Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3323 E. 2026/4452 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3323
- Karar No
- 2026/4452
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/50 E., 2025/367 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2021/64 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; Hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararları bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Somut olayda, temyiz dilekçesinin incelenmesinde, davanın taraflarından asli müdahiller ile birlikte hükmü temyiz eden , ......, ..., ...,... ve ... tarafından mera vasfıyla sınırlandırılan dava konusu taşınmaz hakkında açılan bir dava olmadığı gibi eldeki davaya usulünce bir katılımları da bulunmadığından; yine hükmü temyiz eden ... yönünden yapılan incelemede ise adı geçen tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmadığından hüküm onun yönünden kesinleşmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararla ... aleyhine yeni bir durum da yaratılmadığından, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan bu kişiler yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Asli müdahiller ... ve ... vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.05.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden taraftan gelen olmamış, karşı taraftan ise Hazine vekili Avukat ...'ın katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 18.06.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Ağrı ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 53... parsel sayılı 2.086,428,58 m² yüzölçümündeki taşınmaz yaylak vasfıyla sınırlandırılmıştır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 53... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında kamu orta malı-yaylak vasfıyla sınırlandırılmakla birlikte davalı köye ait olduğunun belirtildiğini, buna karşın dava konusu taşınmazın davacı Köy Tüzel Kişiliğinin kadim merası olup bu hususun 100 yılı aşkın süredir devam ettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı köy adına tahsisi suretiyle özel siciline kaydına karar verilmesini talep etmiştir.
3. Asli müdahil davacılar ..., ... ve ...; vergi kaydı, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dava konusu 1 53... parsel numaralı taşınmazın büyük bir kısmının meraya özgü bitki olan geven ile kaplı olduğu, taşlık unsurunun yoğunlukta olup, toprak unsurunun oldukça az olduğu, taşınmazın içerisinde büyük sırtların mevcut olduğu, çoğunlukla taş unsurunun yoğun olduğu bu haliyle tarımsal faaliyetlere uygun olmadığı, taşınmazın komşuları olan mera ve yaylak vasfıyla tespit edilen taşınmazlar ile aralarında bitki örtüsü fiziki yapısı ve eğimi yönüyle herhangi bir ayırıcı unsurların olmadığı bu nedenle mera vasfında olduğu gerek Mahkeme gözlemi gerek teknik raporlar ile sabit olduğu nitekim dosya içerisinde mevcut zirai bilirkişi raporlarına ekli dava konusu taşınmaza ait fotoğraflarda da bu hususun açık olduğu keza keşif sırasında dinlenilen bilirkişilerce ve tanıklarca da taşınmazın köy halkı tarafından hayvan otlatmak suretiyle mera olarak kullanıldığının beyan edildiği, etraftaki mera parseli ile arasında ayırıcı unsur bulunmadığı, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz edinimini sağlamayacağı, öte yandan asli müdahil ve murislerince sürdürülen zilyetliğe dair dosya kapsamında delil de bulunmadığı, bu nedenle zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına hukuken itibar edilemeyeceği, davacı Köy Tüzel Kişiliğinin taşınmazın vasfına yönelik talebinin yerinde olmakla birlikte meranın aidiyetine ilişkin talepler yönünden Kadastro Mahkemelerinin görevli olmadığı, bu nedenle aidiyete ilişkin talebin tefriki ile ayrı esasa kaydına karar verilmesi gerektiği" gerekçeleriyle asli müdahiller... ve ...'ün davalarının reddine, davacı ... dava konusu 1 53... parsel sayılı taşınmazın vasfına yönelik talebine dair davasının kabulüne, 1 53... parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile aynı ada ve parsel numarası altında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16/B maddesi uyarınca aynı ada ve parsel numarası altında mera vasfıyla sınırlandırılıp özel siciline kaydına ve dava konusu 1 53... parsel sayılı taşınmaz yönünden "aidiyetinin belirlenmesine" ilişkin talebinin işbu dosyadan tefriki ile Mahkemenin ayrı bir esasına kaydına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asli müdahiller ... ile... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "tarafların davanın esası hakkında verilen hükme yönelen sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ne var ki, hüküm yerinde 7 numaralı fıkrada "...davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 3402 sayılı Kanun'un 31/3. maddesine göre vekilin sarf ettiği emek, hak ve eşitlik kuralları gözetilerek takdir olunan 500,00 TL vekalet ücretinin müdahil davalıdan alınarak davacı ... Kişiliğine verilmesine..." şeklinde hüküm tesis edilmiş olmakla beraber dosyada belirtilen sıfatta bir taraf bulunmadığından bu şekilde verilen kararın infaz kabiliyeti söz konusu olmayıp, kimden alınacağı hususunda tereddüt hasıl olan vekalet ücretinin istinaf etmeyen taraflar yönü ile aleyhe müktesep hak teşkil etmesinin de mümkün bulunmadığı, davacı ... asıl talebi meranın aidiyetinin belirlenmesine ilişkin olup, bu talep yönü ile tefrik kararı verildiğine göre taşınmazın "yaylak" olan vasfının "mera" olarak değiştirilmesi nedeni ile aynı niteliği arzeden cins değişikliği nedeni davacı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de hakkaniyet kurallarına, usul ve kanuna uygun düşmediği..." gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm tesisi ile asli müdahillerin davalarının reddine, davacı köyün taşınmazın vasfına yönelik davasının kabulüne ve dava konusu taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydına, aidiyete yönelik talebin tefrik edilerek ayrı esasa kaydına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asli müdahiller ... ve ... ile birlikte 23 kişinin vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarına ve keşfe ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, dayandıkları vergi kaydının taşınmaza ait olduğunu ve kapsadığını, eklemeli olarak 100 yılı aşkın süredir zilyet olduklarını, davalı köyün taşınmazın mera olduğuna ilişkin hiç bir itirazının bulunmadığını, zirai bilirkişilerin taşınmazın mera olduğuna ilişkin raporlarının gerçeği yansıtmadığını, biçenek olarak kullanıldığını ve yine dava konusu taşınmazın yaylak da olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahiller ... ve ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle ...., .... ve .... ile ... yönünden TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, Asli müdahiller ... ve ...'ın temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden asli müdahillerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.