Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5745 E. 2026/4134 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5745
- Karar No
- 2026/4134
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2279 E., 2025/1522 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/71 E., 2023/58 Karar.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Zonguldak ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 42... parsel sayılı 988,82 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, 3303 sayılı Taş Kömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) 3. maddesi gereğince... Hudutları içinde kaldığı, taşınmazın 1999 yılından beri ... oğlu ...'ün kullanımında olduğu, taşınmaz üzerindeki üç katlı evin ... oğlu ...'a ait olduğu" şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın üzerindeki üç katlı kargir binanın murisi babasına ait olmasına rağmen mirasçılık haklarına aykırı şekilde kadastro tespitinin yapıldığını ileri sürerek, tespitin iptalini, üçüncü katın kendisine, ikinci katın davalıya, birinci katın ise müşterek olduğundan bahisle veraset ilamı doğrultusunda şerhin düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gerekli yerlerden olduğunu, gerçek kişiler tarafından iktisabının mümkün olmadığını, davacının zilyetliğinin kesintisiz ve nizasız devam etmediğini, davacının mezkur taşınmazda işgalci sıfatıyla bulunduğunu, zilyetlik ya da zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''kaldırma kararı sonrasında toplanan delillerle dosya kapsamına sunulan 23.08.2000 tarihli satış sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmenin davalı ... tarafından alıcı sıfatıyla imzalandığı, sözleşmede tanık olarak imzası bulunan tutanak tanığı ...'in beyanlarından dava konusu taşınmazın ... tarafından muris ...'e satıldığı, satış bedelinin muris tarafından ödendiği ve taşınmazın muris ...'e teslim edildiğinin anlaşıldığı, diğer tutanak tanığı ...'in beyanlarından davalının isteği üzerine tanığın avukatlık ofisinde sözleşme düzenlediği, tanığın muris ...'ün sözleşme esnasında orada bulunup bulunmadığını, taşınmaz bedelinin kimin tarafından ödendiğini veya teslimin kime yapıldığını bilmediğinin anlaşıldığı, mahalli bilirkişiler..., davacı tanıkları... ve ... ile davalı tanığı ...'nun beyanlarından taşınmazın muris ... tarafından kendi ad ve hesabına satın alındığının anlaşıldığı, dinlenen diğer tanık ve bilirkişilerin satım ilişkisine ilişkin olarak somut ve görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, somut bilgi sahibi olan davalı tanığı dahil tüm tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarının aynı doğrultuda olduğu, dosya kapsamına sunulan 2001 yılına ait ecrimisil belgesinin dava konusu parsele ilişkin olup olmadığının fen bilirkişisinin 23.05.2023 havale tarihli raporunda kesin olarak belirlenemediği, taşınmazın daha önceki kullanıcısı olan ...'den muris ... tarafından bedeli ödenerek satın alındığı ve satım sonrasında muris ...'ün zilyetliğinde bulunduğu, dava konusu parsel üzerinde bulunan üç katlı kargir binaya ilişkin talep değerlendirildiğinde, yapının muris ... tarafından taşınmazın satın alındığı tarihte parsel üzerinde mevcut olmadığı, binanın kaba inşaatının muris ... tarafından taşınmaz satın alındıktan sonra yapıldığı, dosyadaki beyanlardan her ne kadar binadaki bazı dairelerin iç imalatları ve dış sıvasının yapımına taraflarca da katkı sağlandığı anlaşılmakta ise de, binaya yapılan faydalı ve tamamlayıcı giderlerin muhdesatın meydana getirilmesi anlamına gelmeyeceği, binanın tümünün muris ... tarafından meydana getirildiğinin kaldırma kararı sonrasında alınan yeminli beyanlar ve dosya kapsamıyla sabit olduğu, bina inşa edildikten sonra muris ...'ün ailesi birlikte binanın birinci katında oturduğu, sağlığında binadaki daireleri çocukları arasında taksim ettiği, yapmış olduğu paylaşımda kendisinin oturmakta olduğu birinci kattaki daireyi herhangi bir kişiye bırakmadığı, binanın ikinci katını davalı oğlu ...'ne, üçüncü katını ise davacı kızı ...'e bıraktığı, davacının da binanın üçüncü katının iç imalatını yaptırarak burada oturmaya başladığı, davalı Hazine vekilinin davaya cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında açıkça davanın reddini savunmuş olduğu, davalı Hazinenin yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının gerektiği'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''tapusuz taşınmazların menkul mal hükümlerine tabi olduğu, uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği, tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin devrinin bilirkişi ve tanık beyanları ve her türlü delille kanıtlanabileceği, dava konusu taşınmazın evveliyatında dava dışı ...'in zilyetliğinde olduğu, ...'in tarafların murisi ...'e dava konusu taşınmazı satıp zilyetliğini ...'e devrettiği, davalı adına düzenlenmiş satış senedi olsa bile davalının dava konusu taşınmazın zilyetliğinin ve fiili kullanımının kendisine devredildiğini ispatlayamadığı, dava konusu taşınmazın muris ...'ün ölümüyle mirasçılarına intikal ettiği, tüm mirasçıların bir araya gelmek suretiyle terekesini taksim etmedikleri, muris...'in sağlığında davalıya yapılan bir bağış işlemi olmadığı, taşınmazın muris ...'in terekesinden çıkmadığı, terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, davalının taşınmazdaki kullanımının tüm mirasçılar adına olduğu, taşınmaz üzerindeki üç katlı binanın birinci katının muris ... tarafından, ikinci katının davalı ... tarafından, üçüncü katının ise davacı ... tarafından tespit tarihi ve öncesi itibarıyla ekonomik amaca uygun şekilde asli zilyet olarak fiilen kullandıkları, davalı Hazine vekilinin davaya cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında açıkça davanın reddini savunduğundan kanuni hasım konumunda bulunmadığı, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı'' gerekçesiyle davalılar Hazine vekilinin ve ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353-1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; satış sözleşmesi uyarınca müvekkilli tarafından alınan ve ödemesi yapılan taşınmazda davacının mirasa konu olduğu iddiası ile tespitin iptalini istemesinin hakların ihlaline sebep olduğunu, 2004 yılında vefat eden ...'ün yokluğunda davacı ...'ün evlenmesinin ardından müvekkilinin yardım amacıyla taşınmazda yaşamalarına olanak tanıdığını, 2019 yılında yapılan kadastro tespit çalışmasının olağan ve haklı tespit olduğunu, müvekkillinin fiili kullanıma uygun olacak şekilde ecrimisil ödemelerini yaptığını, arsa üzerindeki üç katlı evin müvekkili tarafından harcamaları yapılarak inşaasının gerçekleştirildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Hazinenin kanuni hasım konumunda olduğunu, davanın açılmasına Hazinenin sebebiyet vermediğini, aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ...'den alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.