Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5525 E. 2026/4130 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5525
Karar No
2026/4130
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1945 E., 2025/1163 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/74 E., 2023/44 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Zonguldak ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 82... parsel sayılı 19.389,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın 2004 yılından beri ... oğlu ... kullanımında olduğu, parsel üzerindeki fındık ağaçlarının ... oğlu ...'a ait olduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; 2021 yılında yapılan 2/B kadastrosu çalışmaları sırasında, dava konusu taşınmazın davalı kardeşi ... adına tespit edildiğini, dava konu taşınmazın bir kısmının muris babalarından intikalen gelmekte olduğunu, bir kısmının ise 19.04.1999 tarihinde ... köyü ... Mahallesinde yaşamış olan ve bir süre önce vefat eden ... adlı kişiden tarla satış zilliyetlik devir senedi ve teslim senedi başlıklı bir belge ile davalı ile birlikte satın alındığını, satış belgesinde davaya konu taşınmazın davalı ile birlikte satın alındığının sabit olduğunu, ayrı bir parsele kaydının yapılıp davacı ve davalı olarak adlarına yarı yarıya yazılması gereken yer olmasına rağmen sadece davalı kardeşi adına yazıldığını, taşınmazın ... namı ile bilindiğini, satın alma belgesinde tarifinin net şekilde yazıldığını ve satış belgesinde takriben on dönüm olarak beyan edildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı ile kendi adına 1/2 oranında hisse ile kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; yapılan kadastro tespitinin usule uygun olarak yapıldığını, dava konusu taşınmazdaki zilyetliğin davacı ile yapılan anlaşma doğrultusunda yıllardan beri nisasız ve fasılasız olarak devam etmekte olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, Hazinenin kanuni hasım konumunda olduğunu, idareye yüklenecek bir kusur olmadığını, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda davacının sınırlandırma yapılan bölümde malik olduğu hususunun tespitinde gerekli şartlar oluşmazsa davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''taşınmazın tarafların murisi ...'dan kaldığı, murisin hayattayken miras taksimi yaptığı, bu durumun mahallinde icra edilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tutanak tanıkları ve davalı tanıklarının beyanları ile sabit olduğu, dinlenen mahalli bilirkişi ve tutanak tanıklarının tutarlı ve somut beyanlarına, alınan beyanların davalı tanıklarının beyanları ile de desteklenmesi sebebiyle itibar edildiği, beyanlar arasında herhangi bir çelişkinin bulunmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan 1999 tarihli satış senedi her ne kadar dava konusu taşınmaza sınır ve mevki itibarıyla uysa dahi taşınmaz satın alınırken murisin hayatta olduğu, yaklaşık 10-15 yıl önce miras taksimi yapıldığında 1999 tarihli satış senedi ile alınan taşınmazın da taksime dahil edildiği, dava konusu taşınmazın davalı ...'a verildiği ve ... tarafından kullanıldığının tanık beyanları ile sabit olduğu, dava dışı komşu 2 82... parselin davacı ...'a verildiği, murisin 5 çocuğunun olduğu ve kalan 3 çocuğuna köy içinden yer verildiği, her ne kadar muris miras taksimi yaptığında davacı ve davalı oğullarına verdiği taşınmazların sınırını net olarak belirlememiş olsa da iki oğluna da yer göstermesi sebebiyle miras taksiminin geçerli olduğu, taksim yapıldığından beri dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından kullanıldığı'' gerekçesiyle davanın reddine, 2 82... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki gibi tapuya tespit ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''usulünce yapılan keşif, mahalinde dinlenen yerel ve tespit bilirkişileri ile taraf tanıklarının birbirlerini tamamlar ve doğrular nitelikteki beyanları, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazın taksim tarihi olan 2013 yılından beri ekonomik amacına uygun olarak fiilen asli zilyet olarak davalının kullanımında olduğu, kullanım şeklinin taşınmazlar arasına çekilen kazıklarla sabit olduğu, davacı tarafın istediği dava konusu taşınmazın tespit tarihi ve öncesi itibarıyla kendisinin ekonomik amaca uygun şekilde fiilen kullandığı hususunu ispatlayamadığı'' gerekçesiyle davacı ...'ın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bir kısmı muris ...'ın kullanımında iken bir kısmının 19.04.1999 tarihinde tarla satış zilyetlik devir ve teslim senedi ile davalı ... ile ... oğlu 1933 doğumlu...'dan satın aldıklarını, satıştan sonra taşınmazın muris babası ...'ın 2003 yılında vefatına kadar babasının kullanımında kaldığını, daha sonrada davalı ile ortak olarak kullanıldığını, taşınmaza ait vergi beyanının davacı tarafından Alaplı Belediye Başkanlığına 30.07.1998 yılında yapıldığını, vergilerinin ödendiğini, 2021 yılında yapılan 2/B kadastro çalışmalarına kadar taşınmazın bütün olarak davalı ile ortak olarak kullanılmakta iken 2021 yılında yapılan 2/B kadastro çalışmaları sırasında bu durum görevlilere davalı ile birlikte 2 oranında hisseli olduğu ve bu şekilde kadastro tutanaklarına geçmesi gerektiği belirtildiği halde sehven taşınmazın tamamı davalı ... adına tespit ve tescil gördüğünü, davalı tanığı ...'in bu yerin muris tarafından davalı ile ikisine verildiğini açıkça beyan ettiğini, taşınmazın miras taksimi sırasında davalıya kaldığı hususunun doğru olmadığını, muris ...'ın 2003 yılında vefat etmesinden sonra taşınmazın tamamının davalı kardeşi ... ile 2013 yılına kadar ortak olarak kullanıldığını, 2013 yılından 2021 yılına kadar taşınmazın tamamının davalı tarafından kullanılması İstanbul ilinde ikamet etmesinin ve taşınmazın tamamını kullanmasına rıza göstermesinden kaynaklandığını, aralarında herhangi bir paylaşım yapılmasının söz konusu olmadığını, 2021 yılında yapılan 2/B kadastro çalışmaları sırasında ve keşifte dinlenen tanıkların bu taşınmazın tamamının davalı ...'ın kullandığını belirtmelerinin tamamen bundan kaynaklandığını, İlk Derece Mahkemesince bu hususun hatalı olarak değerlendirildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5525, K. 2026/4130, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5525-e-2026-4130-k-882788378f1c