Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/2753 E. 2026/4381 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2753
- Karar No
- 2026/4381
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2457 E., 2026/89 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/130 E., 2023/156 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 18... parsel sayılı 6.940,65 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağın beyanlar hanesine, "İşbu parsel içerisindeki zeytin ağaçları, ... kızı ..., ... evlatları ..., ..., ... evlatları ..., ..., ...'a aittir." şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, tespite yapılan itiraz Kadastro Komisyonu kararı ile reddedilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1950-1965 yılları arasında müvekkilinin dedesi tarafından kullanılarak, sonrasında babasına ve müvekkiline intikal ettiğini, taşınmazın yaklaşık 50 yıldır üzerindeki deliceler aşılanarak ve zeytin ağacı dikilerek müvekkili tarafından imar-ihya edilip zeytinlik haline getirildiğini, müvekkili lehine zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptaline müvekkili adına tapuya tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde tutanağın beyanlar hanesindeki muhdesat şerhinin iptaline yalnızca davacı lehine muhdesat şerhi yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, orman olup olmadığı, imar planı içinde kalıp kalmadığının araştırılması gerektiğini, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, davacının terditli talebinde hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve esastan reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili dava dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, müvekkili İdarenin davada taraf sıfatı bulunmadığını, davacı yararına imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede, keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazın davacının ve davalı gerçek kişilerin babaları ...'dan geldiğini, bir kısmının ...'ın ölümünden sonra mirasının paylaşılmadığı, bir kısmının ise paylaşım yapıldığını duymadıklarını ifade ettiği, buna göre muris ...'ın mirasının paylaşıldığı ve taşınmazın zilyetliğinin davacıya intikal ettiği hususunda ispat yükü kendisinde olan davacının bu hususu ispatlayamadığı, taşınmazın geçerli bir hukuki ilişkiye veya geçerli bir miras paylaşımına dayalı olarak davacıya intikal ettiğine dair herhangi bir tespitin olmadığı, dava konusu taşınmazın ...'ın terekesine dahil olduğu, davalı Hazinenin ...'ın mirasçılarına karşı 3. kişi konumunda bulunduğu, terekeye dahil bir taşınmazda mirasçılar arasında zilyetlikle iktisap hükümleri işlemeyeceğinden, mirasçılardan birinin tek başına 3. kişiye karşı kendi adına tescil istemiyle dava açmasının mümkün olmadığı, elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, haklarının terekenin tamamını kapsadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği ya da 3402 sayılı Kanun'un 29/2. maddesi uyarınca mirasçılardan birinin tereke adına talepte bulunması gerektiği, mirasçılardan birinin kendi adına açtığı davanın, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından, davanın diğer mirasçıların muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle sürdürülmesine hukuken imkan bulunmadığı, davacının aktif husumetinin gerçekleşmediği, tespit maliki Hazine olduğundan ... ve ...'nın davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine, 1 18... parsel sayılı taşınmazın 14.06.2021 tarihli komisyon kararı gibi tapuya tesciline, ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, müvekkilinin murislerinin ölümü ile birlikte taşınmazın davacıya intikal ettiğini ve yaklaşık 50 yıldan bu yana üzerindeki delicelerin aşılanarak ve boşluklara zeytin ağacı dikilerek müvekkili tarafından imar-ihya edilip zeytinlik haline getirilerek malik sıfatıyla kullanıldığını, dosya kapsamında dinlenilen tüm mahalli ve tutanak bilirkişileri ile tanık ve taraf beyanlarının aynı yönde olduğunu, beyanlarında müvekkili ve murisinin tarımsal amaçlı olarak kanun koyucunun belirlemiş olduğu şartlar mucibince taşınmaz üzerinde 70 yıldan uzun süredir malik sıfatıyla zilyet olduğunu ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyet hakkını haiz bulunduğunu belirttiklerini, İlk Derece Mahkemesince terditli talep hakkında karar verilmediğini, davalı Belediyeler hakkında açılan davanın usulden reddine karar verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının eldeki davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.