Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5196 E. 2026/2132 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5196
Karar No
2026/2132
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2152 E., 2025/1564 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/681 E., 2022/380 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 05.12.2016 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin satın aldığı taşınmaz bedeli olan 117.400,00 TL'yi ödediğini, ancak satılan taşınmazın 1999 Düzce depreminde ağır hasar almış olduğunu, bu hasar sonrası yıkılmasına karar verildiğini, taşınmazın bu durumuna ilişkin müvekkiline satıcı tarafından bilgilendirme yapılmadığını, taşınmazdan tahliye ettirildiğini, müvekkilinin bu ayıplı malın satışı nedeniyle zararının doğduğunu, müvekkilinin konutu kullanmaktan 3 aydır mahrum kaldığını ve başka bir konuta kira ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin ayıbın varlığını öğrenir öğrenmez ihbar külfetini yerine getirdiğini ancak davalının bu durumu kendisinin de bilmediğini ve zarardan sorumlu olmayacağını beyan ettiğini belirterek, taşınmazın ayıplı bedeli ve ayıpsız bedeli arasındaki farkın tespit ettirilerek ayıp oranında bedelde indirim ve ödeme gününden işleyecek yasal faizi ile ayrıca evin taşınma masrafları nedeniyle ödediği 2.000,00 TL'nin ve dava konusu taşınmaz benzeri bir taşınmazın aylık kira bedelinin ödeme gününe kadar işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 27.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 198.844,00'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin satılan taşınmaz ile ilgili ayıp sayılabilecek nitelikte bir kusuru ya da kastı bulunmadığını, 1999 depreminin bilinen bir deprem olduğunu, taşınmazın bulunduğu Avcılar ilçesinin bu depremden en çok zarar gören ilçelerden biri olduğunu, davalı müvekkilinin deprem hususunu saklamak gibi bir davranışı olamayacağını, 1999 yılı öncesinde ve Avcılar gibi bir yerleşim yerinde yapılmış bir taşınmazı alan bir kişinin taşınmazı satın aldıktan 3 sene sonra hasara dayalı ayıp iddiasının reddi gerektiğini, müvekkilinin taşınmazı davacıya piyasa değerinin oldukça altında bir fiyata sattığını, bunun nedenin taşınmazda kat mülkiyeti ve kat irtifakının olmaması olduğunu, davacı tarafın kentsel dönüşüm kapsamındaki bu yıkım kararı nedeni ile hem kira desteği aldığını hem de hak sahipliği nedeni ile ya taşınmazı ya da taşınmaz bedelini almaya hak kazanacağını, müvekkilinin davacıya parasını iade edip taşınmazı iade almaya hazır olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen tanıklar ve özellikle davacı tanıklarının dava konusu taşınmazın o dönemki piyasa fiyatına göre uygun olduğunu ve taşınmazın depremden dolayı hasarlı olduğunu taşınmazı satın almadan önce davacının bildiğini beyan ettikleri, dava konusu taşınmazın ağır hasarlı olduğuna ilişkin husus davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren ayıp niteliğinde olduğu, taşınmazı tesliminden önce kısa sürede yapılacak bir araştırma ile anlaşılabileceğinden açık ayıp olarak kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafından dava konusu bu ayıpları gizlemek için de herhangi bir hileye başvurulmadığı, davacının bu ayıplardan taşınmazı teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği, davacının açık ayıp bulunduğunu derhal davalıya bildirmesi gerektiğini, aksi halde malı ayıplı şekli ile kabul etmiş sayılacağını, davacı tarafından ayıp ihbarının süresinde yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmaz satışının 05.12.2016 tarihinde gerçekleştirildiği, taşınmazda güçlendirme işleminin yapıldığı, satış tarihi itibariyle taşınmazın kullanımı bakımından herhangi bir hukuki ya da fiili engelin bulunmadığı, taşınmazın 1999 yılında meydana gelen depremden en çok etkilenen bölgelerden birinde yer aldığının taraflarca bilinen bir olgu olduğunu, davacının gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğü kapsamında yapacağı basit bir araştırmayla taşınmazın ağır hasarlı olduğunu kolayca tespit edebilecek durumda olduğu, dinlenen tanıkların davacıya taşınmazın ağır hasar durumuyla ilgili bilgi verildiğini, taşınmazda güçlendirme işleminin yapıldığını fakat gerekli araştırmanın kendisi tarafından yapılmasının söylendiğini, davacının makul bir süre araştırma yaptıktan sonra o dönemki piyasa fiyatına göre uygun bir bedelle taşınmazı satın aldığını beyan ettikleri, davacı tarafından taşınmaz satın alındıktan sonra davalıya bildirimde bulunulduğuna ilişkin herhangi bir delil dosyaya ibraz edilmediği, davalının söz konusu ayıbın bulunmadığını üstlendiğine dair bir delil de dosyada yer almadığı, davacının satılanı ayıplı haliyle kabul etmiş sayılması gerektiği, 1999 depreminden en çok etkilenen bölgelerden birinde yer alan ve ağır hasar tespiti yapılan eski bir yapının, güçlendirmesi yapılmış olsa bile herhangi bir zaman diliminde riskli yapı olarak değerlendirilebileceği, Mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tanık beyanlarının Mahkemece hatalı yorumlandığını, binanın ağır hasarlı ve güçlendirmesi yapılmış olmasını müvekkilinin biliyor olmasının binanın yıkım kararı olduğunu bileceği şeklinde geniş yorumlanamayacağını, davalının cevap dilekçesinde de böyle bir yıkım riskini bilmediklerini hatta böyle bir güçlendirmeyi de bilmediklerini beyan ettiğini, dava konusu taşınmaz fiyatının uygun olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, taşınmazın bu şekilde normalden biraz daha uygun satılmasının temel sebebinin taşınmazın içinde çok fazla masraf gerektiren tamirat işlerinin olmasından kaynaklandığını, Mahkemenin ayıbın niteliğinde hataya düştüğünü ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, taşınmaz satışı nedeniyle ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında talep edilen ayıp oranında bedelde indirim, kira tazminatı alacağı ile taşınma masraflarının tazmini taleplerine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere davacının dava konusu taşınmazın depremde hasar görüp güçlendirme yapıldığını bilerek satın olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5196, K. 2026/2132, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5196-e-2026-2132-k-3bf30275bbde