Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/143 E. 2026/3041 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/143
- Karar No
- 2026/3041
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/180 E., 2025/351 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu işlemi ile taşınmaz 1957 yılında tapulama dışı bırakılmış, 05.12.2005 tarihli ve 7130 yevmiye numaralı ile 3 42... parsel sayılı 191.798 m² yüzölçümlü olarak, ham toprak vasfıyla ihdasen Hazine adına tescil edilmiş, 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre 05.12.2005 tarihli ve 7130 yevmiye numarasıyla 115 13... parsel sayılı 205 m² yüzölçümlü olarak arsa vasfındaki 3 katlı binanın 1. katının ...a, 2. katının ... ...’a, 3. katının da ... ...’a ait olduğu yazılmak suretiyle tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 1980 yılında Bulgaristan’dan göç ettiğinde taşınmazı haricen zilyet eden ve tapusu bulunmayan ...dan satın alarak üzerine ev yaptığını, o tarihten beri zilyetliğinin devam ettiğini, sınırlarını tarif ettiği İzmir ili ... Mahallesinde bulunan taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18. maddesi uygulaması sonucu 115 13... sayısını aldığını, ancak Hazine adına tescilinden önce tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının lehine oluştuğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2023 tarihli ve 2021/9306 Esas, 2023/187 Karar sayılı kararı ile taşınmazın öncesinin orman sayılmayan yerlerden olup kültür arazisi vasfında bulunduğu, 1957 yılında yapılan ilk kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları içinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, davacının 09.03.1964 tarihli ve 6 numaralı tapu kaydı, ifraz krokisi ve harici satış senedine dayandığı, bu belgelerin dava konusu taşınmazı kapsadığı, taşınmazın eski tapu kaydı kapsamında kalmasına rağmen önce ham toprak vasfıyla komşu parsellerle birlikte 3 42... sayılı parsel olarak ihdasen Hazine adına tescil edildiği, sonrasında yapılan imar uygulaması ile 2005 yılında ifraz edilerek yeniden Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu, bu suretle mükerrer ve yolsuz tescil meydana geldiği ve davacının tapu ve satın almaya dayanarak 1990 yılından beri malik sıfatıyla zilyet bulunduğu gerekçesiyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 23.01.2023 tarihli ve 2021/9306 Esas, 2023/187 Karar sayılı ilamıyla "yapılan keşifte, davacı tarafın taşınmazı satın aldığı kişilere ait olduğunu ileri sürdüğü Eylül 1987 tarihli ve 6 numaralı tapu kaydının uygulanmadığı, bu kaydın revizyon görüp görmediğinin araştırılmadığı ve kapsamının belirlenmediği; ayrıca dava konusu yerin İzmir Kadastro Mahkemesinin 2002/2 Esas sayılı dosyasında yer alan 1987 tarihli 54... tarihli 5 ve 29 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığı belirtilmiş ise de, anılan tapu kayıtları ile Eylül 1987 tarihli 6 numaralı tapu kaydı arasında bağlantı kurulmadan yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğu" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taşınmazın 15.12.1994 tarihli 1/1000 ölçekli ıslah imar planı kapsamında bulunduğu, 1964, 19 75... yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal kullanımda olduğunun görüldüğü, 19 64... yılları arasında yaklaşık 30 yıl boyunca nizasız ve fasılasız şekilde tarımsal faaliyetle kullanıldığı, 1992 yılında üzerine konut inşa edilerek ikamet amacıyla kullanılmaya başlandığı, bu suretle 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu ve 19 94... yılları arasında da kullanımın ikamet amacıyla kesintisiz sürdürüldüğü" gerekçesiyle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar Hazine vekili ve ... vekili ayrı ayrı sunmuş oldukları temyiz dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın 2005 yılında ihdas işlemi ile Hazine adına tescil edildiği, bu tarihten sonra davacı adına ecrimisil tahakkuk ettirildiği ve davacı tarafından ödendiği, bu nedenle davacının zilyetliğinin malik sıfatıyla değil fuzuli şagil sıfatıyla sürdüğü, ayrıca taşınmazın 1994 yılında onaylanan ıslah imar planı sınırları içinde kaldığı ve imar planı kapsamında bulunan yerlerde imar-ihya yoluyla kazanımın hukuken mümkün olmadığı ve taşınmazın ayrıca orman vasfı taşıyan yerlerden olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulması talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesi gereğince Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek vasıfta görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazine ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.