Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2869 E. 2026/4475 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2869
- Karar No
- 2026/4475
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2118 E., 2026/74 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Solhan Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/33 E., 2023/144 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu Bingöl ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) ve 5304 sayılı Kanun'a göre sınırlandırılması yapılan tapu ve vergi kaydına raslanılmayan 1 05... parsel sayılı taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu yapılmamış orman vasfındaki yerlerden olduğu belirtilerek, orman vasfıyla ve 526.232,46 m² yüzölçümlü olarak Hazine adına 28.01.2009 tarihinde tespit ve 17.03.2009 tarihinde tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; Bingöl ili ... ilçesi ... köyünde 2018 yılında yapılan orman kadastrosu tespiti çalışmalarında gerçeğe aykırı tespitler sonucu taşınmazın orman arazisi olarak tescil edildiğini, 2019 yıllında bu arazilerin orman arazisi dışına çıkarılacağını haber alan ... ve müşterekleri tutanaklara yazdırdıkları zilyetlik şerhine dayalı olarak 2/B Kanunu kapsamına müvekkilin tasarrufundaki dava konusu taşınmazı satın alma yoluna gittiklerini, dava konusu taşınmazın kadimden beri müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın dava dilekçesine eklenen krokide gösterilen ve keşifte yapılacak ölçümle yüzölçümü belirlenecek olan Hazine arazisi olarak kaydedilen yerin mevcut tescilinin iptali ve müvekkil adına tapuya tescil edilmesine, bu konuda karar verilmesi mümkün değilse 2/B arazisi olarak satışa arz edilen bu yerlerin zilyetliğinin müvekkil adına olduğunun tespitine ve taşınmazın tutanağının beyanlar hanesine müvekkil adına zilyetlik şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İdaresi cevap dilekçesinde; davanın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "her ne kadar davacı tarafından 1 05... parsel içerisinde yer alan alanın mevcut tescilinin iptali ve müvekkil adına tapuya tescil kaydının yapılması talep edilmişse de; 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesine göre "..Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz..." hükmü gereğince davanın dava konusu parselin kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastro tespitinden önceki hukuki sebeplere dayalı olarak açıldığı anlaşılmakla, 10 yıllık sürenin hak düşürücü süre olması ve resen göz önünde bulundurulması gerektiği" gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 05.08.2009 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. hükmünde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği nedeniyle birincil talep olan tapu iptal ve tescil isteminin reddine dair kararda isabetsizlik olmadığı, davada yapılan ikincil talep zilyetliğin korunması olmayıp taşınmazda kullanıcı olarak belirtilen kişilere itiraz niteliğinde ise de, kullanım kadastrosuna yönelik olarak gerçek kişiler adına verilmiş bir kaydın tapu kayıtlarında gözükmediği gibi, 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesiyle eklenen Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu bulunmadığına göre tutanağın beyanlar hanesine zilyetlik şerhi verilmesi mümkün olmadığı, kadastro tutanağının edinme nedeni sütunundaki bilgiler, açıklama niteliğinde olup adına tespit yapılan kişiler haricindeki şahıslar bakımından bir hak doğurmasının söz konusu olmadığı, böyle bir hakkın doğabilmesi için taşınmazda kullanıcı olunduğuna ya da üzerindeki muhdesatların aidiyetine yönelik bilgilerin kadastro tutanağının beyanlar hanesine şerh edilmiş olması gerektiği, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde yer alan bu nitelikteki şerhlere yönelik olarak dava açılması mümkün olup, edinme nedeni sütununda yazılı bilgilere karşı dava açılmasında, bu bilgilerin açıklama niteliğinde olması nedeniyle hukuki yarar bulunmadığı, bu kapsamda yapılan ikincil istem yönünden de davacının hukuki yararının bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin hesaplanmasında hata yapıldığını, dosya kapsamındaki Solhan Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünün 03.10.2022 tarihli yazısı ve eklerinden anlaşılacağı üzere, dava konusu 1 05... parselin tescil bildirim tarihinin 28.10.2020 olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde 2018 yılında yeni bir çalışma yapıldığını, bu çalışma neticesinde yeni hukuki durumların ortaya çıktığını, davanın sadece 2009 yılındaki orman kadastrosuna değil, taşınmazın güncel hukuki statüsünü belirleyen ve müvekkilinin haklarını ihlal eden sonraki idari işlemlere ve tespitlere de dayandığını ve hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık. dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil, olmadığı takdirde beyanlar hanesine kullanıcı şerhinin yazılması istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.