Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4597 E. 2026/3173 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4597
- Karar No
- 2026/3173
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1596 E., 2025/161 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sinop Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/4 E., 2024/3 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşları vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Sinop ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 1 12... parsel sayılı 3.436,42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 31.12.2011 tarihinden önce olmak suretiyle 1990 yılından beri müştereken 1/7'şer hisse ile ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'in kullanımındadır" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2.Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 2/B ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını, taşınmazın evvelden beri ... ve ...'in kullanımında olduğunu, ... ve ...'in kardeş olduğunu, kadastro tespitinde yanlış beyanla sadece ...'in mirasçıları olan davalıların hak sahibi olarak gösterildiğini, muris ...'ın da kendisinin eski eşi olduğunu ve ... adında müşterek çocuklarının olduğunu belirterek, zilyetlik şerhinin iptali ile muris ...'in hak sahipliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, dosya taraflarının kök muris ... ve ...'ın mirasçıları olduğunu, davacının, ...'ın eski eşi olup ...'ın eş vefat ettikten sonra davalılardan ... ile evlendiğini dolayısıyla ...'in buradan kendisine düşen payı aldığını, taşınmazın 1982 yılında orman vasfını yitirdiğini, muris ...'ın 1977 yılında vefat ettiğini ve dolayısıyla o dönemde sağ olmayan birisinin kullanımının olamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; müvekkili idarenin taraf sıfatı olmadığını, husumetten reddinin gerektiğini, zamanaşımının geçtiğini, kullanıma uygun tespitin yapıldığını ve davacının nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetliğinin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "Mahkemece yapılan yargılama neticesinde dava konusu taşınmazların kullanıcısını/kullanıcılarını belirlemek maksadıyla alınan tüm beyan ve deliller bir bütün olarak birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın evvelinde tarafların ortak kök murisi ...'in kullanımında olduğu, muris ...'in vefatına kadar dava konusu parseli herhangi bir mirasçısı lehine satış, hibe veya taksim gibi herhangi bir tasarruf işleminde bulunmaksızın zirai amaçlı işlediği, muris ...'in mahkemece düzenlenerek dosya arasına kazandırılan veraset ilamından da anlaşılacağı üzere 1962 yılında vefat ettiği ve ... ve ... adında iki mirasçısı olduğu, bunlardan ...'in babasından sonra 1976 yılında vefat ederek, geriye mirasçı olarak eşi davacı ... ile kızı ...'ı bıraktığı, kök muris ...'in vefatından sonra da mirasçılar arasında herhangi bir tereke taksimi yapılmadığı, dava konusu taşınmazın kullanımının yasal mirasçılardan davalı ... tarafından kadastro tespit tarihine dek sürdürüldüğü, bu şekilde davalı ... tarafından dava konusu parsel üzerinde sürdürülen fiili kullanımın ortak kök muris ...'in tüm mirasçıları adına yapıldığının kabulünün gerektiği, zira konuya ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.04.2016 günlü ve 2016/1149 Esas ve 2016/4936 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; el birliği mülkiyetinin söz konusu olduğu durumlarda mirasçılardan biri tarafından kullanılan terekeye dahil taşınmazın kullanımının tüm mirasçılar adına olduğunun kabul edilmesi gerektiği, aksinin kabul edilebilmesi için davalıların tüm mirasçılarının katılımı ve ortak kabulü ile mirasın taksim edildiğini ispat etmesi gerektiği, ne var ki davalılar tarafından buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gibi böyle bir iddiada da bulunulmadığı, hülasa dava konusu taşınmazda ortak kök muris ...'in tüm mirasçılarının hak sahibi olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmaz 1792 pay kabul edilerek beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Bu parsel 1962 yılından beri müştereken ... (168 pay), ... (504 pay), ... (160 pay), ... (160 pay), ... (160 pay), ... (160 pay), ... (160 pay), ... (40 pay), ... (30 pay), ... (30 pay), ... (30 pay), ... (30 pay), ... (40 pay), ... (30 pay), ... (30 pay), ... (30 pay), ... (15 pay) ve ... (15 pay) tarafından kullanılmaktadır" şerhinin düşülmesine, bu şekliyle parselin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesi gereğince Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve arkadaşları vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, istinaf edenlerin sıfatına, kurulan hükümde davalı Hazine'ye ait tespite aykırı bir yön bulunmamasına, yapılan keşif ve uygulama sonucunda dava konusu taşınmazların evveliyatında tarafların ortak murisi ...'in kullanımında olduğu ve murisin vefatı üzerine taşınmazın ... tarafından kullanıldığı ve istinaf isteminde bulunan ..., ... ve ... tarafından taşınmazın kullanılmadığının anlaşılmasına, tereke paylaşılmadığı sürece mirasçılardan bir ya da birkaçı tarafından sürdürülen fiili kullanımın tereke adına sürdürülmüş sayılacağı" gerekçesiyle davalılar ... ve arkadaşları vekili ile Hazine vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın öncesinde ... ve ...'in kullanımında olduğunun gerçeği yansıtmadığını, davacının ...'ın eski eşi olup ...'ın eşi vefat ettikten sonra davalılardan ... ile evlendiğini, dolayısıyla ...'in buradan kendisine düşen payını aldığını, taşınmazın 1982 yılında orman vasfını yitirdiğini, muris ...'ın 1977 yılında vefat ettiğini, dolayısıyla o dönemde sağ olmayan birisinin kullanımının olamayacağını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kayıtların kanuna ve kullanıma uygun olduğunu ve davacının nizasız fasılasız malik sıfatıyla zilyetliği söz konusu olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve arkadaşları vekili ve Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.