Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1771 E. 2026/3184 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1771
Karar No
2026/3184
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/491 E., 2025/163 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/180 E., 2021/175 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... (...) vekili ve Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (...) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin hükmü istinaf etmediğinden dolayı Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmayan davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; tapuda fındık bahçesi vasfıyla davalı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan Düzce ili ... ilçesi ... 1 26... parsel sayılı taşınmazın kısmen kesinleşen orman kadastrosu çalışmalarında orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın yaklaşık 198,09 m²lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili İdare sorumluluğu altında 524,41 m²lik pilon yeri ve 2.798,79 m²lik irtifak hakkı mevcut olduğunu, kamulaştırma işlemlerinin devam ettiğini, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete tabi bulunduğunu, orman tahdit sınırları içinde kaldığına ilişkin müvekkili kuruma herhangi bir bildirim yapılmadığını, bu nedenle tahdidin kesinleşmeyeceğini, davanın müvekkili kuruma yöneltilmesinin de kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının kabul edilemeyeceğini, özel mülkiyete konu olan bir taşınmazın müvekkili kurum tarafından kamulaştırıldıktan ve direk yeri olarak mülkiyet hakkının tapuya tescilinden sonra orman tahdit alanı dışında da kalmasına rağmen sadece üzerinde orman örtüsü bulunduğu gibi gerçek dışı bir iddia ile dava açılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davanın öncelikle usulden, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. 3. Davalı ... cevabında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1982 yılında orman kadastro çalışmalarının yapılarak kesinleştiği, dava konusu taşınmaz bölümünün ... Devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, 2019 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması çalışmalarında da orman sınırları dışına çıkartılmadığı, devlet ormanlarının zamanaşımı veya başka bir yolla özel mülkiyete konu edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın kabulüne ve Düzce ili ... ilçesi ... köyü 1 26... parsel sayılı taşınmazın 26.02.2021 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 198,09 m²lik kısmının ifraz edilerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile her türlü takyidattan ari olarak orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildikten sonra, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından kararın istinaf edilmesi üzerine 31.01.2023 tarihli ek kararla, "hükmün kesin olduğu, kesin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 31.01.2023 tarihli ek kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "28.07.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek-6 maddesi uyarınca ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra, esas yönden yapılan inceleme sonucunda, uzman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, taşınmazın dava konusu edilen 198,09 m²lik kısmının kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu, beyanlar hanesinde davalı lehine kamulaştırma şerhi bulunduğu ve dosyanın tarafı olduğu, buna göre verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuruları hakkında bir karar verilmediğini, ... Genel Müdürlüğünce istinaf başvurusunda bulunulmamış olmasına rağmen bu davalı yönünden karar verildiğini, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan enerji nakil hattının davalı ... Müdürlüğüne ait olduğunu, müvekkili kurum ile ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkili kurum yönünden davanın husumet nedeniyle reddi ile kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine ve yapılan yargılama giderlerinin iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmaz bölümünün kesinleşen orman tahdidi içinde kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Davalı ... vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Diğer bir ifadeyle, istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davalı ..., İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere; davalı ..., İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da katılma yoluyla temyiz hakkı bulunmamaktadır. Aksi düşüncede istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf kanun yolunu atlayarak temyiz etme hakkı tanınmış olur ki, bu durum 6100 sayılı HMK ile hayata geçirilen üç kademeli yargılama sistemini iki kademeli yargılama sistemine dönüştürür ve istinafın devre dışı bırakılmasına yol açar. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı ... vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamında yapılan incelemede; dava konusu taşınmaza ait dosya içerisinde bulunan tapu kaydının şerhler hanesinde 12.12.2014 tarihli ve 3803 yevmiye numarası ile ... lehine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 31/b maddesi uyarınca irtifak hakkına yönelik şerh konulduğu, her ne kadar daha sonra alınan tapu kaydında şerhin ...'a ait olduğu yönünde düzeltme yapıldığı görülmüş ise de, her dava açıldığı tarihteki hukuki ve maddi olgulara göre değerlendirilecek olduğundan ve dava tarihi itibarıyla mevcut tapu kaydında ... lehine şerh bulunduğundan, davacı ... İdaresinin davasını ...'a yöneltmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf edilmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçe ve hüküm kısmında ... yazılmasının maddi hatadan kaynaklandığı anlaşılmakla, bu husus eleştirilmekle yetinilmiş ve bozma konusu yapılmamıştır. Buna göre, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Müdürlüğüne iadesine, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalı ...' ... alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1771, K. 2026/3184, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1771-e-2026-3184-k-afa1fbe438b1