Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5782 E. 2026/4135 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5782
Karar No
2026/4135
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1941 E., 2025/1353 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Karadeniz Ereğli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/112 E., 2023/38 Karar.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Zonguldak ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 13 84... parsel sayılı 174,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, taşınmazın 1995 yılından beri ... oğlu ...'ın kullanımında olduğu", 13 84... parsel sayılı 374,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine ise ''6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı, taşınmazın 2003 yılından beri ... oğlu ...'ın kullanımında olduğu, taşınmaz üzerindeki fındık ağaçlarının ... oğlu ...'a ait olduğu" şerhleri yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmişlerdir. 2. Davacılar ... ve ... ortak dava dilekçelerinde; ... Mahallesi hudutlarında yapılan 2/B çalışmaları sırasında 13 84... parsel sayılı taşınmazın davalı ..., 13 84... parsel sayılı taşınmazın ... adına yazıldığını, dava konusu taşınmazların ortak muris olan babaları ...'dan geldiğini, taşınmazların ... varisleri olan ..., ..., ..., ... , ..., adına yazılması gerektiğini belirterek, yapılan tespitin iptalini talep etmişlerdir.

II. CEVAP 1. Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, idareye yüklenecek bir kusur olmadığını, yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda davacıların sınırlandırma yapılan bölümde malik olduğu hususunun tespitinde gerekli şartlar oluşmazsa davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalılar ... ve ... ortak cevap dilekçelerinde; dava konusu 13 84... parsel sayılı taşınmazın dedeleri ... oğlu ...'a ait iken komşu 13 90... numaralı parsel ile birlikte dedeleri ...'in sağlığında babaları ...'a zilyetliğini devrettiğini, babaları ...'ın da bu taşınmazı oğlu ...'a temlik ettiğini, 20 yılı aşkın süredir ...'ın bu taşınmazı kullandığını, kadastro tespitinin doğru olduğunu, 13 84... parsel sayılı taşınmazın ...'a ait olduğunu, davacılarla bir ilgisi olmayıp miras yolu ile gelen bir taşınmaz olmadığını, ...'ın zilyet olduğunu ve üzerine fındık ağaçları diktiğini ve yapılan kadastro tespitinin doğru olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazların muris ... tarafından ormandan açma yapmak suretiyle kullanılmaya başlandığı, 2/B kadastro çalışmalarına konu olan taşınmazların, tapulu taşınmazların devamı niteliğinde olması sebebiyle tapu malikleri tarafından kullanıldığı, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edildiği, murisin taşınmazlarını çocuklarına temlik ettiği, uzun yıllardır dava konusu taşınmazların davalılar tarafından kullanıldığının sabit olduğu '' gerekçesiye davanın reddine, 13 84... ve 18 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanağındaki gibi tapuya tespit ve tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''dava konusu taşınmazların evveliyatında davacılar ile davalıların ortak murisi ...'ın fiili kullanımında olduğu, sağlığında bu yeri davalılara bağışlayıp zilyetliğini devrettiği, murisin ölüm tarihi olan 2001 yılından tespit tarihine kadar davacılar tarafın bu duruma karşı çıkıldığına ve taraflar arasında uyuşmazlık yaşandığına dair bir bilgi veya belge de dosya kapsamında yer almadığı, davalı tarafın dava konusu taşınmazlar üzerindeki uzun süreli kulanımının kendi nam ve hesabına ilişkin olması nedeniyle davacıların davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı'' gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma nedenlerini araştırmadığını, eski kararına dayanak olması amacıyla keşif mahallinde dinlenen ve zapta geçen ifadeleri gerekçeli kararında tahrif ederek aynı kararı verdiğini, kaldırma kararı sonrası dinlenen tanıklardan ... ile tarafların husumetli olduğunu, 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde kayyım olarak görev yaptığını, davalılar lehine şahitlik yaptığını, ..., ... ve ... ’a farklı metrajlarda yerler verildiğini, ... ’a 20 dönüm, ...’a 18 dönüm, ...’a 5 dönüm yer verildiğini, diğer çocukları olan ..., ... ve ...'a yer verilmediğini, tüm malların paylaştırıldığı iddiasının doğru olmadığını, Karadeniz Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/193 Esas sayılı dosyası ile ...'in miras payına ilişkin olarak, ..., ..., ... ’a dava açtığını ve davanın halen derdest olduğunu, davaya konu taşınmazlara ilişkin açılan davada ilk olarak verilen kararda da ve kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama da yeterli inceleme yapılmadığını, tanık ifadeleri çelişkili olmasına rağmen gerekçeli karara esas teşkil ettiğini, 13 84... parsel sayılı taşınmaza muris ... tarafından ormandan açılıp fındık dikildiğini, muris ...'ın vefatından sonra ... dahil herkesin fındıkların bakımını yapıp topladığı halde, İlk Derece Mahkemesince tanıkların bu yöndeki beyanları ve tüm çocuklara paylaşım yapılmadığı yönündeki beyanlarına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacıların kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5782, K. 2026/4135, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5782-e-2026-4135-k-8110d426c784