Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3500 E. 2026/3073 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3500
Karar No
2026/3073
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/35 E., 2025/77 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 1 05... parsel sayılı 6.524,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. madde kapsamında yapılan kadastro çalışmasında 1 05... parsel taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davaya konu taşınmazın niteliği itibarıyla zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, ilk kadastro çalışmalarında da orman içerisinde kaldığından tescil harici bırakıldığını, senetsizden zilyetliğin ancak orman kadastrosunun aplikasyonu kesinleştikten itibaren başlaması gerektiği gözetildiğinde 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, bu nedenlerle davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı müvekkilinin 1949 yılından bu yana kullandığını ve kadastro tespitinin doğru olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2015/65 Esas ve 2016/100 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine, 1 05... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.10.2022 tarihli ve 2021/12764 Esas ve 2022/7811 Karar sayılı ilamı ile; araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı, yapılan orman kadastro çalışmalarını denetleyecek belgelerin dosya arasında bulunmadığı, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarına göre konumun duraksamaya yer vermeyecek şekilde gösterilmediği, dava konusu taşınmazın yerinin komşu taşınmazlar da gözetilerek en eski tarihli hava fotoğrafında net olarak aynı yer olup olmadığının denetlenemediği ve zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde araştırılmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1980 tasdik tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planında orman alanı sınırları içinde kaldığı, davalıların 1980 yılı öncesinde kazanım şartlarını sağlayıp sağlamadığının araştırıldığı, bozma sonrası yapılan keşfe istinaden alınan bilirkişi raporunda değerlendirilen hava fotoğraflarında taşınmazın 1942 yılı ağaçlık, 1968 yılında parsel genelinin açıklık olduğu ve bu açıklığın tarımsal amaçlı kullanılmış olabileceği, 1970 yılında parselin tamamının tarımsal amaçlı kullanıldığı, 1973, 1975, 19865, 1986, 1990, 1992, 1993, 2006, 2021, 2023 yıllarında tarımsal amaçlı kullanımın devam ettiği, dava konusu taşınmaz ile tarımsal amaçlı kullanılan komşu ve çevre parseller arasında, arazi yapısı ve topoğrafik özellik olarak bir farklılık bulunmadığı, 1968 yıllarında imar ihya çalışmasının başladığı ve günümüze kadar tarım arazisi olarak tarımsal üretimde kullanıldığı yönünde görüş bildirildiği, keşifte alınan beyanlar ile bilirkişi raporunun birbirlerini desteklediği, taşınmazın uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığının anlaşıldığı, davalı tarafın eklemeli zilyetlikle 1980 yılından önce 20 yılı aşkın bir süredir tarım amaçlı kullanılan bir taşınmazı edindiği ve zilyetliğini devam ettirdiği, imar planına alınmadan önce zilyetlikle iktisap şartlarının sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine, 30 88... (eski 1 05... ) parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, imar ve ihya hususunun açıklığa kavuşturulmadığını, orman tahdidinin aplikasyonun kesinleştiği 1996 tarihine kadar taşınmazın orman olduğunu, zilyetlik süresinin 1984 tarihlerinde ve yapılan tapulamadan sonra başlaması gerektiğini, 1980 tarihli imar planından itibaren zilyetliğin oluşmadığını taşınmazın 1725 sayılı Kanun kapsamında Devlete kalan taşınmaz mal niteliğinde olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazda davalı gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunun kabulüyle yazılı biçimde davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Bilindiği üzere “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir” (3402 sayılı Kanun'un 17. maddesi). “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan ( 40... dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir” (aynı Kanun'un 14/1. maddesi). Dava konusu taşınmaz 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) uyarınca yapılan tahditte orman sınırları dışında bırakılmış ise de taşınmazın orman niteliğinin 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna (4785 sayılı Kanun) göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, kural olarak orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenirse de, o yerde 4785 sayılı Kanun hükümleri de uygulanarak, köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan (seri bazda olmayan) orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırılacaktır. Çünkü, 3116 sayılı Kanun sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle; 4785 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla, orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukuki durumu saptanamaz. Bu yerlerin orman olup olmadığı, 6831 sayılı Kanun'un 49 99... sayılı Kanunlar ile Değişik 7. maddesi hükmü gözetilerek, 47 85... sayılı Kanunlar ile 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre çözümlenmelidir. Ayrıca 6831 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince orman tahdidi, idari sınırlar dikkate alınmadan orman serisine göre yapılırken, 1744 sayılı Kanun ile Değişik 8. maddesinin 3. fıkrasıyla, orman kadastrosunun belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak biçimde yapılması esası kabul edilmiş, aynı maddede 2896, 33 02... sayılı Kanunlarla değişiklik yapılmışsa da bu fıkra değiştirilmemiş, Orman Kadastro Yönetmeliklerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Somut olayda, getirtilen tutanak ve haritalardan yörede 1942 yılında orman kadastrosunun yapıldığı, daha sonra 30.07.1996 – 30.01.1997 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla Değişik 2/B madde çalışması bulunduğu anlaşılmaktadır. Uzman orman bilirkişi kurulunun eski tarihli hava fotoğraflarına dayalı olarak yöntemine uygun şekilde yaptığı inceleme ve araştırmada taşınmazın 1942 tarihli hava fotoğrafında tamamının orman alanında kaldığı, taşınmazın 4785 sayılı Kanun uygulamasına göre orman olması gereken yer olduğu bildirilmiştir. Dava konusu taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğu, ancak 30.07.1996 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı, orman sınırları dışında bırakılma tarihinden kadastro tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 14/1 ve 17. maddeleri gereğince süre yönünden zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığına göre İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3500, K. 2026/3073, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3500-e-2026-3073-k-eb52c4a1b699