Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2923 E. 2026/4725 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2923
Karar No
2026/4725
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/664 E., 2025/417 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/56 E., 2023/48 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucunda, 1 67... parsel sayılı 4.777,73 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar murisi ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Kocaeli ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 1 67... parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesi gereğince Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, zilyetlikle kazanılacak taşınmazlardan olmadığını ve zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, taşınmazın murisleri tarafından imar ihya edilerek 50-60 yıl tarım arazisi olarak kullanıldığını ve vefatından sonrada müvekkilleri tarafından malik sıfatıyla kullanılmaya devam edildiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın orman sayılmayan alanda kaldığı, imar ve ihyasının dava tarihinden en az 60 yıl öncesinde tamamlandığı ve tarla olarak kullanıldığı, davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarından taşınmazlarda tarımsal faaliyetin bulunduğu, hava fotoğraflarında taşınmazların kullanımın net olarak göründüğü, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden imar ihyanın tamamlandığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı ve adına tescil kararı verilenler yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu ve davalı lehine takdir edilen vekalet ücretlerinde isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazların imar durumunun belirtildiği kısımda, taşınmazların 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planlarında mutlak tarım alanlarında kaldığını, raporun sonuç bölümünün 7. maddesinde ise Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.12.2017 tarihli ve 754 sayılı kararı ile onaylı 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı kapsamında kaldığının belirtildiğini, bu kapsamda dava konusu taşınmaz tespit işleminin yapıldığı 2021 yılı itibariyle 3402 sayılı Kanun'un 17/2. fıkrası gereğince ihya ile iktisabının mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 18. maddesinde yer alan "…tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur." hükmü uyarınca Hazine adına tapuya tescilinin yapılması gerektiğini, yine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi kapsamında zilyetlik ile iktisap süresi ve şartlarının oluşmadığını, taşınmaz değerleri üzerinden davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliyesi Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı ve davalılar lehine zilyetlik ile iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2923, K. 2026/4725, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2923-e-2026-4725-k-fa1d4615f17b