Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/117 E. 2026/4102 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/117
Karar No
2026/4102
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/553 E., 2025/2617 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Babaeski 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/101 E., 2023/546 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kırklareli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 636 parsel sayılı 4.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 99... parsel numarasıyla ve 3.584,54 m² yüzölçümlü olarak; davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 635 parsel sayılı 6.800,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 99... parsel numarasıyla ve 8.267,68 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait 1 99... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiği ve bu eksikliğin davalıya ait 1 99... parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "eldeki davanın uygulama kadastrosuna itiraz davası olduğu, Mahkememizce bozma ilamına uyularak toplanan deliller uyarınca alınan 16.05.2023 tarihli takometrik sınırlar ile 22/a sınırlarının zemine uygulanması neticesinde taşınmazların koordinatlarının açıkça belirtildiği rapor uyarınca eldeki verilerin zemine uygulanması sonucunda kroki-8'de (A) harfiyle gösterilen 415.39 m²lik kısmın davalı parselden iptal edilerek davacı parsele eklenmesi hususunda görüş bildirildiği, bozma ilamından önce 2017/117 Esas numaralı dosyada görülen yargılama sırasında 04.02.2019 tarihli celsede davacı tanıklarının dinlendiği, tanık ...un ''kadastrodan sonra ölçüm yapıldı sonra davacının taralasına girildi, tarladaki artezyen davalının taşınmazında kaldı'' şeklinde beyanda bulunduğu, tanık ...'in ''ben taşınmazı satmadan önce taşınmazın sınırları ile ilgili bir ihtilaf yoktu kadastrodan sonra taşınmaz sınırında bir ihtilaf oldu, ben dava konusu taşınmazı sattığımda taşınmaz 4.000 m² ydi, kadastrodan sonra 3.500 m²'ye düşmüş, ben taşınmazı satmadan önce dava kounsu taşınmaz 100 süre ile ben ve ailemin kullanımındaydı'' şeklinde beyanda bulunduğu, 21.10.2019 tarihli celsede taşınmazı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 uyarınca iyiniyetli olarak 2015 yılında satın aldığına ilişkin tanıklık yapacak davalı tanıkların dinlenmesinden vazgeçildiği görülmüştür. Bozma ilamı üzerine tarafların yeniden tanık dinletme talepleri olmadığı gibi uygulama kadastrosuna itiraz davalarında esas amacın uygulama kadastrosu anında yapılmış bir hatanın tespit edilmesi halinde bu hatanın mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet vermemek için düzeltilmesi olması sebebi ile taşınmazın iyiniyetle iktisabının delillendirilmesi bu dava bakımından uyuşmazlığı çözümler nitelikte de değildir. Bu nedenle tanıkların yeniden dinlenilmesi yahut dinlenmemiş davalı tanıklarının dinlenmesi yönünde karar verilmeksizin temin edilen hava fotoğrafı, sayısallaştırılmış tesis kadastrosu, 22/a uygulama kadastrosu, 1967 yılına ait F 18... B numaralı fotografik pafta ve 2012 yılına ait F 18... B numaralı ortofotonun çakıştırılması sonucu düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaati ile rapor doğrultusunda; bozma ilamında mülkiyete ilişkin hüküm kurulmayıp hatalı sınırların düzeltilmesi yönünde karar verilmesi gerektiği belirtildiğinden bozma ilamına uyularak ve talep yalnızca (A) harfiyle gösterilen alana yönelik olduğundan talep ile bağlılık ilkesi gereğince kroki-8'de (A) harfiyle gösterilen kısım yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Harçlar ve vekalet ücreti açısından değerlendirme yapmak gerekirse; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2021/2582 Esas, 2023/1670 Karar sayılın kararında "(...)dava uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olup, taşınmazın mülkiyetine yönelik dava olmadığı ve bu davalarda maktu harç ile maktu vekalet ücretinin hükmolunması gerektiği, bu nedenle mahkemece maktu vekalet ücretine takdir olunmasında bir hata bulunmadığı(...)" ibarelerine yer verilmesi karşısında, işbu davalarda maktu harç ve vekalet ücreti takdiri cihetine gidilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, 1 99... ve 21 parsel sayılı taşınmazların 22/2-a uygulama kadastro tutanaklarının iptaline, 16.05.2023 tarihli bilirkişi raporunun ilamın eki sayılmasına, ilamın eki sayılan 16.05.2023 tarihi bilirkişi raporunda yer alan ölçü krokisinde belirli (A) harfiyle gösterilen 415,39 m²lik kısmın 1 99... parselden alınarak 1 99... parsele eklenilmesine, 1 99... parsel sayılı taşınmazın ilamın eki sayılan 16.05.2023 tarihli raporun eki olan Ek-8'deki ölçü krokisinde tespit edilen hali ile tesciline, 1 99... parsel sayılı taşınmazın ilamın eki sayılan 16.05.2023 tarihli raporun eki olan Ek-8'deki ölçü krokisinde tespit edilen hali ile tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkemece kaldırma kararında belirtilen eksiklikler dosya arasına getirtilmiş, bilirkişi raporunda 1954 yılında yapılan kadastro çalışmalarına ait ölçü krokisi, takaometrik ölçü cetveli ve planimetre hesap karnesi dosya arasına konulmuş, bilirkişi heyeti tarafından kaldırma kararımızda belirtilen tüm hususları karşılar şekilde rapor düzenlenmiş, söz konusu 16.05.2023 tarihli raporun 5. sayfasının 3. maddesinde tesis kadastrosu çalışmalarındaki ölçüm değerlerine göre oluşturulan parsel sınırları ile kadastro paftası sınırlarının kroki 1'de gösterildiği ve sınırların birebir uyumlu olduğu, kadastro paftasında herhangi bir tersimat hatasının bulunmadığı, 1963 yılı hava fotoğrafına göre de tesis kadastro ölçüm değerleri ile hava fotoğrafının birbiriyle uyumlu olduğu, iki parsel arasında sabit sınır bulunmadığı, tarla sınırı olduğu, ancak zamanla kullanım farklılığı oluştuğu ve dava konusu 22/A kadastro çalışmalarında (A) harfiyle gösterilen kısmın 1954 yılındaki ölçü değerlerine aykırı olarak davalı parsele eklendiği, 1954 yılındaki sınırın esas alınması gerektiği, bu nedenle Mahkemece bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın davalı parselden ifraz edilerek davacıya ait 1 99... parsele eklenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili, davacının dava konusu taşınmazı kadastro tespit sırasında satın aldığını, bu nedenle bu davanın eski malik tarafından açılması gerektiğini ileri sürmüş olup, uygulama kadastro çalışmaları sınırlandırma, ölçüm, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere yapılan bir çalışma olup, bu çalışmada mülkiyet hakkına yönelik bir araştırma yapılmadığı, parselin ilk kadastro çalışmalarında oluşan sınırları ile kadastro paftası arasında bir uyumsuzluk bulunup bulunmadığına yönelik bir çalışma olduğundan, bu davayı taşınmaza dava tarihinde malik olan herkes tarafından açılabileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin de yerinde olmadığı" gerekçeleriyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazını tapu kaydına güvenerek 8.267 m² olarak satın aldığını ve tapuya güven ilkesi gereği yüzölçümünün korunması gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/117, K. 2026/4102, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-117-e-2026-4102-k-4e628eae4fc1