Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/944 E. 2026/2533 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/944
- Karar No
- 2026/2533
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2005 E., 2025/2071 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; tapuda fındık bahçesi vasfıyla davalı adına kayıtlı bulunan ... ilçesi ... köyü 1 05... parsel sayılı 14.677,93 m² yüzölçümündeki taşınmaz ile 1 05... parsel sayılı 6.299,63 m² yüzölçümündeki taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kalmasına rağmen evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğunu, eski tarihli memleket haritasında orman olarak gözüktüğünü, zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, taşınmazların tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2018 tarihli ve 2017/513 Esas, 2018/206 Karar sayılı kararı ile, "taraf iddia ve savunmaları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, keşif ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, 1 05... ve 29 parsel sayılı taşınmazların fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısımlarının orman sayılan yerler içinde kaldığı ve (B) harfi ile gösterilen kısımlarının ise orman sayılmayan alan olduğu" gerekçesiyle davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne ve reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 16.03.2018 tarihli ve 2017/513 Esas, 2018/206 Karar sayılı kararına karşı davacı ... vekili ve davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli ve 2020/1131 Esas, 2021/725 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli kararının davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 31.10.2023 tarihli ve 2021/14742 Esas, 2023/5673 Karar sayılı ilamıyla, ''Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı içtihadı doğrultusunda, dava konusu taşınmazın, 1948 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışında kalan yer olduğu, bu haliyle artık orman sayılmayan yer olup imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olabilecek yerlerden olduğunun kabulü gereğine değinilerek davacı Hazinenin davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Dava dosyasının incelenmesinde, yöredeki orman kadastrosunun 1948 yılında yapıldığı, yapılan orman kadastrosuna ilişkin 04.06.1948 tarihli Bolu ilinin Akçakoca ilçesine bağlı ... köyünün ..., Yatakyeri, ... tarlası ve ....Mahallesi civar ormanlarının tahdit ve tesciline mütedair umumi mazbatada "Bu köy hududu dahilinde bulunan Devlet ormanlarının aynı kaza hududu dahilinde bulunan diğer ormanlarla irtibat ve iltisakı bulunması dolayısıyla mesaha-i sathiyesi henüz tespit edilememiş, köy arazi camiası içinde bulunupda Devlet lehine tahdit edilen ve krokide yerleri gösterilen ormanların mesaha-i sathiyesi 188 hektar bulunduğu arazi camiasının vüsatı ise mülasık köylerin arazi camiası ile birleşmiş bulunması dolayısıyla bu cihetinde henüz tespit edilmesine imkan bulunmadığı" ifadesine yer verildiği, yine 05.06.1948 tarihli ....ilçesine bağlı ... köyü ve Mahalleleri civar devlet ormanlarının tahdit ve tesciline mütedair umumi mazbata hulasasında "köy hududu dahilinde bulunan Devlet ormanlarının aynı kaza hududu dahilinde bulunan diğer ormanlara irtibat ve iltisakı bulunması hasebiyle vüsatı henüz tespit edilememiş, yalnız köy arazi camiası içinde kalıp da Devlet namına tahdit edilen orman parçalarının vüsatı 188 hektardan ibaret olduğu" ifadesine yer verildiği, orman kadastro evraklarının ve haritasının tetkikinde söz konusu çalışmalarda yalnızca eylemli durumu orman olan taşınmazlar ile ormana bitişik olan taşınmazların hukuki durumlarının tayin ve tespit edildiği, ve köy hududu dahilinde bulunan bir kısım ormanın ise incelemeye tabii tutulmadığı, anlaşılmış olup yörede yapılan bu orman kadastrosununda seri bazda yapıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazların bahsedilen orman kadastro çalışmalarında orman sınırları dışarısında bırakıldığı, bilahare 1975 yılında aplikasyon ve 2. madde çalışmaları yapıldığı, dava konusu taşınmazların 2007 yılında yapılan kadastro sırasında senetsizden davalılar adına tespit gördüğü, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazların (A) harfi ile gösterilen bölümlerinin 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu ve böylece 13.07.1945 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) uyarınca dava konusu taşınmazların (A) harfi ile gösterilen bölümlerinin Devletleştirmeye tabii olduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi kararında emsal olarak gösterilen Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.10.2020 tarihli ve 2020/1409 Esas, 2020/3928 Karar sayılı kararı incelendiğinde, mezkur davaya konu taşınmazın ilk kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, bilahare 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca kadastroya tabii tutulduğu, yörede 1948 tarihinde seri bazda orman kadastro çalışmaları yapıldığı bilahare 1988 tarihinde de aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları ile evvelce orman sınırları dışarısında kalmış ormanların kadastrosunun yapıldığı ve taşınmazın her iki orman kadastrosu çalışmasında da orman sınırları dışarısında bırakıldığı