Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6933 E. 2026/4047 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6933
- Karar No
- 2026/4047
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1134 E., 2025/1430 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/185 E., 2025/178 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, tapuda davacı ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan 1109 parsel sayılı 9.480 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 64... parsel numarasıyla 8.587,62 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... ve arkadaşları adına kayıtlı bulunan 1108 parsel sayılı 1.380 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 64... parsel numarasıyla 2.034,62 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1 64... parselin paydaşlarından olduğunu, davalılarında 1 64... parselin maliki olduklarını, 14.04.2004 tarihinde yapılan asıl kadastro çalışmalarında müvekkilinin paydaşı bulunduğu 1 64... parsel 9.480 m² iken 24.07.2012 tarihinde yapılan uygulama çalışmasında 8.587 m² olarak tespit edildiğini ve alan farkının davalılar adına tespit edildiğini, davalıların maliki oldukları 1 64... parseli uygulama çalışması yapılmadan önce çitle çevirdiklerini, uygulama çalışmaları sırasında da bu çitin esas alınmış olabileceğini, uygulama öncesi 1 64... parsel içinde kalan konutun uygulama sonrası 1 64... parsel sınırlarına dahil edildiğini belirterek, davalılar adına tespit edilen ancak müvekkili ve müştereklerinin mülkiyetinde bulunan alanın iptali ile müvekkili ve arkadaşları adına payları oranında tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, tesis kadastrosunun 1960 yılında yapıldığını, 14.07.2004 tarihinde yapılan bir kadastro bulunmadığını, uygulama kadastrosunun 2012 yılında yapıldığını, davacının talebinin tesis kadastrosuna yönelik olması halinde davanın zamanaşımına uğradığını, 22/2-a çalışmasına yönelik ise davada taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, dava konusu 1 64... parsele davalıların el birliği ile malik olduklarını, taşınmaza komşu olan 23... parsele ise davacı ve müvekillerinin birlikte paydaş olduklarını, paydaşın tapuda kayıtlı payından fazlasına dava açamayacağını, husumetinde kadastro müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, alan azalmasının sadece müvekillerine ait taşınmazdan kaynaklanmadığını, arazinin etrafının 60 yıl önce tel çit ile çevrildiğini, tesis kadastrosundan bu yana müvekillerinin dışında 22 parseli kullanan kimse olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "somut olay incelendiğinde taşınmazlar arasında sabit bir sınır olmadığı her ne kadar yenilemede sabit sınır olduğu belirtilmişse de bunun gerçeği yansıtmadığı, davalının gösterdiği sınırın yenilemede sabit sınırmış gibi çizildiği, çitlerin sınır belirlemek amacıyla çekildiği konusunda bilirkişi beyanı bulunmadığı, 22 nolu taşınmazın tapu maliklerinin aynı zamanda 23 parselde de ortaklıklarının bulunduğu, 22 nolu parsel içerisinde kalan yerlerin evveliyatında müşterek kullanıldığı gibi murislerin yaptırdığı ve yıkılan eski evin ve daha sonra yapılan evin haritasında belli olduğu, eski evin davacı ve davalı murislerine ait olan o evin 23 nolu parsel içerisinde kaldığı, çitin harmana hayvan girmemesi maksadıyla çekildiğinin beyanlarda belirtildiği, fotogrametri uzmanı bilirkişinin hava fotoğrafları ve haritalar üzerindeki çalışması sonucunda davalı taşınmazların sınırları dışında kalan diğer sınırların belirgin bir şekilde ayrımlı olduğu ve bunların yenilemeyle uyumlu olduğu davalı taşınmazlar arasında eskiden beri sabit bir yapay yada doğal bir sınırın olmadığı, 1969 tarihli hava fotoğrafında yapıların gözlemlendiği ve bu yapıların (A) ile gösterilen alan içerisinde kaldığı, yapılan çakıştırmalar sonucunda taşınmazların komşu parsellerle olan sınırlarında uyumsuzluk gözlemlenmediği, taşınmazlar arasındaki sınırın teknik belgelere göre oluşturulabilecek sınır olduğundan dengeleme planına göre sınır tesisi mümkün olamayacağı, ilk tesis kadastro paftasıyla yenileme paftasının uyumlu olmasına rağmen iki taşınmaz arasındaki sınırın ilk tesis kadastro paftasıyla uyumlu olmadığı, ilk tesis kadastrosunda davacıya ait parselde kalan evin yenileme kadastrosunda davalı parsel içerisinde bırakıldığı (zeminde mevcut değil) evin haritalardaki konumuna göre 23 parselde olduğunun sabit olduğu buna göre bilirkişi raporundaki (A) ile gösterilen kısmın 23 parselde kalacağı, parseller arasında sabit sınır bulunmaması 23 parseldeki eski evin konumu ve yeri yapılan teknik ve bilimsel uygulama neticesinde yenileme kadastrosunun taşınmazlar arasındaki sınırı yanlış olup (A) ile gösterilen kısmın 23 parsele eklenmesiyle oluşturulacak sınırın olması gereken sınır olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 64... (eski 1108) parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerin düzenlemiş olduğu dosya içerisinde bulunan 21.08.2023 tarihli raporu ve rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 807,10 m²'lik kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptaline bu kısmın ifrazıyla 1 64... parsel (eski 1109 parsel) sayılı taşınmaza eklenerek 1 64... parsel sayılı taşınmazın kayıt malikleri adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece getirtilen belgeler ve sonrasında yapılan keşif ve uygulama sonucunda tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafları incelenmek suretiyle alınan harita bilirkişi raporu ile çekişmeli taşınmazlar arasında sabit sınır bulunmadığından geçerli sınır olarak belirlenmesi gerekmekte olup, buna göre tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çıkıştırılması halinde teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile nitelendirilen bölümün davacı parselinde kaldığı belirlendiğinde mahkemece yazılı şekilde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davalılar ... ve arkadaşları vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, davayı tek paydaşın açtığını, diğer paydaşlarının rızalarının alınmadığını, diğer paydaşlarında davaya dahil edilerek yargılama yapılması gerektiğini, mahkemenin davayı hatalı nitelendirdiğini, davanın ilk önce kadastro tespitine itiraz olarak daha sonra tapu iptali ve tescili olarak nitelendirildiğini, yargılama sırasında ki itirazlarının, istinaf nedenlerinin incelenmediğini, dava şartlarının usul kurallarının göz ardı edildiğini, davacının keşif harç ve masraflarını süresinde yatırmadığını, İlk Derece Mahkemesince keşfin usulüne uygun icra edilmediğini, jeoloji mühendisinin keşfe dahil edilmemesi sebebiyle eksik inceleme ile rapor hazırlandığını ve dosyanın yedi defa rapora gittiğini eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 1.859,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 5.574,65 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.