Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2197 E. 2026/5060 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2197
Karar No
2026/5060
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2011 E., 2025/2286 K. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 06.04.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2021/124 E., 2022/344 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket sahiplerinin sahip olduğu Tornado 3 isimli özel katamaranda kaptan olarak 23.07.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, işçilik alacakları ödenmediğinden iş sözleşmesini 23.02.2021 tarihinde haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, çocuk yardımı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, alacak taleplerinin muacceliyeti için iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi zorunluluğu arandığını, davacının istifa ettiğini, talep konusu alacaklara hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyuşmazlıkta 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) uygulandığı, davacı ile davalı arasında aylık ücret miktarı bakımından uyuşmazlık olsa da liman kayıtları ve tanık anlatımlarına göre kaptan olan davacının emsal ücret araştırması kapsamında aldığını iddia ettiği ücretin desteklenmesi karşısında son ücretinin net 4.250,00 TL olduğunun kabulü gerektiği, ücretin düzenli olarak ödendiğine dair ispat külfeti kendisine ait olan davalının somut delil ile ücretlerin ödendiğini belirtememesi karşısında davacı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin anlaşıldığı, davacının kıdemine esas toplam 110 gün izin hakkı bulunduğu, davalı tarafından yıllık izinlerin kullanıldığına dair bir belge sunulmadığı, davacının 110 günlük izin ücreti olduğu, dosya kapsamı, dinlenen tanık anlatımları ve davacının fiilen yapmış olduğu işin niteliğine nazaran davacının fazla çalışma yaptığı, hafta tatillerinde ve genel tatil günlerinde çalıştığı, karşılığının ödendiğinin ise işverence ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davacının gerçek aylık ücretinin iddiası gibi aylık net 4.750,00 TL olarak kabul edilmesinin yerinde olduğu, yapılan yargılama sonunda davacının 15 Haziran-15 Eylül tarihleri arasında fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığının davacı tanıkları ile davalı tanığının beyanlarıyla ispat edildiği, bu doğrultuda davacının işbu ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin yerinde olduğu, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, davacının yıllık izinlerini kullandığının ya da bedelinin ödendiğinin yazılı belgelerle işverence ispat edilmesi gerekirken davacının hak ettiği yıllık izninin kullandırıldığı ya da ücretinin ödendiğine dair davalı tarafça usulüne uygun delil ibraz edilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının kıdem tazminatı alacağı bulunmadığını, 2. Davacının aylık net 3.300,00 TL ücret ile yol ve yemek yardımı omaksızın istihdam edildiğini, 3. Davacının dava konusu alacaklara hak kazanmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; aylık ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi ile dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacının aylık ücretinin net 4.250,00 TL (brüt 5.944,81 TL) olarak kabul edilmesi dosya içeriğine uygun olup isabetlidir. Kıdem tazminatı dışındaki alacakların bu ücrete göre hesaplanıp hüküm altına alınması karşısında gerekçesi de açıklanmaksızın kıdem tazminatının brüt 6.644,20 TL üzerinden hesaplanması hatalı ve çelişkili olmuştur. 3. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde; hâkimin, davayı aydınlatma ödevi gereği uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.

İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını iddia etmiştir. Davalı ise davacının yıllık izinleri kullandığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davalıya ait işyerinde 7 yıl 7 aylık çalışması bulunan davacının çalışma süresi boyunca hiç izin kullanmadığı kabul edilerek yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının 7 yılı aşan çalışma süresi boyunca hiç izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı konusundaki beyanının almasından sonra bu beyanın sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2197, K. 2026/5060, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2197-e-2026-5060-k-640f6bdec586