Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1435 E. 2026/3882 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1435
- Karar No
- 2026/3882
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2009/143 E., 2011/88 K.
Taraflar arasındaki davadan dolayı Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07.03.2022 gün ve 2009/143 Esas, 2011/88 Karar sayılı ek kararın onanmasına ilişkin olan Dairenin 30.09.2025 tarihli ve 2024/1551 Esas, 2025/4094 Karar sayılı kararının düzeltilmesi süresinde davalı ... vd. vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -K A R A R- Davacılar ... ve ...; kök muris ...'in mirasçısı oldukları halde 10... parsel sayılı taşınmazlardaki murislerinden intikal eden paylarının davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir. Bir kısım davalılar; davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davacılar ile davalı ... ve arkadaşları tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince hüküm onanmış, davalı ... ve arkadaşlarının karar düzeltme isteği de reddedilerek 20.09.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar vekili kararın infaz edilemediğini ileri sürerek tavzih talebinde bulunmuş, Mahkemenin 15.02.2013 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin tavzih talebinin kabulüyle hükmün 1. paragrafının 5. satırında yazılı bulunan "... ...'den intikalen gelen miras payları oranında iptali ile" ibaresinden sonra "fen bilirkişisi ... ... tarafından dosyaya ibraz edilen 25.06.2010 hakim havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda" ibaresinin eklenmek suretiyle hükmün tavzihine karar verilmiş, ek kararın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; tavzih isteminin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki, tavzih kararı irdelendiğinde hangi payların hangi oranda iptal edileceği açıklanmadığı gibi, kararın eki niteliğinde olmayan veraset ilamı ve taşınmazlardaki tarafların paylarını gösterir bilirkişi raporuna atıf yapılarak karar verildiği, tavzih kararının bu haliyle infazı kabil olmadığı gerekçesiyle ek karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak verilen 07.03.2022 tarihli ek karar ile; hüküm bölümünün 1. paragrafının 5. satırında yazılı bulunan "... ...'den intikalen gelen miras payları oranında iptali ile" ifadesinden sonra gelen "bu oranda" kısmının hükümden çıkartılarak yerine "27.01.2020 havale tarihli bilirkişi ... ... ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda tespit edilen yeni pay ve payda oranları doğrultusunda" ifadesi ve hüküm bölümünün 9. bendine "9-27.01.2020 havale tarihli bilirkişi ... ... ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına," ifadesi eklenmek suretiyle tavzihine karar verilmiş, bu kararın davalılar ... vd. vekili tarafından temyizi üzerine ek karar Dairece onanmış, davalılar ... vd. vekili tarafından süresinde karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Somut olayda; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince tavzih kararının infazı kabil olmadığı gerekçesiyle verilen ek karara ilişkin bozma kararından sonra, Mahkemece yeniden rapor alınmış ise de ek karara esas alınarak atıf yapılan 27.01.2020 havale tarihli bilirkişi ... ... ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda, Mahkemece verilen kararın kesinleştiği, sadece infaz kabiliyeti nedeniyle tavzih yönünden bozma yapıldığı, bu nedenle farklı bir bilirkişi raporu düzenlemenin hukuka, kanuna ve hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğinden bahisle 25.06.2010 tarihli bilirkişi raporuna atıfla denilerek anılan rapor tekrarlanmış, tekrarlanan rapor esas alınarak verilen temyize konu ek kararda da, bozulan önceki ek karardaki gibi hüküm tesis edilmiş olup bu haliyle bozma gerekleri yerine getirilmediği gibi, hangi payların hangi oranda iptal edileceğinin açıklanmadığı, hükmün infaza elverişli olmadığı açıktır. Diğer taraftan; yine alınan raporda, ... mirasçıları (davalılar) yönünden taşınmazlardaki paylarında değişiklik yapıldığı (pay oranlarının azaltıldığı) görülmekte ise de bu hususa ilişkin bir açıklama da yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; dava konusu 10 parsel sayılı taşınmaz ölü ... kızı ..., 11 parsel sayılı taşınmaz ise dava dışı 10 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kaydının miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit edilmiş, kadastro tespitlerine karşı ... tarafından ... kızı ...'den doğma ... ...'ın payını tapu dışı satın aldığı ileri sürülerek ... ... payının adına tescili talebiyle, ayrıca ...'in bir kısım mirasçıları tarafından Hazine adına tespit edilen dava konusu 11 parsel sayılı taşınmazın adlarına tescili talebiyle ayrı ayrı açılan davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davaların kabulüne, taşınmazların dava dosyalarına ibraz edilen veraset belgelerinde gösterilen miras payları esas alınarak, miras payları oranında ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş, kararın kesinleşmesi ile taşınmazlar hükmen tapuya tescil edilmiş, ne var ki; ... mirasçıları ... ve ...'e (eldeki davada davacılar) Kadastro Mahkemesinde pay verilmemiştir. Kadastro Mahkemesi dosyası kesinleştikten sonra davacılar ... ve ...'in, ölü ... mirasçılarının tümünü hasım göstererek açtıkları veraset iptali davası sonucunda, Kadirli Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.06.2004 tarihli ve 2002/425 Esas, 2004/372 Karar sayılı kararı ile, kök muris ölü ...'in birinci kocası ...'den olma kızı ... ...’nün kızı, 1981 tarihinde ölen ...'nin ...'dan olan çocukları ... ve ...'in mirasçı oldukları hükmen ispatlanmıştır.
Eldeki davada ise davacılar ... ve ..., Kadirli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/425 Esas, 2004/372 Karar sayılı veraset iptali davası sonucunda verilen veraset belgesine dayanarak kök muris ...'in ...'den olan kızı ... ...'den gelen miras paylarını dava etmiş olup yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar kesinleşmiştir. Bahsedildiği üzere, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerine karşı dava açılmış, yapılan yargılama sonunda ... mirasçıları ile ... mirasçıları adına tescil karar verilmiştir. ... adına hükmen tescil edilen payların (mirasçıları olan davalılar ... vd yönünden) eldeki davada dava konusu iptal-tescile hükmedilecek paylarla bir ilgisi bulunmamaktadır. Eldeki davada; davacılar ... ve ...'nın, Kadirli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/425 Esas, 2004/372 Karar sayılı hasımlı veraset iptali davası sonucu ...'in mirasçısı olduklarının anlaşıldığı, ancak Kadastro Mahkemesi kararında mirasçı olarak gösterilmediklerinden, Kadastro Mahkemesi kararı ile kök muris ...'in mirasçıları adına hükmen tescil edilen paylar üzerinden, yeni veraset belgesi esas alınarak kök muris ...'in ...'den olma kızı ... ...'den gelen miras payları oranında davacılar lehine hüküm tesis edilmesi gerekmektedir.
Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazların tüm tedavülleriyle birlikte güncel tapu kayıtlarının dosya içerisine alınması, önceki bilirkişilerden farklı 3 kişilik fen bilirkişisi ile yeni bir heyet oluşturulması, bilirkişi heyetinden yukarıda bahsedilen hususlar gözetilmek suretiyle, taşınmazlardaki intikalleri birbirini takip edecek şekilde açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli, hükme ve denetime elverişli rapor alınması, bundan sonra infaza kabil bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Anılan hususlar, karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davalılar ... vd. vekilinin karar düzeltme isteğinin (6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla) HUMK’un 440. maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 30.09.2025 tarih, 2024/1551 Esas, 2025/4094 Karar sayılı onama ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkemenin 07.03.2022 tarihli ek kararının yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan karar düzeltme ve temyiz harcının istek halinde yatıran davalılara iadesine, Dosyanın Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.