Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5867 E. 2026/4040 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5867
- Karar No
- 2026/4040
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1825 E., 2025/819 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/39 E., 2023/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 13... parsel sayılı 2.177,19 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, korunması gerekli taşınmaz mal kültür ve tabiat varlığı parselidir, 2000 yılından beri ... kullanımındadır, parsel içerisindeki zeytin ağaçları ...'e aittir" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; 2 13... parsel sayılı taşınmazın davalının kullanımında olduğunun tespit edildiğini ancak taşınmazın zilyedinin müvekkilinin babası ve murisi ... olduğunu, dava konusu taşınmazı sağlığında ...'in vefatı sonrasında ise mirasçılarının kullandığını, zeytin ağaçlarının da müvekkilinin babasına ait olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın kullanıcısının müvekkilinin babası ... olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 2 13... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, nitelik ve yapısı gereği Hazine adına tespit edildiğini, zilyetlik ile kazanılamayacağını davacı adına tespit için 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun aradığı şartların oluşmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiğini, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, taşınmazın kullanıcısının müvekkili olduğunu, müvekkilinin 1994 yılından bu yana taşınmazı aralıksız ve çekişmesiz olarak kullandığını, taşınmazın öncesinde ...'a ait olduğunu, bu kişiden de ...'in satın aldığını, ...'in de 1994 yılında taşınmazı müvekkiline satıp devrettiğini, taşınmazdaki delice zeytin ağaçlarını müvekkilinin aşılattığını, bakımını müvekkilinin yaptığını, taşınmaz üzerinde müvekkiline ait tavuk kümesi ve güneş enerji sistemi bulunduğunu, taşınmazın ... ile bir ilgisi olmadığını, ...ve mirasçılarının taşınmazı hiçbir zaman kullanmadıklarını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahallinde yapılan keşifte bir kısım yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, taşınmaz üzerindeki bir kısım zeytin ağaçlarının davacının babası ... tarafından aşılandığı ve zilyetlik edildiği, 35-40 sene önce ...'in taşınmazda temizlik yaptığını ifade etmişler, bir kısım yerel bilirkişi ve davalı tanıkları ise, dava konusu taşınmazdaki yaşlı zeytin ağaçlarının ... lakaplı kişiden kalma olduğunu bildiklerini, ... ve mirasçılarını taşınmaza zilyetlik ederken görmediklerini, taşınmaz üzerindeki genç zeytinlerin ise ... tarafından aşılandığını, ...'ün 1990 lı yıllardan bu yana taşınmazın bitişiğinde evinin bulunduğu 43 numaralı parsel ile bütün olarak zilyetlik edildiğini ifade etmişlerdir. Ziraat bilirkişi raporuna göre, taşınmaz üzerinde aşı yaşları 50-60, 20- 25... -10 yaşlarında değişen muhtelif sayıda zeytin ağaçları bulunduğu, genç zeytinlerin davalı tarafından aşılanarak kullanıldığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, aşı yaşı 50- 60... adet zeytin ağacı ile, 20- 25... adet zeytin ağacının kim tarafından aşılanarak kullanılageldiği hususunun net bir biçimde ortaya konulamadığı ve çelişkinin giderilemediği, tanık beyanlarına göre davacı murisi ...'in 1980'li yıllarda taşınmazda tasarruf faaliyetlerinin başladığı, 1990 yılında da vefat ettiği, buna göre zilyetlik ettiği iddia edilen dönem ile, ziraat bilirkişisince tespit edilen zeytin ağaçlarının yaşlarının uyumlu olmadığı, davalı ...'ün 1994 yılı sonrasında dava konusu taşınmaza komşu 2 13... parsel numaralı taşınmazın zilyetliğini devraldığı, akabinde 2 13... parsele de zilyetlik etmeye başladığı, taşınmaz üzerindeki yabani zeytin ağaçlarını aşıladığı, bu suretle en az 25-30 senedir dava konusu yerde zilyetliği bulunduğu anlaşılmıştır. Taşınmazın bulunduğu yörede 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulamasına ait 1979 tarihli orman kadastro tutanaklarının incelenmesinde, tesis edilen ... O.S noktasının ... ve ... müşterek zeytinliğinin kuzey köşesi olarak tarif edildiği, buna göre ... O.S noktasının kuzeyinde kalan dava konusu taşınmazın zeytinlik olarak okunmadığı ve orman sınırları içerisinde bırakıldığı, bu tarihten davacı murisinin ölüm tarihi olan 1990 yılına kadar olan süreçte, dava konusu 2 13... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde ...'in zilyetliği ve ...'e ait zeytin ağaçlarının mevcut olduğunun net bir biçimde ispat edilemediği, kaldı ki 1990 yılında ölümünden sonra mirasçılarca zilyetliğin sürdürüldüğünün ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine, 2 13... parselin kullanım kadastro tespiti gibi tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde davalı adına yazılan kullanıcı şerhinin hatalı olduğu iddiasıyla, taşınmazın beyanlar hanesine müteveffa babası ...'in kullanımında olduğuna ilişkin şerh verilmesi talebiyle açılan davada, davacı tarafın tespit tarihi ve öncesinde dava konusu taşınmazda muris babasının ve mirasçılarının kullanımı olduğu iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından, bu yönüyle mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalının satın aldığı 2 13... parseli genişletmek amacıyla dava konusu taşınmazı işgal ederek faydalanmaya çalıştığını, davalının dava konusu taşınmazda tasarrufunun bulunmadığını, taşınmazın gerçek zilyedinin müvekkilinin babası olduğunu ve bilirkişi raporunda eksik inceleme yapıldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.