Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/8311 E. 2013/4789 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2012/8311
Karar No
2013/4789
Karar Tarihi

İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 02.09.2012 İtiraz Edilen Daire Kararı : 24.05.2012 tarih ve 2011/1500 – 2012/6751 sayılı onama kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Bolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2009 tarih, 2007/487-2009/519 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : 1- TCK'nın 86/2-3-e, 29, 62, 51/1-3-6-7-8 ve 54. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- TCK'nın 152/1-c, 62 ve 51/1-3-6-7-8. maddeleri uyarınca mahkumiyet İtiraza Konu Olan Sanık : ... Suç : Kasten yaralama, mala zarar verme Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü: Sanık hakkında kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükümleri sanık tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 24.05.2012 tarih ve 2011/1500 – 2012/6751 sayılı kararı ile anılan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.09.2012 tarihli itiraz dilekçesinde; “Daha önce herhangi bir sabıkası bulunmayan ve suç tarihinde 65 yaşını da bitirmiş olan sanık hakkında mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından yerel mahkemece 5237 sayılı TCY’nın 86/2-3-e, 29, 62/1, 51/1-3-6-7-8, 54 ve 5237 sayılı TCY'nın 152/1-c, 62/1, 51/1-3-6-7-8. maddeleri uyarınca hükmedilen 2 ay 15 gün ve 10 ay hapis cezalarının ertelenmesine ilişkin hükümlerin, 1 yıldan az hapis cezası gerektirmeleri nedeniyle aynı Yasanın 50/3. maddesine göre 1. fıkrada sayılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğuna uyulmaması isabetsiz olup, hükmolunan hapis cezalarının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi yasal bir zorunluluk olup burada hakimin TCK'nın 51. maddesindeki gibi herhangi bir takdir yetkisi de bulunmamaktadır. Gerçekten de 5237 sayılı TCK'nın 50/3. maddesinde son derece açık bir ifadeyle; “Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl ve daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükmüne yer verilmiştir. Şu halde sonuç olarak hükmedilen hürriyeti bağlayıcı cezaların 1 yılın altında (2 ay 15 gün ve 10 ay hapis cezası) olması nedeniyle, suç tarihinde 65 yaşından büyük ve sabıkasız olan sanık hakkındaki bu cezaların 5237 sayılı Yasanın 50. maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu, bu zorunluluğa uyulmamış olması da yasaya aykırıdır. Anılan hukuka aykırılık, 5271 sayılı CYY’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi kapsamındadır. Söz konusu aykırılığın sanık lehine olup olmadığı hususuna gelince; hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezası ve kanunda yazılı tebdirlere göre sanık aleyhine olduğunda da herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Şöyle ki; 5237 sayılı Türk Ceza Yasasında, suç karşılığında öngörülen cezalar, hapis ve adli para cezaları olarak belirlenmiştir (TCK'nın 45. md). Kişinin özgürlüğünü kısıtlaması nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına göre kişinin aleyhine olduğu yönünde kuşku yoktur. Hükmolunan adli para cezası veya tedbir sanığın lehine olan bir cezadır. Ayrıca, sanığın ilerde yeni bir suç işlemesi durumunda, hakkında önceden hükmolunmuş olan hapis cezası nedeniyle (ertelenmiş hapis cezası da bu kapsamdadır) koşulları gerçekleşmiş ise TCK'nın 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi olanaklı iken sanığın cezasının adli para cezası olarak belirlenmesi durumunda, somut olaydaki hüküm tarihi nazara alındığında 2.000 TL'ye kadar olan para cezaları kesin nitelikte olup, tekerrüre esas alınamayacağından somut olayda sanık hakkında kasten yaralama suçu bakımından TCK'nın 58. maddesinin uygulanması da gündeme gelmeyecektir. Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazımızın kabulü ile Yüksek Dairenizin 24.05.2012 gün ve 2011/1500 -2012/6751 sayılı ONAMA kararının kaldırılarak, “2 ay 15 gün ve 10 aydan ibaret hapis cezalarının, 5237 sayılı TCY’nın 50/3. maddesi uyarınca adli para cezasına veya seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi” isabetsizliğinden BOZULMASINA karar verilmesi,” gerekçesine dayanılarak Dairemiz bozma kararına karşı itirazda bulunulmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, sanık hakkında yaralama ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinde hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların TCK'nın 50/1. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilme zorunluluğunun bulunup bulunmadığı ve bu hususun bozmayı gerektirip gerektirmediğine ilişkindir. İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde; TCK'nın 50/3. maddesinde; “Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl ve daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, dosya içinde mevcut nüfus ve sabıka kaydı örneğine göre sanık ... 01.06.1939 doğumlu olup, sabıkasızdır. Suç tarihi olan 02.10.2007 tarihi itibariyle de 65 yaşını doldurmuştur. Sanık hakkında yaralama suçundan TCK'nın 86/2-3-e, 29, 62 ve 51. maddelerince 2 ay 15 gün, mala zarar verme suçundan da TCK'nın 152/1-c, 62 ve 51. maddelerince 10 ay hapis cezasına hükmolunmuştur. Bu durumda TCK'nın 50/3. maddesinin emredici hükmü karşısında suç tarihinde 65 yaşını doldurmuş ve sabıkasız olan sanık hakkında hükmolunan cezaların anılan maddenin 1. fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunlu olmaktadır. Bu açıklamalar ışığı altında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: 1- Dairemizin itiraz edilen onama kararının kaldırılmasına, 2- Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin incelemede; Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, Suç tarihinde 65 yaşını doldurmuş ve sabıkasız olan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrasında sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2012/8311, K. 2013/4789, T. 26.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2012-8311-e-2013-4789-k-f4e27144ef23