Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4601 E. 2026/3172 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4601
Karar No
2026/3172
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/229 E., 2025/670 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/146 E., 2024/359 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Amasya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 818 parsel sayılı 6.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 57... parsel numarasıyla ve 5.509,85 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 819 parsel sayılı 2.100,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 57... parsel numarasıyla ve 2.188,77 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerin kendilerine ait yerin davalılar adına kaydedildiğini öğrendiğini, müvekkillerinin murisi ... ile davalının kardeş olduğunu, babalarının sağlığında yerleri bölüştüğünü ve davalı parsel içinde de kalan yer ve dava konusu 17 parselin müvekkillerinin murisine kaldığını, sınırda ağaçların ve yolun belirleyici olduğunu, dava konusu edilen alanın davasız aralıksız müvekkilleri ve atalarının zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, dava konusu yerin müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dava konusu taşınmazların ilk tesis kadastrolarının 1983 yılında yapılarak kesinleştiği, yapılan keşif ile davacı tarafça her iki taşınmazın olması gerektiği iddia edilen fiili zemin sınırının tespit edilerek keşfe katılan fen bilirkişisi heyeti raporunda ve ekli haritalarında bu sınırın ve davacı tarafça kendilerine ait taşınmaz sınırında olması gerektiğini iddia ettikleri taşınmaz bölümünün gösterildiği, dosyaya kazandırılan fen bilirkişisi heyeti raporu ve fen bilirkişisi heyeti ek raporundan, dava konusu taşınmazların fiili durum üzerinde yapılan ölçümler ve ilk tesis kadastrosu sınırları ile 22/2-a yenileme sınırlarının üst üste çakıştırılarak yapılan inceleme ve hesaplamalar sonucunda; ilk tesis kadastro çalışmalarının 1983 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu kapsamında fotogrametrik paftanın bütünlenmesi yöntemiyle ile yapıldığı, dava konusu taşınmazların sınırlarında herhangi bir tersimat, ölçü, sınırlandırma ve hesaplama hatasına rastlanılmadığı, 1956, 19 67... tarihli hava fotoğraflarında, dava konusu taşınmazların yeşil renk ile gösterilen fiili zemin sınırlarının hava fotoğraflarındaki sınır izleri ile uyumsuz olduğu, sınır izlerinin ilk tesis kadastrosu teknik bilgi ve belgelerine göre oluşturulan turuncu renk ile gösterilen yenileme sınırları ile uyumlu olduğu, 20 06... tarihli hava fotoğraflarında, dava konusu taşınmazların yeşil renk ile gösterilen fiili zemin sınırlarının hava fotoğraflarındaki sınır izleri ile uyumlu olduğu, sınır izlerinin ilk tesis kadastrosu teknik bilgi ve belgelerine göre oluşturulan turuncu renk ile gösterilen yenileme sınırları ile uyumsuz olduğu, ilk tesis kadastrosunda belirlenerek yenileme çalışmalarında da aynen alınan turuncu renk ile gösterilen sınırın ilk tapulama çalışmalarından sonra farklılık gösterdiği, 2015 tarihinde yapılan 22/2-a yenileme çalışmalarının, dava konusu taşınmazların ortak sınırının ilk tesis kadastro teknik bilgi ve belgeleri aynen alınarak yapıldığını ve yenileme çalışmalarında herhangi bir ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplama hatasına rastlanılmadığını, yenileme çalışmalarının usulünce mevzuatına uygun olarak yapıldığı ve yapılan 22/2-a yenileme çalışmalarının doğru olduğu, dolayısıyla ilk tesis kadastro çalışmaları öncesinde var olmayan yeşil renk ile gösterilen sınırın ilk tesis kadastro çalışmaları (1983 tarihi) sonrasında oluşmuş olabileceğinin değerlendirildiği, davaya konu olmayan 1 57... ve 18 sayılı parsellerin ortak sınırında ilk tesis kadastro çalışmalarında ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığını, yenileme çalışmalarında bu hatanın tespit edilerek bu sınırın sabit sınır alınarak düzeltildiğinin belirlendiğini, 1967, 1972, 20 06... tarihli hava fotoğraflarındaki sınır izlerinin 1 57... ve 18 sayılı parsellerin yenileme sonucu oluşan ortak sınırı ile uyumlu olduğunu, fakat 1956 tarihli hava fotoğrafında ise 1 57... ve 18 sayılı parsellerin ortak sınırında herhangi bir sınır izine rastlanılmadığının belirlendiğini, dava konusu 1 57... sayılı parselin ilk tesis kadastro çalışmalarında yüzölçümünün 6.000,00 m² olarak, yenileme çalışmalarında ise yüzölçümü 5.509,85 m² olarak hesaplandığını, 1 57... ve 18 parsel sayılı taşınmazların ortak sınırında 2015 tarihinde yenileme çalışmalarında yapılan sınır düzeltmesinden dolayı 1 57... sayılı parselin yenileme çalışmalarında hesaplanan yüzölçümünde tecvizi aşan yüzölçümü farklılığının oluştuğunun tespit edildiği, tespitleri nazara alındığında, yapılan uygulamanın kanuna ve Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, taşınmazda fiili kullanım sonucu ortaya çıkan yeni oluşum, bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olup, yenileme paftalarında nazara alınmayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

III. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporları ile tesis kadastrosu öncesinde ve buna en yakın hava fotoğrafları ile güncel ortofoto ve uydu görüntülerinin incelendiği, harita bilirkişisi raporunda tespiti yapıldığı gibi ilk tesis kadastrosunda hata bulunmadığı, davacının iddia ettiği sınırın hava fotoğraflarının incelenmesinde rastlanılmadığı, 22/2-a sonrası tespit edilen sınırın hava fotoğraflarıyla uyumlu olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde tapu iptali tescil talebine yönelikte talepleri olduğuna dair beyanı var ise de; taşınmazların tesis kadastrosunun 1983 yılında yapıldığı ve buna yönelik talep için hak düşürücü sürenin de geçtiği" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu yönünden hatalı ve eksik değerlendirme mevcut olduğunu, tanık anlatımlarıyla da dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıların yaklaşık 60 seneyi aşkın süredir aralıksız nizasız davasız müvekkillerinin kullanımında olduğunun ispatlandığını, dava konusu taşınmaz da müvekkillerinin ve atalarının zilyetliğinde olduğunu, dava konusunun tapu iptal ve tescil davası olduğunu, birden fazla talep ileri sürüldüğünü, sadece ölçümde hata olup olmadığı yönünde inceleme araştırma yapıldığını, fiili sınırın keşif sırasında da mevcut olduğunu, bilirkişilerce de tespit edildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4601, K. 2026/3172, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4601-e-2026-3172-k-82297257fcf2