Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4596 E. 2026/2728 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4596
Karar No
2026/2728
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/761 E., 2025/828 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çarşamba Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/68 E., 2025/4 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 1 02... parsel sayılı 15.431,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 2004 yılından beri 1/4'er hisseyle ... oğlu ..., ..., ..., ...'in kullanımındadır, parsel üzerindeki kargir ev ... oğlu ...'e aittir" şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinde yanlış tespitin gördüğünü, ancak taşınmazın müvekkili ve abisi olan ... ...'in murisi ...'den intikal ettiğini, davalıların ... ...'in çocukları olup usulüne uygun taksim sözleşmesi olmamasına rağmen davalılar lehine zilyetlik tespiti yapıldığını, davalıların müvekkilinin yararlanmasına izin vermediğini, murisin taşınmazı vefatına kadar kullandığını, fındık, mısır mahsülü yetiştirdiğini, hayvancılık yaptığını, ailece yaşanan evin de mevcut olduğunu belirterek, tespitin iptalini miras hissesi oranında zilyetlik tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, husumet, görev ve yetki itirazlarının mevcut olduğunu, zamanaşımının geçtiğini, kadastro tespitinin yerinde olduğunu, Hazine'nin yasal hasım olup aleyhine vekalet ücreti, yargılama gideri hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan keşifte alınan beyanlar doğrultusunda; taşınmazın evvelde davacının babası, davalıların dedesi olan ...'in kullanımında olduğu, ...'in ölümüyle oğlu ...'ye geçtiği, ...'nin ölümüyle de şimdiki kullanıcılarına geçtiği, bu süreçte davacı ... kızı ...in gelin olarak köyden gittiği, taşınmazlardaki kullanımın kardeşi olan ... tarafından yapıldığının anlaşıldığı, gerek mahalli bilirkişilerin keşif anındaki beyanları gerekse davalı ...'ın keşif anındaki "taşınmaz dedemizden kalmıştır" beyanları doğrultusunda dava konusu taşınmazın kök muris ...'ten kaldığı noktasında tereddüt bulunmadığı, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 2015/19144 Esas, 2016/5209 Karar sayılı "... Her ne kadar 3402 sayılı Kanunun Ek-4. maddesi gereği tespit günü itibariyle fiili kullanıcının belirlenmesi esas ise de, zilyetliği muristen intikal eden elbirliği hükümlerine tabi taşınmazda, mirasçılardan biri tarafından sürdürülen zilyetliğin tereke adına olacağı göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmelidir ..." şeklindeki kararı göz önüne alındığında, davalıların taşınmazı tespit tarihi itibariyle kullandığının ispat etmesi durumunda dahi taşınmazın ortak miras bırakandan kalması durumunda tereke taksim edilmediği sürece mirasçılardan biri ya da birkaçı tarafından sürdürülen fiili kullanımın, tereke adına sürdürüldüğünün kabul edilmesi gerektiği, taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığı bu tür durumlarda, taşınmaz üzerindeki fiili kullanımın tereke adına mı olduğu yoksa miras paylaşımı neticesinde mi olduğu veya diğer mirasçıların haklarını fiili kullanıcıya devretmiş olmaları nedeniyle mi olduğu hususlarının belirlenmesi gerekmekte olup; bu konudaki ispat yükü taksimi iddia eden mirasçı üzerinde olduğu, söz konusu uyuşmazlıkta ise; kök murisin ölüm yılının üzerinden çok uzun yıllar geçmesine rağmen, tutanak tanığı ...'nın keşif anındaki, ...dan duyduğunu belirttiği, "halamın payını verip helallik almalıyız" iddiasının keşifte hazır bulunan... tarafından "halamın payını vermedik" diyerek tasdik edilmesi, taraflar arasında ara sıra taksime dayalı niza çıktığının göstergesi olarak kabul edilerek, davalıların taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin tereke adına olduğuna kanaat getirildiği, taşınmaz üzerindeki evin davalı ... tarafından yapıldığı, davacının bunu kabul ettiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine, dava konusu taşınmazın kullanım kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın önceki yüzölçümü ve vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine; "1-6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. 2-İş bu taşınmaz, müteveffa ... oğlu ... mirasçılarının kullanımındadır. İş bu taşınmaz üzerindeki kargir ev ... oğlu ...'e aittir." şerhinin düşülmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, istinaf edenlerin sıfatına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece yapılan keşifte dinlenen keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile davanın sübut bulmasına, davalı Hazine'nin tapu maliki olması nedeniyle eldeki davada kanuni hasım durumunda bulunmasına, kurulan hükümde davalı Hazine'ye ait tespite aykırı bir yön bulunmadığından ve ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 31/3. maddesi uyarınca Hazine vekili ve davacı lehine mahkemece takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde: 7.500,00 TL vekalet ücretinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde: Verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kadastro tespitinin doğru olduğunu, 1.000,00 TL vekalet ücretinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacı kararı adli yardım talepli temyiz ettiğinden ve adli yardım talebi kabul edildiğinden, alınması gereken 3.608,50 TL temyiz başvurma harcı ile 732,00 TL onama harcının temyiz edenden alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4596, K. 2026/2728, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4596-e-2026-2728-k-43a6d27b302d