Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/904 E. 2026/3486 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/904
- Karar No
- 2026/3486
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/590 E., 2024/3311 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/18 E., 2023/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 55... parsel sayılı taşınmaz orman vasfıyla ve 4.798.698 m² yüzölçümü ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; maliki olduğu 1 55... parsel sayılı taşınmaza bitişik konumdaki tescil harici bırakılan taşınmazı 35 yıldır meyve bahçesi olarak kullandığını, dava konusu taşınmazın üzerinde vasıf ve mülkiyet değişikliği yapılarak hatalı olarak orman sınırı içine alındığını ileri sürerek, 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; 1 55... parsel sayılı taşınmaz ile orman sınırı arasında kalan dava konusu sarı alanın, orman olarak tespit edilmesine ilişkin 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca Mahkemenin de yetkisiz olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... Genel Müdürlüğünün temsil yetkisine sahip olduğunu, Tarım ve Orman Bakanlığının taraf ehliyeti olmadığını belirterek, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "31.12.2021 tarihinde ilan edilen 4999 sayılı Kanun uygulamasında, tescilli orman sınırlarına aynen uyulduğu, davacıların dava ettiği kısım hakkında orman kadastro komisyonunca tutulan tutanakta hata olmadığı" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu alanın 1975 yılında yapılan tapulama çalışmalarında 1 55... parsel sınırları içerisinde bırakılarak haritaya bağlandığı, ne var ki 3302 sayılı Kanun çalışmalarında kadastro paftası incelenmeden çalışma yapıldığından hataya yol açıldığı, uzman bilirkişiler tarafından orman tahdit haritası ve tutanaklarına dayalı olarak yapılan yöntemine uygun uygulama ve araştırmada, (A) harfi ile gösterilen dava konusu alanın, orman niteliğindeki 1 55... parsel sınırları içerisinde kalmasının belirlenmiş olmasına göre, 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4999 sayılı Kanun) uyarınca yapılan çalışmada taşınmazın orman sınırlarında gösterilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... temyiz dilekçesinde; maliki olduğu 1 55... parsel ile orman parseli arasındaki tescil harici alanın, 1992 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında orman sayılmayan alan olarak belirlenmesine rağmen davaya konu 4999 sayılı Kanun uygulamasında orman olarak sınırlandırıldığını, dava konusu taşınmazın evveliyatında da fiilen orman vasfında olmadığını, 4999 sayılı Kanun ile vasıf ve mülkiyet değişikliği yapılamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapılan tahdide ilişkin sınır okumasının hatalı değerlendirildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1 55... parsel sayılı taşınmaz malikinin talebi üzerine yapılan imar uygulaması sırasında, davalı ... İdaresinin 30.07.2023 tarihli görüş yazısında dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında kaldığının belirtildiğini, dava konusu alanın sarı alan diye tabir edilen tescil harici alanda kalmasına rağmen 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalarda hatalı olarak orman sınırları içine dahil edildiğini, 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılacak çalışmalarda vasıf ve mülkiyet değişikliği yapılamayacağını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, 3116 sayılı Kanun uygulamasındaki tutanakların hatalı değerlendirildiğini, 1992 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına ilişin haritasında dava konusu alanın sarı renkle boyalı olarak gösterildiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi uyarınca yapılan fenni hataların düzeltilmesi işleminin hatalı olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve birleşen davada davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına, 732,00 TL onama harcının temyiz eden birleşen davada davacı ... Başkanlığın'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.