Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/63 E. 2026/3040 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/63
- Karar No
- 2026/3040
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1990/37 E., 2021/102 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tescil harici olarak bulunan taşınmaz bölümlerine davalılar ... ve ... tarafından hububat ve bağ dikildiği, bina inşa edildiği ve zeytin ağaçları dikildiğini, davalıların işgalinde bulunan bu bölümlerin Hazineye ait yerlerden olduğunu ileri sürerek, davalılar tarafından inşaat yapılan ve ağaçlandırılan yerlerin zeminde tespiti ile bu yerlere davalıların müdahalesinin önlenmesine ve kal'ini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların müvekkilerine ait taşınmazlar olduğunu ve bu hususta yapı kayıt belgelerinin dahi bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava ile birleşen 1999/1 04... /105 Esas sayılı dosyalar yönünden davanın kabulüne, dosyaya ibraz edilen 06.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ve eki krokide gösterildiği üzere, ......mevkinde 105 sayılı taşınmazın güneyi ile Pişman Gediği mevkinde 39 sayılı taşınmazın kuzeyi arasında kalan ve krokide (A), (B), (C), (D), (E), (E1), (F), (K), (K1), (K2), (K3), (K4), (L1) ve (L2) harfleriyle gösterilen bölümlere davalının el attığının tespiti ile bu kısımlar yönünden el atmanın önlenmesine; aynı rapor ve krokide (Y1) ila (Y18) harfleri ile gösterilen alanlardaki yapıların kal'ine; birleşen davalar yönünden ise krokide (B), (C), (D), (E), (E1), (F), (K1), (K2), (K3), (K4), (L1) ve (L2) harfleriyle gösterilen bölümlerin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; krokide (A) ve (K) harfleriyle gösterilen kısımların cinsleri belirlenerek Hazine adına tesciline; (B), (C), (D), (E), (E1), (F), (K1), (K2), (K3), (K4), (L1) ve (L2) harfleriyle gösterilen ve Hazine adına tesciline karar verilen alanların da cinslerinin belirlenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davada taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde sağlanmadığını ve derdestlik itirazının İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazların müvekkillerine ait olduğunu ve bu hususun yapı kayıt belgeleri ile sabit bulunduğunu, ayrıca Hazine tarafından açık bir tescil talebi ileri sürülmediği halde İlk Derece Mahkemesince bu yönde hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, asıl dava ile birleşen davalar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamından, hükme esas alınan 06.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda dava konusu edilen ve harflerle gösterilen bölümler hakkında yargılama sırasında kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşılmasına rağmen, bu husus gözetilerek anılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun hükümleri uyarınca davanın Kadastro Mahkemesine aktarılması zorunlu iken bu husus değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde görevli Mahkeme doğru belirlenmeden karar verilmiştir. Diğer yandan, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşiflerde dayanak değişik iş dosyaları, Kadastro Mahkemesi dosyaları ve Asliye Hukuk Mahkemesi dosyaları birlikte ve usulüne uygun şekilde uygulanarak dava konusu yerler duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmemiş; farklı tarihlerde açılan davalarda kal’i istenen yapı ve muhdesatların hangi dava tarihi itibarıyla mevcut olduğu, hangi davanın kapsamında kaldığı ve hangi bölümlere ilişkin bulunduğu açıkça ortaya konulmadan hüküm kurulmuştur. Hangi taşınmaz bölümünün hangi davaya konu olduğu ve hangi hukuki nitelikle hüküm altına alındığı belirlenemediğinden, kararın infazında ciddi tereddüt doğacağı açıktır. Nitekim asıl dava yönünden, davanın dayanağını oluşturan Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/5 Değişik İş sayılı dosyası ile 1999/45 Esas ve 2007/99 Karar sayılı dosyanın birlikte uygulanması suretiyle dava konusu alan ve muhdesatların öncelikle belirlenmesi; tahdit evrakları ile varsa 2/B ve Ek-4 uygulamasına ilişkin kadastro pafta ve belgelerinin getirtilerek orman ve harita bilirkişileri marifetiyle yerinde uygulanması; dava konusu taşınmazların ve muhdesatların tescil harici alanda kalıp kalmadıklarının ve konumlarının kesin olarak saptanması; dava tarihine göre muhdesatların yaşlarının ve hangi davaya konu olduklarının belirlenmesi gerekirken bu hususlar araştırılmadan karar verilmiştir. Birleşen 1999/105 Esas sayılı dava yönünden; dava dilekçesine ekli olduğu belirtilen (A) ve (B) harfli alanlara ilişkin krokiler ile Kadastro Mahkemesinin 1980/49 Esas sayılı dosyasında düzenlenen ek rapor ve krokilerin yerinde uygulanması suretiyle, 1992 dava tarihi itibarıyla dava konusu alan ve muhdesatların belirlenmesi ve bu davanın yalnızca kal istemine ilişkin olduğu gözetilerek inceleme yapılması gerekirken bu yönde bir araştırmada yapılmamıştır.
Aynı şekilde birleşen 1999/104 Esas sayılı dava yönünden ise 1998/8 Değişik İş sayılı dosya kapsamında dava konusu edilen yerlerde 1998 dava tarihi itibarıyla yapılan yapı ve diğer muhdesatların belirlenmesi gerekirken bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulmuştur. Öte yandan, birleşen davalarda bozma sonrası yalnızca kal istemlerinin elde kaldığı gözetilmeksizin, men'i müdahale ve tescil taleplerini de kapsar şekilde hüküm kurulması suretiyle taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacı tarafından açık ve tereddütsüz bir tescil talebi ileri sürülmediği hâlde, İlk Derece Mahkemesince bu yönde hüküm kurulması da usule aykırıdır. Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda gösterilen bazı bölümler yönünden İlk Derece Mahkemesince olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadığı, bu haliyle hüküm fıkrasında dava konusu edilen tüm talepler hakkında açık ve infaza elverişli bir karar verilmediği görülmektedir. Bu durum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Bunun yanında, tesciline karar verilen taşınmazların hangi vasıfla Hazine adına tescil edileceği hususunda hüküm yerinde herhangi bir belirleme yapılmadığı, bu haliyle verilen kararın infazında tereddüt doğuracağı da açıktır. Ayrıca, asıl dava ile birleşen davaların bağımsız dava niteliğini koruduğu gözetilmeksizin her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması da usul hükümlerine aykırıdır. Bu şekilde dava konusu, talep kapsamı ve görevli Mahkeme belirlenmeden kurulan hükmün sağlıklı bir hukuki denetime elverişli olmadığı da açıktır. Bu itibarla; dava konusu taşınmazların kapsamı, taleplerin niteliği ve her bir davanın sınırları doğru şekilde belirlenmeden, kadastroya tabi hale gelen bölümler yönünden aktarım hususu gözetilmeden ve muhdesatlar dava tarihleri itibarıyla ayrıştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.