Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4606 E. 2026/3175 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4606
- Karar No
- 2026/3175
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1232 E., 2025/1127 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/5 E., 2025/3 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Ankara ili Kırıkkale ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro sırasında, 637 parsel sayılı 1.372,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe vasfıyla Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/996 Esas sayılı dava dosyasında davalı olduğu belirtilerek malik hanesi boş bırakılarak tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın uzun yıllardır müvekkilinin malik sıfatıyla kullanımında olduğunu, müvekkilinin dedesi ve babası gerekirse kendisinin çok eskiden beri niza ve fasılaya uğramadan kullanımında olduğunu, bilindiği kadarıyla 1950'li yıllardan beri durumun öyle olduğunu, ağaç dikildiğini, ekilip biçildiğini, atalarının yaptığı çeşmenin de olduğunu belirterek, taşınmazın müvekkili adına tescil edilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, olağanüstü zamanaşımı yoluyla zilyetlik koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosunun 08.06.1973 tarihinde yapıldığı, bu kadastro çalışması sırasında taşınmazın ...'ın cedlerinden intikal ettiği ve ...'ında 25 yılı aşkın süredir taşınmazı zilyetliğinde bulundurduğu, ...'ın 27.06.1963 yılında öldüğü, ölümünden önce eklemeli zilyetlik ile birlikte taşınmazı zilyetlik yolu ile kazanma şartlarını taşıdığı, ancak ...'ın ölümünden sonra taşınmazı çocukları ... ve ...'ye bıraktığı, diğer mirasçılarından olan ...'ın Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesine dava açtığı, bu dava devam ettiği sırada 1970 yılında ilk kadastro tespitinin 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre yapıldığı ancak Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava nedeniyle maliki belirlenmeksizin sınırlandırılmasının yapılarak davalı olarak sınırlandırmasının yapıldığı, ancak tüm araştırmalara rağmen Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyası bulunamadığı, yine yapılan araştırmalarda ... ve mirasçılarının belgesizden taşınmaz kaydının olmadığı, her ne kadar ... davacı ve dava sırasında vefat eden ...'ın babasının ölümünden sonra kesintisiz olarak 20 yılı aşkın süredir taşınmazın kendi zilyetliği altında bulunduğunu ileri sürerek adına tescil edilmesini talep etmiş ise de davacıların murisi ...'ın ölümünden sonra taşınmazı kimlerin ne aralıkla kullandığı tam olarak tespit edilemediği, yine davacıların murisi ...'ın ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1970 ve öncesinde ve ölümünden önce 25 yılı aşkın süredir kullandığı ve bu zilyetliği nizasız fasılasız devam ettiği dolaysıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre olağanüstü zamanaşımı yolu ile mülkiyetini kazandığı ve adına tescil edilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın müteveffa ...'ın mirasçıları adına taşınmaz 80 pay kabul edilerek 20 payın ..., 20 payın ..., 5 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ..., 5 payın ..., 5 payın ..., 5 payın ... ve 5 payın ... adlarına tapuya tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; mahallinde yapılan keşif, uygulama ve dosyaya gelen tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğu, nitelik bakımından zilyetlikle kazanılmaya elverişli yerlerden olup, taşınmazın etrafının şahıslar adına tespit ve tescil edilen tarla vasfındaki taşınmazlarla çevrili olduğu, komşu 601 sayılı taşınmazın 23.06.1978 tarihinde hükmen ... mirasçıları olan ... ve paydaşları adına 1/4’er paylı olarak tapuya tescil edildiği, taşınmazın çevresinde mera ve orman niteliğinde kamu malının bulunmadığı, zilyetliğin çekişmesiz ve aralıksız ekonomik amacına uygun olarak 20 yılı aşkın süreyle tespit tarihine kadar sürdürüldüğü, taşınmaza ait dava dosyasının tüm aramalara rağmen bulunamadığı, keşifte alınan beyanlara göre dava konusu taşınmazın öncesinde muris ...’ın, ölümünden sonra ise mirasçıları tarafından kullanıldığının sabit olduğu, böylece davacı ve murisi yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde belirtilen şartların gerçekleştiği anlaşıldığı" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; usul ve kanuna aykırı, hatalı karar verildiğini, yeterince araştırma yapılmadığını, eksik inceleme yapıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda olağanüstü zamanaşımı yoluyla zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.