Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4788 E. 2026/4634 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4788
Karar No
2026/4634
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/64 E., 2025/78 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi sınırları içinde bulunan 1.100,00 m²lik yerin tapulama harici bırakıldığını, 30 seneyi aşkın süreden bu yana davacının bu taşınmazı malik sıfatıyla kullandığını, davacının zilyet ve tasarrufunda bulunması nedeniyle tescil dışı bırakılan taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın imar planı dışında kaldığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, ayrıca ... Mahallesi, köy statüsünde iken köylülerin ortak kullanımında olduğunu ileri sürerek, davanın esastan reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul ve kanuna aykırı olarak açıldığını, görev yönünden Kadastro Mahkemesinde açılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tapulama tarihinin 1979 olduğunu, imar planına alındığı tarihten itibaren zilyetlik şartlarını taşımadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/410 Esas, 2016/178 Karar sayılı kararıyla, "fen bilirkişisinin 14.04.2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle gösterilen 897,03 m² yüzölçümündeki taşınmaz parçasının 20 yılı aşkın bir süredir nizasız, fasılasız tarım arazisi olarak davacı tarafından kullanıldığı sabit olup, taşınmazın 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığının bilirkişi raporları ile sübuta erdiği, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde öngörülen kazanma süresi ve koşulları ile imar-ihya koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, İstanbul ili ... ilçesi ... köyünde kain (A) harfiyle gösterilen 897,03 m²lik kısmın davacı adına aynı ada son parsel olarak tapuya tesciline, (B) harfiyle gösterilen 108,24 m²lik kısmın ise orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 08.03.2016 tarihli ve 2015/410 Esas, 2016/178 Karar sayılı kararına karşı davalılar ... vekili, ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarihli ve 2016/14141 Esas, 2019/3926 Karar sayılı ilamıyla, "yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, orman bilirkişileri tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan raporda, yörede 1949 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre orman tahdidinin yapıldığı, daha sonrasında da aplikasyon çalışmasının yapıldığı belirtilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince bu çalışmalara ilişkin belgeler dosyaya getirtilmediğinden, orman bilirkişilerinin dava konusu taşınmazlardan temyize konu (A) harfli alanın tahdit haritasına göre orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin tespitinin doğru olup olmadığının denetlenemediği, kaldı ki, rapor ekinde tahdit haritası ve kadastral paftanın aynı ölçekte çakıştırılmış görünümüne de yer verilmediği, keşifte taşınmazın konumunu, toprak yapısını, üzerindeki bitki örtüsünü ve çevre taşınmazlara göre arz ettiği özellikleri belirtir hâkimin gözleminin zabta yazılmadığı, taşınmaz üzerindeki gerçek zilyetlik olgusunun yerel bilirkişi ve tanık beyanları dışında memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planındaki konumunun da incelenerek belirlenmesi gerekirken, eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın vasfının, konumunun ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmamış olduğu, dava konusu taşınmaza komşu bulunan ve tescil harici bırakılmış olan yerlere ilişkin tescil davası açılıp açılmadığının araştırılmadığı ve yine, tescile konu taşınmazların bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadığının araştırılmadığı, imar planı içerisindeler ise imar planı içine alınma tarihinden geriye doğru 20 yıl kazandırıcı zilyetliğin bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmadığı, davacı adına aynı yerde senetsizden zilyetlik yolu ile iktisap ettiği taşınmaz mal olup olmadığı Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulmadığı, eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamayacağı, ayrıca (A) harfli alanında tescil hükmü kurulurken vasfının belirtilmemesinin usul ve yasaya uymadığı" gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "10.01.2024 havale tarihli raporlarda (A) harfiyle gösterilen yerin 1.083,00 m² ve (B) harfiyle gösterilen yerin ise 135,62 m² olduğu, dinlenen mahalli bilirkişiler, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, taşınmazın orman ve ziraat bilirkişi raporunda ... Gölü mutlak koruma alanında kaldığı, 6292 sayılı Orman Kadastro haritalarında ilgili tescil harici yerin orman dışı sarı alanda kaldığı, 29.07.1980 tarihli 1/50.000 ölçekli meri İstanbul Metropolitan Nazım İmar Alanında ve yürürlükte bulunan 15.06.2009 tarih onaylı 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında "orman alanında" kaldığı, davacı tarafından 1980 yılı öncesinde 20 yıl kullanıldığına dair hava fotoğraflarının ve tanık beyanlarının bulunmadığından 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesine dayanılarak zilyetlikle ve kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılacak yerlerden olmadığı ve ayrıca taşınmazın imar-ihya işlemlerinin tamamlanmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan fen bilirkişisi Savaş Bümen'in 30.09.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen taşınmazın davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre dava konusu bu yerin orman sayılmayan ziraat arazisi olduğunun sabit olduğunu, yine dosyada mevcut orman bilirkişisi ve harita bilirkişisi raporlarına göre de dava konusu yerin 1942 uçuş yılına ait hava fotoğrafında açıklık alanda olduğu ve tarımsal faaliyetin bulunduğunu, dolayısıyla müvekkilinin ve atalarının zilyetliğinin 1942 yılından önceye dayalı olduğunu, en son jeodezi ve fotogrametri mühendisi ... tarafından düzenlenen 10.01.2024 tarihli ek raporda da 1942, 1961, 1969, 19 75... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu yerin 1942 yılından itibaren ekim yapılmak suretiyle tarım amaçlı kullanıldığının belirtildiğini, dosyada mevcut, Çatalca ve Büyükşehir Belediye Başkanlıklarınca yazılan müzekkere cevaplarına göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin 27.03.2013 onay tarihli 1/5000 ölçekli ... ve ... Nazım İmar Planı'nda "... Gölü Stoklama Havzası Mutlak Mesafe Korumada Yapı Yasaklı Alan İçerisinde "Tarımsal Niteliği Korunacak Alan"da kaldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığının bildirildiğini, bu dosyaya ve aynı bölgedeki diğer arazilere ilişkin dosyalara gelen İSKİ Genel Müdürlüğü Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı yazısında dava konusu taşınmazın da yer aldığı ... Barajı çevresinin 13.03.1984 tarihinde havza ilan edildiği belirtilmiş ise de, havza ilan edilmiş olması müvekkillerin zirai faaliyette bulunmasına engel olmadığını, mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağını, dolayısıyla müvekkili yararına olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik ile kazanma koşullarının bahsi geçen 2013 yılından çok önce gerçekleştiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4788, K. 2026/4634, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4788-e-2026-4634-k-adf8d754fecd