Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3512 E. 2026/4450 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3512
Karar No
2026/4450
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2323 E., 2024/754 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/189 E., 2022/783 K.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacılar vekili tarafından adli yardım talepli ve duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve duruşma isteminin kabulüne, 12.05.2026 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden taraftan gelen olmamış, karşı taraftan ise ... vekilinin katılımıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 18.06.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 1778 parsel (eski ... ilçesi ... Mahallesi 1146 parsel) sayılı 14.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, evvelce tarla vasfıyla Hazine adına kayıtlı iken 31.07.2002 tarihinde Milli Emlak Dairesi tarafından bedelsiz olarak mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne devredilmiş; akabinde 08.02.2005 tarihli ve ... yevmiye numaralı işlemle ... (TOKİ) adına tashihen tescil edilmiş; adı geçen İdare tarafından ise ihale usulü yapılan satış sonucunda davalılar ..., ... ve ... adlarına sırasıyla 1/4, 1/2 ve 1/4 hisselerle 18.05.2009 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu 1778 parsel sayılı 14.000,00 m²lik taşınmazın üzerinde zilyetliğinin kesintisiz bir biçimde yıllardır sürdüğünü, söz konusu parseldeki 240 m²lik bölümü harici satış sözleşmesi ile devir aldığını ve eklemeli olarak 30-50 yıldır zilyet olduğunu, taşınmazın 05.06.1990 yılında Hazine adına tescil edildiğini ve hiçbir bedel ödenmeksizin 31.07.2002 yılında Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü adına bedelsiz devir ile tescil edildiğini, müvekkili dava konusu taşınmaz üzerinde nizasız fasılasız haklı zilyet olarak kullandığını ve taşınmaza ilişkin tüm vergilerin eksiksiz ödendiğini, mülkiyetinin Hazinede kalması kaydı ile konut amaçlı arsa üretim alanı olarak tespitine karar verilen taşınmazın, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünün kapatılmasından sonrasında TOKİ tarafından tespit amacına ve de kanuni düzenlemelere aykırı bir şekilde özel şahıslara ihale edildiğini, usulüne uygun ilan yapılmadığını bu nedenle davaya konu taşınmazın T.C. Başbakanlık ... tarafından usul ve kanuna aykırı yapılan ihale yolu ile diğer davalılar adına oluşturulan tescilinin iptalini ve öncelikle Hazine adına tapuya tescilini, mümkün olmaması halinde önceki maliki T.C. Başbakanlık ... adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı TOKİ vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü adına tahsisli iken bu kurumun kapatılması sonucu kendi adlarına tescil edildiğini, sonrasında usul ve kanuna uygun açık artırma yöntemiyle diğer davalılar adına satış işlemi yapıldığını, davacının hak sahibi olmayıp taşınmazda işgalci olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davalı İdarenin iyi niyetli olduğunu, hileli satış iddiasının gerçek dışı olduğunu ve davacı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. 2. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içinde açılmadığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını davacı aleyhine Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/786 Esas sayılı dosyası ile müdahalenin meni davası açıldığını, davacının işbu davayı açmaktaki maksadının aleyhine açılan davayı uzatmak mahiyetinde olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın ihale ile gerçek kişi davalılara satıldığı, ihalenin iptali için açılan davanın İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 2013/1019 Esas ve 2015/1195 Karar sayılı kararı ile reddine karar verildiği, kararın Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu halde idarenin işlemi iptal edilmeden adli yargı yerinde açılan bu davanın görülmesinin mümkün olmadığı, (emsal İstanbul BAM 6. Hukuk Dairesinin 2021/1 28... /610 Kararı) Mahkemenin idare yerine geçerek idareyi satış yapmaya icbar edemeyeceği, usulüne uygun düzenlenmiş ihale sonucu bu taşınmazı satın alan davalılara karşı, davacının zilyetlik iddiasına dayalı olarak açtığı bu davanın dinlenme olanağının bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu, davaya konu taşınmazın müvekkillerinin uzun süredir zilyetliğinde olduğunu, vergilerini ödediklerini, idari makamlar nezdinde bulundukları taleplerine cevap verilmediğini, davalı tarafın satın aldığı tarihte, davaya konu taşınmazın satın alınmasının mümkün olmadığını, bu nedenle yapılan satışın usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, kanuni düzenlemelerin dikkate alınmadığını ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yetersiz ve elverişsiz olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan ... ve arkadaşlarına verilmesine, 732,00 TL peşin harcın temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3512, K. 2026/4450, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3512-e-2026-4450-k-109ecdac2119