Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6035 E. 2026/4133 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6035
Karar No
2026/4133
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/349 E., 2025/2049 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/437 E., 2023/95 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve...Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 2015 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, Kocaeli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 74... ve 3 numaralı parsellerin Hazine adına tespit edildiğini, müvekkili adına kullanıcı şerhi verildiğini, 2 70... numaralı parselin aynı tarladan bölme olarak 2/B vasfıyla kullanıcı ... ve müşterekleri olmak üzere Hazine adına tespit edildiğini, 2 74... ve 3 numaralı parseller ile 2 70... numaralı parsel arasında zeminde hiç olmayan bir yolun bırakılmış bulunduğunu, kadastroda yol olarak bırakılan yerin halen zeminde fındık bahçesi olarak 2 74... ve 3 numaralı parselerin içerisinde ... tarafından kullanıldığını, taşınmazın en az 50 yıldır ... ve öncesinde babası .... tarafından fındık bahçesi olarak kullanıldığını, taşınmazın bahçe vasfıyla Hazine adına tescili ile müvekkilinin kullanımında bulunduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alanın 2015 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit komisyonunca yol olarak tespit dışı bırakıldığını, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğini, tutanak düzenlenmeyen orman sınırı dışına çıkarılmamış bir alan için Orman İdaresini zorlayıcı nitelikte 2/B ye ayırmaya yönelik bir dava açılamayacağını, davanın bu yönüyle dinlenme olanağının bulunmadığını, kullanım kadastrosu yapılmasını zorlayıcı nitelikte bir dava açılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını, kullanım hususları dikkate alınarak sınırlandırma tespiti yapıldığını, müvekkil İdarece yapılan işlemlerin usul ve kanuna uygun yapıldığını, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun gereği hak sahibine satışı yapıldığını ve taşınmaz üzerinde Hazinenin hak sahipliği bulunmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' davaya konu edilen taşınmaz bölümü, tapuya tescili olmasa da kanun gereği Hazine mülkiyetindeki 2/B parseli içerisinde kalan ancak paftasında yol olarak gösterilen yer olduğu, bu nitelikteki taşınmazların da şartları oluştuğunda Hazine adına tescil edilmek suretiyle ilgilileri adına beyanlar hanesinde kullanım şerhi verilebilmesinin mümkün olduğu, dinlenen mahalli bilirkişiler, çekişmeli taşınmaz bölümünün, davacı tarafından ... köyü 2 74... ve 3 numaralı parsellerin tarla vasıflı taşınmazlarla bir bütün olarak kullanıldığını ve zeminde fiilen bir yol bulunmadığını bildirdiği, bilirkişi raporlarıyla da bu durumun teyit edildiği'' gerekçesiyle davanın kabulüne, bilirkişi raporunun ekinde (A) harfi ile gösterilen 460,94 metrekarelik yol olarak ayrılan taşınmazın son parsel numarası verilerek 2/B vasfı ile Hazine adına tarla niteliği ile tapuya tesciline, davacı ... ’nun zilyetliğinde olduğunun tespiti ile parselin beyanlar hanesine şerh düşülmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' dava konusu edilen ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 460,94 metrekarelik yerin, 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun'la eklenen Ek-4. madde uyarınca yapılan düzeltme çalışmalarında orman sınırları içinde gösterildiği, kullanım kadastrosunun bu sınırlar esas alınarak yapıldığı, çekişme konusu taşınmazın kullanım kadastrosuna tabi tutulmayarak, hakkında tutanak düzenlenmediği, bilirkişilerce 1998 yılında kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 2/B madesi çalışmalarına ilişkin tutanaklar usulüne uygun olarak zemine uygulandığında, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin 2/B poligonu içinde kaldığı, bu doğrultuda davaya konu edilen taşınmaz bölümü, tapuya tescilli olmasa da Kanun gereği Hazinenin mülkiyetindeki 2/B parseli içerisinde kalan ancak belirtilen nedenle kullanım kadastrosuna tabi tutulmayan yerlerden olduğu, bu nitelikteki taşınmazların da şartları oluştuğunda Hazine adına tescil edilmek suretiyle ilgilileri adına beyanlar hanesinde kullanım şerhi verilebileceği, çekişmeli taşınmazın tamamının fındık bahçesi olarak tarımsal amaçla kullanıldığının ziraat bilirkişi raporuyla sabit olduğu, çekişmeli taşınmazın evveliyatında ve 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi gereğince yapılan kullanım kadastro çalışmalarından önce davacının fiili kullanımında olduğu '' gerekçesiyle davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin istinaf başvurularının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; süresinde açılmayan davanın reddini, taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılması için yönetimi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağını, 2/B uygulaması ile orman dışına çıkarma işleminde Milli Emlak ve orman tahdit komisyonunun yetkili olduğunu, gerçek kişilerin bu yolda idareyi zorlayıcı şekilde dava açmakta hukukî yararı ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde Hazineden yargılama gideri talepleri olmayacağını belirtmesine rağmen hüküm kısmında Hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini, bu hususun talebe aykırılık teşkil ettiğini, İdareyi 2/B işlemi yapmaya zorlamanın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü sürenin dolmuş olması halinde davanın reddi gerektiğini, belediyenin davada yasal hasım olduğunu, köy veya belediyeler adına mera tahsis edilebileceğini, mahallelerin tüzel kişiliği olmadığından adına mera tahsis edilemeyeceğini, özel idare adına da tahsis edilemeyeceğini, meraların kanun gereği sıkı kurallara tabi olduğunu, meraların tescil konusu olamayacağı, zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceği, alınıp, satılamayacağı, trampa edilemeyeceği, bağışlanamayacağını, imar ve ihya yoluyla kazanılamayacağını, taksim edilemeyeceğini, kiraya verilemeyeceğini, cebri icraya konu olamayacağını, üzerinde şahsi hak kurulamayacağını, üzerine bina yapılamayacağını ve ağaç dikilemeyeceğini, davaya konu yerde kuru mülkiyeti Devlete ait olup köy veya belde halkına ancak bunun üzerinde kullanma ve yararlanma hakkı tanınabildiğini, belediyenin zorunlu hasım olarak gösterilmesi gerekliliğinden dolayı davaya dahil olduğunu, dava konusu taşınmazlarda Belediyenin herhangi bir tasarrufunun bulunmadığını, yasal hasım konumunda olan müvekkili aleyhine hükmedilen yargılama gideri, harç, vekalet ücreti yönünden itirazları olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ... Başkanlığından alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6035, K. 2026/4133, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6035-e-2026-4133-k-c69fcb3eb574