Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/116 E. 2026/4101 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/116
Karar No
2026/4101
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2193 E., 2025/2667 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Saray (Tekirdağ) Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/48 E., 2023/6 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Tekirdağ ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 4167 parsel sayılı 1.620 m² yüzölçümündeki taşınmaz yeni 1 85... parsel numarasıyla 1.436,03 m² yüzölçümlü olarak; davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan 4166 parsel sayılı 1.050 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, yeni 1 85... parsel numarasıyla 1.482,78 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacıya ait Tekirdağ ili ... ilçesi .... köyü eski 41 67... ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ve bu eksikliğin davalıya ait 4166 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, yüzölçümü eksikliğinin giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut olayda davacı vekili ve davalı vekilinin beyanları, dosyadaki harita, tutanak ve belgeler, mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar dosya arasında 09.07.2021 tarihli keşif sonrasında alınan bilirkişi raporları bulunuyor olsa da, davacı vekilinin raporlar hazırlanırken 1968 tarihli hava fotoğrafında gözüktüğü şekli ile ilk tesis kadastrosu sınırlarının taşınmazlar üzerinde söz konusu tarihlerde mevcut sabit yapı ve sınırlar dikkate alınarak hazırlanmadığı ve dosyadaki mevcut somut delillere raporun uymaması sebebiyle bilirkişi raporuna itiraz ettiği, mahkemece yapılan itiraz ve önceki rapor üzerine alınan ek raporun da ayrıntılı olmaması nedeni ile yeninden keşfe gidildiği, yeni heyet ile gidilen keşif sonrasında hazırlanan harita ve fen bilirkişisinin 26.11.2022 tarihli raporuna göre, dava konusu olan 1 85... parsel ile 1 85... parselin davaya konu olan müşterek sınırlarının 1968 yılına ait hava fotoğrafında tespit edilen kullanım durumu ve güncelleme sonucu oluşan sınırının birbiri ile uyumlu olduğunun, paftaların hatalı tersim edildiğinin, tesis kadastrosu sırasında zemin sınırlarının hem yersel hem de fotogrametrik olarak ölçüldüğünün, ancak alan hesabının daha az hassas olan fotogrametrik pafta üzerinden yapıldığının ve dolayısıyla müşterek sınırın düz hatla çizildiğinin Harita Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen farklı yıllara ait hava fotoğrafları ile tespit edildiğinin belirtildiği, ayrıca dosya kapsamı itibari ile dosyada bulunan bir diğer fen bilirkişisi raporu olan 25/08/2021 tarihli rapor ile netice itibari ile birbiri ile çelişmediği ve aynı sonuca yönelik olduğu, davacının davasının esastan reddine dair karar vermek gerektiği" gerekçesiyle davanın esastan reddine 4167 parsel (yeni: 1 85... parsel) sayılı taşınmazın kadastro güncelleme tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazların müşterek sınırının uygulama kadastrosunda yay şeklinde geçirildiği, halbuki 1969 yılında 766 sayılı Kanun çercevesinde klasik yöntemle yapılan sınırlandırma çalışmasında gözüken müşterek sınırın, paftasında(24 nolu paftada) düz hat şeklinde geçirildiği, ölçü krokisine bakıldığında da müşterek sınırın kırık nokta içermeyen 6 98... kırık noktaları arasında düz hat şeklinde geçirilmiş olduğu, taraflar arasında tespit tarihinden önce Saray Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/426 Esas sayılı dosyası üzerinden derdest bir meni müdahale davası bulunduğu, bir başka ifade ile müşterek sınırın tespit tarihi itibarıyla çekişmesiz ve sabit sınır niteliğinde olmadığı, tespit tarihine en yakın 1968 tarihli hava fotoğrafında da, müşterek sınırın, uygulama çalışmasında tespit edilen yerde bulunduğuna dair bir tespit yapılamadığı, her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından belli belirsiz bir sınır gözlemlendiği ifade edilmiş ise de, bu hususun, hava fotoğrafı üzerinden denetlenemiyor olduğu, dolayısıyla sınırlandırma hatasının kabulünü gerektiren bir durum bulunmadığı gibi ölçü krokisindeki değerlerin paftasına aktarılması durumunda bir tersimat hatasının da olmadığı hususunun, 25.08.2021 tarihli raporun 4 ve 5. sayfalarında açıklandığı, ölçü krokisindeki değerlerin tesis kadastrosuna aktarılması neticesinde, resim üçte görüldüğü üzere, birebir örtüştüğü, yine altlık oluşturmasa da tesis kadastrosuna yakın tarihli düzenlenen fotogrametrik paftada gözüken yapıların da, tesis kadastro pafta sınırında kalıyor olmasının, fiili müşterek sınırın, pafta sınırı olduğu anlamına geldiği, her ne kadar, bilirkişiler tarafından, kırık noktanın ihmal edilerek ölçülmemiş olabileceği iddia edilmiş ise de, aynı tarihte yapılan çalışmalarda komşu parseldeki kırık noktanın ölçülmüş olmasının, bu ihtimali de çürüttüğü ve tüm bu sayılan olgulara göre, teknik belgelerine aykırılık bulunmayan kesinleşen mülkiyet çapı (tesis kadastro paftası) üstün tutulması gerekirken, nizalı müşterek sınır esas alınarak yapılan hatalı 22/A çalışması uygun bulunarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilmesi suretiyle davanın kabulüne, 1 85... (eski 4167) parsel sayılı taşınmaz ile aynı yer 1 85... (eski 4166) parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptaline, 07.07.2025 tarihli krokili raporda belirtildiği veçhile, raporda (A) harfi ile gösterilen 330,49 m²lik alanın, 1 85... parsel sayılı taşınmaz ile tevhit edilerek işbu taşınmazın 1.766,52 m² olarak (raporda mavi ile taralı alan) tapuya tesciline; 1 85... parsel sayılı taşınmazdan işbu krokili raporda (A) harfi ile gösterilen kısmın ifraz edilerek işbu taşınmazın 1.152,29 m² (raporda kırmızı ile taralı alan) olarak tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazlar arasında sabit sınır bulunduğunu, tanıkların ve mahalli bilirkişilerin de bu durumu teyit ettiğini, bilirkişi raporunda da bu yönde tespit bulunmasına rağmen aksi yönde karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ...'tan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2026/116, K. 2026/4101, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2026-116-e-2026-4101-k-af5edee83cae