anlaşılmış olup, gerek taşınmazın ilk kadastro sırasında orman olarak tespit harici bırakılması ve bilahare 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca kadastroya tabii tutulması gerekse 1948 yılında yapılan seri bazdaki orman kadastrosundan sonra 1988 yılında, orman kadastrosuna tabii tutulması hususları birlikte değerlendirildiğinde temyize konu taşınmaz ile aynı hukuki durumda bulunmadığı açıktır. Kaldı ki Yargıtay'ın muhtelif dairelerinin yerleşmiş uygulamalarına göre Hazine tarafından bir taşınmazın kamu malı olduğu iddiasıyla her zaman dava açılabileceğinin kabul edildiği kuşkusuzdur. Davacı ... tarafından aynı taleple açılan ve İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilen emsal dava dosyalarında, İlk Derece Mahkemesi kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularının esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bir kısmı da Dairece (2021/10470, 10940, 10426, 10469 Esas sayılı dosyalar) onanmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmazın İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1707,06 m²lik bölümünün eylemli orman olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi; (B) harfi ile gösterilen 4592,57 m²lik bölümünün ise eylemli orman olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmaz yönünden kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370/4. maddesi uyarınca hükmün bu yönlerden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmaza gelince, bu taşınmaz hakkında Hazinece orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılan davada, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen ve hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın 1 05... parsel sayılı taşınmazın (B) harfi gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi karşısında bu bölüme yönelik davacı Hazinenin davacının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, 1 05... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün 1944 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği gözetilerek davanın 1 05... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle 1 05... parsel sayılı taşınmaz yönünden gerekçesi düzeltilmek suretiyle hükmün onanmasına, 1 05... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/316 Esas, 2024/480 Karar sayılı kararı ile, "... yörede ki orman kadastrosunun seri bazda yapılmadığı, çekişmeli taşınmazın 1947 yılında yapılıp 1948 yılında ilan edilerek kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı, daha sonra 1975 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması sırasında da orman sınırları dışında bırakıldığı, ilk orman tahdidinin kesinleştiği tarih ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıldan çok fazla sürenin (59 yılın) bulunduğu, bozmaya konu 1 05... parselin tamamının 1979 tarihli hava fotoğrafında ve 1982 tarihli memleket haritasında meyvelik (fındıklık) olarak gözüktükleri, halende üzerlerinde 30-40 yaşlarında kapama fındıklık ile ev bulunduğu, davalı taraf yararına kadastro tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kanun’un 14.maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu " gerekçesiyle önceki hükümde direnilmesine ve davacı Hazinenin 1 05... parsele yönelik davasının reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli direnme kararının davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.07.2025 tarihli, 2024/8-661 Esas, 2025/482 Karar sayılı ilamı ile, "... her ne kadar 2007 yılında yapılan genel arazi kadastrosu neticesinde dava konusu taşınmaz senetsizden davalı adına tespit görmüş ise de, çekişmeli 1 05... parsel sayılı taşınmazın 09.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının 1944 tarihli hava fotoğrafında orman sayılan yerlerden olduğu ve böylece 13.07.1945 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca taşınmazın Devletleştirmeye tâbi olduğu, Hazine tarafından her zaman orman iddiası ile dava açılabileceği, çekişmeli 1 05... parsel sayılı taşınmazın 09.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının evvelinin orman olduğu, daha sonra açılmak suretiyle kullanılmasının orman niteliğini değiştirmeyeceği, 09.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu ..." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 05... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi tarafından düzenlenen 26.02.2018 tarihli krokili raporda (A) harfi ile gösterilen 4.873,71 m² yüzölçümlü kesiminin tapu kaydının iptali ile Sarıyayla köyündeki aynı adanın takip eden son parsel numarası verilerek şerhsiz olarak orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline ve fazlaya ilişkin isteğin reddine, 1 05... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hüküm Yargıtay 8. Hukuk Dairesince düzeltilerek onandığı ve kesinleştiğinden bu parsel hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu ve özel mülkiyete konu olmayacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu 1 05... parsel sayılı taşınmazın 09.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün evveliyatı itibariyle orman olup olmadığı noktasında toplanaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararın ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.