Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4913 E. 2026/3167 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4913
Karar No
2026/3167
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/701 E., 2025/646 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Espiye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/9 E., 2024/4 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Giresun ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, temyize konu 3 09... ve 3 parsel sayılı sırasıyla 2.985. 95... ,17 metrekare yüzölçümündeki taşınmazların kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı" ve sırasıyla "işbu parsel ... kızı ...'un 1981 yılından beri fiili kullanımındadır", "işbu parsel ... kızı ...'un 1981 yılından beri fiili kullanımındadır" şerhi yazılarak, fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, parsellerin bütün olarak müşterek muris ... kızı ... ile ... oğlu ...'dan intikal ettiğini, murislerinin tarla olarak kullandığını, taksimin söz konusu olmadığını, parsellerin 1 92... parselle bütün olduğunu, 1 92... parselde hissedar olanların hakkı olduğunu belirterek, 1 92... parselde mevcut hissesi kadar dava konusu taşınmazlarda hissenin iptal edilerek adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, 1 92... parsele ilişkin davanın halen Espiye Kadastro Mahkemesinin 2022/97 Esas sırasında derdest olduğunu, davanın hukuki dayanağı olmadığını, parsellerin 50-60 yıldır zilyetler arasında taksim edildiğini ve her zilyede ayrı parsel düştüğünü belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "Keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu taşınmazları bildikleri, dava konusu taşınmazların evveliyatının davacı ve davalıların dedesi müteveffa ...'a dayandığı, ...'ın sağlığında dava konusu yerleri imar ihya suretiyle fındık bahçesi haline getirdiği, söz konusu yerlerin yaklaşık 40 seneyi aşkın bir süredir fındık bahçesi halinde olduğu, murisin sağlığında kendisine ait taşınmazları 3 oğlu ..., ... ve ... arasında paylaştırdığı, davalı 3 09... parseli oğlu ...'e, 3 09... parseli ise oğlu ...'e hibe ettiği, dava konusu 3 09... ve 3 parsel sayılı taşınmazları ise oğlu ...'a bıraktığı, bu hususun dinlenen mahalli bilirkişiler ve davalıların 07/06/2023 tarihli beyanları ile de desteklendiği, davacı ve bir kısım davalıların murisi ...'a intikal eden 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların bir dönem muris ... tarafından kullanıldığı, davacı ve bir kısım davalıların murisi ...'un vefatı üzerine mirasçıları arasında muristen intikalen gelen yerleri kendi aralarında usulüne uygun bir şekilde tüm mirasçıların katılımıyla taksim edilmediği, bu hususun ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtilen dosya tarafları adına kayıtlı taşınmazlara ait tapu kayıtları ile de desteklendiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği gibi, kural olarak taksime dayanan taraf, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6. maddesi gereğince, taksimin varlığını, taksim tarihini, taksime tüm mirasçıların katıldığını, taksimde hangi mirasçıya hangi taşınmazın isabet ettiğini, taksim neticesinde herhangi bir taşınmaz alınmamışsa, nasıl razı edildiğini ve kadastro tespitine kadar taksimin bozulmadığını ispat etmesi gerektiği, bunu, yazılı olarak ispat edebileceği gibi özellikle tapusuz taşınmazlarda her türlü delille ispat edebileceği, ayrıca, yapılan taksime tüm mirasçıların dahilinin olması gerektiği, aski halde usulüne uygun bir taksimden söz etmek mümkün olmadığı nazara alındığında; davalıların dosya kapsamına sunmuş olduğu taksim olgusuna ilişkin herhangi delil ve belge sunmadığı, muris ... ...'ın mirasçıları arasında usulüne uygun bir taksimin mevcudiyetinden bahsedilemeyeceği, davacının dava konusu 3 09... ve 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde herhangi bir hakkının mevcut olmadığı fakat davalı 3 09... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden muris ... ...'ın mirasçılarının miras payları oranlarınca hisseleri bulunduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine 3 09... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ek 4. maddesine göre yapılan 22/11/2022 tarihli kadastro tespitinin iptaline dava konusu 3 09... ve 3 parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanesine "Bu taşınmaz Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır ve iş bu parselin 7 hisse kabul edilmesi suretiyle; 6 hissesi ... kızı ...'un, 1 hissesi ... oğlu ...'nun kullanımındadır" şerhi yazılmak sureti ile taşınmazların fındık bahçesi vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 3 09... ve 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde ve değerlendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kamu düzenine aykırı bir hususun tespit edilememiş olmasına, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere, istinaf edenin sıfatına, istinaf incelemesinin kamu düzenine aykırılık hariç istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılabilecek olmasına, yasal hasım olan Hazine aleyhine herhangi bir hüküm kurulmamış olmasına ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; hükmün Kanuna aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesinin uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4913, K. 2026/3167, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4913-e-2026-3167-k-ddb4d516b4ce