardındaki gerçek durumun araştırılmasının gerektiği, yerleşik Yargıtay kararları ve olağan yaşam kurallarına göre, işyerinde 12 yıl çalışan bir kimsenin tazminatlarını alamayacak şekilde işten ayrılmasının beklenemeyeceği yanı sıra davacının ödenmeyen yıllık izin ve ücret alacaklarının bulunduğu belirlendiğinden iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun’un 24/II-(e) hükmü uyarınca haklı nedenle feshettiğinin anlaşılmış olduğu gerekçesiyle davacının kıdem tazminatı, fark ücret ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumuna göre İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ücretinin bordrolarda görünen 2.557,50 TL üzerinden eksik tespit edilmesi nedeniyle buna bağlı olarak işçilik alacaklarının da eksik hesaplandığını, 2016 yılı teknik ve idari şartnamelere göre davacıya ödenmesi gereken ücretin 2.627,00 TL olduğunu, b. Davacının giydirilmiş ücretinin 3.010,00 TL, kıdem tazminatının net 36.841,57 TL ve yıllık izin ücretinin ise de net 7.324,47 TL olması gerektiğini, c. 28.02.2008 tarihli teknik ve idari şartnamede davacı ile aynı işi yapan işçilerin asgari ücretin % 50'si oranında ücret alacağının düzenlenmiş olduğunu, buna göre 2008-2015 yılları için asgari ücretinden % 50 fazlası dikkate alınarak, 2016 yılı için ise asgari ücretinden % 55,25 fazlası dikkate alınarak fark ücret alacağının hesaplanması gerektiğini, d. Davacının fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ailevi sebepleri gerekçe göstererek istifa ettiği, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile yıllık izin ücreti alacaklarını aldığını beyan ettiği dikkate alınmadan kıdem tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu, b. Davacının yıllık izin ücreti alacağının bulunmadığı, c. Davacı lehine fark ücret alacağı hesaplanmasının hatalı olduğunu, d. Davalı Bakanlığın ihale makamı olup davacı işçinin alacaklarından sorumluluğu bulunmadığını ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin sona erme şekline göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamadığı, idari ve teknik şartnamelere göre davacı işçinin ücretinin eksik ödenip ödenmediği hususlarına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . 2. Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı Kanun'un 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin yasal düzenlemesi ise aynı Kanun'un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında işçinin istifasına ilişkin özel olarak bir düzenleme mevcut değildir. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi hâlinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi hâlinde kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili; 12.02.2004-17.06.2016 tarihleri arasında davalı Bakanlığa bağlı Hastanede değişen alt işverenler nezdinde teknik serviste boya ve inşaat işçisi olarak çalışmış olan davacı işçinin iş sözleşmesini fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi, yıllık izinlerinin 4857 sayılı Kanun'un hükümleri gereğince kullandırılmaması ve ücretlerinin teknik ve idari şartnamelere uygun verilmemesi nedenleriyle 17.06.2016 tarihinde haklı sebebe dayalı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. Davalı Bakanlık vekili ise; davacının istifa etmek suretiyle iş sözleşmesini sona erdirdiğini, dava dışı son işvereni ... İnşaat Şirketine vermiş olduğu 17.06.2016 tarihli el yazısı ile hazırlanmış olan dilekçesinde ailevi sebeplerden dolayı kendi isteğiyle istifa ettiğini ve ücret alacaklarının bulunmadığını belirttiğini buna göre kıdem tazminatına hak kazanamadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davacının 17.06.2016 tarihli istifa dilekçesinde somut bir neden belirtmeyerek “ailevi nedenlerle” işten ayrıldığını bildirdiğini, dava dilekçesinde ise fazla çalışma, ücret ve yıllık izin ücretlerinin eksik ödenmesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürdüğünü, istifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda işçinin dava dilekçesinde somut nedenleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, istifanın ardındaki gerçek durumun araştırılması gerektiğini, işyerinde 12 yıl gibi uzun bir süre çalışmış olan bir kimsenin tazminatlarını alamayacak şekilde işten ayrılmasının beklenemeyeceğini, yanı sıra bilirkişi raporunda davacının ödenmeyen yıllık izin ve ücret alacaklarının bulunduğunun belirlenmesi sebebiyle davacı işçi tarafından gerçekleştirilen feshin 4857 sayılı Kanun’un 24/II-(e) hükmü uyarınca haklı nedene dayandığının kabulünün gerektiği gerekçesiyle kıdem tazminatına karar verilmiştir. Ne var ki, Mahkemenin bu değerlendirmesinin Dairemizin kararları ile uyumluluk gösterdiği söylenemeyecektir. Zira, Dairemiz kabulüne göre; istifa dilekçesinde bir sebebin gösterilmediği, genel olarak istifa edildiğinin belirtildiği hâllerde, davacının sonradan (dava esnasında) haklı gerekçesinin varlığını ispat etmesi durumu kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde haklı fesih olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak, somut olayda olduğu şekilde; ailevi nedenler veya şahsi nedenler gibi işverenden kaynaklı olmayan, işçinin kendi kişisel sebeplerine dayandığı durumlarda, sonradan işverenden kaynaklı haklı nedenin varlığı iddiasının dinlenemeyeceği kabul edilmektedir. Nitekim, somut olayda davacı ücret alacaklarının bulunmadığını el yazısı istifa dilekçesi içeriğinde açıkça belirtmiştir. Diğer taraftan, istifa dilekçesinin iradenin fesada uğratılarak düzenlendiği de ispatlanamamıştır. Hâl böyle olunca, açık fesih gerekçesi karşısında Mahkeme kararında davacının iş sözleşmesini ücret alacaklarının ödenmemesinden ötürü 4857 sayılı Kanun’un 24/II-(e) hükmü uyarınca haklı nedenle feshettiği gerekçesi kabul edilemeyeceğinden kıdem tazminatına yönelik alacağının reddi yerine, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3.İhale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak Dairemizce, işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücret sabit tutar olarak uygulanmasına devam edilmelidir. Dosya kapsamına göre davacının ücretinin ihale şartname veya sözleşmelerine göre belirlendiği ve davacının ücretinin düşürülmesine muvafakati bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıya ödenmesi gereken ücret miktarı, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususlar dikkate alınarak saptanmalıdır. Bu kapsamda olmak üzere; Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda 2016 yılı öncesi dönemde hizmet alım sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin idari ve teknik şartnamelerinde işçi ücretlerine ilişkin bir düzenleme olmadığı tespitinde bulunulmuş ise de, davacı vekilinin 28.02.2008 tarihli şartnamelerde boya ve inşaat işlerinde çalışan işçilerin asgari ücretin % 50'si oranında ücret alacağının düzenlenmiş olduğu iddiasına karşın dosya kapsamında idari ve teknik şartnamelerin bulunmadığı anlaşıldığından, bu eksiklik giderilerek davacının iddia ettiği şekilde ücretinin asgari ücretin %50 fazlası olarak belirlendiğinin tespit edilmesi hâlinde, davacının dönemsel olarak düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilmek üzere, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinde, yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmek suretiyle yapılacak hesaplama ile davalı lehine usulü kazanılmış haklar dikkatten kaçırılmadan sonuca gidilmelidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2917, K. 2026/5135, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2917-e-2026-5135-k-bb85e4b82263