Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/120 E. 2026/4094 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/120
Karar No
2026/4094
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/366 E., 2025/2873 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/461 E., 2023/459 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım Kadastrosu sonucunda, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 75 67... parsel sayılı 173,85 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve işbu kargir bina ve arsasının 2002 yılından beri ... oğlu ...'ın kullanımında olduğu şerhi verilerek arsa vasıfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 75 67... parsel sayılı taşınmaz içerisinde ölçülen dava dilekçesine ekli aplikasyon krokisinde gözüken depo olarak kullanılan 8,77 m²lik kısmın gerçekte müvekkilinin zilyetliği altında olduğunu ileri sürerek, bu kısmın müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu, tanık anlatımları ve tüm dosya değerlendirildiğinde; iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi gereğince yapılan kadastro tespiti sonucunda kadastro tutanağının beyanlar hanesinde belirtilen zilyetlik şerhine itiraz niteliğindedir. Davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmaz orman niteliğini yitirdiği gerekçesi ile Hazine adına tapuya tescil edilmek üzere 2/B alanı olarak orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olup, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında, taşınmazlara ilişkin kullanıcı ve muhdesatlara ait belirtmeler yapılmak suretiyle taşınmazların Hazine adına tespitleri yapılmaktadır. Dolayısıyla, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre yapılan kadastro çalışmaları, mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazların kullanıcılarının belirlenmesi çalışmasıdır. Tüm dosya kapsamı, mahallinde yapılan keşif, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazı davacının son 25 yıldır depo olarak kullandığı anlaşılmakla kullanım kadastrosu yapılan alanda tespitin yapıldığı tarih itibarıyla ekonomik amacına uygun şekilde taşınmazdan faydalanan kişilerin taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde kullanıcı olarak belirtileceğinden ve davacıların da tespit tarihinde kullanımının bulunduğu, taşınmazın satışının da gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği" gerekçesiyle dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 75 67... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı ''işbu 75 67... numaralı parsel 2002 yılından beri ... oğlu ...'ın Kargir bina ve arsa olarak halen kullanımındadır'' şeklindeki şerhinin iptaline ve yerine "işbu taşınmazın 03.04.2023 tarihli raporda (A) harfiyle belirtilen depo niteliğinde 8,30 m²lik alanın ...'ün, geriye kalan kargir bina ve arsanın ise 2002 yılından beri ... oğlu ...'ın kargir bina ve arsa olarak halen kullanımındadır" şerhinin yazılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık ve mahalli bilirkişiler tarafından itiraz konusu parselde bulunan iki bina arasında kalan depo olarak kullanılan yerin 1997 yılından bu yana davacının zilyetliğinde ve kullanımında olduğu, bu yeri taşınmazın komşusu olan aynı ada 1 parsel sayılı taşınmazla birlikte kullandığı beyan edilmiştir. İşbu mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarının doğruyu söylemediği yönünde delil ve emare bulunmadığı, dosya kapsamında aksine bir ispat olmadığı, dolayısıyla davanın sabit olduğuna dair kabul ve değerlendirmenin dosya içeriğine uygun olduğu görülmektedir. Her ne kadar, dava konusu taşınmaz davalı olarak gözükmekte ise de, taşınmazın kadastro tutanağında, "bu durumun kullanım kadastrosu yapılmasına engel bir durum olmadığı, davanın mülkiyete ilişkin olduğu, kullanım kadastrosu yapılmasına engel teşkil etmediği hususu" açıklanmak suretiyle taşınmazın geldisi olan 709 parsel sayılı taşınmazın kullanım kadastrosuna tabii tutulup kadastro tespitlerinin kesinleştiği ve taşınmazın dava öncesinde kullanım kadastrosu bakımından itirazlı olmadığı nazara alındığında, mülkiyete ilişkin davanın, işbu kullanıcı şerhinin düzeltilmesine dair mülkiyet iddiasına dayalı olmayan dava bakımından bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı anlaşımaktadır. Bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Diğer yandan, davalı Hazine 7143 sayılı Kanun'dan kaynaklanmayan kullanım kadastrosuna itiraz davalarında kanuni hasım konumundadır. İlk Derece Mahkemesince sadece gerçek kişi davalı bakımından davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda vekalet ücretine dair istinaf itirazları yerinde değildir." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; öncelikle yargı yolu, görev, iş bölümü, yetki, husumet, hak düşürücü süre, zamanaşımı, derdestlik, kesin hüküm itirazlarını tekrarladıklarını, orman olan ve evveliyatı orman olan yerlerde zilyetlik ile mülkiyetin kazanılamayacağını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın 8,77 m²lik kısmında davacının kullanım hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/120, K. 2026/4094, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-120-e-2026-4094-k-003e02332318