Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4685 E. 2026/2726 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4685
Karar No
2026/2726
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/851 E., 2025/907 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/270 E., 2022/174 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. .....Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1 29... parsel sayılı 10.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla ve 10.212,57 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yüzölçümünün uygulama kadastrosu ile düştüğünü belirterek, uygulama kadastrosundaki hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; pasif dava ehliyetinin olmadığını, eksilmeye sebep veren komşu parsel maliklerine karşı davanın açılması gerektiğini, azalmanın hesaplama tekniği ile harita yapımından kaynaklandığını ve azalma miktarının yanılma sınırı dahilinde olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Dava konusu taşınmazın parsel sınırlarında herhangi bir değişikliğin olmadığı, meydana gelen durumun parselin sınırlarının

değişmesinden kaynaklanmadığı kullanılan teknolojik hesap yöntemi farklığından (planimetre aletinden) kaynaklandığının tespit edildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun 1992 yılında standart topoğrafik 1/5000 ölçekli haritalar kullanılarak yapıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesinde yer alan düzenlemeye göre, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen ve zemindeki sınırları gerçeğe uygunluk göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde yeniden kadastro yapılabilirse de bu hallerde mülkiyet ihtilafı çıkarılamaz ve çalışmalar sadece taşınmazların geometrik durumlarını belirlemek üzere teknik çalışmalarla sınırlı olup, yapılan denetime göre dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştığı, dava konusu taşınmazın planimetre aleti ile kadastro paftasından sınırları çevrilerek alanının 10.500,00 metrekare hesaplandığı, planimetrenin klasik anlamda mekanik bir alan ölçme aracı olması sebebi ile bu tip alan hesabı yapılan parsellerde artı ya da eksi yönde bir hatanın olabileceği, bu nedenle de taşınmazın alanı tesis kadastro paftasında 10.500,00 metrekare olarak hesaplanmış ise de 2018 tarihinde yapılan uygulama kadastro çalışmasında alanının hatasız olarak 10.212,57 metrekare hesaplandığı, yüzölçüm azalışının teknolojik yöntem farklılığından kaynaklandığı, paftaların birebir çakıştığı, yöntem farklılığı dışında tesis kadastro paftasında hata olmadığı, bu nedenlerle çekişme konusu taşınmaz ile ilgili yapılan uygulama kadastro çalışmasının kanun ve yönetmeliğe uygun yapıldığı" gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, hava fotoğraflarının değerlendirilmesi gerektiğini, keşifte mahalli bilirkişinin dinlenmesi gerektiğini ve bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4685, K. 2026/2726, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4685-e-2026-2726-k-396047d8021f